WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 3. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2265
KARAR NO: 2025/1350
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/10/2021
NUMARASI: 2020/630 E - 2021/750 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Abonelik ile ilgili her türlü işlem perakende satış faaliyetini yürüten ...im faaliyet alanına girdiğini, müvekkili kurum ile davalı arasında ... nok, sözleşme akdedıldiğini ve davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şu keti nin ... müşteri no ile abone olduğunu, davalı tarafından elektrik faturaları ödenmediğini ve eski borçların da eklenmesi suretiyle alacağın tahsili için istanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü nün ... E. sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının 18.08 2015 tarihinde itiraz dilekçesi ile takibi durdurduğunu belirterek davalının davaya konu icra dosyasındaki itirazının iptalini, icra takibinin devamım davalının alacağın %20'sınden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü sure içerisinde açılmadığını, davalı müvekkili şirketin ödenmemiş elektrik faturası bulunmadığını, davacı tarafça icra takibi ile talep edilen faturalara ilişkin detay verilmediğini, davalı müvekkili şirketin 01.07.2013 tarihli genel kurul kararı ile şirket merkezini "... Mah. ... Cad ... Sok No ... Kadıköy/ISf." adresinden ... Mah. ... Sok. No:... Kartal/İST." adresinde taşıdığını, bu hususun 16.07 2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, ilgili faturaların müvekkili şirketin eski adresi için düzenlenmiş olması halinde 01.07.2013 tarihinden sonraki kullanımlardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, Harca esas değer olarak belirtilen tutarın icra dosyası ile uyuşmadığını, huzurdaki dosyada harca esas değer olarak 55.724.17 TL gösterilmiş ise de icra takibinin 28.107.83 TL üzerinden açıldığını, talep edilen faiz tutan da yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın usul ve esas yönden reddini, davacı aleyhine takip konusu tutarın %20 sı oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " ... mübrez raporla davacı şirket ile davalı arasında Perakende Satış Sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, davacı şirket tarafından ... müşteri numaralı 8/1/2013-24/04/2013 tarihleri arasında tüketilen 25.822,40 TL tutarında ve 6/5/2013 son ödeme tarihli tüketim faturasının düzenlenmiş olduğu, icra takibi yapılan iş bu faturanın davalının ticarethane olarak kullandığı tesisatta, 8/1/2013-24/04/2013 tarihleri arasındaki sayaç endeks değerlerine göre hesaplanan normal tüketim faturası olduğu, belirtilen tarihler arasındaki döneme ilişkin yapılan hesaplamada tüketim bedelinin 25.822,40 TL olmasına rağmen takipte 22.828,58 TL talep edildiği, faturaya yansıtılan bedelin davalıya tebliğ edilerek temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir bilgi olmadığından faiz alacaklarına hak kazanılmadığı, sonuç olarak denetime elverişli ve hükme esas almaya yeterli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne ve taleple bağlılık ilkesi gereğince 22.828,58 TL asıl alacak bedeli ile likit fatura alacağı üzerinden % 20 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. Bilirkişi raporuna yansımış hali ile asıl alacağın içerisinde 3.939,01 TL KDV nin bulunmasına rağmen davacı takipte 805,00 TL ilave KDV talep ettiği bu haliyle icra takibinde talep ettiği KDVnin mükerrer olduğu nazara alınarak bu yöndeki talebin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe itirazının taleple bağlılık ilkesi gereğince 22.828,58 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, işbu miktar üzerinden takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin (5.279,25 TL) talebinin REDDİNE, 2-Davalının 22.828,58 TL üzerinden kabul edilen ve takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan miktarın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davacının abonelik sözleşmesini sunmadığını, hükme esas bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkilinin adres naklini her ne kadar 2013 yılı Temmuz ayında yapılmış ise de söz konusu adresin 2013 yılı başında boşaltıldığını, söz konusu elektrik tüketiminin davalı müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, abonelik sözleşmesi sunulmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, elektrik tüketim faturasının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı icra dosyasının incelenmesinde, davacı tarafça davalı aleyhine enerji tüketim bedeli alacağına istinaden 22.828,58 TL'si asıl alacak, 4473,94 TL gecikme faizi, 805,31 TL KDV olmak üzere toplam 28.107,83 TL alacağın yasal faizi ile birlikte tahsili talebiyle takip başlatıldığı süresinde itiraz üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3. Maddesi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 12.09.2012 tarih ve 4019 sayılı Kararı uyarınca, Elektrik Piyasası’nda dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 19.06.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine karar verilmesi üzerine anılan tarih itibariyle ... Dağıtım A.Ş. (“...”) ve ... Satış A.Ş. (“...”) olarak hukuki ayrışma sağlandığını, davalı ile davacı müvekkili arasında mevcut olan sözleşme tarihi itibari ile bu ayrışma öncesi döneme denk geldiğini, bu nedenle fiziki olarak abonelik sözleşmesinin temin edilemediğini, sundukları ekran görüntüsüne göre abonelik başlangıç tarihi 25.12.2009, abonelik bitiş tarihi ise 29.04.2013 tarih olduğunu beyan etmiştir.Davalı ise, dava konusu yeri 2013 yılı başında boşalttıklarını savunmaktadır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi raporunda ... Numaralı. 8.1.2013-24.4.2013 tarihleri arası için düzenlenmiş 2013/04 donem faturasında hata tespit edilmediği, faturanın ... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiğini belirtmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) HMK'nın 187. maddesinde; ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalardan oluştuğu ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilebileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır. Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir (Yargıtay HGK 09.11.1955 gün E:4-79 K:78; YHGK 25.06.1975 gün E:4/681 K:879 ). İkrarın ispat kuvveti, yapıldığı yere göre belirlenir. Bu cümleden olarak, ikrarın yapıldığı yere göre bir ayırıma tabi tutulması, kanundan doğan bir zorunluluk olup; ikrarın mahkeme içinde veya mahkeme dışında yapılmasına farklı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır.Kavram olarak da mahkeme dışı ikrar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 236.maddesinin dördüncü fıkrasında, “Mahkeme haricindeki ikrarı teyit edecek delail ve emare mevcut ise hakim buna binaen hüküm verebilir” hükmü ile açıkça kullanılmış iken; mahkeme içi ikrar aynı maddenin birinci fıkrasında “ Dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin veya vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir. Ve mukir olan taraf aleyhine delil teşkil eder” hükmü ile örtülü olarak kullanılmıştır.Mahkeme içi ikrarın, taraflardan ya da onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın yargılama içinde, mahkemeye karşı yapılması gerekir. Mahkeme içi ikrar, mahkeme önünde sözlü olarak yapılabileceği gibi; bir dilekçe veya layiha ( dava evrakı ) ile de vakıa ikrar edilebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 236/1.maddesinde “dava evrakı” olarak belirtilen belgeler, tarafların dilekçe ve layiha gibi, davayı hakim önüne götüren ve dava ilişkisi nedeniyle birbirlerine usulen tebliğ ettirdikleri belgelerdir. Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir.Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001, C:2, s:2045 )İkrar; görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir.Davada bir tarafça ileri sürülen bir vakıa iddiasının, mahkeme önünde karşı tarafça ikrar edilmesiyle artık o vakıa, taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıkar ve bunun sonucu olarak ispatı gerekmez. İspatın gerekmediği bir halde ise, delilden söz edilemez. İkrar, tek taraflı bir usûlî işlem olarak, delil ikame faaliyetini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran bir taraf beyanıdır.Mahkeme içi ikrar kesin delil niteliğindedir.Bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davalının, davacı ile abonelik sözleşmesi yaptığını ikrar etmiş olduğu buna göre davacı tarafça sunulan ekran görüntüsündeki abonelik başlangıç ve bitiş tarihlerinin esas alınmasında hata olmadığı, davalının resmi kayıtlarda bildirmiş olduğu tarihten önce işyerini terk ettiği ve aboneliği feshettiği iddiasını da kanıtlayamadığı, itiraz dilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle hak düşürücü sürenin de dolmadığı anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 1.559,42 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.131,82‬ TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine Yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/05/2025