WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 3. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1337
KARAR NO: 2025/1425
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2025
NUMARASI: 2025/231 E - 2025/369 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 27/05/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket çalışanlarınca, davalı şirketin kullanımında bulunan"... Mahallesi, .... Sokak, No:..., Atatürk Bulvarı, ... Esenyurt/İstanbul " adresinde ,11.07.2022 tarihinde yapılan kontrolde, "sayacın çıkış uçlarını çıkartarak ve giriş-çıkış sigor- tasını bakır tel vasıtası ile şönt yapmak suretiyle perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tükettiği"nin tespit edildiğini, Tutanak tarihinde cari olan EPTHY'nin 42/ 1-c maddesine göre bu şekildeki tüketimin kaçak elektrik kullanımı niteliğinde olması sebebiyle borçlu adına ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, Bilahare bu tutanağa istinaden borçlu şirket adına EEPTHY doğrultusunda 45.892 kWh enerji tüketimi karşılığı 314.215,12 TL tutarında kaçak elektrik tüketim ve 122.675-kWh enerji tüke- timi karşılığı 216.434,83-TL tutarında ek tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, İşbu faturaların süresinde ödenmemesi nedeniyle,davalı şirket ile yetkilisi durumundaki davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalıların haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, Davadan önce başvurulan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını, Karşı tarafından dava konusu faturalara itirazen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahke- mesi'nin 2024/1005 Esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit talepli dava açtıklarını ve bu davanın derdest olduğunu , Ayrıca , takip ve dava konusu borcun muaccel olduğunu ve rehin ile temin edileme- diğini, takibin ve davanın kesinleşmesinin beklenmesi halinde müvekkilinin alacağının tahsilinin tehlikeye gireceğini beyanla; Öncelikle davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, İşbu davanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1005 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, Davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçluların hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili firmanın ... ve Restorant adı altında işletme sahibi olup davalı firma arasında ... nolu abonelik sözleşmesi bulunduğunu, Abonelik kapsamında tahakkuk olunan faturalarını düzenli ve vaktinde ödediğini, gecikmiş herhangi bir fatura borcu bulunmadığını,11.07.2022 tarihinde ... A.Ş çalışanlarının müvekkilin aboneliğinin bulunduğu "Esenyurt ilçesi, ... Mahallesi No:..." de faaliyet gösteren "... ve ..." adlı mekana gelip panoya bakacaklarını söylediklerini, bayram sebebi ile bir çok çalışanın izinli olduğunu, mekan sahibinin de orada bulunmadığını, orada bulunan personelin anahtarın kendilerinde olmadığını izah ettiğini, Fakat ... çalışanlarının bu duruma riayet etmeden savcılık izni ile ilgili elektrik panosunu açtıklarını, sonrasında ise EK-1 de sunulan ... seri numaralı “Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı” tanzim edildiği ve müvekkili adına 25.07.2022 son ödeme tarihli 314.215,12 TL ve 216434,83 TL tutarında iki ayrı kaçak tüketim faturası tahakkuk edildiğini, ayrıca borç bilgisinin mesaj yolu ile müvekkili firmaya iletildiğini, Müvekkili şirketin ilgili faturalara itiraz ettiğini,fakat bir cevap alamadığını, son ödeme tarihleri yakın olduğundan yasaya ve usule aykırı kaçak kullanım cezasının iptali talebiyle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/1005 Esas sayılı dosya üzerinden menfi tespit davası açtıklarını, Bu dava henüz derdest iken davalı tarafça , bahsi geçen faturalara dayanılarak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden müvekkilleri aleyhine haksız şekilde icra takibi başlatıldığını, söz konusu faturalara ilişkin olarak süresi içerisinde itirazda bulunduklarını beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce 28.03.2025 tarihinde; "kaçak kullanımın ve dava konusu ala- cağın yargılamaya muhtaç olduğu, bu aşamada yaklaşık ispatın sağlanmadığı ve diğer ihtiyati haciz koşulla- rının oluşmadığı" gerekçesiyle "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE" karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu:Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde: işbu dosya kapsamına sunulan Kaçak/ Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit tutanakları, kaçak tahakkukları, faturalar ile borcun varlığının kesin olarak ispatlandığını,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih 2024/83 Esas- 2024/ 1218 Karar nolu ilamında ve dairemizin emsal kararlarında ;" ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bil- dirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde İHTİYATİ HACİZ KARARI VEREBİLECEĞİ" hususunun işaret edildiğini,ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde, müvek- kilinin kamu alacağı niteliğindeki alacağının tahsilinin tehlikeye gireceğini,alacak muaccel olup rehin ile temin edilmediğini, yaklaşık ispat ile diğer ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, kararın kaldı- rılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Davacı ... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlular aleyhine icra takibine girişmiş, borçluların takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Davacının istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elek- trik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketi- minin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yön- temlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Dosya kapsamından; 1-... çalışanlarınca, davalı şirketin faaliyet gösterdiği "... Mahallesi, ... Sokak, No:..,Atatürk Bulvarı,... Esenyurt/İstanbul" adresinde ,11.07.2022 tarihinde yapılan kontrol sonucu " perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcut iken, kuruma kayıtlı sayacın çıkış uçlarını çıkartarak ve giriş-çıkış sigortasını bakır tel vasıtası ile şönt yapmak suretiyle , sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketildiği" tespit edilmekle, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-c maddesine göre, borçlu şirket adına ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiği, Tespit sırasında şirket yetkilisi/temsilcisinin mahalde hazır bulunduğu , imzadan imtina ettiğine dair açıklama yazıldığı, tutanak ekinde tesisattan beslenen cihaz ve güçlerine ilişkin listenin ekli olduğu, tespit sonrasında tesisattaki enerjinin kesildiği, 2.Bilahare bu tutanağa istinaden borçlu şirket adına EPTHY doğrultusunda, 25.07.2022 son ödeme tarihli, 45.892 kWh enerji tüketimi karşılığı 314.215,12 TL kaçak elektrik tüketim ve 122.675-kWh enerji tüketimi karşılığı 216.434,83-TL ek tüketim faturası tahakkuk edildiği, 3. Sonrasında bu faturaların son ödeme tarihinde ödenmediği gerekçesi ile ; davalı şirket ile yetkilisi durumundaki davalı gerçek kişiler aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişilerek , 530.649,95 TL kaçak tüketim bedeli + 495.450,17 TL gecikmiş gün faizi + 99.090,04 TL KDV'den ibaret toplam 1.125.190,16 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, Davalı/borçluları temsilen vekilleri tarafından İcra Müdürlüğü'ne ibraz edilen dilekçe ile "Alacaklı görünen tarafa müvekkillerin herhangi bir borcu yoktur. Kaldı ki icra takibine dayanak olan her hangi bir evrak da sunulmamıştır. Bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, imzaya faiz oranına ve işlemiş faize ve borcun tüm fer’ilerine açıkça itiraz ediyoruz." itirazda bulunulduğu, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 4. Borçlu şirketin ticaret sicili kaydı dava dilekçesi ekinde sunulmuştur. Neticede,takibe konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği tartışmasız ise de, ibraz olunan kayıtlara göre davalı şirket yönünden "yaklaşık ispat"ın sağlandığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu ,ancak davalı gerçek kişi- nin borçtan sorumluluğunun yargılama gerektirdiği değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmekle ,davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yeniden yargılama gerektirmediğinden aşağıdaki şekilde yeniden ara karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 28.03.2025 tarihli ara karar kaldırılarak yeniden ; 1- BORÇLU ŞİRKETE YÖNELİK İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜNE, 25.07.2022 son ödeme tarihli, 45.892 kWh enerji tüketimi karşılığı 314.215,12 TL kaçak elektrik tüketim ve 122.675-kWh enerji tüketimi karşılığı 216.434,83TL ek tüketim faturası ile sınırlı olmak üzere, borçlu şirketin 530.649,95 TL tutarındaki (asıl) alacağı karşılamaya elverişli menkul ve gayrimenkul malları,3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine KAYDEN İHTİYATİ HACİZ TESİSİNE, HMK 87.md. gereğince, ihtiyati haciz işleminden dolayı borçlu ve 3. şahısların uğra- maları muhtemel zarar ve ziyana karşılık, (530.649,95 TL) alacağın %15'i oranında ( 79.597,49 TL) teminatın İlk Derece Mahkemesi'nce tahsiline, Teminat yatırıldığında ihtiyati haciz kararından bir suretinin infazı için talep eden davacı tarafa verilmesine, 2- Gerçek kişi borçlular yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/05/2025