T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/213
KARAR NO: 2025/798
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20.11.2024
NUMARASI: 2024/663 Esas - 2024/801 Karar
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.09.2004 ile 15.10.2004 tarihleri arasında ortağı olduğu dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki paylarını 25.10.2004 tarihinde devir ettiğini ve bu durumun Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, devir ile şirketteki müdürlük yetkisinin sona ermesine rağmen şirketin vergi borçları nedeniyle haciz işlemleri uygulandığını, müvekkilinin müdürlük görevinin devam ettiğini haciz işlemiyle öğrendiğini, kaydın düzeltilmesi için 25.09.2024 tarihinde yapılan başvurunun davalı kurumun 18.10.2024 tarihli yazısı ile reddedildiğini, ret kararının 23.10.2024 tarihinde tebellüğ edildiğini, müvekkilinin hisselerini devrettiği 25.10.2004 tarihinden sonra şirket müdürlüğüne ilişkin bir işlemi bulunmadığından, müvekkilinin bu tarihten itibaren dava dışı şirketin müdürü olmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararının bulunduğunu, müvekkilinin payının tamamını devir etmesinden sonra şirket müdürlüğüne 25.10.2004 tarihli Sicil Gazetesi'ne göre on yıl süre için ...'in seçildiğini ileri sürerek, davalı kurumun 18.10.2024 tarihli işleminin iptali ile müvekkilinin 25.10.2004 tarihinden itibaren dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince verilmiş bir ret kararı bulunmadığından HMK'nın 114/2 ile 115/2 ve TTK'nın 34. maddesine göre davanın usulden reddi gerektiğini, davacının 25.09.2024 tarihli başvurusunun tescil başvurusu niteliğinde olmadığını, harç yatırılmadığı gibi müvekkilinin 18.10.2024 tarihli cevabi yazısının da tescil talebinin reddine ilişkin olmadığını, cevabın açıklayıcı ve bilgi mahiyetinde olduğunu, davacının talebinin muhatabının dava dışı şirket olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının şirketin yetkilisi olmadığına ilişkin iddiaya itibar edilemeyeceğini, bir kişinin limited şirketteki payını devretmesinin müdürlük görevini de otomatik olarak sona ermeyeceğini, davacının buna ilişkin yazılı bir delil sunmadığını, müvekkilinin işleminin hukuka uygun olması nedeniyle davanın açılmasına sebep olunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının hissesinin tamamının 25/10/2004 tarihinde ...'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleri ile aktif ve pasifi ile devredilmesine karar verildiği, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yer alan; limited şirketlerin ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları düzenlemesi ile; mükerrer 35. maddesinde yer alan; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olacağı düzenlemesi karşısında, vergi borçları nedeniyle haciz uygulandığından bahisle müdürlük görevinin sona erdiğine dair tescil talebi reddedildiğinden işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacının şirket ana sözleşmesiyle müdür olarak atandığının dosya içersindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmasına göre müdürlük görevinin sona ermesi, azil ya da istifa ile mümkün olabilir. Yalnızca hisse devri müdürlük görevini kendiliğinden sona erdirmez (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34.Hukuk Dairesi 2017/1583 Esas 2018/410 Karar). Dosya içersinde davacının azledildiğini ya da resmi olarak düzenlenmiş noter onaylı istifa belgesiyle ya da noter onaylı ve kapanış tasdikli şirket karar defterinde bu yolda verilmiş bir karar ve başvuruya ilişkin bilgi ve belgelerin bulunmadığı, öyleyse davacının limited şirketteki müdürlük görevinin ne şekilde sona erdiği konusunda hiçbir delil bulunmadığından ticaret sicil müdürlüğü tarafından verilen kararın yerinde olduğu..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/9342 E.- 2016/13983 K. sayılı imamında belirtildiği üzere, şirket müdürü olan davacının limited şirketteki hisselerinin tümünü hisse devir sözleşmesiyle şirket ortakları dışında bir kişiye devir etmesi hâlinde, devir işleminden sonra şirket müdürlüğü ile ilgili eylemli bir hareketinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, mahkemece pay devir tarihi itibariyle şirket ortaklığı söz konusu olmadığından ve bu tarihten itibaren üçüncü kişi olan davacının müdürlüğü için yeniden genel kurul kararı gerektiğine ilişkin iddia bakamından bir gerekçe yazılmadığını, pay devri ile ortaklığı sona eren kişinin yeniden müdür olarak atanmaması hâlinde müdürlüğün devam edemeyeceğini, ancak mahkemece bu konudaki iddianın cevapsız bırakıldığını, limited şirketlerde ortaklardan en az birinin müdür olması gerektiğini, son ortak müdür olan ...'in müdürlüğünün 25.10.2014 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında ortak olmayan üçüncü kişi davacının müdürlük sıfatının kendiliğinden ortadan kalkmış olacağını, 25.10.2014 tarihinden itibaren müvekkilin dava dışı şirket müdürü olmadığının tespitine ilişkin talebinin de kararda değerlendirilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicili memurunun kararının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ticaret sicil memurunun kararına itiraz davası basit usule göre görülecek davalardan olup, ilk derece mahkemesince davanın basit usulde görülmesine karar verdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar HMK'nın 320 maddesinde "Mahkeme mümkün olan hâllerde tarafları davet etmeden dosya üzerinde karar verir" düzenlemesine yer verilmiş ise de somut olayda dosya üzerinden karar verilmesinin koşulları mevcut değildir. Yargıtay 11. HD 2021/7191 E- 2022/257 K sayılı, 21.03.2022 tarihli emsal karar içeriği dikkate alındığında; davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünün uygulanıp duruşma açılarak, tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerekmektedir. HMK’nın 27. maddesi uyarınca tarafların hukuki dinlenilme haklarının sağlanması gerekir. Eldeki davada iddia ve savunma kapsamında aydınlatılması gereken hususlar bulunmakla, duruşma açılmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan mahkemece, dava dışı şirkete ait sicil dosyasının tamamının getirtilmediği görülmektedir. Şirket hisse devir tarihinden sonra genel kurul yapılıp yapılmadığı ve müdürlük hakkında bir karar alınıp alınmadığı denetlenememiştir. Bu nedenle şirketin sicil dosyası getirtilerek, devir tarihinde ve sonrasında yapılan genel kurullar ve yürürlükte olan limited şirketlerde müdürlüğe ilişkin yasa hükümlerinin değerlendirilerek, davacının iddialarının ayrı ayrı HMK'nın 297/1-c maddesi uyarınca gerekçelendirilerek değerlendirilmesi gerekirken, uyuşmazlığa ilişkin delillerin toplanmadan davanın reddine karar verilmesi de usule aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incilemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.05.2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!