WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

YARGITAY KAYSERI BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 3. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/494
KARAR NO : 2025/894
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2023
NUMARASI: 2021/323 Esas, 2023/1089 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/04/2021
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 05/05/2025
YAZILDIĞI TARİH: 09/05/2025
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/323 Esas, 2023/1089 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in maliki olduğu, ...'in sevk ve idaresindeki ve diğer davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın bisiklet ile seyreden davacı ...'e çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, Kayseri 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/611 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve bu dosyada alınan kusur raporunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını ve sürekli ve geçici iş göremezlik oluştuğunu, ayrıca müvekkilinin yaklaşık 2 yıldır tedavi gördüğünü ve bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi bulunduğunu, müvekkilinin oto yıkamacıda oto yıkama elemanı olarak çalıştığını, dava açmadan evvel sigorta şirketine başvuru yaptıklarını ancak herhangi bir sonuç alamadıklarını, akabinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, daha sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00-TL sürekli iş gücü kaybı, 100,00-TL geçici iş gücü kaybı olmak üzere 200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 70.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya müvekkili şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketine eksik evrak ile başvuru yapmış olmaları nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkili şirket tarafından sigortalı aracın sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, öncelikle kusur durumunun tespiti için dosyanın adli tıp kurumuna gönderilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden rapor alınması taleplerinin bulunduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, davacının meydana gelen kazada kusuru bulunduğundan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, öncelikle usuli itirazlar dikkate alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,4.069,01-TL geçici iş göremezlik tazminatının (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalı ... A.Ş yönünden KTK 99 maddesi uyarınca 06/03/2021 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle reddine, 314.273,62-TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalı ... A.Ş yönünden KTK 99 maddesi uyarınca 06/03/2021 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle reddine, Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine, karar verildiği görülmüştür.
TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından aldırılan rapor ve yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı olarak mütefarik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkiline atfedilen kusur oranının yüksek olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, maddi tazminat talepleri yönünden kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davalarının tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
Dava trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Olay tarihi olan 22/04/2021tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki, ... sevk ve idaresindeki, ...'e ait ... plakalı araç ile ... Bulvarı yanındaki cep üzerinden şehir merkezi istikametine doğru seyir halinde iken, bisiklet ile aynı yol üzerinde seyretmekte olan davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince 30/11/2021 havale tarihli bilirkişi kusur raporunda; davaya konu trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesindeki kural ihlalinin ve 84/d asli kural ihlalinin olduğu, bisiklet sürücüsü ...'in ise 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b tali kural ihlalinin olduğu, ayrıca bisiklet sürücüsü davacının kask takmadığı ve bunun kazadaki olumsuz etkisinden dolayı müterafik kusurundan bahsedilebileceği görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
İlk derece mahkemesince de olayın oluşuna göre ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in, 2918 sayılı K.T.K. m.52/1-b kural ihlalinin ve m.84/d (KOD 04) asli kural ihlali nedeniyle %75 oranında, davacı - bisiklet sürücüsü ... ise 2918 sayılı K.T.K. m.521-b maddesini ihlal etmesi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği, olayın akşam saatlerinde meydana geldiği, davacının bisiklet sürdüğü esnada kendisinin fark edilebilemesi için bisikletinin farlarını yakarak üzerine yansıtıcı giysiler giymesi gerekirken bu zorunluluklara uymadığı, belirlenen kusur oranının olaya ve oluşa uygun olduğu değerlendirilmekle davacı vekilinin kusura ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
İlk derece mahkemesince, davacının kaza esnasında kask takıp takmadığı bu durumun zararın artmasına etkisinin olmadığının net olarak tespit edilemediğinden %20 müterafik kusur indirimi yapmış, davacı vekili bu hususu istinaf etmiştir. İlk derece mahkemesince yaralanmaya kaskın etkisinin bulunup bulunmadığı hususunda alınan 02/01/2023 tarihli Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda standarlara uygun bir kask takılması ile baş bölgesinde söz konusu yaralanmanın önlenmesi ya da hafifletilmesi olasılık dahilinde olduğunu belirtmesi karşısında belirlenen tazminat miktarında müterafik kusur indirimi yapılmış olması yerinde olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir.
6098 sayılı TBK'nun 49 ve 56. maddelerine göre Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hâkim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın işleniş biçimi, olay tarihi, davacının yaralanmasının mahiyeti, maluliyet oranı, tarafların kusur oranı, müterafik kusur durumu, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, müterafik kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumu birlikte değerlendirildiğinde ayrıca hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi gözden uzak tutulmayarak ilk derece mahkemesinin takdir ettiği manevi tazminat miktarının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden davacı vekilinin, manevi tazminatın az takdir edildiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı vekili tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-) Davacı tarafça istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-b maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/05/2025