WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 16. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1473 Esas
KARAR NO:2025/659 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:23/03/2023
NUMARASI:2021/372 E. - 2023/56 K.
ASIL DAVA:MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ
DAVA TARİHİ:15/12/2020
KARŞI DAVA:MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE KULLANMAMA NEDENİ İLE İPTALİ
KARŞI DAVA TARİHİ:12/02/2021
KARAR TARİHİ:14/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin toptan altın ticareti ile iştigal etmekte olup, Hakkari'de ticaret siciline kayıtlı olmasına rağmen, esas ticari faaliyetinin İstanbul Kapalıçarşı'da olduğunu, uzun yıllardır ... Kapalıçarşı/İstanbul adresinde toptan ve perakende altın satışı yaptığı dükkanının mevcut olduğunu, toptan altın satış yapması nedeniyle "markalaşma" yoluna giderken "..." ve "..." ifadelerinden yola çıkarak zaman içerisinde ... numaralı "... ...", ... numaralı "Kapalıçarşı ... ...", ... numaralı "İstanbul ... ..." ve ... numaralı "... Çarşı" markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin bu markaları hem faaliyet merkezinin bulunduğu Hakkari ilinde, hem de İstanbul Kapalıçarşı'daki ... adresindeki işyerinde de kullandığını, davalı ...'ın, müvekkili şirketin yetkilisi ...'ın kardeşi olup, kısa bir süre önce ağabeyinin firması ile aynı sektörde (toptan altın ticaretinde), ancak ondan bağımsız ve ayrı olarak yine Kapalıçarşı içindeki ... Kapalıçarşı Fatih/İSTANBUL adresinde faaliyete geçmeye karar vererek işyeri açtığını, akabinde müvekkilinin markası ile iltibas yaratabilecek ve ortalama altın tüketicisini iğfal edebilecek "... " ile "..., ..." markasını TPMK nezdinde 10/09/2020 tarihinde tescil ettirdiğini, "... ..." ve "..." markaları için seçilen emtia nice kodlarının ise yine "... ...", "İstanbul ... ...", "Kapalıçarşı ... ...", "... Çarşı" markalarında olduğu gibi 14. ve 35. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının "... ... ..." markasını mütecaviz bir şekilde müvekkiline ait "... ..." markasını, dükkanın tabelasında da kullandığını, ortalama altın tüketicisini aldattığını, müvekkilinin müşteri portföyünü onun rızası olmaksızın kendisine yönlendirdiğini ve de haksız rekabet ortamı oluşturarak ona zarar vermesi nedeni ile davalı adına tescilli ... numaralı "... ... ..." ile ... numaralı "..." markasının, müvekkili adına tescilli "... ...", "İstanbul ... ...", "Kapalıçarşı ... ...", "... Çarşı" ibareli markaları ile 14. ve 35. emtia sınıfları bakımından benzer olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA:Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde: asıl dava yönünden; markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığından öncelikle davacının tedbir talebinin reddine karar verilmesini, müvekkilinin "..." markası ile davacının markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, "..." kelimesinin, bir meslek grubunun iş yaptığı yeri tanımlamasından dolayı davacının markaları ile aynı sınıfta hizmet veren herkesçe kullanılarak tüketildiğini, esaslı unsurun "..." ibaresi olduğunu, dolayısıyla davacı markaları ile karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, bunun yanı sıra davacı şirket yetkilisinin müvekkilinin markalarına sessiz kalması, hatta ve hatta bu süreçte kataloglarda müvekkiline yer vermesi, dükkan açılışlarına katılması gibi dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerden müvekkilinin "..." markası açısından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin "... ..." markası ile davacının markaları arasındaki herhangi bir benzerlik bulunmadığını, "..." kelimesinin, bir meslek grubunun iş yaptığı yeri tanımlamasından dolayı davacının markaları ile aynı sınıfta hizmet veren herkesçe kullanılarak tüketildiğini, "..." kelimesinin cins adını tanımladığını, kaba bir çeviri ile "... ..."un anlamının Altın Piyasası olduğunu, dolayısıyla hiç bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkilin markasının esaslı unsurun "..." ibaresi olduğunu, davacı markaları ile karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, karşı dava yönünden; davacının markalarının 6769 sayılı SMK'nın 4, 5. maddesinin (a), (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca tescil edilemeyecek işaretlerden oluştuğundan Kanunun 25. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, davacının "... ...", ""İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." ve "... ÇARŞI" markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin yerinde görülmemesi halinde ise davacının "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." ve "... ÇARŞI" markalarının tescil tarihlerinden itibaren hiç bir şekilde kullanmadığı dikkate alınarak 6769 sayılı SMK'nın 9/1. maddesi uyarınca markalarının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
KARŞI DAVAYA CEVAP:Davacı-karşı davalı vekili dosyaya sunduğu karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; "... ..." markasının davacı şirketin kurulduğu 1996 yılından bu yana kullanılagelen bir marka olduğunu, tescil tarihinden (2006) 10 yıl evvel kullanılmaya başlandığını ve de ilişkili olduğu mallar ile ilgili ayırt edicilik kazandığını, 6769 sayılı Kanun’un 5/2. maddesinin bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa, bu markanın tescilinin birinci fıkranın (b), (c) ve(d) bentlerine göre reddedilemeyeceği hükmünü havi olduğunu, bu hükmün amacının, markasını toplumda bilinir kılmak için kullanıp, bu kullanım sonucunda markasına ayırt edici nitelik kazandırmış işletmeleri korumak olduğunu, davacı müvekkilinin "... ..." markasını (tescilden önce ve sonra olmak üzere) 20 yılı aşkın bir süredir kullandığını, ilgili çevre, bir başka ifadeyle mevcut ve potansiyel tüketiciler tarafından bu markanın benimsendiğini, davacı müvekkili firma ile de özdeşleştirildiğini, arz ve izah edilen nedenlerden dolayı, "... ..." markasının 6769 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddesindeki kriterleri gözetmediği, ayırt edici özelliğinin bulunmadığı, hükümsüz kılınması gerektiğine mütedair iddia ve talebin yerinde olmadığını, İstanbul ... ... – Kapalı Çarşı ... ... markalarının esaslı unsurunun "... ..." kelimeleri olduğunu, dolayısıyla bu markanın ayırt ediciliğinden istifade ettiklerini, ayrıca, davacı müvekkiline ait markaların ilk tescilinden bu yana; "... ..." markası için 15 yıl, "İstanbul ... ..." için 8 yıl, "Kapalıçarşı ... ..." markası için 8 yıl, "... çarşı" için, 7 yıl geçtiğini, bu markaların tamamının, davalı ...’ın halen davacı firmanın ortaklarından olduğu dönemde yapıldığını, davalının markaların kullanıldıklarını ve de tescil edildiklerini gayet iyi bildiğini, markaların hükümsüzlüğünün tespiti talebinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği gibi, zamanaşımına da uğradığını, İstanbul ... ..., Kapalıçarşı ... ..., ... Çarşı markalarının tescil tarihlerinden bu yana kullanılmadıklarının doğru olmadığını, bu markaların da kullanıldığına dair ürün örnekleri, kataloglar, ticari defter kayıtları ve reklamların mevcut olduğunu, kaldı ki, bu markaların, aynı zamanda, davalı tarafından da kullanıldığı kabul edilen “... ...” markasının türevleri olduklarını, Markaların ayırt edici karakterleri "..." ve "... ..." kelimeleri olduğunu, bilindiği üzere, 6769 sayılı Kanunun 9/2- a maddesinin, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılmasını, markanın kullanılması olarak kabul ettiğini ve de iptal nedeni olmaktan çıkardığını, Türk Patent Enstitüsü’nün, marka sahibine ait birden fazla markanın eş zamanlı kullanımı ve tescilli markanın birbirinin serisi olduğu izlenimi yaratacak şekilde eklemelerin yapılmasını markanın ayırt ediciliğine zarar vermeden markanın farklı unsurlarda kullanılması olarak değerlendirdiğini savunarak, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2023 tarihli 2021/372 E. - 2023/56 K. sayılı kararıyla; "...Asıl davada: Davacı ...'nin markalarındaki "..." veya "..." ibaresi ile davalı ...'a ait markalardaki "..." ibaresinin aynı olmasının tek başına markalar arasında iltibasa sebebiyet vermeyeceği, davalı markasındaki "..." ibaresinin davacı markalarında bulunan tasviri işaretlerden farklı olarak markayı ilgili alıcı grubu nazarında ses, kelime, görünüm anlamında farklılaştırmış olduğundan ... numaralı "..." ve ... numaralı "..., ..." markalarının hükümsüzlük koşullarının SMK 6/3.maddesi çerçevesinde oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine..." karar verilmiştir.Karşı davada: "... ...'nin, "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markalarının tasviri işaretlerden oluştuğu, hizmet ismi, coğrafi isim ile ürün isminin birleşiminden oluştuğu, tescil edildiği kuyumculuk sektörü dikkate alındığında; tescil edildiği mal ve hizmet sınıfları yönünden SMK 5/c ve d bentleri gereğince tasviri işaret olmakla tescil edilmemelerinin gerektiği, bu çerçevede bu markaların hükümsüzlüğünün söz konusu olabilmesi için markaların SMK 5/2.maddesi gereğince, tescil tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmamış olmalarının gerektiği, eğer ayırt edici nitelik kazanmışlarsa SMK 5/b, c ve d. bentleri doğrultusunda hükümsüzlüklerinin de söz konusu olamayacağı, "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, "... ÇARŞI" ibaresinin ise doğrudan tescil olduğu mal ve hizmet sınıfına yönelik bir tasvir ve atıf içermediğinden bu markanın SMK 5.maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, "... ÇARŞI" ibareli markasının kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ:Davalı-karşı davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap ve karşı dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla; ilk derece mahkemesinin davacı-karşı davalıya ait "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markalarının SMK'nun 5/1-c ve d bentleri gereğince tasviri işaret olmakla tescil edilememeleri gerektiğini kabul ettiğini, ancak bu markaların tescil tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmamış olmamaları halinde hükümsüz kılınabileceğini belirterek, hükümsüzlük taleplerini reddetmişse de, davacı-karşı davalının bu markaları tescil başvuru tarihinden önce ayırt edicilik kazanacak şekilde kullandığını ispatlayamadığını,Bilirkişilerin davacı-karşı davalının iş yerinde yaptıkları incelemede 2017 yılından sonrasına ait bir takım emtialar tespit ettiklerini,Markaların tescil başvuru tarihlerinden önce kullandıklarına dair hiçbir delil bulunmadığını,İlk derece mahkemesinin somut delillere aykırı olarak hükümsüzlük davasını reddettiğini,Davacı-karşı davalı tarafın "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markalarını ciddi ve etkin bir şekilde kullandığına dair delil sunmadığını, markasal anlamda kullanıldıklarını ispat edemediğini,TPMK kullanım kılavuzuna göre kullanımın mevcut olduğunu en iyi ispat edenin faturalar olduğunu, sunulan faturalarda marka kullanımının mevcut olmadığını, ... adresli internet sitesinin ve ... adresli sosyal medya hesabında da "..." dışında hiçbir markanın bulunmadığının tespit edildiğini, Davacı-karşı davalının iş yerinde yapılan keşifte 2018, 2019, 2020 yılına ait olduğu iddia edilen takvimlerin bulunduğunu, ancak bunların ne zaman yaptırıldığının belli olmayan tabelaların ve promosyon ürünlerinin marka kullanımına delil olamayacağını, bu promosyon ürünlerin ve tabelaların fatura karşılığında yaptırılması gerektiğini, buna ilişkin hiçbir fatura, irsaliye ya da benzeri belge sunulmadığını,Bilirkişi raporuna bu yönde yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda da bu itirazlarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını,İlk derece mahkemesinin "... ÇARŞI" markasıyla ilgili davalarını da hatalı tespitlerle reddettiğini,Kabul anlamına gelmemekle birlikte "... ÇARŞI" markasının tasviri bir ibare olmadığı ifade edilmişse de, bu markanın kullanıldığına dair hiçbir gerekçe açıklanmadan iptal davasının reddedildiğini, Yapılan keşif ve sunulan delillerle "... ÇARŞI" markasının kullanıldığının tespit edilemediğini,Karşı tarafın "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markaları gibi "... ÇARŞI" markasını da kullandığını ispat edememesi nedeniyle Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın SMK'nun 9. maddesine aykırı olduğunu belirterek, izah edilen sebeplerden dolayı İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/372 E., 2023/56 K. sayılı 23.03.2023 tarihli kararının karşı davaya ilişkin hükmünün kaldırılmasına, istinaf sebepleri dikkate alınarak karşı davada, 6769s. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4., 5. maddesinin (a), (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca tescil edilemeyecek işaretlerden oluştuğundan karşı dava davalısının “...,...” markasının hükümsüzlüğüne, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4., 5. maddesinin (a), (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca tescil edilemeyecek işaretlerden oluştuğundan karşı dava davalısının “İSTANBUL ... ...”, “KAPALIÇARŞI ... ...”, “... ÇARŞI” markalarının hükümsüzlüğüne, markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin talepleri yerinde görülmez ise bu markaların tescil tarihlerinden itibaren hiç bir şekilde kullanmadığı dikkate alınarak iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin asıl dava davacısı, karşı dava davalısı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı-karşı davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; asıl davayla ilgili alınan bilirkişi raporlarına itirazlarını tekrar ettiklerini, "..." markasının tek başına tescilinde bir engel bulunmadığını, ancak davalı-karşı davacının "..." ve "..." kelimelerini de markasına almayı ve ilk sözcüğü yapmayı tercih ettiğini,Tarafların markalarının hizmet sınıflarının aynı olduğunu, Davalı-karşı davacının da müvekkili gibi Kapalıçarşı'da hizmet verdiğini ve müvekkilinin müşterileri portföyüne aşina olduğunu,Davalı-karşı davacının "..." markasının da büyük harflerle ve "... ..." markasının yazı karakterine benzer yazı karakteriyle yazıldığını,Bu durumun tüketicilerin markaları karıştırmasına ve bu markanın müvekkilinin seri markası olduğuna dair markalar arasında bağlantı olduğunu düşünmelerine neden olacağını,Aynı iddialarının "..." markası için de geçerli olduğunu, Daval-karşı davacının markalarını kötüniyetle tescil ettirdiğini belirterek, Davalı-karşı davacı ...'ın istinaf kanun yoluna başvurma talebinin reddine, hükmün, "..." "..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesine mütedair taleplerinin reddine ilişkin kısmının kaldırılarak, "..." "... " markalarının hükümsüzlüğüne, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalı-karşı davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "... ..." markasının 14, 35, 40. sınıflarda, ... numaralı "KAPALIÇARŞI ... ..." markasının 14, 35, 40. sınıflarda, ... numaralı "İSTANBUL ... ..." markasının 14, 35, 40. sınıflarda,... numaralı "... ÇARŞI" markasının 14, 40, 35. sınıflarda davacı-karşı davalı adına,... numaralı "... ... "markasının 14, 35. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 14, 35. sınıflarda davalı-karşı davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka uzmanı ..., kuyumcu..., bilgisayar mühendisi ... ve SMM N...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 18/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda: Asıl dava yönünden; davacının markalarındaki "..." veya "..." ibaresi ile davalı markasındaki "..." ibaresinin aynı olmasının tek başına markalar arasında iltibasa sebebiyet veremeyeceği, davalı markasındaki "..." ibaresinin davacı markalarında bulunan tasviri işaretlerden farklı olarak markayı ilgili alıcı grubu nazarında ses, kelime, görünüm anlamında farklılaştırmış olduğundan takdiri mahkemeye ait olmak kaydıyla ... numaralı "..." isimli markanın hükümsüzlük koşullarının SMK 6/3 çerçevesinde oluşmadığı, karşı dava yönünden; davacının "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markalarının tasviri bir işaretlerden oluşmakta olup hizmet ismi, coğrafi isim ile ürün isminin birleşiminde oluşmakta olup tescil edildiği kuyumculuk sektörü dikkate alındığında tescil edildiği mal ve hizmet sınıfları yönünden SMK 5/c ve d bentleri gereğince tasviri işaret olmakla tescil edilmemelerinin gerektiği, bu çerçevede bu markanın hükümsüzlüğünün söz konusu olabilmesi için, bu markaların SMK 5/2 hükmü gereğince tescil tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmamış olmaları gerekeceği, eğer ayırt edici nitelik kazanmışlarsa SMK 5/ (b), (c) ve (d) bentleri doğrultusunda hükümsüzlüklerinin de söz konusu olamayacağı, dosyada davacının "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının "... ÇARŞI" ibaresi ise doğrudan tescil olduğu mal ve hizmet sınıfına yönelik bir tasvir ve atıf içermediğinden, bu markanın SMK 5. maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının "... ÇARŞI" ibareli markasının kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 02/09/2022 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda: Asıl dava yönünden; davacının markalarındaki "..." veya "..." ibaresi ile davalı markasındaki "..." ibaresinin aynı olmasının tek başına markalar arasında iltibasa sebebiyet veremeyeceği, davalı markasındaki "..." ibaresinin davacı markalarında bulunan tasviri işaretlerden farklı olarak markayı ilgili alıcı grubu nazarında ses, kelime, görünüm anlamında farklılaştırmış olduğundan takdiri mahkemeye ait olmak kaydıyla ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ... " isimli markanın hükümsüzlük koşullarının SMK 6/3.maddesi çerçevesinde oluşmadığı, karşı dava yönünden; Davacının "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markalarının tasviri işaretlerden oluşmakta olup hizmet ismi, coğrafi isim ile ürün isminin birleşiminden oluşmakta olup tescil edildiği kuyumculuk sektörü dikkate alındığında tescil edildiği mal ve hizmet sınıfları yönünden SMK 5/c ve d bentleri gereğince tasviri işaret olmakla tescil edilmemelerinin gerektiği, bu çerçevede bu markanın hükümsüzlüğünün söz konusu olabilmesi için bu markaların SMK 5/2. maddesi gereğince, tescil tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmamış olmaları gerekeceği, eğer ayırt edici nitelik kazanmışlarsa SMK 5/ (b), (c) ve (d) bentleri doğrultusunda hükümsüzlükleri de söz konusu olamayacağı, dosyada davacının "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ...", ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının "... ÇARŞI" ibaresinin ise doğrudan tescil olduğu mal ve hizmet sınıfına yönelik bir tasvir ve atıf içermediğinden bu markanın SMK 5. maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının "... ÇARŞI" ibareli markasının kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
G E R E K Ç E:Asıl dava, marka benzerliği ve kötüniyetli tescil nedeniyle marka hükümsüzlüğü, karşı dava ise; SMK’nun 5/1-c-d maddesi uyarınca marka hükümsüzlüğü, hükümsüzlük talebi kabul edilmediği takdirde kullanmama nedeniyle marka iptali davasıdır.Mahkemece asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiş, karşı davanın reddi kararına karşı davalı-karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş, davacı-karşı davalı vekili ise asıl davanın reddi kararına karşı katılma yoluyla istinaf talebinde bulunmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle davalı-karşı davacının karşı davayla ilgili istinaf talebinin incelenmesinde; hükümsüzlüğü istenilen karşı davaya konu markaların başvuru tarihlerinin SMK’nın yürürlüğe girdiği 06.01.2017 tarihinden önce olduğundan, mutlak ret nedenleriyle hükümsüzlük davasının SMK’nın geçici 1. maddesi uyarınca her bir marka başvurusunun başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekir. (Yargıtay 11. HD’nin 05/03/2020 tarihli, 2019/2497 Esas, 2020/2438 Karar sayılı kararı, 26/04/2023 tarihli, 2022/2908 Esas, 2023/2445 Karar sayılı kararları) Somut olaya konu uyuşmazlığın marka başvuru tarihleri itibariyle yürürlükte olan mülga 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca karara bağlanması gerektiği halde, Mahkemece, olayda uygulanma yeri bulunmayan Sınai Mülkiyet Kanununa göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.Davalı -karşı davacı vekilince, davacı-karşı davalıya ait markaların tescil başvurusundan önce kullanıldıklarının ispatlanamadığını, bu nedenle SMK’nun 5/2. maddesindeki tescil koşulunun gerçekleşmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK’nın 42/3. maddesi uyarınca, bir marka 7/1-a-c ve d bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da, kullanım sonucunda tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. Bu durumda davacı-karşı davalıya ait ve hükümsüzlüğü talep edilen markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, tescil tarihlerinden dava tarihine kadar ayırt edicilik kazanıp kazanmadıklarının araştırılması gerekir. Bu nedenle Mahkemenin SMK’nun 5/2. maddesi uyarınca davaya konu markaların ayırt edicilik kazandığına ilişkin gerekçesi de yerinde değildir.Marka olamayacağı belirtilen işaretlerin tespitinde, dava konusu markaların kapsamındaki emtia ve/veya hizmetler özelinde inceleme yapılarak, eş anlatımla kapsamdaki emtia/hizmet özelinde 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve d hükümlerine göre yapılacak değerlendirmeyle tescil engeli olup olmadığı yönündeki tespite göre bir değerlendirme yapılması gerekir.İlk Derece Mahkemesince "... ...", "İSTANBUL ... ...", "KAPALIÇARŞI ... ..." markalarının tescilli olduğu tüm sınıflardaki tüm emtia ve hizmetler yönünden cins belirttiği, ancak kullanmakla ayırt edicilik kazandıkları gerekçesiyle hükümsüz davasının reddine karar verilmişse de, alanında uzman bilirkişi eliyle inceleme yapılıp, bu markaların tescilli oldukları hangi emtialar özelinde 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve d bentlerine göre marka olamayacağı tespit edilip, yapılacak bu incelemenin sonucuna göre gerekirse tescil kapsamında ayrışmaya da gidilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle markaların tescilli olduğu tüm emtialar yönünden aynı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Karşı davada terditli olarak talep edilen kullanmama nedeniyle iptal davasında da davacı-karşı davalının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde markalarını ciddi ve etkin bir şekilde kullandığını ispatlaması gerekir.Davacı-karşı davalının kullanmama nedeniyle iptali talep edilen markalarını ciddi ve etkin bir şekilde kullandığı gerekçesiyle iptal davasının da reddine karar verilmişse de, hangi delillere göre ciddi kullanım olduğuna kanaat getirildiğine dair Mahkeme kararında yeterli gerekçeye yer verilmediği, bu durumun HMK’nun 297/1. maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davacı-karşı davalı tarafça markalarının kuyumculuk faaliyetinde kullanıldığı savunulmasına ve bilirkişi raporunda da buna dair görüş bildirilmesine rağmen, davaya konu markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler ayrıştırılmaksızın tüm mal ve hizmetlerde ciddi ve etkin şekilde kullanıldıkları gerekçesiyle iptal davasının reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.Yine davacı-karşı davalının hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle iptali talep edilen karşı davaya konu markalarını tescil edildikten sonra kullanması ile ayırt edicilik sağlayıp sağlamadıkları, ciddi ve etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığı konularında yapılan incelemeler de yeterli değildir. Davacı-karşı davalı delil olarak ticari defter ve belgelerine dayandığı halde, Mahkemece Hakkari’de bulunan ticari kayıtları incelenmeksizin, yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalı- karşı davacı vekili karara karşı sadece karşı davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusunda bulunmuş ve karşı davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı- karşı davalı vekili ise açıkça katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduklarını belirterek katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulünü, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen asıl davanın reddi kararının kaldırılmasını, karşı davayla ilgili davalı-karşı davacının istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir. Asıl davada aleyhine açılan davanın reddine karar verilen davalı-karşı davacının asıl davaya yönelik bir istinaf istemi olmadığından, davacı-karşı davalının da asıl davaya yönelik katılma yoluyla istinaf hakkı bulunmamakta ise de, karşı davayla ilgili davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik istinaf talebi bu aşamada incelenmemiştir.Tüm bu nedenlerle; davacı-karşı davalı vekilinin asıl davayla ilgili istinaf talebiyle ilgili bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davayla ilgili istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacı-karşı davalıya ait Hakkari’de ki ticari kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılarak karşı davaya konu markaların ciddi ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadıkları, markaların kullanılmakla ayırt edicilik kazanıp kazanmadıklarına dair yukarıda belirtildiği şekilde markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler de ayrıştırılarak yeni bir heyetten rapor alınarak, buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davayla ilgili istinaf talebinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 23/03/2023 tarihli 2021/372 E. - 2023/56 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebi incelenmediğinden istinaf harcının talebi halinde davacı-karşı davalıya iadesine,4-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı-karşı davacıya iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 14/05/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.