T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/548 - 2025/996
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/548
KARAR NO : 2025/996
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :12/02/2025 tarihli ara karar
NUMARASI :2025/52 Esas (derdest dosya)
DAVACI :KİBAR HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ - Levazım Mah. Vadi Cad. Zorlu Center No:2 İç Kapı No:535 (Ofisler Bölgesi K:T4) Beşiktaş/İSTANBUL
VEKİLİ :Av...
DAVALI :POSCO ASSAN TST ÇELİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - Atatürk OSB Mah. 1. Cad. No: 4/1 İzmit/KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVA TÜRÜ :Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
DAVA TARİHİ :27/01/2025
TALEP :İhityati tedbir
TALEP TARİHİ :27/01/2025
KARAR TARİHİ :26/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :02/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2023 faaliyet yılına ilişkin 25/10/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında oy çokluğuyla alınmış 3, 4, 5 ve 13 nolu hukuka aykırı kararların geçersizliklerinin tespitinin gerektiğini, davalı şirkette azınlık pay sahibi konumundaki müvekkili Kibar Holding A.Ş'nin pay sahiplerinden kaynaklanan haklarının kötü niyetli çoğunluk pay sahiplerine karşı korumasının hedeflendiğini, yönetim kurulu faaliyet raporu kanuna ve faaliyet raporu yönetmeliğine aykırı şekilde hazırlandığını, faaliyet raporunun yönetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından imzalanmadığından bu raporun geçersiz olduğunu, bağlılık raporunun faaliyet raporuna yansıtılan sonuç kısmı da eksik olduğunu, davalı şirketle hakim şirket niteliğindeki Posco Holding'e bağlı (Posco Grubu Şirketleri) arasındaki tedarik hurda satımı ve ihracat ilişkileri hakkında hiç bilgi verilmediğini, faaliyet raporu hakkında TTK'nın 409. maddesi hilafına gerekli müzakere yapılmadığını, davacı şirketin sorularına cevap verilmediğini ve bilgi alma hakkının gereği yerine getirilmediğini, bu sebeple davacı şirketin muhalefeti hiçe sayılarak oy çokluğuyla alınmış 3 nolu genel kurul karının butlanla malul olduğunun tespiti ya da iptal edilmesi gerektiğini, davalı şirketin 2023 yılı bağımsız denetim raporu kanuna ve denetim standartlarına aykırı şekilde hazırlandığını, bu husus genel kurul toplantısında bağımsız denetçiye yöneltilen sorularla ve bunlarla cevap verilmemesiyle açık bir şekilde kanıtlandığını, bu sebeple davacı şirketin muhalefetinin hiçe sayılarak oy çokluğuyla alınmış 4 nolu genel kurul kararının butlanla malul olduğunun tespiti ya da iptal edilmesi gerektiğini, TTK'nın 515. maddesine aykırı şekilde hazırlanmış davalı şirketin gerçek finansal durumunu ve Posco Şirketler topluluğundaki bağlı şirketlerle arasındaki borç ilişkilerini doğru yansıtılmayan hukuka aykırı düzenlenmiş faaliyet raporu baz alınarak hazırlanmış 2023 yılı finansal tabloların tasdikine ilişkin 5 nolu genel kurul kararının iptalinin gerektiğini, davalı şirketin Posco Şirketler topluluğu kapsamındaki grup şirketlerle olan ilişkilerine ve faaliyetlerine 2023 faaliyet raporunda yer vermemiş hakim şirketin maddi çıkarlarını davalı şirketin menfaatlerinin önüne kyan yönetim kurulu hakkında TTK'nın 395 ve 396'daki yasaların kaldırılmış olmasının açıkça hukuka aykırı olduğundan 13 nolu genel kurul kararının iptali gerektiğini belirterek TTK'nın 449. maddesi gereğinca 3,4,5 ve 13 nolu kararların ayrı ayrı veya hep birlikte tedbiren yürütmenin gerik bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Yürütülmenin geri bırakılması talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararı verilirken tarafların çıkar dengesi gözeltilerek karar verilmesi gerektiğini, yüksek yargı içtihatları uyarınca ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yönetim kurulunun yürütmenin geri bırakılması talepleri hakkında görüş dahi bildirmediği gözetilerek TTK'nın 449. maddesi gereğince kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin tesis ettiği ara kararda tarafların çıkar dengesi gözetilmiş olup, davacının yürütmenin geri bırakılması kararı verilmemesi halinde gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin herhangi bir somut gerekçe belirtmediğini, özel denetçi atanmasına ilişkin mahkeme kararının yürütmenin geri bırakılmasının sebebi olarak ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, herhangi bir hukuka aykırılık talebinin öne sürülebilmesi için öncelikle atanan denetçilerce hazırlanacak olan özel denetim raporunun beklenmesi gerektiğini, 3, 4 ve 5 numaralı genel kurul kararlarının konu ve mahiyetleri göz önünde bulundurulduğunda, bu kararların yürütmelerinin durdurulmasının pratikte bir sonuç doğurmayacağı ve bu kararların yürürlüğünün telafisi imkansız nitelikte zararlara yol açmalarının mümkün olmadığını, davacının da bu kararların yürütmelerinin durdurulması noktasında bir hukuki menfaati olmayacağının aşikar olduğunu, 13 numaralı genel kurul kararının yürütmesinin durdurulabilmesi bakımından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceğini, yönetim kurulu üyelerinin, davacının, yürütmenin geri bırakılması talebine işkin. görüşünün alınmamış olmasının yürütmenin geri bırakılma sebebi teşkil etmediğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2025 tarih, 2025/52 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Genel Kurul Kararının İptali istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle 25/10/2024 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 13 nolu kararların iptalini istendiği ve yargılama devam ederken bu kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir talep edildiği, ilk derece mahkemesince 6102 sayılı TTK'nın 449. Maddesi uyarıca şirket müdürünün beyanının alınması için şirket müdürüne davetiye tebliğ edildiği ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 445. maddesine göre; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler."
6102 sayılı TTK'nın 449 - (1) maddesine göre; Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta; iptali istenen genel kurulun 3 nolu kararı ile faaliyet raporlarının, 4 nolu kararla denetim kurulu raporunun, 5 nolu kararla finansal tabloların onaylanmasına karar verildiği, 13 nolu kararla da yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı TTK'nın 395-396. Maddelerindeki izinlerin verildiği görülmektedir.
Davacı vekili, faaliyet raporunun Faaliyet Raporu Yönetmeliği'nin 16. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin tamamının imzalaması gerekirken tamamının imzalamamasını ve davalı şirketin, hakim şirket olarak gösterilen ve şirket ortağı olan Posco Holding Inc. Şirketinden faaliyet yılı içerisinde 10.421.254.00 TL alım yapması, şirketin faaliyet dönemi içerisinde zarar etmesi, şirketin yaptığı bu alımın piyasaya göre pahalı ve satışların da piyasaya göre ucuz olup olmadığı hususunda denetim raporunda yeterli açıklama olmamasını, denetim kurulu raporunun bu hususlara cevap vermemesini ve finansal tabloların da bu eksikliklere rağmen onaylanmasını her üç gündem maddesi yönünden iptal nedeni olarak ileri sürmüştür.
Gündemin 3, 4 ve 5 nolu kararlarının davacı şirketin muhalefet oyuna karşılık oy çokluğu ile alındığı, 6102 sayılı TTK'nın 418/2 maddesinde belirlenen karar nisabının aşıldığı, böylelikle karar nisabı yönünden yaklaşık ispatın olmadığı görülmektedir.
Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 16. Maddesi; "(1) Yıllık faaliyet raporu ilgili olduğu hesap döneminin bitimini izleyen iki ay içinde hazırlanır. Şirketin yönetim organı başkanı ve üyeleri tarafından imzalanarak onaylanır. Yönetim organı üyelerinden herhangi birinin yıllık faaliyet raporunda yer alan bilgilerle ilgili farklı görüşte olması halinde, itiraz ettiği hususlar gerekçeleri ile birlikte yıllık faaliyet raporunda belirtilir." şeklindedir.
6102 sayılı TTK'nın 390. Maddesi ise;
"(1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması halinde de uygulanır.
(2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar." şeklindedir.
Bu hükümlere göre, faaliyet raporunu hazırlamak ve genel kurulun onayına sunmak yönetim kurulun yetkisinde olduğundan bir yönetim kurulu işlemidir. Yönetmelik hükmünde faaliyet raporunun "şirketin yönetim organı başkanı ve üyeleri tarafından imzalanarak onaylanacağı" yazılı olmakla birlikte bu durumun bir geçerlilik koşulu olduğuna dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer yandan "yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanacağı ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağı" (m.390/1) hüküm altına alındığında ve davacıların faaliyet raporuna muhalefetlerini yazdırmadığı (Yönetmelik m.16/1-son cümle) dikkate alındığında faaliyet raporu, denetim raporu ve finansal tabloların onaylanmasının yürütülmesinin geri bırakılması için bu aşamada şekil bakımından yaklaşık ispatın oluşmadığı anlaşılmıştır.
Bu üç gündem maddesi yönünden diğer iptal ve yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin iddialar yönünden dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin maddelerin içeriği hakkında yaklaşık ispata elverişli olmadığından bu gündem maddelerine ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Gündemin 13. Maddesi yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
6102 sayılı TTK'nın 395. maddesi yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağını, 396. maddesi de rekabet yasağını düzenlemektedir.
Genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; toplantıya tüm paylatın katıldığı, gündemin 13. maddesindeki kararın davacının muhalefeti ile oy çokluğu ile alındığı ve kararda tüm yönetim kurulu üyelerine izinlerin verildiği görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 436. Maddesindeki oydan yoksunluk hükümleri ile 418. maddesindeki karar nisapları dikkate alındığında, kararın yürütülmesinin geri bırakılması için şeklen yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, içerik yönünden de davacı şirkette pay sahibi olup davalı şirket yönetim kurulu üyesi seçilen pay sahiplerine de aynı izinlerin verildiği görülmekle yaklaşık ispatın oluşmadığı anlaşıldığından bu gündem maddesine ilişkin istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!