T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2136
KARAR NO: 2025/757
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2020
NUMARASI: 2019/564 Esas - 2020/684 Karar
DAVA: İtirazın İptali (GKS den Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili banka borçlu ... arasında 17.02.2017 tarihinde akdedilen GKS uyarınca kredi kullandırıldığını, diğer davalının ise kefil olduğunu, davalıların geri ödemeleri zamanında yapmamaları üzerine yapılandırılma yapıldığını ancak bu taksitlerinde ödenmediğini, kullandırılan kredi hesabının kat edildiğini bu hususta Beşiktaş Noterliğinden 226.739,53-TL nakdi kredilerin ödenmesinin ihtar edildiğini, tarafların ihtara rağmen ödeme yapmamaları sonucunda icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından tüm borca ve ferilerine itiraz edildiğini, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle itirazın iptalini takibin devamına karar verilmesini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili; davacının belirttiği gibi bir yapılandırma teklifini içeren usulüne uygun ihtarname olmadığını, banka ile kredi sözleşmesi imzalandığını, gönderilen hesap kat ihtarnamesinin adresten iade döndüğünü, dolayısıyla borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğini , daha sonra hem asıl borçlu hemde kefile ihtarname gönderilmiş ancak bu tebligatlardan ... adına olanı yine tebliğ edilmediğini, gönderilen ihtarnamenin sadece borçluları temerrüde düşürmek için gönderildiğini, yapılandırma metni olmadığını, ihtarların müvekkiline ulaşmadığı sebebiyle yasal takibe geçmek için temerrüde düşme şartını sağlamadığını,müvekkillerinin bu krediyi bankadan KGF nin borcun %80 ine teminat sağlaması suretiyle aldığını, KGF borcun %80 inden krediden yararlanan kişi de borcun %20 sinden sorumlu olduğunu, mevcut yasal düzenlemelere göre kredi kullanan, şayet kredi sözleşmesinde öngörülen borcu ödemez ise banka öncelikle borçluya davet mektubu göndererek borcu yapılandırmak için teklifte bulunmak zorunda olduğunu,borç tutarının %80 ini KGF den aldıktan sonra bankanın borçlu hakkında yasal takibe başvurma hakkı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı ile davalılar arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'ın asıl borçlu, diğer davalı ...'in ise bu sözleşmede kefil sıfatıyla yer aldığını, davacının davalılardan 229.669,10-TL alacaklı olduğu, anılan borçların ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça davalılara Beşiktaş ... Noterliği'nin 28/03/2019 tarihli ... nolu ihtar gönderildiği asıl borçluya 03/04/2019 tarihinde, kefil'e tebligatın 04/04/2019 tarihinde yapıldığını, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı banka kayıtlarından anlaşıldığını,davalılara yapılandırma imkanının tanındığını, ancak davalıların bu imkandan istifade etmediklerini davanın bilirkişi raporunda belirtilen alacak miktarları üzerinden kabulüne,alacak likit olduğundan bu alacak toplamı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili; dava konusu kredi borcu, KGF tarafından teminat altına alındığını, müvekkillerine yapılandırma hakkı kullandırılmadan takip işlemlerine başlanamayacağını, 10.10.2018 tarih ve 162 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile getirilen yapılandırma teklifi şartının davacı tarafından yerine getirilmediğini, yapılandırma teklifinde bulunulmadığı,kefilin borçtan sorumluluğunun doğması için öncelikle asıl borçluya geçerli tebliğin yapılması fakat ihtara rağmen borcun ödenmemesi gerektiğini, huzurdaki olayda asıl borçluya tebligat yapılmadan kefile işlem yapılmasının usule aykırı olduğunu, bilirkilişi raporunda yapılandırma teklifi sunulduğu hakkındaki tespitin kabul edilemez olduğunu,asıl dışında, damadına yapılandırma teklifinde bulunulduğu iddiasının 162 sayılı Kararnameye göre geçerli olmadığını,takibin usulsüz olduğunu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için asıl borçlu v emüteselsil kefil aleyhinde başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın kabulüne ilişkin karar davalılar vekili tarafından icra takibi başlatılmadan KGF teminatlı kredi için yapılandırma teklifinde bulunulmadığı ,asıl borçludan borç istenilmeden müteselsil kefil müvekkili hakkında icra takibi yapılmayacağını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.İstinafın kapsamını Kanun’un 355. maddesi belirlemiş olup bu madde hükmü dikkate alındığında kamu düzenine aykırılık hâlleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılır; bu kapsamda istinaf sebebi ile bağlı kalınmak kaydı ile bu konudaki delillerin toplanması ve incelenmesi söz konusu olur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama tümüyle tekrarlanmayıp sadece yanlışlık ya da eksiklik tespit edilen noktalarda yargılama yapılarak deliller toplanıp değerlendirildikten sonra, kararın düzeltilmesi sağlanmaktadır. Nitekim Kanun’un 357. madde hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. KGF kefaletiyle kullandırılan kredi bakımından uygulanması gereken 26.12.2017 tarih ve 2017/11177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 31.10.2016 tarihli ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar'ın 3. maddesinin 1. bendinde, KGF destekli kredilerde temerrüt sonrası takip süreçlerinin kredi verenlerce yürütüleceği, 5. bendinde ise temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, elde edilen tahsilatın, tazmin edilen kefalet oranında KGF'ye aktarılacağı düzenlenmiştir.Bu kapsamda borçlunun temerrüdü halinde bankanın KGF'den tazmin ettiği tutar yönünden de takip işlemlerinde kredi veren banka yetkili kılınmıştır. Somut olayda davacı banka KGF'den tahsil ettiği tutar yönünden de takip işlemlerini yürütmekle yükümlüdür. 162 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile 31/10/2016 tarihli ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 üncü ve 9 uncu alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı bende 15 inci alt bent eklenmiştir. Kararname ile (madde 2):Aynı Kararın 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.“Kredi veren tarafından tazmin talebinde bulunulmadan önce, yararlanıcıya Kararın 4 üncü maddesi ile hüküm altına alınan yapılandırma kapsamında veya 15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı RGde yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılandırma imkanı tanınmış olması gerekir.”Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.(madde 3)denilmiştir. 162 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile getirilen yapılandırma teklif şartı alacaklı banka ile KGF arasında ki ilişkiyi düzenlemiştir.Tazmin talebiyle ilgili bankanın KGF ye yaptığı başvurudan evvel yeniden yapılandırma başvurusu şartı aranmaktadır.Nitekim banka ; 20.12.2018 tarihli tazmin talebinde; tazmin talebinde bulunmadan evvel 18.12.2018 tarihinde borçluya(KGF ye yapılan yazılı başvuruda yapılandırma şartları belirtilmiştir) yapılandırma imkanı tanındığı ,yararlanıcı tarafından kabul edilmediği beyan ve taahhüt edilmiş, yararlanıcıya yapılandırma imkanının tanınmamış olması durumunda ,ilgili kredi için Kurumunuzca tazmin ödemesi yapılmışsa tazmin tutarını 6183 sayılı kanun ile belirlenen gecikme faizi ile birlikte Kuruma derhal iade edileceği taahhüt etmiştir. KGF tarafından ödeme yapılmışsa veya yapılmamışsa sonuçda temerrüde düşen borçluların borcunun ortadan kalkmadığı ,KGF tarafından tazmin edilen bedel için de bankanın takip ve tahsil hakkının mevcut olduğu ; yapılandırma teklifinde bulunma yükümlülüğünün ihlalinin KGF tarafından tazmin edilmeme veya tazmin edilen tutarın gecikme zammı ile iadesi sonucuna yol açabileceğinden davalılar vekilinin aleyhlerinde takip yapılamayaacğına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davalılar vekili ayrıca asıl borçluya kat ihtarı tebliğ edilmeden müteselsil kefile başvurulamayacağını ileri sürmüştür. İİK nın 68/b-2 cümlesi ile sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurmakta olup yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılması gerekir.Asıl borçluya çıkartılan tebligat 3.4.2019 tarihinde yapılamadan iade edilmiş olup ,bu sebeble tebliğin yapılmış sayılması gerekir. Davalılar vekilinin aksi yönde ki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ;davalılar vekilinin iki noktada ki istinaf sebebleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 15.688,69-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 3.922,20-TL harcın mahsubu ile kalan 11.766,49-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 36-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!