WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

YARGITAY CEZA GENEL KURULU

A- A A+

Ceza Genel Kurulu         2025/288 E.  ,  2025/463 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 121-174

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 102/3-a, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 26... ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.03.2020 tarihli ve 1-84 sayılı nitelik cinsel saldırı suçu yönünden resen istinafa tabi hükümlerin sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından 15.09.2020 tarih ve 1365-1130 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bu kararın da sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.02.2024 tarih ve 9654-960 sayı ile; "...Sanığın savcılık tarafından alınan savunmasında; mağdurede panik atak gibi bir durum olduğunu tahmin ettiğini, normal zamanda rahatlıkla anlaşabildiklerini, zihinsel engelinin ne derecede olduğunu bilmediğini, mağdurenin isteği doğrultusunda cinsel ilişkiye girdiklerini beyan etmesi karşısında, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 23.12.2019 tarihli raporuyla hafif-orta derecede zekâ geriliği bulunan mağdurenin fiile karşı ruhsal yönden mukavemete muktedir olmadığı tespit edilmesine rağmen mağdurede tespit edilen zekâ durumunun kendisine yönelik cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine etkisi bulunup bulunmadığına ve mental durumunun hekim olmayanlar ile kendisini tanıyanlar veya çevresinde yaşayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağına yönelik değerlendirme yapılmaması nedeniyle mevcut raporun hükme esas alınamayacağı, bu nedenle anılan eksikleri giderecek şekilde Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan veya 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 nci maddesi, 23 üncü maddesinin (b) fıkrası ve 31 inci maddesine göre teşekkül ettirilmiş yüksek öğrenim kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 11.07.2024 tarih ve 121-174 sayı ile; ''... sanık her ne kadar savcılık aşamasında mağdurda panik atak gibi bir durum olduğunu tahmin ettiğini, zihinsel engelinin ne derecede olduğunu bilmediğini söylemiş ise de mahkememiz huzurunda mağdurenin herhangi bir rahatsızlığı olduğunu bilmediğini, mağdurenin utangaç olduğunu bildiğini beyan ettiği, sanığın aşamalardaki beyanlarının çeliştiği, dosya kapsamında da sabit olduğu üzere, sanık ile mağdurenin akraba oldukları, mağdurenin annesi ile sanığın annesinin yakın oldukları, mağdure ve annesi müşteki ...'nin sık sık sanığın ikametine gittikleri, savunma tanığı ...'nın ve müştekilerin beyanı ile de anlaşılacağı üzere tüm köyün mağdurenin durumunu bildiği, hem sanığın hem mağdure tarafının doğduklarından beri köyde yaşadığı, köy hayatının gerçekliği ve köy nüfusları göz önüne alındığında köyde olan bir durumun köylülerce bilinmemesinin de köy hayatının gerçekliği ile bağdaşmayacağı, kaldı ki zaten tarafların akraba oldukları, sanık savunmasının da kendi içerisinde çeliştiği, hem 2 yıldır ilişkisi olduğunu beyan eden sanığın hem de mağdurenin durumunu bilmediğini beyan etmesinin savunmada derin çelişkiler ortaya koyduğu, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin '...mağdurede tespit edilen zeka durumunun kendisine yönelik cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine etkisi bulunup bulunmadığına ve mental durumunun hekim olmayanlar ile kendisini tanıyanlar veya çevresinde yaşayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağına yönelik değerlendirme yapılmaması nedeniyle mevcut raporun hükme esas alınamayacağı, bu nedenle anılan eksikleri giderecek şekilde Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan veya 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 nci maddesi, 23 üncü maddesinin (b) fıkrası ve 31 inci maddesine göre teşekkül ettirilmiş yüksek öğrenim kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alınmasından...' şeklindeki değerlendirmesinin dosya kapsamı ile uyuşmadığı kanaatine varılmakla yüksek mahkemece belirtilen raporun alınmasına gerek görülmeksizin mahkememizce önceki kararımızda direnilmesine..." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükümlerin de sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2024 tarihli ve 106513 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 26.03.2025 tarih ve 9567-2484 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı hususunda eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan mağdurenin olay tarihinde yirmi dört yaşında olduğu, dosyada mevcut Yalova Devlet Hastanesinde düzenlenen 21.04.2016 tarihli rapora göre hafif zekâ geriliği nedeniyle yüzde elli engelli olan katılan mağdurenin Karamürsel ilçesi ... köyünde anne babasıyla birlikte yaşadığı,
Sanığın da bekâr olduğu ve aynı köyde annesi ile birlikte yaşadığı,
06.10.2019 tarihinde ailesi ile birlikte adli makamlara başvuran katılan mağdurenin, kendisini alıkoyarak nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla sanıktan şikâyetçi olduğu,
Katılan mağdurenin Karamürsel Devlet Hastanesince düzenlenen 06.10.2019 tarihli raporunda; ''... Hastanın vajinal kanaması mevcut. Anal muayenesinde kadın doğuma danışıldı. Başka herhangi bir darp izine rastlanmadı. Kadın doğum konsültasyonunda; Hastanın yapılan muayenesinde hymen saat 7 hizasında perfore ( yırtık) ve kanamalı olduğu gözlenmiştir. Hastada fiili livata izine rastlanmamıştır. Sonuç: BTM ile giderilmez. Kati hekim raporu kadın doğum, genel cerrahi, adli tıp kurumu hekimi tarafından verilmesi önerilir." ifadelerine yer verildiği,
Adli Tıp Kurulu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23.12.2019 tarihli rapor içeriğinde yer verilen 20.12.2019 tarihli muayene kaydında; ''...kendine bakımının iyi, görüşmeye karşı ilgili olduğu, göz kontağı kurmadığı, bilinci açık ve koopere olduğu, sorulunca yanıt verdiği, konuşma hızı, tonu ve miktarının normal olduğu, anlama azalmış, adlandırma ve dil gelişiminin yeterli, dikkatinin azalmış olduğu, heceleyerek okuduğu, hesaplamasının yetersiz, zamana ve mekana yöneliminin kısmi, anlık, yakın ve uzak belleğinin yeterli, çağrışımlarının normal, düşünce içeriğinin anksiyöz olduğu, varsanı ve sanrı olmadığı, duygudurumunun anksiyöz ve depresif, duygulanımı uygunsuz ve labil, psikomotor aktivite normal olduğu, flashback semptomlarının hafif-orta, hipervijilans semptomlarının orta, kaçınma semptomlarının şiddetli derecede mevcut olduğu, uykusu bozulmuş, muhakeme yetersiz, soyutlama kısmi olduğu, bilişsel yetilerinin değerlendirilmesinde; adını, soyadını, yaşını ve doğum yılını bildiği, parmakla 4 ve 5 i tanıdığı, kalemin işlevini, Cumhurbaşkanının adını, yılı, günü ve ayı bildiği, Karamürsel’in hangi ile bağlı olduğunu, Aralık ayının kaçıncı ay olduğunu bilemediği, anlamı sorulan ‘evin direği’ deyimine ‘babam’ şeklinde cevap verdiği, 5+4 işlemini '6' şeklinde hesapladığı, zekasının ‘Hafif-Orta Derecede Zeka Geriliği’ olarak değerlendirildiği" ifadelerine yer verilirken aynı raporun sonuç kısmında ise;
''...05.10.2019 tarihinde mağduru bulunduğu (nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) olayı nedeniyle, akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığı, beden veya ruh bakımından kendini savunabilecek kişilerden olup olmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği sorulan ... ve ... kızı, 15.07.1995 doğumlu ...’ın, Kurulumuzca 20.12.2019 tarihinde yapılan muayenesinde Hafif-Orta Derecede Zeka Geriliği saptandığı, adli tahkikat dosyasının incelenmesinde kendisinde saptanmış olan ve hayatının ilk yıllarından başlayıp ömrü boyunca sürecek olan bu zekâ geriliğinin mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmadığı, bu zekâ geriliğinin mağduru bulunduğu fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyet ve derecede olduğu dolayısıyla; ...’ın 05.10.2019 tarihinde mağduru bulunduğu olayda, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmadığı, beyanlarına ana hatları ile itibar edilebileceği oy birliği ile mütalaa olunur...'' ifadelerine yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan mağdure; olay günü köy çeşmesinden su doldurmak amacıyla evinden çıktığını, sanıkla karşılaştığını, sanığın kendisine kaçmayı teklif ettiğini, kabul etmediğini, kolundan tutarak kendisini götürdüğünü, iki farklı yerde iki kez kendisine zorla tecavüz ettiğini, kanaması olduğunu, kendisini evine götürdüğünü, burada da göğüslerini ellemek suretiyle kendisini taciz ettiğini, kıyafetleri kirlendiğinden annesinin kıyafetlerini kendisine giydirdiğini, daha sonra ablaları ve köy muhtarının gelerek kendisini jandarmaya götürdüğünü, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Katılan ... mahkemede; kızının hasta olduğunu komşularının tamamının bildiğini, kızını istemeye gelen olmadığını, kızının engelli olduğunu, sanığın uzaktan akrabaları olduğunu, kızının durumunu bilmemesinin mümkün olmadığını, birbirlerine gelip gittiklerini,
Katılan ... mahkemede; katılan mağdurenin annesi olduğunu, akrabaları olan sanığın evine katılan mağdureyle oturmaya gittiğini, sanığın katılan mağdurenin durumunu bildiğini, sanığın kendilerine evlenmek istediğini söylemediğini,
Tanık ... mahkemede; okula gelip gittiği için katılan mağdurenin rahatsız olduğunu bildiğini, tüm köylünün de bilebileceğini,
Tanık ... mahkemede; köy muhtarı olduğunu, katılan mağdurenin rahatsız olduğunu tüm köylünün bildiğini, ancak raporlu olduğunu bilmeyeceğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık kolluk ve savcılıkta; katılan mağdure ile üç yıldır duygusal arkadaşlıkları olduğunu, uzaktan akrabası olduğunu, kendi annesinin katılan mağdure engelli olduğu için evlenmelerine karşı çıktığını, olay günü kendisine kaçmayı teklif ettiğini, kendi evinin alt kısmında ve başka birine ait tarlada iki kez ilişkiye girdiklerini, katılan mağdurede kanama meydana geldiğini, daha sonra birlikte kendi evine geldiklerini, evlenmek istediğini katılan mağdurenin ailesine ilettiğini ancak ablalarının evlenmelerine karşı çıktığını, katılan mağdurenin zihinsel engelli olduğunu bildiğini ama normal zamanlarda rahatlıkla anlaşabildiklerini, ilişkiye zorla girmediğini, ailesinin evlenmelerine izin vermeyeceğini düşündüğü için cinsel ilişkiye girdiğini, mahkemede ise; katılan mağdurenin utangaç olduğunu bildiğini ama herhangi bir rahatsızlığı olduğunu bilmediğini, ablaları geldiğinde raporlu olduğunu öğrendiğini, kendisinin zihinsel engelli olduğunu bilmediğini, annesinin de bilmediğini, aralarındaki yaş farkı nedeniyle ailelerinin evlenmelerine izin vermeyeceğini düşündükleri için kaçma yoluna başvurduklarını savunmuştur.
IV. GEREKÇE
1-İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 10.09.2025 tarihli ve 2025/186 E. - 2025/330 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;
Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.
Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.
2- Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanık ... katılan mağdurenin aynı köyde yaşadıkları, komşu ve uzaktan akraba oldukları, ailelerin zaman zaman birbirlerini ziyaret ettikleri, katılan mağdurenin köy okuluna gittiği için hafif zekâ geriliği olduğunun köy genelinde bilindiği, katılan mağdurenin tüm ifadelerinde kendisiyle zor kullanarak ilişkiye girdiğini beyan ettiği, sanığın müdafii huzurunda verdiği hazırlık beyanlarında, yaklaşık üç yıldır duygusal arkadaşlık yürüttüğü katılan mağdurenin engelli olduğunu bildiğini, hatta bu nedenle annesinin de evlenmelerine karşı çıktığını, katılan mağdurenin engelli olmasından dolayı ailesinin evlenmelerine izin vermeyeceği için cinsel ilişkiye girdiğini açıkça beyan ettiği, sanığın katılan mağdurenin zihinsel engelli olduğunu bilmediğine ilişkin yargılama beyanlarının ise suçtan kurtulma amaçlı olup önceki beyanları ve dosyadaki diğer delillerle uyuşmadığı anlaşılan olayda; katılan mağdurenin cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayamayacağı ve durumunun kendisini tanıyanlar veya çevresinde yaşayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağına yönelik değerlendirme içeren yeni bir rapor alınmasına yönelik Özel Dairenin bozma gerekçesine karşı, sanığın katılan mağdurenin durumunu bildiğine işaret ederek dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporunun hüküm kurmaya yeterli bulunduğuna ilişkin direnme gerekçesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu ve eksik araştırmayla hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; Katılan mağdure hakkında yeniden rapor aldırılması gerektiğinden eksik araştırmayla mahkumiyet hükmü kurulduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli ve 121-174 sayılı mahkûmiyet hükümlerine ilişkin direnme gerekçelerinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.