T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/494
KARAR NO : 2025/482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/03/2025
NUMARASI : .......... Esas (DERDEST)
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Limited şirket kâr payının tespiti ve tahsili
TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir
DAVA ve TALEP TARİHİ : 25/11/2024
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/05/2025
Taraflar arasındaki yargılamada davacının ihtiyati tedbir talebi ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen ara karara karşı talepte bulunan davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A) TALEP:
Davacı vekili 25/11/2024 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; davalıların şahıs yetkilerini şirketin kuruluşundan beri mütemadiyen kötüye kullandıklarını gerek gerçek şahıslar nezdinde gerekse vergi dairesi nezdinde şirketi sürekli borçlandırdıklarını ve bugüne dek sadece vergi dairesine şirketin malvarlığının çok üzerinde bir borç biriktirdiğini, davalı şirketin ortağı olan ve ticari faaliyetlerin yürütülmesinde pay sahibi olan davacının uzun süredir şirket yönetiminden dışlanmakta olduğunu, .......... Ticaret Mahkemesinin ......... Esas sayılı dosyasında dava açmak zorunda olduklarını, anılan bu davanın hâlen derdest olduğunu, müvekkilinin, davalılar tarafından şirkete ait işletmeye alınmamaya devam etmekte olduğunu, müvekkilin ortaklıktan doğan alacağının davalılar tarafından çeşitli davranışlarla gizlenmekte olduğunu, bu hususun tanık anlatımları ile de açıkça ortaya konulacağını, şirkete kayyum atanması durumunda şirketin gerçek geliriin nortaya konulacağını, davalı şirketin yöneticileri tarafından, şirketin mali tablolarında gerçek dışı beyanlarda bulunulduğunu, şirketin kâr etmiş olmasına rağmen zararda gösterildiğini ve bu durumun müvekkilinin kâr payı hakkını gasp etmek amacıyla yapıldığı yönünde güçlü şüpheleri bulunduğunu, şirket kayıtlarının denetimi sağlanmadan müvekkilinin ortaklık haklarının korunmasının mümkün olmadığı gibi müvekkili davacının gerçek kar payının belirlenmesinin de mümkün olmayacağını, şirketin mali durumunun net olarak belirlenememesi nedeniyle belirsiz alacak davası açma zarureti doğduğunu, talep edilen alacak miktarı, yapılacak olan bilirkişi incelemesi ve kayyum atanması sonucunda kesinleşeceğini, şirket yönetiminde ciddi usulsüzlüklerin mevcut olması, genel kurul toplantılarının
yapılmaması ve mali tabloların gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesi nedenleriyle, şirketin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam edebilmesi ve müvekkilimin haklarının korunabilmesi adına kayyum atanmasını talep ettiklerini ileri sürerek, Belirsiz alacak davası olmak üzre (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak şartıyla şimdilik 10.000 TL) davalarının kabulüne, Şirketin mali durumunun ve kâr payı hesaplarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına, Şirketin mali ve idari yönetiminde şeffaflığın sağlanması için mahkemece uygun görülecek bir kayyum atanmasına (yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle öncelikle şirketin içinin daha fazla boşaltılmasını önlemek amacıyla tedbiren şirkete öncelikle yönetim/olmazsa denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B) İNCELEME KONUSU İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI:
.......... Asliye Tİcaret Mahkemesinin, davacı asil ve vekili ile davalılar vekilinin katıldığı 11/03/2025 tarihli ön inceleme duruşmasının 6 nolu ara kararı ile; "Davacılar vekilinin kayyum talebine ilişkin talebinin reddine, bu hususta ara karar tesisine, (işbu ara karara ilişkin ......... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere)" karar verilmiş, buna uygun olarak hazırlanan
12/03/2025 tarih ve ............. Esas sayılı gerekçeli ara kararı ile;
"Dava, kar payı alacağına ilişkindir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile, ihtiyati tedbirin şartları ise 389 maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği
belirtilmiştir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir.
Kayyım, TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.
TMK'nun 427/4: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, şeklinde düzenlenmiştir. Madde içeriklerinden anlaşılacağı üzere anonim ve limited şirketlerde yönetim kayyımı atanmasının temel dayanak maddesi TMK 427/4. maddesidir. Zira şirketin bir tüzel kişi olarak ticari hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olmakta, bu organların görev yapamaz hale gelmesi halinde ise TK 427/4 maddesi uyarınca yönetim ve temsil kayyımı atanması yoluna gidilmelidir.
Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı şirkete yönetim/denetim kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı ve denetim kayyımı yönünden de yaklaşık ispatın gerçekleşmediği ve de yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği ve davanın kar payı alacağına ilişkin olduğu hususları dikkate alındığında davacı vekilinin kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ve de dosyanın bilirkişiye tevdi ile yerinde inceleme yetkisi verilmesine dair karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile; "Davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyımı, yönetim kayyımı olmaz ise denetim kayyımı atanması talebinin reddine" karar verilmiştir.
C) İSTİNAF NEDENLERİ:
Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinafında; Mahkemenin kayyım atanması yönündeki tedbir taleplerini haksız ve eksik değerlendirme ile reddettiğini, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu ve 2019 yılından bu yana genel kurul toplantılarının yapılmaması, kar payı dağıtılmaması ve şirket yönetimine katılımının engellenmesi gibi nedenlerle hak kaybına uğramakta olduğunu, şirketin diğer ortaklarının, müvekkilimizin şirkete ait işletmeye girişini haksız bir şekilde yasakladıklarını, kamera ve hesap şifrelerini değiştirdiklerini ve böylelikle müvekkilinin şirketin yönetimine katılmasını engellediklerini, bu hâlin, TTK'nin 636. md ve TMK'nin 427/4. Md kapsamında kayyım atanmasını gerektirdiğini, ancak, yerel mahkeme, müvekkili davacının hak kaybına uğradığını açıkça gösteren bu unsurlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile kayyım taleplerinin reddedildiğini, şirket yönetiminin tamamen diğer ortaklar tarafından ele geçirilmiş olduğunu ve müvekkili davacının şirket yönetimine erişiminin fiilen engellendiğini, bu durumun, şirketin sağlıklı yönetilmesini imkânsız hâle
getirdiğini, kayyım atanmasını zorunlu olduğunu, şirketin hesaplarının müvekkili davacıdan gizlenmesi, şirketin mali durumunun hukuka aykırı şekilde kontrol edilmesi ve ortaklık haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğurduğunu, bu durum TBK'nin 531 vd. İle TTK'nin 152. Vd maddeleri kapsamında incelendiğinde, şirket içi hukuksuzluğu ortada olduğunu, ayrıca, şirketin mevcut durumunun tespiti ve müvekkilin zarara uğramasının engellenmesi açısından bir yönetim kayyımı atanmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak, mahkeme tüm bu unsurları göz ardı ederek kayyım taleplerini reddettiğini, müvekkili davacının şirket yönetimine katılımının haksız şekilde engellenmesi nedeniyle ......... Asliye Ticaret Mahkemesinde ..........Esas sayılı ortaklıktan ayrılma davasını açtığını, şirket içindeki yönetim sorunlarını ve ortaklar arasındaki ihtilafı açıkça ortaya koyan anılan dava dosyasının da mahkemece incelenmesi gerektiğini, ortaklıktan ayrılma davası ile işbu kayyım talepli davanın aynı maddi vakalara dayandığını, şirket yönetiminin hukuka aykırı
şekilde işletildiği ve müvekkilin şirketten dışlandığını ortaya koyduğu dikkate alındığında, ......... Esas sayılı dosyanın istinaf incelemesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kayyım atanmasının reddine dair inceleme konusu ara kararın kararının kaldırılmasını, şirket yönetimine kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
D) DELİLLER:
....... Asliye Ticaret Mahkemesinin ......... Esas sayılı dosyası kapsamı.
E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, davacının davalı limited şirketteki kâr payının tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, davacı davalı şirketin faaliyetlerine sağlıkla devam edebilmesi ve şirketteki haklarını korunması adına şirkete yönetim olmazsa denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
Mahkemece; 'Davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyımı olmaz ise denetim kayyımı atanması yönündeki tedbir talebinin reddine' karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; gerekçeli karar başlığında; tarafların T.C. Kimlik numaraları/vergi numaralarının yazılmaması, taraf vekillerinin adreslerinin, davalı ......... .......... Ticaret Limited Şirketinin adresinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir.
Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usûle yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı ve HMK'nin 394/5. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında verilen karar karşı kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.
HMK'nin "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana
gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
HMK'nin ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Talepte bulunanın iddiaları, dosya kapsamı ve sunulan deliller az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ele alındığında; aleyhine tedbir talep edilenin, talepte bulunan yanca iddia edilen eylemlerinin varlığının yargılamayı gerektirdiği, kayyum ataması talep edilen şirkette organ boşluğunun da bulunmadığı bu aşamada ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, bu itibarla ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararda usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanısına ulaşan Dairemiz, talepte bulunan vekilinin istinaf itirazlarını yerinde görmemiştir.
Hâl böyle olunca, talepte bulunan vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-) İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin inceleme konusu ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-) İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-) Dairemiz kararın taraflara ilk derece mahkemesince tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!