WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

YARGITAY CEZA GENEL KURULU

A- A A+

Ceza Genel Kurulu         2022/41 E.  ,  2025/461 K.
"İçtihat Metni"

İtirazname No : 2016/250238

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 497-167

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanıkların nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 102/3-d, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 15 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-b, 109/5, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; sanık ... hakkında her iki suç için ayrıca TCK'nın 58. maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.05.2016 tarihli ve 497-167 sayılı hükümlerin sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 17.05.2021 tarih ve 9025-3446 sayı ile; ''...Olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, tanık ifadeleri, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanıkların olay günü yirmi beş yaşındaki mağdureyle cebir ve tehditle cinsel ilişkiye girdiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 01.07.2021 tarih ve 250238 sayı ile; "...Olayın hemen akabinde gerçekleşen intikal şeklinde mağdurun iddiasını zayıflatacak bir özellik bulunmaması, mağdurun sanıklara suç atfında bulunması için bir neden olmaması, sanıkların temel olarak mağdurun rızası ile cinsel ilişkiye girdiklerini savunmalarına rağmen olayın seyrine dair çelişik anlatımları, mağdurun adli raporlarındaki darp cebir bulguları, mağdur anlatımlarının genel olarak birbiri ile uyumlu olması gözetildiğinde, yerel mahkemenin 'katılan ...'in olay tarihinde eşinin ablası olan ...'in evine gittiği, buradan ...'in yakın ilişki içinde olduğu ...'le buluştukları, ...'in aracıyla bir süre gezip alkol aldıkları, döndükleri sırada yolda ...'in damadı sanık ...'la karşılaştıkları, katılan ... ve ... ile sanık ... arasında tartışma yaşandığı, sanık ...'un kayın validesi olan ...'i yumrukla yaralayıp evine gönderdiği, daha sonra sanıklar ... ve ...'in katılan ...'i araçla ormanlık bir alana götürdükleri, katılanın yanında bebeğinin bulunması nedeniyle katılanı tehdit ettikleri, kendileriyle birlikte olmadığı takdirde eşini arayıp para karşılığında ilişki yaşadıklarını söylemekle tehdit ettikleri, olay yerinin ıssız ve vaktin gece olmasının etkisiyle katılanı korkutup cebir ve tehdit kullanarak organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulundukları ve cinsel saldırı süresince katılanı zorla alıkoydukları' şeklindeki kabulünün ve yukarıda yazılı şekilde yaptığı uygulamanın isabetli olduğu düşüncesine varılmış, Yüksek Dairenin bozma kararına itiraz etmek gerekmiştir....'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 29.11.2021 tarih ve 22460-9397 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanık ...’e isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığına ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığın UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazından sonra 19.05.2025 tarihinde öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, bu hususun mahallinde araştırılmasının gerekli olup olmadığı, bu bağlamda Yargıtayın ölüm nedeniyle davanın düşmesine karar vermesine hukuki bir engel bulunup bulunmadığı,
2- Sanık ...’a isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı,
Hususlarının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan mağdure ...'nin katılan ... ile evli ve üç çocuk sahibi olduğu, sanıklardan ...'in katılan ...'in ablası tanık ...'nin damadı, sanık ...'nin ise tanık ...'nin erkek arkadaşı olduğu,
Katılan mağdure ...'nin 27.09.2015 tarihinde adli makamlara başvurarak sanıklar ... ve ...'in kendisini alıkoyarak nitelikli cinsel saldırıda bulundukları iddiasıyla şikâyetçi olduğu,
Katılan mağdure ...'nin Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Araştırma Hastanesi'nden alınan 27.09.2015 tarihli raporunda; baş bölümünde saçlı deri altında şişlikler ve sıyrıklar bulunduğu, bu hâliyle akut fizikel şiddete maruz kaldığı, pelvik muayenede vulva ve perianal bölgede herhangi bir travma izine rastlanmadığı, vajinal sürüntüde ölü sperme rastlandığı, akut livataya ait bulgu tespit edilemediği, yapılan muayenesinde herhangi bir alkol bulgusu bildirilmediği,
Dosya içine alınan HTS kayıtlarında katılan mağdure ... ile sanık ... arasında olay günü saat 17.28'de başlayan konuşma ve mesajlaşma kayıtlarının bulunduğu, bu mesajlaşma sırasında sanık ...'in Mamak, katılan mağdurenin ise Altındağ ilçesinde bulunduğunun anlaşıldığı, HTS kayıtlarına göre mağdurenin gece boyunca telefonunu kullandığı ve akşam saatlerinden itibaren eşiyle yetmişe yakın mesajlaşma ve konuşması bulunduğu,
Sanık ...'in UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazından sonra 19.05.2025 tarihinde öldüğü bilgisine yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan mağdure ...; 26.09.2015 tarihinde eşinin ablası olan tanık ...'nin daveti üzerine yanına altı aylık bebeğini alarak tanık ...'nin evine misafirliğe gittiğini, burada tanık ...'nin erkek arkadaşı olan sanık ... ile karşılaştığını, birliktelik yaşayan tanık ... ve sanık ...'in gezmeye gideceklerini söyledikleri ve sanık ...'in kendisinin de gelmesini istediğini, kabul etmeyince bebeğini kucağına alarak kendisini bebeğine zarar vermekle tehdit ettiğini, bunun üzerine sanık ...'in dışarıda bekleyen arabasına binerek Mamak ilçesinde bulunan Mavi Göl civarına gittiklerini, tanık ... ve sanık ...'in burada alkol aldıklarını, sanık ...'in kendisine tacizde bulunduğunu, onun tehdidi ile telefonla kendisini arayan eşi katılan ...'e ''Temizlik uzadı, ... abla sarhoş ayılmasını bekliyorum'' şeklinde mesajlar gönderdiğini, ilerleyen saatlerde aracın dışında sanık ...'in tanık ...'ye tecavüz ettiğini, paniğe kapılarak eşini aradığını ve kaçırıldıklarını söyleyerek kendilerini kurtarmasını istediğini, sanık ...'in kendilerini tanık ...'nin damadı sanık ...'in yanına götürdüğünü, sanık ...'in kayınvalidesi olan tanık ...'yi dövdüğünü, intikam almak amacıyla kendisine tecavüz edeceğini söylediğini, önceden eşi katılan ... ve sanık ... arasında bir kavga olayı yaşandığını, sanıklar ... ve ...'in tanık ...'yi evine bıraktıktan sonra kendisini mahalleye yakın bir mezarlığa götürerek birer kez tecavüz ettiklerini, sanık ...'in olanları eşine anlatmaması için ''para karşılığı yaptığını söylerim'' şeklinde kendisini tehdit ettiğini ve evine bıraktığını,
Katılan ...; eşi katılan ...'nin eve gelmemesi üzerine merak ederek ablası tanık ...'nin evine gittiğini, orada onları bulamaması üzerine aradığı eşinin kaçırıldıklarını söyleyerek kendisini kurtarmasını istediğini, bunun üzerine polise başvurduğunu,
Tanık ...; katılan mağdure ... evine geldiğinde sanık ...'in evde olmadığını, katılan mağdure ...'nin yalan söylediğini, erkek arkadaşı ile gezmeye gideceğini söyleyince kendisinin de gelmek istediğini ve bu amaçla sanık ... ile telefonda konuştuğunu, dışarıda sanık ... ile buluştuklarını, sanık ...'in kendisi ve katılan mağdure ...'ye cinsel eylemi olmadığını, damadı sanık ... ile buluştuklarında sanık ...'in kendisini darbettiğini ve eve bıraktıklarını, sonrasında olanlardan ise haberi bulunmadığını ifade ettiği, yargılama beyanında da katılan mağdure ...'nin sanıklardan ... ile para karşılığı birlikte olduğunu,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ...; tanık ... ile ilişkisi bulunduğunu, olay günü kimliğini bilmediği bir kadının kendisini aradığını, ''... abla ve beni gezdirir misin?'' diye sorduğunu, kabul ettiğini, iki kadını Karapürçek Diş Hastanesi önünden aldığını, birlikte gezerek alkol aldıklarını, arkadaşı ve aynı zamanda tanık ...'nin damadı olan diğer sanık ... ile buluştuklarını, sanık ...'in tanık ...'yi darp ettiğini, tanık ...'yi evine bıraktıktan sonra katılan mağdure ... ile para karşılığı sırayla birlikte olduklarını,
Sanık ...; arkadaşı sanık ...'in kendisini arayarak ''kayınvaliden yanımda'' dediğini, buluştuklarını, sinirlenerek kayınvalidesini darp ettiğini, sanık ...'in kendisine katılan mağdure ... ile para karşılığı birlikte olduğunu söylediğini, katılan mağdure ...'nin de ''Eşime söyleme, seninle de birlikte olurum.'' demesi üzerine zaafına yenilerek katılan mağdure ile bir kez birlikte olduğunu,
Savunmuşlardır.
V. GEREKÇE
A-Sanık ... İle İlgili Ön Sorun Bakımından Yapılan İncelemede;
1- İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarihli ve 2024/369 E. - 2025/308 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;
Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda,Yüksek Genel Kurulun "ahvali şahsiyenin tespitinde ancak nüfus kayıtlarının esas olabileceği" (CGK'nın 16.06.1952 tarihli ve 98/88 sayılı kararı) yönündeki kabulü ve nüfus kütüğünün delil niteliği gözetilerek;
a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin,
b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının,
c. Davanın düşmesine hükmolunması, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin ortadan kaldırılması ya da müsadere yönünden olayın daha ziyade aydınlanmasının gerektiği durumlarda mahallinde gerekli araştırma yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesinin zorunlu olduğunun,
Kabulü gerekir.
2- Hukuki Değerlendirme
UYAP sistemi kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde; sanığın 19.05.2025 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması, bu durumun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/119044 sayılı tespitine istinaden nüfus kayıtlarına işlendiğinin belirtilmesi, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması ve olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesini gerektirmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne ve sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ile CMK'nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
B-Sanık ... Hakkındaki Uyuşmazlık Konusunun Değerlendirilmesinde
1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler
Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.
Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).
Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Katılan mağdurenin beyanlarında tanık ...'nin evine oturmaya gittiğini ve sanık ...'in kendisini yanında olan bebeği ile tehdit ederek evden çıkardığını beyan etmiş ise de, gerek tanık ...'nin beyanları, gerekse HTS kayıtlarının katılan mağdurenin beyanını doğrulamaması, katılan mağdurenin kendi isteği ile sanıklardan ...'in aracına binerek gezmeye gittiğinin anlaşılması, kendisini arayan eşine ''Temizlik uzadı, ... abla sarhoş ayılmasını bekliyorum'' şeklinde mesajlar göndermesi, büyük çoğunluğu eşiyle olmak üzere olay akşamı yetmişten fazla kez telefonunu kullanan mağdurenin ilerleyen saatlere kadar eşinden yardım istememesi, meraklanan eşi katılan ...'in kendilerini tanık ...'nin evinde bulamaması üzerine telefon ettiğinde kaçırıldıklarını söyleyerek yardım istemesi, tanık ...'nin katılan mağdurenin para karşılığı sanıklardan ... ile birlikte olduğuna ilişkin anlatımı ve sanıkların bazı hususlar bakımından çelişkiler içerse bile büyük ölçüde uyuşan savunmalarında katılan mağdureyi alıkoyarak cinsel saldırıda bulunduklarını kabul etmedikleri anlaşılmakla, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanık ...'in isnat olunan suçları işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, sanık ... bakımından yapılan incelemede Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;
1-a) Sanık ... bakımından DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE,
b) Yargıtay 14. Ceza Dairesince verilen 17.05.2021 tarih ve 9025-3446 sayılı bozma kararının sanık yönünden KALDIRILMASINA,
c) Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.05.2016 tarih ve 497-167 sayılı hükmün, sanığın ölümü nedeniyle BOZULMASINA,
d) Sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Sanık ... bakımından REDDİNE,
3-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.