WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

YARGITAY SAKARYA BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 7. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2333 - 2025/838
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2333
KARAR NO : 2025/838

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2022
NUMARASI : 2021/264 Esas - 2022/616 Karar

DAVACI : TÜRKİYE PETROL RAFİNERİLERİ ANONİM ŞİRKETİ - Güney Mah. Petrol Cad. No:25/1 41780 Körfez/KOCAELİ
VEKİLİ : Av...
DAVALI : PARK PLACE ENERGY TURKEY LTD. (ESKİ ÜNVANI: TİWAY TURKEY LTD. ANKARA) MERKEZİ AVUSTRALYA TÜRKİYE ANKARA ŞUBESİ - Oran Mah. Turan Güneş Bulvarı Park Oran Ofis Plaza No:180-Y Kat: 16 Dairesi: 54 Çankaya/ANKARA
VEKİLİ : Av...
DAVA TÜRÜ : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/11/2019
KARAR TARİHİ : 05/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 29/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 23/10/2013 tarihli Yerli Ham Petrol Alım/Satım Anlaşması çerçevesinde yerli ham petrol ticareti yapıldığını, fakat gerek ham petrol üreticileri bakımından 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu ile gerekse rafineri şirketleri bakımından 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile düzenlenmiş bir piyasada faaliyet gösterildiği için taraflar arasında tam olarak sözleşme serbestisi çerçevesinde yapılmış bir anlaşma olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde de fiyat düzenlenirken Petrol Piyasası Kanunu 10. maddesine atıf yapıldığını ve kanundaki değişikliklerin sözleşmeye aynen yansıtılacağının belirlendiğini, bu atıfın kanundan kaynaklı bir zorunluluk olarak sözleşmede yer aldığını, ancak anayasal temel haklar ile bağdaşmayan bir kanun değişikliği yapılarak fiyatın hesaplanmasına yönelik sözleşmedeki menfaat dengesinin temelden sarsıldığını, kanuni alım yükümlülüğünü yerine getirmeye devam eden davacı şirketin itiraz konusu faturalar karşılığında aynı miktar ve aynı evsaftaki yerli ham petrol için davalıya milyonlarca TL ilave ödeme yapmak zorunda kaldığını, alım zorunluluğu getiren ve fiyat artışına yol açan 5015 sayılı Petrol Piyasa Kanunu' nun 10. Maddesinin Anayasa' ya aykırı olup iptal edilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale içerdiğini, Anayasa' nın Ayrımcılık Yasağı ve Eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığını, Teşebbüs Hürriyeti ve Sözleşmenin Özgürlüğü ile bağdaşmadığını ileri sürüp davalıya dava konusu fatura karşılığında ödenmiş olan tutarın şimdilik 10.000,00 TL'sinin ödeme tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, uyuşmazlığın çözümünde Petrol Piyasası Fiyatlandırma sistemi Yönetmeliğinin 14. Maddesinin uygulanmasının gerektiğini, konusu petrol fiyatına ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yerinin Ticaret Mahkemeleri değil EPDK oluğunu, yetki itirazında bulunduklarını, taraflar arasında imzalanan 24/06/2010 tarihli Yerli Ham Petrol Alım Satım Anlaşmasının 11. Maddesinde ihtilaf halinde Körfez Kocaeli Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı açısından yasal mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki çerçevesinde gerçekleştirilen ham petrol alım-satım fiyatlarına, yürürlükteki Petrol Piyasası Kanununun 10. Maddesinde belirtilen usul dışında bir hesaplama yapılarak fiyat belirlenmesinin mümkün olmadığını, davalının davacıdan tahsil etmiş olduğu tüm faturaların kanun çerçevesinde düzenlendiğinden davacıya geri ödenmesi gereken bir tutar bulunmadığını bildirip davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ...
1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Petrol Piyasası Kanunu’nda yapılan değişikliğin anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmemesi huzurdaki davadaki haklılıklarına halel getirmediğini, zira milletlerarası anlaşmalar, kanunlardan önce uygulanmakta olup davacının mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olduğundan kanun değişikliğinin davacı şirkete uygulanmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide doğrudan doğruya uygulanmakta olan yerli ham petrolde fiyat oluşumunu değiştiren söz konusu bu değişiklik Anayasa’nın 2, 10, 13, 35 ve 48. Maddelerine ve AİHS 1 Nolu Protokole açıkça aykırı olduğunu, AYM kararları uyarınca, Anayasaya aykırı kanun hükmünün Derece Mahkemelerince somut olayda tatbik edilmesi mümkün bulunmadığını, ilk derece mahkemesince herhangi bir gerekçe ortaya koyulmaksızın dayanaksız şekilde emsal olarak Arab Heavy ham petrolünün esas alınmasında herhangi bir ölçüsüzlüğün bulunmadığı belirtildiğini, sonuç olarak değişiklik öncesi sadece yerli ham petrolün değeri üzerinden alımını garanti altına alma amacı güden ilgili kanun maddesi, Anayasa ile korunan değerlere aykırı şekilde yapılan değişiklik sonrası rafinerici lisansına sahip şirketler tarafından katlanılan yüksek maliyetlerin davalı şirket gibi ham petrol üretimi yapan şirketlere aktarılması sonucunu doğuran, finansal destekleme ve teşvik sistemine dönüştürüldüğünü, halbuki bu tarz sübvansiyonların, bir özel şirket tarafından diğerine kaynak aktarımı yoluyla değil, bizzat devlet eli ile yapılması esas olduğunu, devlet bu konuda üreticiyi desteklemek istiyorsa elinde teşvik, vergi indirimi vs. gibi birçok araç bulunduğunu, bu desteği bir özel teşebbüsün cebinden alıp diğerine koyarak vermesi kabul edilemeyeceğini, söz konusu desteğin başka bir özel şirket aracılığıyla sağlanması yöntemi meşru olmadığını, aksi durum Anayasa ile korunan değerlerin ihlaline yol açtığını, Kanun değişikliği ile sözleşme ilişkisine yapılan müdahalenin ölçülü olması, kamunun yararı/ihtiyaçları ile malikin/bireyin hakkı/çıkarı arasında “adil bir denge” kurulması gerektiğini, bu ölçüt bakımından 5015 sayılı Kanun’un 10. maddesinin ölçülü olmadığı açık olduğunu, öncelikle, yerli ham petrol fiyatının ederinin çok üzerinde artırılması, kamunun değil, üretici şirketlerin yararına sonuç vermediğini, bir diğer ifade ile davacı şirketin (rafinerici lisansı sahibi diğer şirketler ile birlikte) mülkiyet hakkına yapılan müdahale, kamunun değil, üçüncü kişilerin yararına yapıldığını, üstelik davacı şirket kanunen bu yerli ham petrolü almak zorunda olduğunu, bir kamu külfeti niteliğindeki bu alım zorunluluğu, fiyatın ederinin çok üzerinde artırılması ile daha da ağırlaştırıldığını, oysaki kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi geçerli olduğunu, eğer bu külfet sadece davacı şirket üzerinde bırakılacak ise, bu durumda makul ve muhik bir tazminat ile katlandığı yükün paylaşılması gerektiğini, aksi halde davacı şirketin mali durumunu bozacak, ekonomik sıkıntıya düşürecek, hatta Batman Rafinerisinin karlılığını tamamen ortadan kaldıracak ve devamlılığını şüpheye düşürecek bir sonucun ortaya çıkması kaçınılmaz olacağını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki istinaf incelemesi, davalı şirket bakımından husumet yokluğu sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının onanması ile sonuçlanması gerektiğini, davalı tamamen kanuna uygun şekilde hareket etmiş olup bu bağlamda yaptığı işlemlerden dolayı davacıya iade etmesini gerektiren bir meblağ bulunmadığını, davacı TÜPRAŞ'ın dava dilekçesinde ileri sürdüğü faiz taleplerinin de kabulü mümkün olmadığını, zira ortada davalı tarafından yapılan hukuka aykırı ve/veya hatalı bir işlem olmadığı için davalının TÜPRAŞ'a karşı herhangi bir borcu doğmadığını, bu nedenle mevcut olmayan bir borca faiz işletilemeyeceği aşikar olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2022 Tarih - 2021/264 Esas - 2022/616 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; istirdat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, davalı ile 23/10/2013 tarihli Yerli Ham Petrol Alım/Satım Anlaşması çerçevesinde yerli ham petrol ticareti yaptığı, sözleşmenin 8. maddesinde fiyat düzenlenirken Petrol Piyasası Kanunu 10. maddesine atıf yapıldığı ve kanundaki değişikliklerin sözleşmeye aynen yansıtılacağının belirlendiği; ancak Anayasal temel haklar ile bağdaşmayan bir kanun değişikliği yapılarak fiyatın hesaplanmasına yönelik sözleşmedeki menfaat dengesinin temelden sarsıldığı, kanuni alım yükümlülüğünü yerine getirmeye devam eden davacı şirketin itiraz konusu faturalar karşılığında aynı miktar ve aynı evsaftaki yerli ham petrol için davalıya milyonlarca TL ilave ödeme yapmak zorunda kaldığıNI beyan ederek, fatura karşılığında ödemiş olduğu bedelin davalıdan tahsili için eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Yerli Ham Petrol Alım/Satım Anlaşmasının 8. maddesinde "FİYAT" başlığı altında "iş bu anlaşma kapsamında Dörtyol ve Batman'da teslim edilen hampetrolün fiyatı, 04.12.2003 tarih ve 5015 sayılı "Petrol Piyasası Kanunu"nun 10.maddesinde( Fiyat Oluşum Maddesi) yer alan fiyat formülüne göre belirlenecektir. Söz konusu kanunda olabilecek değişiklikler fiyat maddesine yürürlük tarihi itibarıyla aynen yansıyacaktır." hükmü düzenlenmiştir.
5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanununun "Fiyat Oluşumu" başlıklı 10. maddesi; "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden “Piyasa Fiyatı” fiyat olarak kabul edilir.
Bu piyasa fiyatı, Türkiye’de üretilen ham petrolün Türkiye içinde veya dışında en yakın erişilebilir dünya piyasasında, evsaf ve izafi ağırlık bakımından normal olarak mutat ayarlamalara göre tespit edilmiş emsal petrolün belirlenen serbest rekabet fiyatına, aynı evsafta ham petrolün dünya piyasasından Türkiye’de teslim yeri olan limana veya rafineriye kadar getirilmesi için gerekli bütün giderlerin tamamının eklenmesi ve fakat Süveyş Kanalı geçişi ile Batman veya civarında üretilen ham petrolün Batman rafinerisinde oluşan piyasa fiyatına Batman-Dörtyol Boru Hattı geçiş ücreti dahil oluşan fiyat veya erişilebilir dünya piyasası mevcut olmadığı takdirde üretici tarafından Türkiye’de teslim edildiği yerde vergiler hariç fiilen uygulanan satış fiyatı olarak kabul edilir.
Üretimi yapılan yerli ham petrole emsal olarak, 26 API ve daha hafif petroller için Arab Medium (31 API) petrolünün, 26 API den daha ağır petroller için Arab Heavy (27.5 API) petrolünün otuz gün vadeli fiyatları esas alınır ve yerli ham petrol ile emsal alınan petrol arasındaki gravite farkının fiyat bakımından değerlendirilmesinde;
Emsal petrol ile yerli petrol arasındaki her bir 0.1 API gravite farkı için 2 ABD cent emsal petrolün varil fiyatına ilâve edilir veya çıkarılır. Ancak bir alt gravite grubunun fiyatı üst grubun fiyatından yüksek olamaz.
Emsal ham petrolün Türkiye’ye getirilmesi için gerekli bütün giderlerin hesaplanmasında, “Worldscale” de ilân edilen nominal navlun baz alınır, LR-2 sınıfı tankerler için tespit edilen AFRA yüzdesinin uygulanması ile nakliye maliyeti hesaplanır.
Gravite ayarlaması ve nakliyenin eklenmesi suretiyle bulunan fiyata (C+F) yürürlükteki sigorta mevzuatı ve primleri uygulanır. Tehlike ve harp hali sigorta primi uygulaması Bakanlığın değerlendirmesine tâbidir. İkinci bir değişikliğe kadar uygulanacak sigorta primi miktarı yüzde 0.075’i aşamaz.
İthalde alınan gümrük vergi ve resimlerin ilâve edilmesiyle yerli ham petrolün piyasa fiyatı bulunur. Yurt içi kara nakliye ücretleri için akaryakıtların fiyat teşekkülündeki nakliye rayiçleri alınır...." şeklinde düzenlenmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen Sözleşmenin 11. maddesi “İHTİLAFLAR” başlığını taşımakta olup “İşbu anlaşmanın tatbikinden doğacak ihtilaflar, taraflar arasında uzlaşma yolu ile çözümlenecektir. Ancak bir sonuca ulaşılamaması halinde ihtilafların hallinde KÖRFEZ Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili olacaktır. Ayrıca, yerli üretim hampetrol fiyatına ilişkin uyuşmazlıklar EPDK’nın 14/10/2008 tarihinde yayınladığı “Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliğinin” 14. Maddesi çerçevesinde çözümlenecektir.” hükmünü içermektedir.
Davacının talebi, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde fiyat düzenlenirken Petrol Piyasası Kanununun 10. maddesine atıf yapıldığı ve kanundaki değişikliklerin sözleşmeye aynen yansıtılacağının belirlendiğini, itiraz konusu faturalar karşılığında aynı miktar ve evsaftaki yeni ham petrol için 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanununun 10. maddesinde 22 Şubat 2019 Tarihli ve 30694 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7166 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında davalıya milyonlarca miktarda ilave ödeme yapmak zorunda kaldığını, yapılan bu değişikliğin anayasaya aykırı olduğunu belirterek bu değişiklik nedeniyle fazla ödenen fatura konusu tutarların istirdatına ilişkindir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 10. maddesinde 22.02.2019 tarihinde yapılan değişikliğin Anayasaya aykırılık iddiası ile ilgili olarak Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/490 esas sayılı dosyasında anılan mahkeme tarafından Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmış olup, Anayasa Mahkemesinin 01.06.2022 Tarih, 2021/128 Esas, 2022/68 Karar sayılı kararı ile ilgili yasal değişikliğin anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Buna göre; mahkemece, yargılamanın 6100 sayılı HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacı yanın istirdata konu alacağın dayanağı 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununda yapılan değişiklik sonrası yerli ham petrol fiyatında meydana gelen artış sebebiyle davalıya yapmış olduğu fazla ödemeyi talep ettiği, davacının anayasaya aykırılık iddiasının Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi ve anayasaya aykırılık bulunmadığının tespit edilmesine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/05/2025

...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*