T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/546 - 2025/867
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/546
KARAR NO : 2025/867
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :23/01/2025 (ara karar)
NUMARASI :2024/601 Esas (derdest dosya)
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN/DAVACI :...
VEKİLİ :Av...
İHTİYATİ TEDBİRE
İTİRAZ EDEN/DAVALI :ES ENDÜSTRİYEL YAPI MALZEMELERİ VE İNŞAAT TURİZM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - İstasyon Mah. Efe Sadık Cad. No: 4 İç Kapı No: 5 Kartepe/ KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVA :Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
TALEP :İhtiyati Tedbire İtiraz
KARAR TARİHİ :07/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :29/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı/ihtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; 28/08/2024 tarihinde gerçekleştirilmiş olan genel kurulda gündemin 5. maddesi şirket müdürü seçimi ve görev süresinin belirlenmesi olduğunu, söz konusu gündem maddesi kapsamında şirket müdürü ...'ın şirket müdürlüğünden istifa ederken ayrılması sebebiyle müdürlük makamının boşalması sebebiyle ...'in seçilmesine karar verildiğini, anılan kararın geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini, gündemin 6. maddesi şirket müdürüne huzur hakkı ödenmesi miktarının tespit edilmesine yönelik olduğu, şirket müdürüne 400.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiğini, müdürlerinin kendilerinin ya da TTK 436 da yer alan yakınlarının mali haklarının görüşüldüğü bir genel kurul toplantısında kullanılan oyun kişisel nitelikte bir işleme ilişkin olduğunun açıkça ifade edilebileceğini, pay sahipliği sıfatına bağlı bir menfaat karşısındaki özel menfaat olduğunu, müdür de kendisinin ya da hükümde anılan yakınlarının mali haklarının oylandığı bir genel kurulda pay sahipliği sıfatıyla ilgili değil özel menfaatlere ilişkin oy kullandığını, müdür olan ...'in ve müdürün eski eşi olan ...'ın oy kullanmaması gerektiğini, bu durumda oy kullanılmaması sebebiyle karar nisabı sağlanamadığından kararın yokluğunun gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise TTK'da açıkça düzenlenmiş bir konu olmamakla birlikte çoğunlukla sermayenin korunması ilkesine veya dürüstlük kuralına aykırılık iddiasıyla uyuşmazlıklara konu olabildiğini, örtülü kazanç aktarımının bir görünümü olan müdürlerin mali hakları yoluyla ortaklık malvarlığının ilişkili kişilere aktarım teşkil edip etmediğine ilişkin değerlendirme sermayesinin korunması ilkesinin ve işit işlem ilkesinin ışık tutabileceği değerlendirilmesi gerektiğini, huzur hakkı veya ücretin belirlenmesi bakımından mali hakların müdürlerin harcayacağı emek ve mesai ile orantılı olması, emsal şirketlerdeki ücretler ile paralel olması, şirketin mali durumu ve geçmiş uygulamaları ile uyumlu olması, kar payı hakkını ihlal etmeyecek nitelikte olması gerektiğini, TTK 616/1-f kapsamında genel kurulun devredilemez yetkileri arasında müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi de sayıldığını, ancak bu ücretin ödenmesinin şirketin niteliğine, büyüklüğüne, faaliyet alanına ve faaliyet dönemi içerisinde şirketin ekonomik durumuna göre yapılması gerektiğini, bu hesaplamanın yapılırken müdürlere ödenen ücretin de fahiş olmaması gerektiğini, gündemin 7. Maddesinde TTK 395 - 396 ve m.626 kapsamında verilen yetkilerin yeniden görüşülerek karara bağlanması olduğu, 23/08/2024 tarihli genel kurulda iki ayrı karar alındığını, Bunlardan ilki TTK 395 - 396 kapsamında izin verilmesi olduğu, diğeri TTK 626 kapsamında red kararı verilmesi olduğu, TTK 626 kapsamından ağırlaştırılmış nisap olması sebebiyle alınan karar yerinde olduğu, TTK 395 - 396 kapsamında şirket müdürüne izin verilmesi kararının iptali gerektiğini, mahkemece butlan görüşünün kabul edilmemesi durumunda kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, TTK 621/1-g maddesi müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına ilişkin kullanılan genel kurul kararlarının önemli kararlar olarak nitelendirdiği, ve temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasını istediğini, TTK 396'nın rekabet yasağına ilişkin olduğu, TTK 395 ve 396 kapsamında limited şirket genel kurulunda anonim şirket genel kuruluna yönelik karar alınmasa da bir an için ve tamamen farzı muhal olarak karar alınabilmesinin kabul edilmesi durumunda da ...'in oy kullanmaması ve müvekkilin de olumsuz oy vermesi sebebiyle karar alınmamış olacağını, bu sebeple bu kararın yokluğuna karar verilmesi gerektiğini, TTK 449 kapsamında kararın yürütmenin geri bırakılması gerektiğini, şirket çoğunluk ortağı ...'ın hukuka aykırı bir şekilde müdür değişimi yaptığı ve ayrıca şirket müdürü ...'e yüksek tutarda ücret ve prim belirlendiğini, genel kurul kararının geçersizliği davalarının uzun sürdüğü dikkate alındığında mahkemece kayyım atanmasının elzem olduğunu Belirterek TTK 449 kapsamında gündemin 5, 6 ve 7 numaralı kararları için genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasına, genel kurulda alınan hukuka aykırı kararların uygulanması neticesinde telafisi zor hatta imkansız zararlar meydana geleceğinden yönetim kayyımı atanmasına, gündemin 5 numaralı kararının iptaline, 6 numaralı karar bakımından öncelikle ücret belirlenmesi sebebiyle özel bir menfaat sağlanması dikkate alındığından oydan yoksunluk kapsamında kararın yokluğuna, mahkeme aksi kanaatte ise ücretin belirlenmesi örtülü kazanç aktarımı olarak değerlendirildiğinden kararın iptaline, 7 numaralı karar bakımından limetid şirket genel kurulunun yetkisinde bulunmayan bir konuda karar alınmış olduğundan gündemin 7. Maddesinde belirtilen TTK 395 ve 396 kapsamında anılan izinlerin verilmesi kararının batıl olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaatte ise alınan kararlar yeterli nisapla alınmadığından kararın yokluğuna, mahkeme nisaplara aykırılığına iptal edilebilirlik olarak değerlendirilmesi durumunda anılan kararın iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
05/12/2024 tarihli ara karar ile; "Davacının yürütülmenin geri bırakılması talebinin Kısmen Kabulüne..." şeklinde karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından ihtiyati tedbire itiraz edilmiş, ilk derece mahkemesi 26/12/2024 tarihli tensip zaptı ara kararı ile "ihtiyati tedbire itirazın duruşmalı olarak görülmesine, duruşmanın 15/01/2025 tarihine bırakılmasına" karar verilmiştir.
Davalı vekili itiraz duruşmasında aynı genel kurulda rekabet yasağının reddedildiği, genel kurulun nihai sebebi rekabet yasağının kaldırılması sebepli olduğunu, davacının hukuki yararı olmadığından ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 23/01/2025 TARİHLİ ARA KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... İhtiyati tedbire itirazın reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı/tedbire itiraz eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı/tedbire itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin 23.01.2025 tarihli kararıyla, Genel Kurul toplantısında alınan (7) numaralı kararın "TTK'nun 396. maddesi kapsamında şirket müdürüne izin verilmesine" ilişkin kısmının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik kısmi kabul kararına karşı itirazlarının ret edilmesi üzerine istinaf taleplerinin bulunduğunu; zira, genel kurul kararının butlanının ve yoklukla malul olduğunun tespitinin talep edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için, usulüne uygun açılmış davanın bulunması gerekmekte olup somut dosyada davacı ...'ın dava konusu talebi yönünden hukuki yararı da mevcut olmadığından, ihtiyati tedbir talebinin kabulü yönünde karar tesis edilmesi isabetsizlik teşkil ettiğini, ihtiyati tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden haklılığını ispat etmesi gerektiğini, yerel mahkemece, davacı ... tarafından TTK 448/3. fıkrası ve HMK'nın 392/1. fıkrası doğrultusunda belirlenecek uygun miktarda bir teminat gösterilmesine karar verilmemesi hatalı bulunduğunu beyan ile 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-g maddesi kapsamında dava şartı noksanlığı bulunan davada ihtiyati tedbire ilişkin talep değerlendirmeye alınamayacağı sabit olduğundan, yerel Mahkemenin 23.01.2025 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kaldırılarak, 05.12.2024 tarihli ara kararın 23.08.2024 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan (7) numaralı kararın "TTK'nun 396. maddesi kapsamında şirket müdürüne izin verilmesine" dair kısmının 6102 sayılı Kanunun 449. maddesi uyarınca tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin alınan ikinci karar ile ilk kararın etki ve sonuçlarının ortadan kalktığına, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığına ve bu nedenle ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceğine dair istinaf sebebi isabetli olmayıp, bu sebep yönünden başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ile davalı/tedbire itiraz edenin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/601 Esas - 23/01/2025 tarihli (ara karar) kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Genel Kurul Kararının İptali istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kabulü istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi 23/01/2025 tarihli ara kararı ile ".. İhtiyati tedbire itirazın reddine ..." karar verilmiş karara karşı davalı/tedbire itiraz eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle 28/08/2024 tarihli genel kurulda alınan 5, 6 ve 7 nolu kararların iptal, butlanı ve yokluğunun istendiği ve yargılama devam ederken bu kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir talep edildiği, ilk derece mahkemesince 6102 sayılı TTK'nın 449. Maddesi uyarıca şirket müdürünün beyanının alınması için şirket müdürüne davetiye tebliğ edildiği, talep hakkında duruşma açıldığı ve ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonunda itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmektedir.
Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık, tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilen 28/08/2024 tarihli genel kurulun 7 nolu kararının "TTK madde 396 kapsamında şirket müdürüne anılan izinlerin verilmesine" kararı yönünden ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanması gereken 445. maddesine göre; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler."
6102 sayılı TTK'nın 449 - (1) maddesine göre; Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta; her ne kadar genel kurul toplantısında rekabet yasağının kaldırılması kararında 6102 sayılı TTK'nın 396. Maddesi yazılmış ise de şirketin türünün limited şirket olması nedeni ile limited şirkete ilişkin özel düzenleme olan aynı Kanun'un 626. Maddesi kapsamında inceleme yapılmalıdır.
6102 sayılı TTK'nın Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı başlıklı 626. Maddesi;
"(1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ila 205 inci madde hükümleri saklıdır.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
(3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir." şeklindedir.
Bu hükümde belirtilen rekabet yasaklarının tüm ortakların izni ile veya genel kurulun onay kararı ile kaldırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 621. Maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde "Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi" genel kurulun önemli kararları arasında sayılmış ve bu kararın temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği hüküm altına alınmıştır.
Davalı şirketin toplam esas sermayenin 70.000 paya ayrıldığı, bu paylardan 35.700 payın ...'a, 26.600 payın ...'a ve 7.700 payın ...'a ait olduğu, toplantı tutanağına göre 70.000 adet payın tamamının toplantıda vekaleten temsil edildiği görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 621/1. Maddesine göre rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin kararın esas sermayenin saltı çoğunluğu (35.001 adet pay) ve toplantıda temsil edilen payların en az 2/3'ü (6102 sayılı TTK'nın 619/3. Maddesi uyarınca oy hakkından yoksunluk nedeniyle ...'ın payları düşüldüğünde 41.534 adet) payın olumlu oyu ile alınabilir.
Eldeki uyuşmazlıkta anılan kararın ...'ın oylamaya katılmaması nedeni ile 35.700 kabul oyu ile alındığının tutanakta belirtildiği, bu durumda nisapların 6102 sayılı TTK'nın 621/1. Maddesinde belirtilen nisaplara ulaşmadığı, bu durumda bu kararın yürütülmesinin geri bırakılması yönünden yaklaşık ispatın oluştuğu görülmekle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; davacının T.C. numarası ile davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı/tedbire itiraz eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı/ihtiyati tedbire itiraz edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!