WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 13. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/796 Esas
KARAR NO:2025/813 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2023/255 Esas- 2023/452 Karar
TARİH:07/11/2023
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı sigortalısı ... Şti.ne ait emtiaların Nijerya'dan Türkiye/Mersin'e nakliyesi için davalı ile anlaşıldığını, emtiaların nakliyesinin ... isimli gemi ile gerçekleştirildiğini, yükün tahliyesi esnasında ıslanma nedeni ile emtiada hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin dava dışı sigortalısının 31.729,00.TLzararını tazmin ettiğini, ödenen hasar bedelinin tahsili için... sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ... Şirketine ihbarının gerektiğini, konşimento tahtında Singapur Mahkemelerinin yetkili kılındığını, milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, davalının milletleraarası yetki itirazının kabulü ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile sigortalı arasında navlun ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Mersin Limanında konteynerin iddia edildiği gibi su aldığına ilişkin yapılmış bir tespitinin bulunmadığını, depoya kadar iç nakliyenin Sigortalı sorumluluğunda yapıldığını, tutanağın da iç nakliyenin tamamlanmasından sonra depoda tanzim edildiğinin anlaşıldığını beyanla Türk Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığından yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin sigortalı ile navlun ilişkisi bulunmadığından husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesini ve nihayetinde davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 07/11/2023 tarih ve 2023/255 Esas- 2023/452 Karar sayılı kararında;"....Dosyaya mezkur satış faturasının incelenmesi ile davadışı sigortalı alıcı ... Şti' nin Nijerya'da mukim... Ltd den 91180,00 kg susam tohumu emtiası satın aldığı, emtianın taşınması için ... Ltd tarafındın...nolu konişmento tanzim edildiği , bu konişmentoda yükleyicinin Nijerya'da mukim... Ltd , alıcının Emrine kaydı , Bildirim tarafının ise alıcı sigortalı ... San olduğu, konişmentonun .. Ltd nin ... tarafından imzalandığı, davalının bu konişmentoda teslimat için temasa geçilecek firma olarak yer aldığı, ... Ltd nin taşımayı alt taşıma sözleşmesi ile ... ye devrettiği , ... nın ... nolu konişmentoyu tanzim ettiği , bu konişmentoda yükleyicinin , ..., alıcının davalı , genel ihbar adresinin davalı olduğunun görüldüğü, davacı emtiaların taşınma sırasında hasarlanması sebebiyle davalının sorumlu olduğunu iddia etmesine karşın dosyada davalı tarafından sigortalı adına düzenlenen navlun faturasının bulunmadığı, kaldı ki ... satım şekli, mal bedelinin yanı sıra taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şekli olup,... teslim şartı ile yapılan satışta, satıcı malın alıcıya ulaştırılması için gerekli navlunu ödeyip, nakliye sırasındaki rizikolara karşı yükün sigorta himayesini temin etmekle yükümlü olduğu, buna göre Nijerya da mukim satıcının ... ile taşıma ilişkisini kurduğu, ... nolu konişmentonun... tarafından tanzim edildiği ve davalının bu konişmentoda teslimat için irtibata geçilecek acente olarak yer aldığından , davalının taşımayı yaptığı ya da aracılık ettiğine dair bulunmadığı, ... tarafından düzenlenen ... nolu konişmento da da davalının genel ihbar adresi olarak yer aldığı, davalının taşımayı yaptığı ya da aracılık ettiğine dair bulunmadığı, davalının her iki konişmentoyu tanzim eden taşıyanların acentesi olduğuna yönelik herhangi beyan ya da delil bulunmadığından davalının iş bu taşımaya aracılık etmediği, dolayısıyla taşıyan sıfatına haiz olmadığı anlaşılmakla davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. ..."gerekçesi ile,''1-Pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalı ...'a, taşıyan acentesi sıfatı ile husumet yöneltildiğini, taşıyan acentesi sıfatı ile söz konusu taşımadan sorumlu bulunduğunu,Davalı ...'a; Konişmentoda acente sıfatı ile kaşesinin bulunması, Yük Teslim Belgesi/Ordino ve Yük Teslim Talimat Formu'na dayanarak taşıyan acentesi sıfatına istinaden dava yöneltildiğini, dava dilekçesi ekinde yer alan ...ve ... tarafından düzenlenen konişmentoda acente sıfatı ile kaşesinin bulunması davalı ...'un ... Ltd. Şirketine acentelik hizmeti verdiğini ispatladığını, TTK m.109/2 gereğince acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumlu olduğunu, Yine TTK m. 105'de; "(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. " yer aldığını, bu sebepten davalı ..., taşıyan ...'in acentesi olması sebebiyle görevli bulunduğu taşımaya ilişkin her türlü zarardan ve hasardan sorumlu bulunduğunu,Huzurda bulunan davada husumeti HMK M.124 çerçevesinde...icaret Ltd.şti.'e yönlendirildiğini, 30.05.2023 tarihli dava dilekçesi ile açılan 2023/255 Esas sayılı davada husumeti sehven ... Ltd. Şirketine yönlendirildiğini,Dava dilekçesinde "...Şti." ismine yer verildiği, bu hususun tarafta düzeltilebilir yanılma kabul edilmesi gerektiğini,TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca davalılar arasında acentelik ilişkisi buluduğunu, TTK m. 105/2 ve 109/2 başta olmak üzere TTK'da düzenlenen acentelerin yetki ve sorumluluklarına binaen açılan bu davada taraf belirtilirken sehven ....Şti. Yazılmış olup acentesi bulunduğu yabancı tüzel şirket olan ... Şirketine izafeten yer aldığının belirtilmediğini, bu sebeple birlikte işbu davayı HMK Madde 124 çerçevesinde ... Ltd. .. Ltd.Şti.'ne yöneltmenin kendilerince hasıl olduğunu,6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 124'e göre;"Tarafta iradî değişiklik (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder."Açılan davada husumeti HMK m.124 çerçevesinde davayı ...Ltd. ....Şti.'e yönlendirdiklerini beyan etmiştir. Hak düşürücü süre itirazının yersiz olduğunu, hasar tespit tarihinden 1 yıl içinde icra takibi başlatıldığını,Hak düşürücü süreye ilişkin TTK m.1188: "(1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.(2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.(3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer." şeklinde olduğunu, kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı için eşyanın teslim edildiği veya teslim edilmesi gerektiği tarihin esas alındığını,Dava konusu taşımada emtianın ... Limanına getirilerek hasarın tespitinin yapıldığı tarihin 28.01.2020 olduğunu, bu hususun dosyada yer alan hasar tutanağı ve eksper raporu ile sabit olduğunu,TTK m.1188'e uygun olarak eşya teslim tarihi esas alındığında 1 yıllık süre içinde icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz dilekçelerinin kendileri tebliğ edilmediğini, bu nedenle hukuki sürelerin korunduğunu, davalıların itirazına müteakip 09.02.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, arabuluculuk süreci 03.03.2023 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını, davanın 30.05.2023 tarihinde ikame edilmiş olup süresi içinde olduğunu, “6098 sayılı TBK 154. maddesi (818 sayılı mülga BK. 133/2 maddesi) gereğince icra takibi zamanaşımını keser. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ödeme emrine itirazın iptali davası bir müddete tabidir. Alacaklı bu davayı İTİRAZIN KENDİSİNE TEBLİĞİ ( İİK. mad. 62/2) tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir ( İİK. mad. 67/1 )”(Y. 11.HD E. 2004/1778 K. 2004/11061 T. 9.11.2004).Taşıyan acentesi sıfatıyla davalı ...'un pasif husumet ehliyeti olduğunu,Davalı ...'a Konişmento, Yük Teslim Belgesi/Ordino ve Yük Teslim Talimat Formu'na dayanarak taşıyan acentesi sıfatına istinaden dava yöneltildiğini, davalının husumete ilişkin itirazları fiili taşımayı üstlenmediği, bunun davalı tarafından yerine getirildiği ve taşımaya yalnızca aracılık ettiklerine yönelik olduğunu; ancak dosyaya sunulan belgelerin taşıma ilişkisini ispatlayan belge niteliğinde olup davalının işbu konişmentoyu kaşeleyen taraf olması nedeniyle taşıyan acentesi sıfatı bulunduğunu, davalı cevap dilekçesinde taşıma işini organize ettiğini kabul ettiğini,Davalı ... tarafından kaşelenmiş olan konişmento, davalının ... firmasının acentesi sıfatıyla taşıyan acentesi olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, TTK m.109/2 gereğince acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumlu olduğunu, davalının ... firmasının acentesi olarak taşıma sürecine dahil olup taşıyan acentesi olması sebebiyle taşıma sırasında meydana gelen her türlü hasardan sorumluluğu bulunduğunu,Taşıyan acentesi, sözleşmeden doğan taşıma borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmezse meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu,TTK 1178. Madde gereği taşıyan, taşıma esnasında tedbirli bir taşıyandan beklenen özeni göstermek zorunda olduğunu, emtianın yüklenmesi, istifi, taşınması, korunması, boşaltılması sırasında yüke özen gösterme borcunu gereği gibi yerine getirmesi getirdiğini, aksi halde emtia hasarlarından sorumluluğu gündeme geleceğini, dava konusu taşıma ... sorumluluğunda gerçekleştirildiğini, ancak davalının tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olması neticesinde işbu hasarın meydana geldiğini, dolayısıyla meydana gelen hasar nedeniyle taşıma işlemini gerçekleştiren davalının sorumluluğu bulunduğunu, bu hususun kendileri tarafından dosyaya sunulan delillerle ispatlandığını,Müvekkilin aktif husumet ehliyetine ilişkin; yargıtay içtihatları, banka ödeme dekontu ve ibraname belgeleri dikkate alındığında aktif husumetin bulunduğunun açık olduğunu,Davalının iddialarının aksine eksper raporu, hasar tutanakları ve hasar fotoğrafları ile de kanıtlanmış olan emtiaların ıslanarak hasarlanması davaya konu poliçeye dahil olup kendileri tarafından hatır ödemesi yapıldığının söz konusu dahi olmadığını, müvekkilinin TTK. 1472 Hükümlerine göre sigorta tazminatını ödeyerek sigortalının yerine geçtiğini, müvekkilinin halefiyet kuralı gereğince sigortalıya yaptığı ödemeyi ispat edebildiğini, Hasar bedelini, sigortalısına ödemiş olan müvekkil şirketin, TTK’nın halefiyet ilkesi gereğince işbu davayı açma hakkı doğduğunu, itirazın iptali istenen takip konusu alacağın, sigortalının uğradığı hasar bedelinin müvekkili sigorta şirketince ödenmesi sonucunda, hasarın meydana gelmesinde sorumlu olan taraflara yöneltilen bir rücu davası olduğunu,Delilleri arasında “SİGORTA POLİÇESİ” sayın mahkemeye sunulduğunu, sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkı bulunduğunu, ayrıca yine dava dilekçesi ekinde bulunan “BANKA ÖDEME DEKONTU” halefiyet ve temlik esasına göre sigortalının haklarını devralan müvekkilin davalılara rücu hakkı doğduğunu belgelediğini,Müvekkil sigorta şirketinin sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümleri (TBK m. 183 vd.) uyarınca üçüncü kişilere karşı kazanmış olduğu dava ve icra haklarına bağlı olarak talep hakkı bulunduğunu,Sigortalının tazminat hakları kayıtsız şartsız davacı müvekkile devredildiğinden sigortalıya ödenen tazminat için hem TTK. m. 1472 hem de TBK m. 183 maddeleri uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunun göz önünde tutulması gerektiğini,Bir an için TTK m.1472 anlamında halefiyet ve rücu hakkının doğmadığı düşünülse dahi, müvekkil sigorta şirketinin sigorta ilişkisi dışında temlik (TBK m. 183 vd.) hükümleri uyarınca üçüncü kişilere karşı kazanmış olduğu dava ve icra haklarına bağlı olarak talep hakkı bulunduğunu, zira ibranamede dava dışı sigortalı; haklarını müvekkile temlik ettiğini açıkça beyan ettiğini, bu sebeple müvekkilim akdi halef sıfatını kazanmış olduğundan TBK 183 temlik hükümlerinden yararlanabilmesi gerektiğini,Müvekkil sigorta şirketi ile sigortalısı arasındaki ilişkide TBK'nın temlik hükümlerinden de yararlanabileceğine ilişkin Yargıtay kararları ve Hukuk Genel Kurulu kararları da bulunduğunu, emsal teşkil etmesi açısından birkaç yakın tarihli karar ve HGK kararını sunduklarını;"Dava dışı sigortalı... AŞ ile davacı sigorta şirketi arasında tanzim olunan ibraname ile sigortalıya meydana gelen riziko nedeniyle 4.656,00 Euro ödendiği belgelendikten sonra; “bahsi geçen hasardan dolayı mesul olanlar aleyhine dava hakkımızı kayıtsız şartsız ...Sigorta AŞ'ne devir ve temlik ettiğimizi beyan ve kabul ederiz” şeklinde alacağın temliki yapılmıştır. Bu itibarla, davacı sigorta şirketinin ödediği riziko bedelini, halefiyet ilkesi dışında alacağın temliki hükümlerine göre davalıdan rücuen talep hakkı bulunduğunun kabulü gerekir." (YHGK E. 2012/11-1602 K 2013/712 T. 15.5.2013)HGK kararında da görüldüğü gibi müvekkilinin sigorta hukukundan doğan kanuni halefiyet hakkı ile birlikte TBK m. 183 vd. Hükümlerinde düzenlenen alacağın devri hakkı da bulunduğunu, yapılan ödemenin sigorta kapsamında olup müvekkil sigortacının ödemiş olduğu tazminat miktarınca akdi ve kanuni halef sıfatıyla dava dışı sigortalıya ödenen tazminat miktarının tümünü zarar sorumlularına rücu imkanı bulunduğunu, Tüm bu hususlar dikkate alındığında müvekkilin aktif husumet ehliyetinin varlığı ispat olunduğunu, davalının aktif husumete ilişkin itirazlarının yerinde olmadığını,Dava konusu emtianın alıcıya teslimiyle birlikte hasarlı olduğunun tespit edildiğini ve şoför ile alıcı tarafından tutanak altına alındığını,Dosyaya sunulan belgelerden emtianın hasarsız ve herhangi bir çekince şerhi konulmaksızın taşıyana teslim edildiğini, emtiaların nakliyesi akabinde davalı tarafından hasarlı olarak teslim edildiğini ve akabinde dava dışı kamyon şoförü ve alcı firma tarafından müşterek olarak hasar tutanağı düzenlendiğini,Yapılan araştırmalar neticesinde emtianın nakliye sürecinde ıslanmak sureti ile hasarlandığı, emtianın konteynerin yan duvarından içeriye sızan su nedeni ile ciddi hasar aldığının tespit edildiğini, hasarın meydana geliş şekli göz önüne alındığında, emtiaların nakliye esnasında hasarlandığı ve davalının meydana gelen kayıp ve hasardan sorumlu olduğunun ortada olduğunu,Hasar ihbarının amacı tarafların hasarın meydana geldiğinden ve niteliğinden haberdar olması olduğunu, TTK m. 1185/2'de belirtildiği üzere; "Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur." Ekspertiz raporunda belirtildiği ve hasar tutanağından görüleceği üzere hasarın, emtia davalının hakimiyeti altında iken gerçekleştiğini, bunun akabinde tutanak tutulduğunu,Bir an için ihbar şartı gerçekleşmediğinden ispat yükünün yer değiştirdiği düşünülse dahi kendileri tarafından davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunun ispat edildiğini,İhbar yapılmadığına ilişkin hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalının itirazına gerekçe olarak gösterdiği TTK m.1185 hükmünün amacı ve gerekçesi dikkate alınarak hazırlanan Yargıtay içtihadının da aşağıda sunulduğunu;Bu içtihat uyarınca: "Zarar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının belirlenemediği gerekçesiyle de davanın reddi yerinde değildir. Davacının delilleri değerlendirilerek davalı tarafça taşınan yükte meydana gelen hasardan davalının sorumlu olup olmadığının ve sorumlu olduğunun anlaşılması halinde buna ilişkin bedelin belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Y. 11.HD 2005/12615 E. 2007/1540 K. 8.2.2007 T.)Bildirime ilişkin TTK m.1185 dikkate alındığında, eşyanın zıya veya hasarının bildirilmediğini, tespit ettirilse de taşıyanın sorumlu olmadığı hususunun karine olduğu ve bu karinelerin aksi ispat olunabildiği açıkça ifade edildiğini, somut olayda hasar taşıyan acentesi zilyetliğinde meydana geldiğini, hasar tespiti tutulan tutanak ile yapıldığını ve bunun akabinde davalıya hasar bildirimi yapıldığını,Emtiaların konteynere tam ve sağlam bir biçimde yüklenmiş olmasına rağmen nakliye sırasında konteynerın su alması sonucu ıslanarak hasara uğradığını,Emtiaların nakliyesi akabinde davalı tarafından hasarlı olarak teslim edildiğini, müvekkilin sigortalısına ait emtialar konteynere yüklendiğini ve nakliyenin bir aşamasında konteynerin su alması sonucu ıslanarak hasar gördüğünü, emtianın tahliyesi esnasında hasarlı olduğunun tespit edildiğini ve tutanak altına alındığını, meydana gelen olay sonrasında emtiaların hasara uğradığının tespiti akabinde emtia üzerinde ekspertiz çalışması yapıldığını,Yapılan araştırmalar neticesinde emtianın nakliye sürecinde ıslanmak sureti ile hasarlandığı tespit edildiğini, Eksper Raporunda:28.01.2020 tarihinde mersin limanındaki işlemler esnasında yapılan kontrol ve tespitlerde ... nolu konteynerde taşınmakta olan 365 çuval susam emtiasından yaklaşık 100 çuvalının ıslanmak sureti ile hasarlanmış durumda bulunduğu,Söz konusu hasarın konteynerin yan duvarından içeriye sızan su nedeni ile meydana geldiği ve çuvalların tahliyesinden sonra konteynerin aynı yan duvarında isolasyon maksatlı yerleştirilmiş kartonların da aynı şekilde ıslanmış ve üzerinde su izinin görülebilir durumda bulunduğu temin edilen fotoğraf ve video kaydından anlaşıldığını, Hasarın nakliye esnasında meydana geldiği eksperlerce tespit edildiğini, Davalı taşıyan acentesi, yüke ilişkin özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, emtianın niteliğini bilmesine rağmen buna uygun taşıma yapmadığını, Davalının taşıma süresince yüke nezaret etme, onun ziya ve hasara uğramaması için gereken özeni gösterme yükümlülüğü altında olduğunu, dava konusu olayda ise emtianın hasar almasına sebep olunduğunu, susam cinsi emtianın, gıda olması nedeniyle buna dair taşıma talimatları içeren şekilde taşıyana teslim edildiğini,Emtiada, konteynerin su alması sonucu hasar meydana geldiğini, emtianın alıcıya teslimine kadar aktarma işlemlerine nezaret etmesi, uygun ekipman ve adamların seçilmesi, koşulların değerlendirilmesi basiretli bir taşıyan acentesi tarafından önlem alınmasını gerektiren hususlar olduğunu,TTK m. 1178 uyarınca: "Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür."TTK m.109/2 uyarınca: "Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumludur."Söz konusu TTK hükümleri ışığında taşıyan ve taşıyan acentesi yükümlülükleri dikkate alındığında, işbu dava konusu zarardan tamamen davalının sorumlu olduğu ispat olunduğunu, aksi davalı tarafça ispat edilmedikçe, hasarın özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen taşıyan acentesi kusurundan kaynaklı meydana geldiği olayın gidişatından anlaşıldığını,Somut olayda emtia "taşıyan acentesinin hakimiyet alanında" iken hasara uğradığını, dolayısıyla taşıyan acentesinin mutlak sorumluluğu bulunduğunu, Yargıtay kararında da ifade edildiği üzere, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yükleme ve boşaltmaya karşı çıkması gerektiğinden, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması halinde yine sorumluluktan kurtulamayacağını,"Mahkemece, taşıyanın tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediği, TTK m.1178'e göre gönderilene usulüne uygun teslim yapılmadığı, TTK m.1179'a göre taşıyanın ve onun adına hareket eden adamlarının somut olaydaki fiili taşıyanın, ağır bir kusurunun pervasızca bir davranışının bu zarara sebebiyet verdiği, davalı taşıyanın TTK m.1187'e göre sınırsız sorumlu olduğu ... Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA..." (Y. 11. HD. E. 2016/3125 K. 2017/4094 T. 12.7.2017)"Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi uyarınca ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, sigortalı iş makinasının taşınması sırasında demiryolu köprüsüne çarpması suretiyle meydana gelen kazada davalı taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yüklemeye karşı çıkması gerektiğinden, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir. Yani taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için yükleme ve istiflemeyi basiretli bir taşıyıcı gibi gözetmesi, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması, yükün yüksekliğiyle birlikte aracın yüksekliğini, geçilecek yerlerdeki yükseklik sınırını kontrol etmesi ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbirleri alması gerekmektedir. Bu suretle, davalı taşıyıcının özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, olayda tam kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekir." (Y. 11. HD. E. 2012/17577 K. 2013/18544 T. 23.10.2013) Sonuç itibariyle, dava konusu taşımaya ilişkin emtialar konteynerlere tam ve sağlam yüklenmiş fakat taşıma esnasında hasar meydana geldiğini, TTK'nın amir hükümleri uyarınca taşıyan acentesi; eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar geçen sürede uğradığı zıya ve hasardan sorumlu olduğunu, somut olayda ise dosyaya sunulan belgeler ve ekspertiz raporundaki tespitler dolayısıyla hasarın, mevzuatta taşıyan acentesinin sorumlu olduğu belirtilen zaman dilimi içerisinde meydana geldiğinin ispatlanmış durumda olduğunu, buna karşılık davalı tarafından hasarın meydana gelme sebebi açısından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin öne sürülmüş herhangi bir delil, belge bulunmadığını,Dava konusunun likit alacak olduğunu, ödeme dekontu ile de bu hususun sabit olduğunu,İşbu itirazın iptali davasına konu tazminat alacağının, delil niteliğini belirtmiş oldukları ekspertiz raporunun tazminat hesaplamalarından ve ödeme dekontundan anlaşılacağı üzere gerçek miktarı belli olan likit bir alacak olduğunu, tazminat miktarı belirlenebilir olduğundan, alacağın likit olmadığından bahsedilemeyeceğini, bu sebeple, borçlunun borca haksız bir şekilde itiraz etmesi, icra inkar tazminatının amacına uygun talep edildiğini gösterdiğini beyanla, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin adımıza hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, deniz taşımadan kaynaklı hasar bedelinin rucüen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap ve beyan dilekçeleri ile; Müvekkili ile Sigortalı arasında navlun ilişkisi bulunmadığını, sigortalı şirketin, emtianın Nijerya’dan - Türkiye’ye taşınması için ....Ltd. ile anlaştığını, ... Gemisi ile taşıması gerçekleşen emtia için taşıyıcı şirket tarafından 12.12.2019 tarih ve ... no’lu konişmentonun düzenlendiğinin ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, ... no’lu birleştirilmiş nakliye konişmentosunda nakliyecinin ... Ltd. Firması olduğunu, müvekkilinin bu konişmentoda taşıyıcı olarak değil, yalnızca “geminin varışından sonra irtibat kurulacak” olarak yer aldığını, ara konşimento da ise ( ...)... Ltd.Şti.'nin, .. (...) olarak göründüğünü, müvekkiline husumet düşmeyeceğinden pasif husumet itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili yargılama aşamasında verdiği 03.11.2023 tarihli beyan dilekçesi ile;Davalı ....'a; Konişmentoda acente sıfatı ile kaşesinin bulunması, Yük Teslim Belgesi/Ordino ve Yük Teslim Talimat Formu'na dayanarak taşıyan acentesi sıfatına istinaden dava yöneltildiğini, dava dilekçemiz ekinde yer alan ... tarafından düzenlenen konişmentoda acente sıfatı ile kaşesinin bulunması davalı ...'un ... Ltd. Şirketine acentelik hizmeti verdiğini ispatladığını,30.05.2023 tarihli dava dilekçesi ile açmış olduğu dava da husumeti sehven ... Ltd. Şirketine yöneltmiş bulunduğunu, huzurda bulunan davada husumeti HMK M.124 çerçevesinde ... LTD.... LTD.ŞTİ.'ye yönlendirme talebinin kabulünü talep etmiştir.Dosya kapsamına göre; Nijerya da mukim satıcının ... ile taşıma ilişkisi kurduğu, ... nolu ana konişmentonun ... tarafından tanzim edildiği ve davalının bu konişmentoda teslimat için irtibata geçilecek acente olarak yer aldığı, ... Nolu ara konişmentoda ise nakiyeci olarak ... yazılı olduğu, davalının ise ara konişmento da alıcı olarak yer aldığı, davalının taşımayı yaptığı ya da aracılık ettiğine dair delil olmadığı, davalının yalnızca “geminin varışından sonra irtibat kurulacak, dağıtım acentesi olarak yer aldığı görülmüştür.Davacı taraf, davalıya taşıyan acentesi sıfatına istinaden dava yöneltildiğini ileri sürmüş ise de, TTK 105/2. Maddesine göre bu durumda icra takibinin ve davanın asıl taşıyıcıya izafeten onun acentası olan davalıya karşı yöneltilmesi gerekir. Takip ve davanın ise doğrudan davalıya yöneltildiği görülmüştür. Acentanın doğrudan davalı sıfatı bulunmamaktadır.Her ne kadar davacı vekili tarafından, açmış olduğu dava da husumeti sehven ... Şirketine yöneltmiş bulunduğunu, huzurda bulunan davada husumeti HMK M.124 çerçevesinde ... LTD. ...ŞTİ.'E yönlendirme talebinin kabulünü talep etmiş ise de, dava itirazın iptali davası olup icra takip dosyasına sıkı sıkıya bağlı olduğu,icra dosyasında taraf değişikliği yapılamayacak olup bu durumda yanlış hasıma karşı icra takibinde bulunulması nedeniyle söz konucu icra takibinin eldeki davaya etkisi olmayacaktır. Bu nedenle mahkemece, pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.