T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/02/2025
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:23/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ:23/05/2025
Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alanya Genel İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak alacaklı olduğunu iddia eden ... Sigorta A.Ş 'ye karşı müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığını, söz konusu takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaza tarihi olan 15.02.2024 tarihinde meydana gelen olayda jandarma tarafından tutulan tutanağın eksik ve hatalı olduğunu, ayrıca tutanakta araç sahibinin alkollü olup olmadığına ilişkin alkol kontrolü yapılmadığını, usule aykırı şekilde tutulan tutanağın kabulü mümkün olmadığını, geçersiz bir tutanak dayanak gösterilerek hazırlanan ve sadece araç sahibinin beyanına istinaden hazırlanan eksper raporuna dayanılarak talep edilen rücu bedelinin kabulünün mümkün olmadığını, tutanakta bahsi geçen oto yıkama bölümü diye bahsedilen bölümün müvekkilinin işletmesi olmayıp ayrıca haricen de kullanılmadığını, kapalı bir alana girerek araç sahibinin kusurlu davrandığını ifade ederek, davanın kabulü ile Alanya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasındaki belirtilen dosya takip çıkışı olan 349.200,00TL tutarındaki alacağa ilişkin davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin haksız ve kötü niyetle gerçekleştirilmesinden kaynaklanan zararların telafisi için davalıdan alacağın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin rücu hakkını TTK'da düzenlenen halefiyet ilkesinden aldığını, müvekkiline kasko poliçesi ile sigortalı olan aracın ticari bir araç olmadığını, müvekkilinin sigortalısının tacir olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece aşağıdaki gerekçeyle; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesinin 1. fıkrasına göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücû ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarihli ve ... E. ... K. ve 17.01.1972 tarihli ve ... E.,... K. sayılı kararlarında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmakta iken, 31.03.1954 tarihli ve ... E., ... K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı belirtilmiştir. O hâlde bu tür davalarda görevli mahkeme sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/17-1088E. 2019/65K. sayılı kararı).
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre rücuen tazmini istemine ilişkin dava haksız fiilden kaynaklanıyorsa görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2017 tarih 2016/20289E. 2017/11469K. sayılı kararı).
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2017 tarih ... E. ... K. sayılı kararında; "...Somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472/1. maddesi uyarınca, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, kusurlu olan davalıdan rücuan tahsiline ilişkindir. TTK'nın 1472/1. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ... E. - ... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve ... E. - ... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği gibi eylemin haksız fiîlden kaynaklandığı açıktır. Somut olayda, sigortalının halefi olan davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalıya ait aracın ... mahallesi, ... caddesinde seyir halindeyken yol ortasında, davalının bakım ve gözetim sorumluluğunda bulunan rögarın üzerinden geçerken rögar kapağının araca çarpması nedeniyle oluşan zararın rücuan tahsilini talep etmekte olup, bu şekilde uyuşmazlığın haksız fiîlden kaynaklandığı anlaşılmakla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir..." denilmiştir (aynı mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2018 tarih 2018/3540E. 2018/5175K. sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2017 tarih 2016/20289E.2017/11469K. sayılı kararı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2019 tarih 2019/161E. 2019/177K. sayılı kararı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2019 tarih 2019/333E. 2019/1177K. sayılı kararı).
Uyuşmazlık haksız fiîlden kaynaklandığından, davalının sigortalısının tacir olduğu ileri sürülmediği gibi buna ilişkin bir delil sunulmadığından, davalının sigortalısına ait ... plakalı aracın kullanım amacı hususi olduğundan, dava dışı sigortalı ile davacı arasında ticari faaliyetten kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığından ve Türk Ticaret Kanunu 4. ve 5. maddesinde belirtilen ticari nitelikte bir talep bulunmadığı anlaşıldığından davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olması nedeniyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiş ve "Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine, Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Alanya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine " karar verilmiştir.
Davacı vekili, davacının tüzel kişi tacir olduğunu, bir tarafın tacir olması durumunda yapılan işin ticari iş sayıldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Duruşma açılmasını gerektiren bir cihet bulunmadığından inceleme ve müzakereler HMK'nın 353 ve 355.maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak dosya üzerinden yürütülmüştür.
Buna göre;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, dava dışı sigortalının tacir olduğuna dair delil bulunmayışına, usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle kanıtların toplanması ve değerlendirilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine, mahkemenin ilamda yazılı şekilde ortaya koyduğu takdirine, mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Davacıdan alınması gereken karar ilam harcı peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Yapılan istinaf başvuru giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kullanılmayan avansın iadesi, kararın kesinleştirilmesi vs. gibi işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 23/05/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!