T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/790
KARAR NO: 2025/975
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/12/2024
ESAS NO: 2021/622
KARAR NO: 2024/1145
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 09/05/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 tarih ve 2021/622 Esas - 2024/1145 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafça, davacı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçilmiş ve usulüne aykırı tebligatlar ile takip kesinleştirilmiş olduğunu, takibin kanuna aykırı olarak kesinleştirilmesinden sonra davacı firmanın, 3. Kişilerdeki hak ve alacakların haczi için Teiaş'a 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğunu, Teiaş'ın söz konusu 89/1 haciz ihbarnamesine verdiği 23.09.2019 tarihli cevabında davacı firmanın hak edişleri üzerine 76.521,70 TL haciz koyulduğunun ve bahse konu miktarın Kayseri Genel İcra Müdürlüğü dosyasına 23.09.2019 tarihinde ...işlem numarası ile ödendiğini belirtmiş olduğunu, kanuna aykırı bir şekilde kesinleştirilmiş olan icra takibi ile tahsil edilmiş olan para 76.521,70 TL olduğunu, davacı aleyhine başlatılan icra takibi kötü niyetli ve mesnetsiz olup takip de kanuna aykırı bir şekilde kesinleştirilmiş olduğunu, davacı firmanın davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, öte yandan davacı aleyhine başlatılan icra takibi de usulsüz tebligatlar ile kesinleştirilmiş olduğunu, davacı aleyhine başlatılan icra takibinden 31.07.2021 tarihinde haberdar olmuş ve süresi içerisinde 07.08.2021 tarihinde borca, fer'ilerine ve yetkiye itiraz edilmiş aynı zamanda da Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/660 E. Sayılı dosyası ile usulsüz tebligat şikayetinde bulunulmuş olduğunu, usulsüz tebligat şikayetimiz ise Kayseri Bölge Adliyesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2020/741 E. 2020/733 K. Sayılı dosyasında vermiş olduğu 24.09.2020 tarihli karar ile kesinleşmiş ve usulsüz tebligat şikayetimiz kabul edilerek takipten haberdar olduğumuz tarih 31.07.2019 kabul edilmiş olduğunu, hal böyleyken 31.07.2019 tarihinin tebliğ tarihi olduğu ve bu durumda 07.08.2019 tarihli borca, fer'ilerine yetkiye ilişkin itirazlarımız süresi içerisinde yapılmış olduğunu, Kayseri Bölge Adliyesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2020/741 E. 2020/733 K. Sayılı dosyasında vermiş olduğu 24.09.2020 tarihli kararı ile usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ve tebliğ tarihinin 31.07.2019 olarak kabulü ile süresinde yapmış olduğumuz itirazlarımız da dikkate alındığında Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasındaki takip kesinleşmemiş olduğunu, hali hazırda davacının borçlu olduğunu gösterir hukuki hiçbir durum mevcut olmadığını, şu durumda Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile Teiaş'a gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesinin, usulsüz bir şekilde, takip kesinleşmeden gönderilmiş olduğu ve bu haciz ihbarnamesi ile tahsil edilen 76.521,70 TL'nin haksız olduğu ortada olduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasının kanuna aykırı şekilde kesinleştirilmiş olması ve takibin hukuka ayrı şekilde kesinleşmesi ile müvekkil firmanın 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczedilip tahsil edilen 76.521,70 TL'nin tahsil edildiği tarih olan 24.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve alacağı bulunmadığı halde kötüniyetli olarak takip başlatan davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına da mahkum edilmesi amacıyla huzurdaki bu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, istirdat davasındaki 1 yıllık hak düşürücü süre, usulsüz tebliğ şikayetimizin kabulüne dair, Kayseri BAM 5.HD'sinin 2020/741 E., 2020/733 K. Sayılı kararının verildiği 24.09.2020 tarihinden itibaren başlamakta olduğunu, zira, paranın tahsil edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu kararla ortaya çıkmış olduğunu, nitekim, Yargıtay 13.HD'sinin, davamızla birebir örtüşen 10.05.2018 tarih ve E.2016/10522, K.2018/5628 sayılı içtihatında da bu husus vurgulanmış ve 1 yıllık sürenin, usulsüz tebliğe ilişkin kararın kesinleştiği tarihten başlayacağı açıkça hüküm altına alınmış olduğunu, şu durumda, davamızın tabi olduğu hak düşürücü sürenin son günü 24.09.2021 olup, davamız yasal süre içerisinde açılmış olduğunu, davacı firma ile davalı firma, 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarında, toplam 73.160,00 TL bedelli 4 adet fatura ile, "Elmalı-Fethiye Yüksek Gerilim Hattı Üst Montaj İşi Vinç Kira Bedeli" konu hizmeti satın almış olduğunu, ancak öncesinde, 2018 yılı içerisinde, kendi kullanmakta olduğu, ... IBAN nolu hesabından, davalının kullanmakta olduğu ... IBAN nolu hesabına, 24.10.2018 tarihinde 11.240,00 TL, 09.11.2018 tarihinde 8.000,00 TL olmak üzere toplam 19.240,00 TL avans ödemesi yapmış olduğunu, Dekontların bulunduğunu, bu avanslara istinaden satın alınan hizmete ilişkin olarak da yukarıda belirtilen 4 adet fatura tanzim edilmiş olduğunu, Vinç kiralamalarında, kiralayan firma, vinçi operatörü ile birlikte temin etmekte olup, bu durumda hukuki ilişki, kira sözleşmesi değil hizmet alım sözleşmesi olmakta olduğunu, Yargıtay 3.HD'sinin, konuya ilişkin 23.12.2019 tarih ve E.2019/5861, K.2019/10436 sayılı içtihatı doğrultusunda, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleri değil, Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle, huzurdaki davanın Ticaret mahkemesinde açıldığını, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınmadığını, davacının yukarıdaki bentte belirtilen 4 adet fatura ile hizmeti aldıktan sonra, önceki göndermiş olduğu avans bedelleri dışında, kendi kullanmakta olduğu, ... IBAN nolu hesabından, davalının kullanmakta olduğu ... IBAN nolu hesabına, 15.01.2019 tarihinde 20.000,00 TL, 25.02.2019 tarihinde 25.000,00 TL göndermiş olduğunu, yine davacı firma adına olan, ... IBAN nolu hesaptan, davalının kullanmakta olduğu ... IBAN nolu hesabına 05.04.2019 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapmış olduğunu, Yani davacının 2019 yılındaki toplam ödemesi 65.000,00 TL olduğunu, 2019 yılında gönderilen bu paraların dekontları sunduklarını, hizmeti almadan önce avans olarak gönderilen paralarla birlikte, davacının davalıya toplam 84.240,00 TL ödeme yapmış olduğunu, davacının başkaca hizmet satın almamış olup, şu an itibariyle davalıdan 11.080,00 TL alacaklı olduğunu, son yapılan 20.000,00 TL bedelli ödemeyi alırken vinç göndereceğini söylemiş, davacının da tıpkı önceki ödemeler gibi, avans mahiyetinde düşünerek bakiye borcundan 11.080,00 TL fazla para göndermiş olduğunu, ancak davalı firma, son ödemeyi aldıktan sonra, devamında vinç göndermemiş ve sözünde durmamış olduğunu, yukarıda belirtilen 4 adet fatura dışında alınmış bir hizmet bulunmamakta olduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından davacıya gönderilen ve usulsüz bir şekilde tebliğ edilen ödeme emri tebliğ mazbatası incelendiğinde de açıkça görüleceği üzere, zarfın sağ alt köşesinde "Bu Zarfta 35.Maddeye Göre Tebliğ Talebi Vardır" ibaresi mevcut olduğunu, zarfın sağ orta kısmında ise "Örnek 7 Ödeme Emri Vardır" ibaresi mevcut olduğunu, takibini faturaya dayandıran davalı, İİK'nın 58.maddesindeki, takibin belgeye dayanması halinde belgeniz aslınının veya onaylı örneğinin takip talebi ile birlikte icra müdürlüğüne tevdiinin mecbur olduğu yönündeki emredici hukuk kuralına açıkça aykırı davranmış olduğunu, yine İİK'nın 61/1 maddesinin 2.cümlesine de açıkça aykırı davranmış ve belge örneğini ödeme emrine bağlamamış olduğunu, ödeme emri incelendiğinde görüleceği üzere, ödeme emrinin ( 4 ) nolu bendinde sadece fatura denmiş ve miktarlar yazılmış olduğunu, ancak yukarıda bahsedildiği üzere, bu faturalar ödeme emrine bağlanmadığı gibi, takip dosyasına da sunulmamıştır. UYAP portaldan bakıldığında dosya içerisinde takibe dayanak faturaların suretleri de bulunmamakta olduğunu, belirttiği üzere, davacının aldığı hizmete ilişkin olarak 4 adet fatura bulunmakta olduğunu, bu faturalar; 10.01.2019 tarihli 21.240,00 TL, yine 10.01.2019 tarihli 15.340,00 TL, 10.02.2019 tarihli 21.240,00 TL ve yine 10.02.2019 tarihli 15.340,00 TL bedelli faturalar olduğunu, ödeme emri incelendiğinde görüleceği üzere, ödeme emrinin ( 4 ) nolu bendinde "Senet ve tarihi ve senet yoksa borcun sebebi" başlıklı kısmında "Fatura 15.340,00 TL", "Fatura 21.240,00 TL" ve "Fatura 21.240,00 TL" yazmakta olduğunu, dosyaya sunmuş oldukları faturalar da aynı miktarlı olup, davalı ile başkaca bir ticaretimiz bulunmamakta olduğunu, almış olduğu başkaca bir hizmet veya fatura bulunmamakta olduğunu, davalı, kendi kendine bir fatura tanzimine giriştiyse bile, başkaca hizmet alınmadığı için usul ve yasaya açıkça aykırı bir işlem olmakla birlikte, davacıya tebliğ edilen bir fatura da bulunmamakta olduğunu, davacının aldığı hizmete ilişkin olan fatura bedelleri ise, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, fazlasıyla davalı tarafa ödenmiş olup, davacı firmanın bir borcu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu, davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından dolayı davalı firmaya borçlu olmadığının tespiti ile bu dosya üzerinden davacıdan haksız ve kötü niyetli olarak tahsil edilen 76.521,70 TL'nin tahsil edildiği tarih olan 23.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu faturaların içeriklerinde faturalarda" kira bedeli" ibaresi yazılı olduğunu, işbu faturalar davacı tarafça kendi ticari defterlerine eksik de olsa işlenmiş ve yasal süresi içerisinde davacı faturaların içeriğine itiraz etmediğini, her ne kadar davacı, taraflar arasında hizmet alım işi olduğundan bahisle huzurdaki davayı Mahkememiz nezdinde ikame etmiş olduğunu, aslen taraflar arasında vinç makinesi kiralama işi mevcut olduğunu, bu durumda görevli Mahkemenin Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu sebeple görev itirazında bulunduklarını, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olduğunu, kanunen düzenlenen hak düşürücü süre geçtikten sona işbu istirdat davası ikame edildiğini, davacının iddia ettiği şekilde takipten haberdar olunan tarihin 31/07/2019 olarak kabul edilmesi ile usulsüz tebligat nedeniyle icra dosyası kesinleşmemesi ve bu nedenle gönderilen haciz ihbarnamesinden gelen 76.521,70 TL nin haksız tahsil edilmesi söz konusu olmadığını, davacı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında icra tehdidi altında kalınarak borçlu olunmamasına rağmen, davacının hakedişlerinde kesilerek alacaklı müvekkiline olan borcu kapsamında hukuka uygun olarak tahsil edildiği, davacının müvekkiline borcu olduğu, davacının da kısmi kabulüyle olsa da sabit olduğunu, zira davacının müvekkili şirket tarafından başlatılan ilamsız icra takibinde talep edilen tutar kadar borcu bulunmadığını, bu haliyle istirdat davasını borçlu olmayan ancak borçlu olmadığı halde borcu ödemek zorunda kalan herkesin açabileceği, ancak davacının borcunun mevcudiyet sebebiyle işbu davayı açmakla kötü niyet hareket ettiğinin, izah edilen sebeple yargılama aşamasında ortaya çıkacak nedenler ve Mahkememizce resen nazara alınacak sair hususlara binaen, öncelikle sayın Mahkememizin huzurdaki dava bakımından görevsiz olduğu gözetilerek görevsizlik kararı ile birlikte dosyanın görevli Kayseri Sulh Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini, yine huzurdaki davanın usulden reddini, usule ilişkin aksi yönde kanaat oluşması halinde bu kere huzurdaki haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiş olduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının davalıya borcu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davacının Teiaş’tan olan alacağının davalıya ödendiği iddiası nedeni ile yapılan bu ödemenin yerinde olup olmadığı, davacının davalıya takip konusu faturalardan kaynaklı borcu olup olmadığının tespiti için delillerin toplanmasından sonra taraf defterlerinin incelenmesine karar verilerek bilirkişi raporları alınmıştır. 2019 yılı için davacının defterlerine kayıtlı ve kabul ettiği ve Form BA beyanında bulunduğu 4 adet fatura nedeni ile ödeme yaptığını iddia etmesine rağmen davalının Form BS olarak beyan ettiği 5 adet fatura olduğu görülmüş, takibe esas faturaların 2019 yılı Şubat ayına ait 2 tane ve Mart ayına ait 1 tane olduğu anlaşılmış, davacının mart ayına ilişkin fatura yönünden Form BA beyanında bulunmadığı ve bu durumda hizmet verdiğini ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilmiş, davacının ise Form BA beyanında bulunduğu ve defterine kaydettiği Şubat ayına ait faturalar yönünden ödeme iddiası nedeni ile ödemesini ispat etmesi gerektiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında 4 adet fatura ilişkisi olduğu defter ve vergi dairesi beyannameleri ile kesin olup söz konusu faturaların miktarının 73.160 TL olduğu, davacının ise ispat ettiği ödemenin 65.000 TL olması ile davacının faturalardan kaynaklı 8.160 TL eksik ödemesinin bulunduğu, davalının ise mart ayına ilişkin fatura yönünden hizmet verdiğini ispat edemediği anlaşılmakla, yukarda açıklanan ispat durumları dikkate alındığında yazılı delil ile ispat edilemeyen ödeme ve hizmet durumları yönünden davacı ve davalı tarafa ayrı ayrı yemin delili hatırlatılmış ise de taraf vekillerince yemine başvurulmadığı görülmüş olmakla, takibe konu olup davalı tarafça ispatlanamayan mart ayına ait 21.340 TL bedelli faturadan davacının borçlu olduğu 8.160 TL’nin çıkarılması ile davacının davalıya 13.080 TL borçlu olmamasına rağmen fazla ödeme yaptığı anlaşılmış, bu asıl alacak bedeli yönünden davacı adına Teiaş tarafından yapılan ödeme tarihi olan 23/09/2019 tarihi itibari ile yapılan kapak hesabı gereği ise davacının takipten dolayı 16.060,97 TL borçlu olmadığı halde davalıya hakedişinden yapılan ödeme ile ödeme yaptığı ve bu miktarın davacıya iade edilmesi gerektiği değerlendirilmiş ve böylece, Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 16.060,97-TL alacak bedelinin 23/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı vekilinin tazminat talebinin davanın istirdat davası olması nedeniyle yasal düzenleme olmadığından reddine..." gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 16.060,97-TL alacak bedelinin 23/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı vekilinin tazminat talebinin davanın istirdat davası olması nedeniyle yasal düzenleme olmadığından reddine, karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçesinde açıklanan ve Başkanlığın resen belirleyeceği nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun kabulüne ve; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1622 E. Sayılı dosyası üzerinden tesis ettiği 11.12.2024 tarih ve 2024/1145 K. Sayılı, usul ve yasaya, dosya içeriğine ve Bilirkişi raporlarına açıkça aykırı olan kararının kaldırılmasına, neticede dava ve haklı olduğu, istirdata konu olan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının takip tarihi itibariyle davalı firmaya gerek takibe konu faturalardan ve gerekse cari hesaptan bir borcu bulunmadığını, aksine alacaklı olduğu gerek ilk bilirkişi raporu olan 07.09.2022 tarihli rapor ve de 16.02.2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğundan, haklı davanın kabulü ile; müvekkilinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından dolayı davalı firmaya borçlu olmadığının tespiti ile bu dosya üzerinden müvekkilinden haksız ve kötü niyetli olarak tahsil edilen 76.521,70 TL'nin tahsil edildiği tarih olan 23.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, müvekkili hakkında, hiçbir alacağı olmadığı halde kötüniyetli ve haksız olarak takibe giriştiği bilirkişi raporlarıyla ve dosya kapsamıyla sabit olan davalının takibe konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinafa cevap dilekçesinde izah edilen sebepler, yerel mahkeme dosya muhteviyatındaki delil, bilgi ve belgeler ile sayın heyet tarafından re'sen nazara alınacak sair hususlara binaen; davalının haksız ve mesnetsiz olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarının esastan reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, istirdat istemlidir. Davacının davalıya borcu olmamasına rağmen icra tehdidi altında davacının Teiaş’tan olan alacağının davalıya ödendiği iddiası nedeni ile istirdat istemli bu dava açılmıştır. Uyuşmazlık davacının davalıya takip konusu faturalardan ötürü borcu olup olmadığı, borcun ödeme tarihindeki miktarı, istirdadı gereken tutar olup olmadığı noktasındadır. Davalının davacıya karşı başlattığı takipte takibin dayanağının ... numaralı 10.02.2019 tarihli 21.240,00 TL bedelli fatura ,... numaralı 10.02.2019 tarihli 15.340,00 TL bedelli fatura, ... numaralı 10.03.2019 tarihli 21.240,00 TL bedeli fatura olduğu görülmüştür. Davalı bu faturalara konu hizmeti verdiğini, davacı ise ödeme yaptığını ispat etmesi gerekmektedir. Davacının defterlerinde ... numaralı faturanın kayıtlı olmadığı, ... ve ... numaralı faturaların kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Takibe konu edilmeyen fakat taraf defterlerinde ortak olarak kayıtlı bulunan iki fatura daha olduğu bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince uyuşmazlığa uygulanacak hükümler; 6098 sayılı TBK 'nun 100. Maddesinde: Borçlunun, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğu 101. Maddesinde: Birden çok borcu bulunan borçlunun, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebileceği, Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödemenin, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılacağı 102. Maddesinde: Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılacağı, Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği, Takip yapılmamış ise ödemenin, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olacağı, Birden çok borcun vadesinin aynı zamanda gelmesi halinde , mahsupun orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılacağı 104. Maddesinde: dönemsel edimlerden biri için, alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmesi halinde, önceki dönemlere ait edimlerin de ifa edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda belirlenen yasa maddeleri çerçevesinde davalının takipte... ve ... sayılı faturalardan ötürü davacıdan alacaklı olduğu ve davacının ispatlanan ödemeleri, tarihleri nazara alınarak uyuşmazlık noktası hususunda mali müşavir bilirkişi raporlarındaki belirlemeler de dikkate alınarak hesap bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın kısmen kabulü yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/12/2024 tarih ve 2021/622 Esas - 2024/1145 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 07/05/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!