WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

YARGITAY KAYSERI BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 3. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/504
KARAR NO: 2025/958
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/12/2023
NUMARASI: 2022/1059 Esas, 2023/1081 Karar
DAVA: Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ: 10.09.2019
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 16.05.2025
YAZILDIĞI TARİH: 16.05.2025
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1059 Esas, 2023/1081 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... adına kayıtlı ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın Kayseri Fuar yolu istikametindeki hemzemin geçitte tren çarpması sonucunda kaza yaptığı ve bu kaza sonucunda hem ...'ın hem ...'ın vefat ettiğini, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2011/10826 Esas, 2011/10084 karar numaralı dosyası ile kaza ile ilgili araştırma yapıldığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu ölümlü kazada ...'ın eşi ... ve ...'ın eşi ... için Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/613 esas, 2017/204 karar sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını her iki eş içinde destekten yoksun kalma tazminatı hükmedildiğini, ...'ın resmi nikahlı eşi (...) dışında dini nikahlı eşinin de bulunduğunu, bu dini nikahlı eşinde de 4 çocuğunun bulunduğunu, birlikteliğin sürekliliğini kanıtlamak koşulu ile nikahlı eşinin de hem destek tazminatı hem de manevi tazminat istemiyle davacı olabileceğini, zararın kapsamı belirlendikten sonra artırılmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müteveffanın kusurlu araç sürücüsü olduğunu, kusurlu sürücünün vefatı sebebi ile desteğinden mahrum kalanların tazminat talep edemeyeceğini, müteveffa sürücü tam kusurlu ise desteğinden mahrum kalanlar sürücünün kullandığı aracın trafik sigorta poliçesinden hak sahibi olmayacaklarını, kusursuzluğu oranında diğer kusurlu şahıslardan talep edilebileceğini, davacının müteveffanın imam nikahlı eşi olduğunun doğru olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, HMK 121 gereği davacı delillerinin taraflarına tebliğine, haksız ve suiniyetli davanın reddi ile davacı taraf hakkında HMK 329 maddesinin uygulanmasına ve reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin uygulanmasına reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulü ile, 97.200,30-TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiliyle davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.
Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının şirkete trafik sigortalı müteveffanın işleteni olduğu ... plakalı araç ile ... tarihinde meydana gelen kazada vefatı sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiğini, müteveffanın kaza yapan aracın işleteni olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, bidayet mahkemesi tarafından davacının müteveffanın imam nikahlı eşi olması yönünde araştırmalarının eksik ve hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir başka hususun davacının emniyet araştırmasında, ölenin 45 yıllık imam nikahlı eşi olduğunun ifade edildiğini, ölenin 1952 doğumlu olduğu düşünüldüğünde davacının 21 yaşında iken 14 yaşındaki ölen ile imam nikahı ile evlenmiş olacağı gibi çelişik bir durumun ortada olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir başka hususun taraflarına tebliğ edilmeyen aktüer hesabında davacı ile ölenin resmi nikahlı eşine pay ayrıldığını, halbuki ölenin diğer imam nikahlı karısı ve davacının kardeşi olan ... ile ölenin öldüğü tarihte hayatta olan annesine de pay ayrılması gerektiğini, davacının ıslaha konu taleplerinin zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı def'inde bulundukların, zira, kazanın ... tarihinde meydana gelmiş olup davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, tüm bu nedenler ile ilk derece mahkemesinin yasaya ve usule aykırı verilen kararının istinaf edilmesi zarureti hasıl olduğunu, mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, masraf ve ücreti vekâletin de davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalı... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalı... A.Ş. vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davanın kabulü ile, 97.200,30 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiliyle davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir. Bu karara karşı sadece davalı... A.Ş. vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca sürücüden isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de maddi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacının, maddi zararını ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı... A.Ş.'den isteme hakkı vardır.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmeleri için muhtaç oldukları paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse, TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.
Dairemizin 11/11/2022 tarihli, 2021/2296 Esas, 2022/1762 Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince devam edilen yargılama kapsamında; davacının desteği olduğunu iddia ettiği ... ile davacının kazadan önceki MERNİS kayıtları merciinden getirtilip, adreslerinin aynı olup olmadığı araştırılmış, ...'ın kazadan önceki adres bilgileri üzerinden ilgili kolluk biriminden davacı ile bu kişinin kazadan önceki tarihte fiilen birlikte yaşayıp yaşamadıkları ile sosyal ekonomik durumları, yine kazada ölen ...'ın aile bireyleri tespit edilen adreslerinin bağlı olduğu kolluk birimlerinden kişinin aile bireylerinden, davacı ile ...'ın dini nikahla birlikte yaşayıp yaşamadıkları ve davacıya ...'in destek olup olmadığı araştırılmış, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının ... tarihli ön raporu ilgi tutularak... ve biyolojik annesi olduğunu iddia eden davacıdan alınan örneklere göre hazırlanan DNA inceleme sonuç raporunun gönderilmesi istenmiştir. Tüm bu araştırmalardan elde edilen veriler bir bütün olarak değerlendirilip davacı ile ölen arasında fiili desteklik ilişkisi bulunduğu saptandığı için davalı vekilinin destek ilişkisinin ispatlanamadığı yönündeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Kaza tarihi ve poliçenin düzenleme tarihi dikkate alındığında davalı sigorta şirketinin davacının destek zararı talebinden sorumlu olduğu, kaza tarihi itibariyle davacının destek tazminatı talebinin poliçe teminatı kapsamında kaldığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, TBK'nun 72. ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir. 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davalının sigortaladığı aracın sürücüsünün neden olduğu trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesinde düzenlenen ve taksirle öldürme olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-d maddesi uyarınca on beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden on beş yıl geçmeden önce 10.09.2019 tarihinde açılmış olması ve ıslahın da on beş yıl dolmadan yapılması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği ve davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı açıktır.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı... A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Alınması gereken 6.639,75 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusu sırasında peşin alınan 1.660,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.979,75‬ TL'nin davalı... A.Ş.den alınarak Hazineye gelir kaydına, davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının da Hazineye gelir kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-) Davalı tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca uyuşmazlık miktarı itibariyle Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/05/2025