WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

YARGITAY SAKARYA BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 7. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/490 - 2025/869
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/490
KARAR NO : 2025/869

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/02/2025 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2025/17 Esas

İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN/DAVACI : ... (T.C.No:...)
VEKİLİ : Av...
İHTİYATİ TEDBİRE
İTİRAZ EDEN/DAVALI : ...
VEKİLİ : Av...

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
TALEP : İhtiyati Tedbir
DAVA TARİHİ : 06/01/2025
TALEP TARİHİ : 05/02/2025
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 29/05/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin kötü yönetilmesi; davacı ortağın genel kurul toplantılarına çağrılmaması, şirketten dışlanması, usulsüz genel kurul toplantıları yapılması, genel kurulda her daim aynı kadronun yönetici seçilmesi, bu yöneticilerin kendilerini ibra ettirmesi, kendilerine huzur hakkı ödettirmesi ancak davacıya kar payı ödemesi yapılmaması, genel kurul toplantılarında davacının imzasının taklit edilerek sahtecilik fiillerinde bulunulması, davacıya aylık gönderilen ödemelerin sözde borç olarak gösterilmeye çalışılması, yasal zeminde hakkını arayan, yasa yoluna başvuran davacı aleyhinde suç duyurusunda bulunulması sonucunda artık ortaklar arasında güven ilişkisinin sona erdiğini, ortakların yargıya intikal edecek şekilde ciddi husumet yaşadığı, dolayısıyla ortaklığın devamının imkansız hale geldiğinin açık olduğunu, davalı şirket yöneticilerinin usulsüzlükleri ve kötü yönetimi altında her geçen gün zarara uğraması ve en önemlisi böyle devam edilmesi halinde şirketin mevcudunun da eksilerek iflasa sürüklenmesi söz konusu olabileceğini, sonuç olarak şirketin devamının hukuken ve ticareten bir faydasının kalmadığı ortaya çıktığından şirketin feshini talep ettiklerini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, davacının husumet yaşadığı davalı şirketle ortaklığın devam edebilmesi mümkün olamayacağından davacı pay sahibi davacıya, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması gerektiğini, davalı şirket yöneticilerinin tutum ve davranışları dikkate alındığında davanın konusuz kalmaması, şirketin içinin boşaltılmaması, telafisi güç zararların meydana gelmemesi amacıyla davalı şirkete ait Kocaeli ili, Gebze ilçesi, .... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın üçüncü kişilere devrine ve üçüncü kişilere devri ve yine taşınmaz kaydında ayni hak, ipotek ve benzeri borçlandırıcı işlem tesis edilmesini engelleyecek mahiyette tedbir işletilmesine, davanın kabulü ile davalı Teknocoat Boya Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin feshine, işbu talebin kabul edilmemesi halinde; davacı ortağın payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin HMK'nın 107. maddesi uyarınca tahkikat sonucu uğranılan zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın taleplerini arttırma ve fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL'nin işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline, davacı tarafa ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin genel kurul toplantılarına katılarak imzaları bizatihi kendisi atan davacının, davalı şirket yetkilileri hakkında yaptığı asılsız şikayet konusunda itirazlarını sunduklarını, davalı şirket tarafından şikayette bulunulmasını kötü niyet olarak ifade eden davacı tarafın davalı şirket aleyhine üç adet ihtarname ve iki adet savcılık şikayetinde bulunmasının da aslında huzurdaki davada kötü niyetli olanın davacı taraf olduğunu gösterdiğini, şirketin kötü yönetildiğine dair iddiaların da dayanaksız olduğunu, davalı şirketin halihazırda hiçbir vergi, kredi ve sgk borcu bulunmamakta olup şirketin öz sermayesini güçlendirilerek günümüzdeki haline getirildiğini, 2008-2009 yıllarında tüm dünyayı etkileyen ekonomik krizin davalı şirketi de etkilemişse de 31.12.2024 tarihi itibariyle şirketin hiçbir kredi borcu kalmadığını, davalı şirketin tedarikçi ödemelerinin muntazam olduğu gibi üretimi artırmak için çaba gösterildiğini bu sebeple; mahkemece haksız ve hukuka aykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince 24/02/2025 tarihli ara karar ile; "...
1-İhtiyati tedbire karşı yapılan itirazın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Mahkememizin 10/01/2025 tarihli ara kararının 1 nolu kararında; Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Güzeller Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın kaydına konulan, taşınmazın üçüncü kişilere devrine yönelik ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin REDDİNE, diğer taşınır-taşınmazlar üzerine konulan tedbirlerin KALDIRILMASINA,
2-Mahkememizin 10/01/2025 tarihli ara kararının 2 nolu kararının kaldırılması talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olay bakımından şirkete ait taşınmaza ihtiyati tedbir konulmasını gerektirir yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığını, aksi kanaatte ise teminat tutarının taşınmaz değeriyle orantılı olarak artırılmasını talep ettiklerini, davacının TTK'nın 638-(2) maddesi kapsamında bir tedbir talebi bulunmadığını, HMK'nın 26. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesinin somut olayda nazara alınmadığını, işbu sebeple talebi aşan nitelikteki tedbirler ile haksız ve dayanaksız şekilde taşınmaza tedbir konulması kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafça işbu dava açılmadan önce ne bir genel kurul kararının iptali davası açıldığını ne de alınan kararlara katılınmadığına dair ticaret sicili nezdinde şerh veyahut herhangi bir yasal yola başvurulduğunu, davacı tarafın sadece davalı şirketin mahvına yol açmak ve işleyişine ket vurmak için işbu yola başvurduğunu, işbu davada şirketin feshi talebi yönünden de haklı sebebin bulunmadığını, bu sebeple de konulan ihtiyati tedbirlerin dayanaksız olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamı itibariyle davalı şirket yetkililerinin genel kurul toplantılarında usulsüzlük gerçekleştirdiği, bu durumun ikrar edildiği, ticaret sicil kayıtlarının iddialarını doğruladığı, davalı tarafından davacının toplantılara davet edildiğine ve katılım sağladığına dair bir delil sunmadığı, davacı aleyhinde haksız şekilde şikayette bulunulduğu birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat şartının sağlandığını, ilk derece mahkemesince teminat olarak 350.000-TL takdir edildiğini, söze konu bedelin ülke şartlarında oldukça yüksek ve kayda değer bir miktar olduğunu, ayrıca davalı şirketin toplam sermayesinin 240.000-TL olduğu gözetildiğinde belirlenen teminatın az olmadığının anlaşıldığını, her halde davacının davalı şirket hissedarı olduğu, dolayısıyla davalı şirketin tüm malvarlığı değerine zaten ortak olduğu gözetildiğinde aslında teminat depo edilmesine gerek dahi bulunmadığını, yargılama devam ederken açık ve net biçimde TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir alınması ve uygulanabilesi amacıyla müzekkere yazılmasının talep edildiğini, nitekim ilk derece mahkemesince talebin kabulüyle davalı şirket adına kayıtlı taşınmaza ve araçlara tedbir işletilmiş olup ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazıldığını, dolayısıyla ortada re'sen alınan bir tedbir veya talebin aşılmasının söz konusu olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2025 tarih, 2025/17 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ticari şirketin feshi istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili tarafından 06/01/2025 tarihli dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, mahkemece 09/01/2024 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından sunulan 05/02/2025 tarihli cevap dilekçesi ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasının talep edildiği, mahkemece bu talebin duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verildiği, 24/02/2025 tarihli duruşmada davalının talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin Anonim şirket olduğu, anonim şirketin haklı nedenle feshine TTK'nın 531. maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." şeklinde düzenlendiği görülmektedir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK'nın 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
6100 Sayılı HMK'nın 390-(3) maddesinde; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Bu hükümler uyarınca şirketin feshine karar verilebilmesi için fesih isteyen pay sahibinin haklı nedenleri ispat etmesi, yine ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi içinde haklı nedenlerin varlığının yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta, davacının şirketin diğer ortaklarıyla aralarında bir kısım sorunlar olduğunu, genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, şirketten dışlandığını, usulsüz genel kurul toplantıları yapıldığını, genel kurulda her daim aynı kadronun yönetici seçildiğini, bu yöneticilerin kendilerini ibra ettirdiğini, kendilerine huzur hakkı ödettirdiği ancak kendisine kâr payı ödemesi yapılmadığını, genel kurul toplantılarında davacının imzasının taklit edilerek sahtecilik yapıldığını, kendisine aylık gönderilen ödemelerin sözde borç olarak gösterilmeye çalışıldığını, kendisi aleyhinde suç duyurusunda bulunulduğunu ve artık ortaklar arasında güven ilişkisinin sona erdiğini, ortakların yargıya intikal edecek şekilde ciddi husumet yaşadığını ileri sürmüştür. Ancak, davacının iddialarının bir kısmının (yönetici seçimi, kâr payı dağıtılmaması, huzur hakkı ödenmesi) genel kurul kararlarının iptali davalarına konu olabileceği, davacının bu kararlar aleyhine kararların alınmasından sonra süresinde davalar açtığına dair delil sunamadığı, genel kurullarda imzasının taklit edildiğine dair iddiası yönünden ise soruşturma dosyaları bildirilmiş ise de soruşturma dosyası içeriğinin ve diğer delillerin dosyaya sunulmadığı, bu iddiaları yönünden de yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, bu nedenle ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığı, diğer yandan ihtiyati tedbir kararı verilirken de ortakların ve şirketin menfaat dengesinin bir taraf lehine bozulmadan ölçülü ve hakkaniyetli tedbir kararı verilmesi gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta ise şirketin fabrika binası bulunan tek taşınmazına konulan ihtiyati tedbirin ölçülü olmadığı, değişen koşullarda her zaman ihtiyati tedbir istenebileceği anlaşılmakla, bu aşamada ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Karar başlığında; davacının T.C. Kimlik numarasının yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle; ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)İhtiyati tedbire itiraz eden davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/17 Esas sayılı 24/02/2025 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davalının ihtiyati tedbire itirazının kabulü ile davalı yönünden verilen 10/01/2025 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin ara kararın KALDIRILMASINA, davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine,
e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2025

...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*