WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

YARGITAY KAYSERI BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 3. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/475
KARAR NO : 2025/840
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/12/2023
NUMARASI : 2020/508 Esas 2023/1086 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 17/08/2020
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 05/05/2025
YAZILDIĞI TARİH: 08/05/2025
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/508 Esas, 2023/1086 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kaza tarihinden önce ikamet ettiği Niğde ilinde evlere damacana su servisi işinde işçi olarak iştigal ettiğini ve aylık gelirinin mevsimsel olarak takriben 3.000,00 - 5.000,00TL arasında değiştiğini, söz konusu işi bedenen yaptığını, davacının evli ve 3 çocuk sahibi olduğunu, kaza öncesinde davacının oğlu ...'nin asker uğurlaması eğlencesi düzenlendiğini, yolun karşısındaki parkta davacının oğlunun asker uğurlaması için yapılan eğlencenin daha önce başladığını, ayrıca otobüs durağının bulunduğu güzergaha giriş öncesinde hız kesmek için tümsek bariyer ve akabinde yaya geçidi olmasına rağmen ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın yolun kenarındaki alanda kalabalık bir grup görmesine rağmen hiç yavaşlama ve durma iradesi göstermeden önündeki bir motosikletli ile bu güzergaha peşi sıra olarak hızlıca girdiğini, davacının ve eşinin öncesinde kontrol ettikleri yolun karşısındaki otobüs durağına doğru yaklaşarak durağa çıkmak üzere olduğunu, bu sırada önde süratli bir motosikletli ve arkasında ... plakalı araç art arda hiç yavaşlama ve durma belirtisi göstermeden davacıya ve eşine çok yakın ve hızlıca geçtiği sırada davacının yürümeye devam ederek motosikletliye dönüp 'yavaş olun arkadaş ' dedikten sonra plakası sonradan tespit edilen ... plakalı araç sürücüsü ...'ın birden bire davacıya aracının sağ ön far kısmından çok süratli bir şekilde çarpıp asfalt zemin üzerine yüz üstü fırlatarak basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığını, akabinde ... plakalı araç sürücüsünün durmadan olay yerinden hızlıca kaçtığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/44605 soruşturma nolu dosyasında bir süre sonra faili meçhul araç ve sürücüsünün güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi ile tespit edildiğini, kaza sonrası olay yerinde olanların 112'yi araması ile davacının Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servis Bölümüne kaldırıldığını, davacının kafatası ve göğüs kafesi başta olmak üzere vücudunda hayat fonksiyonlarını olumsuz etkileyen ağır derecede kemik kırıkları mevcut olmakla birlikte yüzünde sabit iz kaldığını, davacının ölümden dönerek çok ağır yaralandığını, 6 gün boyunca yoğun bakımda komada yattığını, sağ diz, sol kolunda muhtelif sayıdaki kırıklar, 6 adet kaburga kemiği kırıkları, kafatası çatlaklıkları sağ kolu saran ezikliğe bağlı morluklar, erkeklik hormonunu azaltan ve kendisinin kısır olmasına neden olan tedavi sürecinin halen devam ettiğini, halen lavabo ve tuvalet ihtiyacını eşi başta olmak üzere bir kaç kişi yardımı ile zorla oturtulabildiği tekerlekli sandalye ile ancak gidebildiğini, kazadan dolayı kırılan sağ diz kapağının içinde hasardan dolayı damar tıkanıklığı olduğu, bu durumun akciğerine emboli atıp kalp krizi geçirmesine neden olabileceğini ya da beynine emboli atıp felç ya da ölümüne neden olabilme ihtimalinin olduğunu, davacının sağlık güvencesinin olmadığını, bu nedenle tüm tedavileri ve halen yapılan tedavilerini ücretli olarak yaptırdığını, davalı ... aleyhinde açılan Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/107 Esas sayılı dosya ile devam ettiğini belirterek şimdilik 500,00 TL tedavi gideri, 1.750,00 TL iş gücü ve kazanç kaybı, 1.750,00 TL çalışma gücünün azalması ve 1.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar olmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise sigorta şirketleri hariç diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluş şekliyle ilgili davacı beyanlarını kabul etmediklerini, davalının ... plakalı aracıyla seyir halinde iken, davacının dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç trafiğini tehlikeye sokarak gidiş yönünde yolun sağ şeridinde trafiğe arkasını dönük vaziyette beklemesi sonucu davalının aracının sağ yan kısmı ile çarpmasına ve yaralamalı trafik kazasının oluşmasına sebebiyet verdiğini, davalının olay günü mahalle arasında gittiğinin farkında olarak normal bir şekilde seyrederken davacının gecenin karanlığında koyu renkli bir giysi ile yolun ortasında trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde durmasından dolayı olayın meydana geldiğini, olay yerinin yaklaşık 30-40 metre öncesinde bir kasis olduğunu, bu kasiste davalının yavaşladığını, adeta durma noktasına gelerek kasisi geçip yeniden hareket ettiğini ve 30-40 metre sonra olay meydana geldiğini, davalının çok hızlı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, yolun kenarında asker uğurlaması olması nedeniyle bir çok kişi bulunduğunu ve davalının onları tehlikeye atmamak için yolun soluna yaklaşarak geçtiğini ancak aracın sağ yanı ile çarptığından davalının çarpmanın farkında olmayarak yoluna devam ettiğini, olayla ilgili Savcılık soruşturmasında davacının asli kusurlu olduğu tespit edildiğini, mobese kayıtları incelendiğinde davalının kusursuz olduğunun görüleceğini, davacının maluliyetine ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, tedavi sonlandıktan sonra rapor alınması gerektiğini, davalının olaydan haberdar olması üzerine derhal davacı ve ailesi ile irtibata geçmek istediğini ancak davacı tarafın olay üzerine 1.000.000,00 TL gibi yüklü bir tazminat olarak talep etmesi üzerine aradaki bağın koptuğunu, trafik kazalarında sosyal güvenceye gerek bulunmaksızın olayın adli vaka olması nedeniyle tüm tedavilerin devlet tarafından karşılandığını, davacının talep ettiği manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı...A.Ş.'nin cevap dilekçesindeki temel savunması: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, sigortalı aracın kusuru ile davacının maluliyetinin ve illiyet bağının ispata muhtaç olduğunu, davacının müterafık kusurunun olduğunu, sağlık giderinin poliçe teminatı dışı olduğunu, tüm deliller toplanmadan başvuru yapıldığı için dava öncesi temerrüdün gerçekleşmediğini, davacının ticari faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davalı ZMMS sigortacısı ...'nın sorumluluğunu aşa bir tazminat var ise davalı ...'nin teminat limiti dahilinde zarardan sorumlu olacağını, bu nedenle davacının davalı ... A.Ş.'ye de KTK'nın 97. maddesi uyarınca başvurması gerektiğini ancak davacının başvurmadığını, davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, ihtiyati mali mesuliyet poliçesinin 11. Maddesine göre belirlenen teminatın ana para ve fer'iler toplamı olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve kusur raporu alınmasını, davacı tarafın talep ettiği zararların yeni genel şartlar hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın bir maluliyeti var ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması zararlarının dolaylı zarar olup, bu zararlardan davalının sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı aleyhinde hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacının maddi tazminat talepleri yönünden ..., .... Ltd, Şti ve ... A.Ş aleyhine açtığı dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Davacının davalı ... A.Ş yönünden açtığı maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, Davacının davalılar ...,...ltd, Şti hakkındaki manevi tazminat davasının KABULÜ ile davacı için 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., .... ltd, Şti 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ticari faiz talebinin reddine, karar verildiği görülmüştür.
TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın gerek esas, gerekse hesaplama bakımından hatalı olduğunu, verilen feragat dilekçesi sonucunda davanın konusuz kaldığından değil davacının maddi talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya aracın sağ ön kısmından değil, sağ yan kısmından çarpıldığını, davacının yol ortasında durarak kazaya sebebiyet verdiğini, karşıdan karşıya geçenlerin yaya geçidini kullanmak zorunda olduğunu, mahkemenin ATK'den rapor almadığını, belirlenen maluliyet oranının fahiş olduğunu, davacı tarafın maddi tazminat yönünden ıslah yaptığını ve sonrasında feragat ettiğini ancak lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalılar vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
Dava trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
... günü saat 21.00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesini takiben seyir halinde iken kaza mahalli yaya yoğunluğu bulunan olay yerine geldiği esnada otomobilinin sağ ön kısımlarıyla,gidiş istikametine göre solundan karşıdan karşıya geçmek için yola girip yol içerisinde beklemekte olan davacı yaya ...'ye çarpması neticesi davaya konu trafik kazası meydana geldiği,
İlk derece mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda;
1- Yaya ...'nin KTK.nın 68/b maddesinde belirtilen yayalara ait karşıya geçiş kurallarını ihlal ettiği, ihlal edilen bu kuralların kazanın meydana gelmesindeki etkisinin % 70 (yüzdeyetmiş ) olduğu;
2- ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın K.T.K. nin 52/a maddesinde belirtilen hız kuralları ile K.T.K. nın 72. Maddesinde belirtilen “karayolunu kullananları uyarma” kurallarını ihlal ettiği, ihlal edilen bu kuralların kazanın meydana gelmesindeki etkisinin % 30 (yüzdeotuz ) olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirdiği,
Tarafların itirazı üzerine dosyanın Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek rapor alındığı, 12/08/2021 tarihli raporda özetle;
a)Davalı sürücü ...'ın %75(Yüzde Yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu,
b)Davacı yaya ...'nin %25(Yüzde Yirmibeş) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği,
Bu kez çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ Otomotiv Kürsüsü'nde görevli trafik ve kusur konularında uzman öğretim üyeleri ..., ... ve... 16/11/2021 tarihli raporlarında özetle; davacı yaya ...nin % 25 oranında tali kusurlu olduğu, davalı sürücü ...ın % 75 oranında asli kusurlu belirtilmiş olup, belirtilen kusur oranının olaya ve oluşa uygun olduğu değerlendirilmiş olup, davalılar vekilinin kusura ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay uygulamalarına göre, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6197 Esas, 2021/8738 Karar Sayılı ilamı)
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'ndan maluliyet yönünden rapor aldırılmış, 11/05/2020 tarihli raporunda özetle; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ...'nin dört (4) ay süreyle mutat iş ve gücünden kaldığı [tıbbi şifa süresinin 4 (dört) ay olduğu), tüm vücut fonksıyon kaybı oranının ve/veya engel oranının 22 (yüzdeyirmiki) olduğu belirtilmiş olup, kaza tarihinin 2020 yılı olması nedeniyle doğru yönetmeliğe göre tespit yapıldığından, davalılar vekilinin mululiyet oranına ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince davacının maddi tazminat talepleri yönünden sigorta şirketi ile yaptıkları sulh nedeniyle davalılar ..., ... Ltd Şti ve ... A. Ş. Aleyhine açtığı dava hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ..., ... Ltd Şti aleyhine 50.000 manevi tazminata hükmedilmiş, karar karşı davalı ..., ... Ltd Şti tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı taraf dava tarihinden sonra yargılama devam ederken davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması nedeniyle sigorta şirketi ile sulh olmuş ve müşterek ve müteselsil sorumluluk gereği feragat diğer davalılar açısından da sonuç doğurmuştur.
Burada hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp; davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğu sigorta şirketinin limiti dahilinde sulh olmuş olup, esasen dava konusuz kalmıştır. Davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, karar verilmesine yer olmadığı sebebiyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması usul ve yasaya uygun olup, davalılar vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/481 Esas 2021/89 Karar sayılı ilamı)
6098 sayılı TBK'nun 49 ve 56. maddelerine göre Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hâkim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın işleniş biçimi, olay tarihi, davacının yaralanmasının mahiyeti, davalı tarafın kusur durumu, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, tarafların sosyal ekonomik durumu birlikte değerlendirildiğinde ayrıca hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi gözden uzak tutulmayarak ilk derece mahkemesinin takdir ettiği manevi tazminat miktarının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden davalılar vekilinin manevi tazminat miktarının fazla belirlendiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davalılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-) Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) Alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusu sırasında peşin alınan 853,88 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL'nin davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının da Hazineye gelir kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-) Davalılar tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - f maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oybirliği ile karar verildi 05/05/2025