T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1794
KARAR NO : 2026/39
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2021
NUMARASI: 2018/234 Esas 2021/875 Karar
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/03/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/01/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ....2011 tarihli acentelik sözleşmesi ile acentelik faaliyetine başladığını, acentelik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesinde, bir takım kalemlerin ve hak edişlerin müvekkiline ödeneceğinin belirtildiğini, ek protokolün 4. maddesinde, ... şubesinin devir tarihi itibarıyla aylık gideri tespit edilerek ve bu giderin devir sonrasında da ... tarafından acenteye düzenli olarak ödeneceği, aynı şubenin devir cirosunda devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verileceğin, acentenin fiilen çalıştığı herhangi bir takvim ayında devir cirosunda artış ortaya çıkarsa acente masraflarına ilave olarak acentelik ücreti ödeneceğinin düzenlendiğini, ancak söz konusu hükümde 7 madde halinde sayılan ve ödeneceği belirtilen masrafların acentelik döneminde müvekkiline ödenmediğini, acentelik sözleşmesinin 7. Maddesinde mevcut demirbaş ve meşrufatların mülkiyet hakkının ...'da kalacağı, ancak kullanım haklarının acentede olacağı belirtilmesine rağmen, faturalandırılarak müvekkiline satıldığını, acentelik sözleşmesinde sözleşme tarihinden önceki işçi alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen açılan davalarda ödenen ücretlerin karşılanmadığını, sonuç olarak gider kalemleri artmasına rağmen davalı şirket tarafından güncel tutarların altında ödeme yapılması neticesinde, müvekkilinin birim ciro sürekli artmasına rağmen zarar ettiğini, davalı tarafından imzalanan sözleşmede ciro artmasa dahi zarar etmeyeceği yönündeki taahhüdün yerine getirilmeyerek cirosu sürekli artan müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, sözleşmenin 38. maddesindeki haklı fesih şartlarının oluşması nedeniyle müvekkili tarafından 18.10.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiğini belirterek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100-TL ödenmeyen masraf, 100-TL tahsil edilen demirbaş bedeli, 100-TL hak ediş bedeli ve 100-TL sözleşme tarihinden önceki döneme ilişkin ödenmesi gereken işçilik alacakları olmak üzere toplam 400 TL'nin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili;davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili tarafından yapılacak haklı feshi bertaraf etme çabası ile davacı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, davacının sadakat yükümlülüğünü ihlal eden fiillerinden dolayı, davacının acenteliğinde yapılan denetimler sonucu tutulan tutanaklarla kasa açığı tesbit edildiği,20.10.2017 tarihli ihtarname ile tek tek gerekçeleri belirtilerek acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, bu ihtarnamede 22.09.2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından kasa bülteni üzerindeki veriler doğrultusunda yapılan günlük kasa nakit ve süspan kontrolleri sonucunda, 61.156,21-TL tutarında toplam 751 adet faturanın birimde bulunmadığı ve ibraz edilmediği,yapılan tahsilatların ... hesabına yatırılmadığı,toplam 61.156,21-TL açık tespit edildiğinin, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunun davacıya ihtar edildiğini, davacının müvekkilinin parasını zimmetine geçirdiğini,fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususlarda müvekkiline herhangi bir bildirim yapmadığını,davacının doğrudan sözleşmeyi feshetmesinin mümkün olmadığını, ek protokolün 4. maddesi gereği acente masraflarının belirlenmesinin müvekkili şirkete ait olduğunu, müvekkilinin masraf ödeme yükümlülüğü olmadığını, sözleşme uyarınca davacıya yapılması gerekli tek ödemenin hak ediş olduğunu, davacının tüm hak edişlerinin ise tam ve zamanında ödendiğini, müvekkilince davacıya acentenin demirbaş ve mefruşatı ile birlikte devredildiğini, isteği ve iradesi dışında bir demirbaş satışı yapılmadığını, işçilik masraflarına ilişkin olarak taraflarca imzalanan zeyilname uyarınca acente döneminde acentenin işçisi olarak çalışan personelin alacaklarının tamamından davacı acentenin sorumlu olduğunu, davacının birtakım davalar neticesinde ödeme yaptığını iddia ettiğini, bu hususta ispat yükünün davacıya ait olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında ....2011 tarihli acentelik sözleşmesi ek protokol akdedildiği, sözleşmenin davacı tarafça 18.10.2017 tarihli noter ihtarı ile feshedildiği, davalı tarafın da davacıya 20/10/2017 tarihli fesih ihbarı gönderdiği ve feshe gerekçe olarak 61.156,21-TL tutarındaki kasa açığının gösterildiği, acentelik sözleşmesinin 7. maddesinde, tüm demirbaş, araç, mefruşat vs. mülkiyeti ...'da kalmak üzere acente tarafından kullanılacağı, 8. maddesinde, kira bedelinin ve stopajının ... tarafından ödeneceği, sözleşmenin 21, 24, 26, 27 ve 28. maddelerinde de acentenin faaliyetini sürdürmesi için gerekli fatura giderleri, bakım onarım, personel giderleri, vergi vb. ambalaj giderlerin hangi tarafın sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, daha sonra imzalanan ek protokol ile bir çok değişiklik yapıldığı, acentenin tespit edilen masraf kalemlerinde güncelleme ve artış talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının incelenen ticari defterlerine göre,hakedişlerin süresinde ödendiği, ticari ilişkinin sona erdiği 2017 yılı kayıtlarına göre 31.12.2017 tarihli yevmiye kapanış maddesinde ise davacının davalıdan olan alacak bakiyesinin olmadığının tespit edildiği,uyuşmazlık halinde kesin delil olarak kabul edilen davalı ticari defterlerine göre, davalının davacıya borcu olmadığının tespit edilmesi karşısında ve davacının sözleşmeyi feshine kadar geçen sürede her ay hakediş düzenlenmesine karşın, davacının bir itirazının olmadığı sözleşme ile kararlaştırılan faaliyet giderleri ve diğer giderler yönünden eksik ödeme yapıldığına dair davalıya gönderdiği bir ihtarının bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının davalıdan acentelik sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili;acentelik sözleşmesi ve ek protokolde, müvekkiline bir takım kalemlerin ve hak edişlerin ödeneceği belirtilmesine rağmen, davalı tarafça müvekkiline ödeme yapılmadığını, salt ticari defter incelemesi yetersiz olup sözleşme ve ek protokole göre ödenmesi gereken alacakların tespitinin gerektiğini, ancak mahkemece bu konularda inceleme yapılmadığını, ek protokolün 4. maddesinde davalı tarafça müvekkiline ödenecek masraf ve alacak kalemlerinin düzenlendiğini, ancak bu hükme rağmen davalı tarafça müvekkiline ödeme yapılmadığını, acentelik sözleşmesinin 7. maddesinde, varolan demirbaş ve meşrufatların mülkiyet haklarının davalıda kalacağı ancak kullanım haklarının acentede olacağı belirtilmesine rağmen, faturalandırılarak müvekkiline satışı yapıldığını, müvekkilinin de sözleşmede belirtilen ödenmesi gereken ücretler ödenmediği ve sürekli zarar ettiği için sözleşmeyi zaruri olarak feshettiğini, acentenin aylık giderinin tespit edilmesinin, bunların ödenip ödenmediğinin belirlenmesinin ve ayrıca acentelik ücretinin ve ödenmesi gereken ücretlerin tespiti gerektiğini, acentelik sözleşmesinde, sözleşme tarihinden önceki işçi alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, personel tarafından açılan davalarda ücretlerin davalı tarafından karşılanmadığını, sözleşme sürecinde her ay davalı şirkete sunulan hak ediş dosyası ve faturaların istenerek, müvekkiline davalı şirket tarafından ödenen ücretlerin hesaplanması neticesinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, gerekçeli kararda 2017 yılı kayıtlarında müvekkilinin alacaklı olduğu belirtilen 39.024,64-TLnin hiçbir zaman ödenmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; taraflar arasında ....2011 tarihli acentelik sözleşmesi, aynı tarihli cari hesap sözleşmesi, 30.12.2016 tarihli cari hesap sözleşmesi ek protokolü imzalandığı, sözleşmenin davacı acente tarafından, ödeneceği taahhüt edilen gider kalemlerinin ödenmediği gerekçesiyle 18.10.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiği, sözleşmenin davalı tarafça da kasa açığı tespit edildiği gerekçesiyle 20.10.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça; ... şubesinin giderlerinin ödeneceği taahhüt edilmesine rağmen ödenmediği, sözleşmenin 7. maddesinde var olan demirbaş ve meşrufatların mülkiyetinin davalıda kalacağı belirtilmesine rağmen faturalandırılarak müvekkiline satışı yapıldığı, personel tarafından açılan davalarda ödenen ücretlerin davalı şirket tarafından karşılanmadığı ve hak ediş bedellerinin ödenmediği ileri sürülerek, acentelik süresince ödenmeyen masraflar, tahsil edilmiş olan demirbaş bedeli, hak ediş bedeli sözleşme öncesi döneme ilişkin işçilik alacaklarının davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece alınan 05.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerine göre 2017 yılı sonunda davacıya 3.231,35-TL, 2018 yılında ise 2.031,35-TL borçlu olduğu, davacı acentede çalışan 4 personelin 21 günlük maaşlarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği, 4.494-TL maaş ödemesinin davalı borcundan mahsubu halinde davalının davacıya borçlu olmayacağı, davalı tarafından davacının alacağından mahsup edilen 31.07.2017 tarihli 4.520,58-TL demirbaş faturasının davacının muhasebe kayıtlarında var olup olmadığının talimat yolu ile incelenmesi gerektiği bildirilmiştir. Aynı bilirkişi kurulunca düzenlenen 05.12.2019 tarihli ek raporda ise; davacının ticari defterlerinin birbirini teyit etmediği ve usule uygun tutulmadığı, davacının ticari defterlerine göre 2017 yıl sonu itibariyle bir borç alacak bakiyesi bulunmadığı, davacı tarafça davalıya kesilen 30.06.2017 tarihli 159,30-TL tutarlı ve 31.07.2017 tarihli 4.520,58-TL tutarlı demirbaş faturasının davacının defterlerinde kayıtlı olduğu bildirilmiştir.
Farklı heyetten alınan 15.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının fesih gerekçelerinin ispatına rastlanmadığı,05.02.2021 tarihli ek raporda ise; davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacının ticari defterlerinde 31.12.2017 itibariyle bir borç alacak bakiyesi bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde bir açık hesap ekstresi bulunmadığı, sözleşme süresince davalı tarafından davacıya ödenmeyen masraf, demirbaş ücreti, işçilik alacağı ve ödenmeyen hak ediş tutarını gösteren detay alt hesap görülmediğinden, ödenmeyen bir tutar olup olmadığına ilişkin rapor düzenlenemediği, bu konuda rapor düzenlenebilmesi için ilgili bilgi ve belgelerin alt detaylarının düzenlenerek sunulması gerektiği belirtilmiştir.
Son olarak alınan 14.06.2021 tarihli 2. ek raporda; davacının ticari defterlerinde 2017 yıl sonu itibariyle bir bakiye bulunmadığı, davalı tarafça davacıya 2011-2017 yılları arasında toplam 337.155,80-TL masraf yansıtıldığı, sözleşme süresince davacı tarafından davalıya aylık gider faturaları kesildiği, düzenlenen devir masraf tutanaklarında davacının imzası bulunduğu, davacı tarafça davalıya sözleşme süresince toplam 1.063.459,14-TL masraf, f toplam 400.613,57-TL tutarında ciro (hak ediş) faturası düzenlendiği belirtilmiştir.
Cari hesap sözleşmesinin 4. maddesinde, ... şubesinin devir tarihi itibariyle aylık gideri tespit edilerek bu giderin devir sonrasında da ... tarafından acenteye düzenli olarak ödeneceği, aynı şubenin devir cirosunda devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verileceği, tutanak altına alınan devir cirosunun sabit kalması veya azalması halinde acentenin sadece masraf tutarını almaya hak kazanacağı, acentenin fiilen çalıştığı herhangi bir takvim ayında tutanak altına alınan devir cirosunda artış ortaya çıkarsa, acenteye masraflarına ilave olarak acentelik ücreti ödeneceği, masraf kalemlerinin her 6 ayda bir ... tarafından gözden geçirileceği,artış veya eksilişlerin masrafa eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar merciinin ... olduğu düzenlenmiştir.30.12.2016 tarihinde imzalanan cari hesap sözleşmesi ek protokolünde ise, devir masraf tutarlarının ilerleyen dönemlerde değiştirilemeyeceği ve güncellenmeyeceği belirtilmiştir. İncelenen ticari defter kayıtlarına göre, davacının imzası bulunan aylık devir masraf tutanakları doğrultusunda davacı tarafından düzenlenen masraf faturalarının davalı tarafça ödendiği anlaşılmakta olup, cari hesap sözleşmesinin 4. maddesine göre masraf kalemlerinin güncellenmesi konusunda takdir yetkisi davalıya bırakılmış, 30.12.2016 tarihli cari hesap sözleşmesi ek protokolünde de, devir masraf tutarlarının ilerleyen dönemlerde değiştirilemeyeceği kararlaştırılmıştır.Davacı tarafından imzalanan muvafakat namede acenteliğin işletilmesi için gerekli ve zaruri giderlerin adına ... tarafından ödenmesi halinde, hak edişinden veya alacağından mahsup edilmesine muvafakat edilmiştir.Bu doğrultuda davacının davalıda mevcut bir masraf alacağı bulunmamakta olup, ilave masraf bedeli talep etmesi de mümkün değildir.
Acentelik sözleşmesinin 7. maddesinde, acentenin, şubede halen mevcut tüm demirbaş, araç, mefruşatın kullanım haklarını, mülkiyeti ...'de kalmak üzere tutanakla devralıp kullanacağı kararlaştırılmıştır. 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafça davacıya kesilen 30.06.2017 tarihli 159,30-TL,31.07.2017 tarihli 4.520,58-TL tutarlı demirbaş faturalarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafça davalının demirbaş faturalarına süresinde itiraz edilmemiştir. Bu halde davalının düzenlediği demirbaş faturalarını benimseyerek ticari defterlerine kaydeden davacının, sonradan bu bedeli davalıdan talep etmesi mümkün değildir.
Acentelik sözleşmesinin 26.b maddesinde, acentenin halen çalışan personel ile çalışmak istemesi halinde, personelin devir tarihine kadarki döneme ait işçilik hak ve alacaklarından ...'nin, devirden sonraki dönemdeki hak ve alacaklarından ise acentenin sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Davacı vekilince, personel tarafından açılan davalarda müvekkilince ödenen bedellerin davalı şirket tarafından karşılanmadığı ileri sürülmüşse de, bu konuda herhangi bir delil ibraz edilmemiş olup, söz konusu alacak iddiası kanıtlanamamıştır.
Davacı tarafça, davalının hak ediş bedellerini ödemediği ileri sürülmüşse de, bilirkişi raporlarında sözleşme süresince davacının aylar itibariyle davalı ya hitaben hak ediş faturaları düzenlendiği, sözleşmenin feshi sonrasında 2017 yılı sonu itibariyle davalının ticari defterlerine göre davacıya borcunun bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde de bir borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacı tarafça, ödenmemiş hak ediş alacağı bulunduğu iddiası da kanıtlanamamıştır. Bu tespitler doğrultusunda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/01/2026
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!