WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

YARGITAY ANKARA BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 31. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/179 - 2025/426
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/179 Esas
KARAR NO : 2025/426 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2022
NUMARASI : 2022/197 Esas-2022/714 Karar

DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/06/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı / borçlunun, davacıya ait olan taraflar arasında mevcut ticari ilişkiden kaynaklanan borcundan dolayı Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10927 E. sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı/ borçlu tarafından yapılan borca itiraz üzerine taraflarınca Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas sayılı dava dosyası üzerinden itirazın iptali konulu davanın açıldığını, işbu dava dosyasından verilen görevle bilirkişi heyetince, tarafların 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor hazırlandığını, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas sayılı dava dosyasında hazırlanan 24.08.2020 tarihli bilirkişi kurul raporu ile müvekkilinin davalı/ borçlu firmadan 2018 yılından gelen 34.715,76 TL alacağı olduğunun ve bu hesap üzerinde gerek müvekkilinin, gerek davalı firmanın ticari defterlerinin mutabık olduğu tespitlerinin yapıldığını, davacı tarafça işbu bilirkişi heyet raporu dayanak gösterilerek 16.02.2021 tarihinde davalı/ borçlu firma aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının (borçlunun), icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazında "şirketin ödeme emrinde gösterilen şekilde karşı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenle borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini" beyan ederek haksız ve kötü niyetli olarak icra takibinin durdurulmasına neden olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini, davalı/ borçlunun itirazı üzerine arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de netice alınamadığını belirterek davalının, Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2534 esas sayılı dosyası ile hakkında başlatılan icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı yanın, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2022 tarihli 2022/197 Esas 2022/714 Karar sayılı kararında özetle; Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsiline ilişkindir.
Mahkememizce dosya içerisine alınan Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas, 2020/781 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının ... Teknik İnş. Taah. San ve Tic Ltd Şti, davalısının ise ... Uluslararası Proj. Mad. İnş. Taah. San ve Tic Ltd Şti olduğu, taraflar arasındaki 16.10.2017 tarihli ve 27.12.2017 tarihili eser sözleşmeleri gereğince ödenmeyen iş bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptaline yönelik olarak açılan davada mahkemece davanın kısmen kabulüne ve itirazın 22.000,00 TL üzerinden iptaline karar verilmiş olup hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2021/107 Esas, 2022/523 Karar sayılı ilamı ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde düşünüldüğünde; taraflar arasında 16.10.2017 tarihli sözleşme ile ... parselde yapılacak olan inşaatın E blok orta galeri boşluğunun projesine uygun olarak saçlarından CNC kesim yapılarak imalatı ve montajı işine ilişkin yaklaşık bedelli 336.700,00 TL üzerinde 27.12.2017 tarihli sözleşme ile de aynı adreste yer alan taşınmazda zemin katında bulunan galeri boşluğunun çelik döşeme imalatı ve montajı ile AVM cephe çelik ve montajı işine ilişkin 445.238,40 TL yaklaşık bedelli sözleşmelerin akdedildiği, davacı tarafından Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas, 2020/781 Karar sayılı ilamında sözleşme kapsamında proje değişikliğinden kaynaklanan işin durdurulmasının istenilmesinden önceki işçilik ve vinç bedeli olan 12.600,00 TL, yeni projeye göre önceki imalatın revizyonu için montajı yapılan imalatların sökümü için 3.600,00 TL, orta galeri üst kapatmada proje revizyonundan dolayı artan parçalardan 6.000,00 TL ve montaj kesinti bedeli olan 27.486,00 TL kesinti bedeli, 6.700,00 TL enerji temini bedeli toplamı olmak üzere toplamda 56.386,00 TL'nin tahsilinin istenildiği, alınan13.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle davacının ilk proje yapım bedeli 12.600,00 TL, yapılan ilk imalat söküm bedeli 3.600,00 TL ve ilk projeden sahada artan malzeme bedeli kesintisi olan 6.000,00 TL toplamı 22.200,00 TL alacak talebinde haklı olduğu yönünde rapor sunulduğu, alınan 24.08.2020 tarihli raporda ise taraf defterlerinin incelenmesi ile davacının 34.715,76 TL tutarında alacağının olduğunun tespit edildiği, iş bu davaya konu alacağın önceki dava dosyasında talep edilmediği, raporda açıklandığı üzere taraf defterlerinde alacağın kayıtlı olduğu anlaşıldığından davanın 34.715,76 TL üzerinden kabulüne, davadan önce davalının temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından takip talebinde talep edilen işlemiş faiz yönünden talebin reddine, alacağın likit olması nedeniyle de inkar tazminatına hükmolunarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının, Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/2534 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 34.715,76 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6.943,15 TL icra inkar tazminatının da davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 02/12/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle;
Davalı borçlunun, müvekkiline taraflar arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle borçlu olduğunu, bu borcundan dolayı müvekkilinin, davalı hakkında Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10927 E. sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalı/ borçlu tarafından yapılan borca itiraz üzerine taraflarınca Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas sayılı dava dosyası üzerinden itirazın iptali konulu davanın açıldığını, işbu dava dosyasından verilen görevle bilirkişi heyetince, tarafların 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor hazırlandığını, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas sayılı dava dosyasında hazırlanan 24.08.2020 tarihli bilirkişi kurul raporu ile müvekkilinin davalı/borçlu firmadan 2018 yılından gelen 34.715,76 TL tutarında alacağı bulunduğu ve bu hesap üzerinde gerek müvekkilinin gerek davalı firmanın ticari defterlerinin mutabık oluğu tespitlerinin yapıldığını, bahse konu bilirkişi raporunun dosyada mübrez olduğunu, taraflarınca işbu bilirkişi heyet raporu dayanak gösterilerek 16.02.2021 tarihinde davalı/borçlu firma aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının, icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazında özetle, şirketin ödeme emrinde gösterilen şekilde karşı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenle borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini beyan ederek haksız ve kötü niyetli olarak icra takibinin durdurulmasına neden olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini, takip taleplerinde talep ettikleri faiz yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yargılama konusu alacağın fatura alacağına dayandığından, muaccel hale gelmesi için başkaca bir işleme gerek bulunmadığını, zira TTK madde 23 uyarıca davalı tarafça fatura içeriğine süresi içinde itiraz etmediğini, dolayısıyla faturaya konu borcun muaccel hale geldiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için faiz talep edilebilmesi için fatura alacağının muaccel hale getirilmesi gerektiği düşünülse bile ilk yargılama olan Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama esnasında davalının bu tutardan da haberdar olduğunu, dolayısıyla her iki nedenle de faiz talep etmeleri için başkaca bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin 34.715,76 TL tutarındaki alacağına faiz işleterek takibe koymasında herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, 2018 yılından gelen 34.715,76 TL'lik alacağın 2023 yılında aynı değerde olmadığını, davalı firma tarafından, tarafların ticari defter ve kayıtlarının mutabık olduğu bedele ilişkin olarak yapılan ve daha önce taraflar arasında görülmüş yargılamada da bilirkişi raporunda tespiti yapılan bedele ilişkin olarak davanın kabulüne dair karar hakkında istinaf başvurusunda bulunulmasının tamamen haksız, mesnetsiz ve müvekkilinin alacağına kavuşmasının önüne geçmeye yönelik olduğunu, davalı tarafça sunulan istinaf başvuru dilekçesinde de görüldüğü üzere herhangi bir istinaf nedeni ileri sürülmediğini, istinaf dilekçelerinde belirtilen nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne ve davalı yanın haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 02/12/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Ankara 27. İcra Dairesi'nin 2021/2534 E. sayılı ilamsız icra takibine karşı 05.03.2021 tarihli müvekkili şirket vekili Av. ...'nun borca itiraz talebi ile takibin durdurulmasının akabinde 17.03.2022 tarihinde itirazın iptali konusunda dava açıldığını, müvekkili şirket aleyhine açılan icra dosyasında müvekkili şirket vekili Av. ...'nun, 05.03.2021 tarihinde usule uygun vekaleti ile birlikte borca itiraz dilekçesini sunduğunu, o tarih itibariyle müvekkili şirketin icra dosyasında vekilliğini Av. ...'nun yaptığını, buna rağmen 17.03.2022 tarihinde mahkemenin 2022/197 E. sayılı itirazın iptali dosyasının dava dilekçesinde müvekkili şirketin vekilinin yer almadığını, yalnızca müvekkilinin davalı taraf olarak yer aldığını, vekil aracılığı ile borca itiraz edilmiş ise itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmesi gerektiğini, ancak dava dilekçesi ve tensip tutanağının 13/04/2022 tarihinde, muhatap adı-soyadı "Davalı ... Uluslararası Proje Madencilik İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi
" olarak, ..." adresine tebliğ edilmişse de müvekkili şirketin adresinin ekte sunulan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 09.03.2022 ve 12.09.2022 tarihli sayılarında "..." olduğunun görüldüğünü, tebligatın; hem muhatabın vekili yerine asile yapılması yönüyle hem de asilin adresi yönüyle iki şekilde usulsüz olduğunun görüldüğünü, asile yapılan tebligatların her yönüyle Tebligat Kanunu'na aykırı olduğunu ve usulsüz olduğunu, taraf teşkili ve tebligatların usule uygun yapılmasının kamu düzenine ilişkin olduğunu, davacı vekilince maksatlı bir şekilde yanlış adres bildirildiğini, tebligatı çıkaran mercinin mahkeme tarafından da gerekli tedbir, kontrol, özen gösterilmeksizin işlem tesis edildiğini, davacı yanın, kasten kötüniyetle vekili bulunan müvekkili şirketin vekilini yazmadığını, mahkemenin ise usule uygun taraf teşkilini sağlamadığını, dosyanın bu aşamadan sonra yalnızca davacının dilekçeleri ile ilerlediğini, mahkemenin taraf teşkilini sağlamadığını, davanın taraflarının dinlenmeden, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hakimin hüküm veremeyeceğinin bildirildiğini, ancak somut olaydaki hiçbir tebligatın, dava dilekçesi vs. ilgili icra dosyasının müvekkili şirket vekili Av. ...'ya yapılmadığını, tebligatların usulsüz yapıldığını, kararın aksi yönünde hareket edildiğini, davalı yana savunmalarını bildirmeleri için vekilin usule uygun davet edilmediğini, tebligatların usulsüz yapıldığını, yargılamanın bu şekilde ilerlediğini ve dosyada 14/10/2022 tarihinde karar verildiğini,
Esasa ilişkin olarak ise; müvekkili ile davacı arasındaki cari ilişki sebebiyle, davacı yanın 19.09.2018 tarihinde Ankara 7. İcra Dairesi'nin 2018/10927 E. sayılı dosyası ile eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlattığını, yine müvekkili şirket vekili Av. ... tarafından borca itiraz edilmesiyle dosyanın durdurulduğunu, bunun üzerine davacı yanca Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 E. sayılı dava dosyası ile itirazın iptali konulu davanın açıldığını, Ankara 12. ATM'sinin 2019/468 E. sayılı dosya yargılaması sonunda açılan davanın kısmen kabulüne dair karar verildiğini, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, mahkeme kararının kabul edildiğini, taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun ise reddedildiğini, dosya hükmünün 24/05/2022' de kesinleştiğinin tasdik edildiğini, davacı yanın istinaf kanun yolunu kullanmamasının, kararın kabul edildiği anlamına gelip başkaca bir alacağı olmadığı ve dava konusu uyuşmazlık noktasında taraflarına usuli müktesap hak kazandırdığını, Ankara 7. İcra Dairesinin 2018/10927 E. sayılı dosyasının ise 08/03/2021 tarihinde haricen tahsille kapatıldığını, mahkemenin dayanak yaptığı ilk itirazın iptali davasında verilen kararın taraflarınca istinaf edildiğini, istinaf aşamasındayken taraflar arasında sulh protokolü yapıldığını, davacı vekilince mahkeme kararı istinaf edilmediğinden, mahkemeye konu faturaların, cari hesabın yargılama konusu olduğu gözetildiğinde davacı tarafın alacak iddiasında bulunmasının hukuki ve fiili mesnetten yoksun olduğunu, 2017 yılından alacaklı olarak 2018 yılına devir yapıldığını, 2018 yılında bir miktar daha alacak tutarının şirket nezdinde arttığını ve devamında karşı taraf ile faturaları kestiğini, davacı tarafça da mahkemenin kararına karşı aynı faturalardan dolayı daha fazla alacağı olduğu iddiasıyla itiraz ve istinaf yapılmadığını, bu nedenle müvekkili yararına usuli müktesap hak doğduğunu, davacının geçmişten kalan bir alacağının mevcut olmayıp muhasebeci bilirkişinin karışıklığa mahal verecek cümlesinin söz konusu olduğunu, bu sebeple kesin hüküm itirazında da bulunduklarını, aynı konunun yargılamaya konu edildiğini, alacak hakkında tüm aşamalarının bittiğini, kesin hüküm olduğunu, bu vesileyle hakkında yargılama konusu yapıldığını ve usuli müktesap hak niteliğini kazandığını, somut olayda davacı tarafça istinaf edilmediğini, davayla ilgili olarak bilirkişinin liyakatsiz tespitine dayalı olarak tekrar alacak iddiasında bulunmak suretiyle ve alacak iddiasını kabul anlamında olmamak kaydıyla, 24/08/2022 tarihli bilirkişi raporu tarihinden olmak üzere 6 aylık ticari zamanaşımının da geçmiş olmakla, tekrar icra takibinde "ticari defterlerden kaynaklanan fatura alacağı 34.715,76 TL" açıklamasıyla takip açılmasının, itiraz üzerine de açılan davada usule uygun taraf teşkili sağlanmaksızın davalı şirketin ATO, Ticaret Sicil Gazetesindeki ve Vergi Dairesinde kayıtlı ilan edilen adresi yerine; bulunmadığı adrese usulsüz tebligatlar gerçekleştirerek, icra ve arabuluculuk sürecinde temsilde görev alan avukatların isminin de maksatlı biçimde dilekçeye yazmayarak savunma hakkını kısıtlamak suretiyle, açıkça hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eden fiilerle hukuk usulü ve Tebligat Yasası'na aykırı olarak, TTK'ya aykırı biçimde karar ittihazına gidilmesinin hukuk ve yasaya aykırı olup hukuk güvenliği ilkesini zedeleyecek şekilde adil yargılama ilkesine ve Anayasa'ya aykırı olduğunu, 16.02.2021 tarihinde yerel mahkemenin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayıp yine aynı mahkemenin, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/468 E. sayılı dava dosyası bilirkişi heyet raporu dayanak gösterilerek ticari defterlenen kaynaklanan fatura alacağı sebebiyle takip başlatılmasının kötüniyetli olup bu takip konusu müvekkili şirketin borcu bulunmadığını, Ankara 27. İcra Dairesi'nin, 2021/2534 E. sayılı ilamsız icra takibi başlatılmışsa da icra takibinin hukuka uygun olmadığını, aynı cari ilişkiden kaynaklanan, aynı sebepli icra takibinin hali hazırda mevcutken yeni bir icra takibi açılmasının mükerrer takip olup dosyanın kapatılması gerekirken dosyanın itiraz sebebiyle durdurulması akabinde aynı cari ilişki sebebiyle tekrar dava açılmasının derdestlik koşulunu sağlamadığından mahkemenin işbu dosya ile açılan davanın reddine karar vermesi gerektiğini, derdestliğin, aynı davanın daha önceden açılmış olması ve halihazırda görülüyor olması olduğunu ve derdestlik halinin Medeni Usul Hukuku gereği artık bir dava koşulu sayıldığını, derdestlik hali tespit edilirse bu durumda ikinci davanın usulden ret edilmesi gerekeceğini, usule ve yasaya aykırı aynı sebeple, aynı konulu, aynı tarafa karşı mükerrer açılan mesnetsiz icra takibi ve itirazın iptali davasının istinaf incelemesi ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/197 E. 2022/714 K. sayılı 14/10/2022 tarihli kararının adil yargılanma ilkesine aykırılık nedeniyle usul ve esastan reddini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, davacı yanın, dürüst biçimde hareket etmediğini, haksız ve mesnetsiz icra takibi başlattığını, akabinde müvekkili şirketi davadan soyutlamanın, savunma hakkını baltalamak amacıyla, davasını vekiline yönlendirmediğini, kısa bir sürede haksız ve mesnetsiz derdest davasını nihayete erdirmek amacıyla dürüstlük ve iyi niyetle bağdaşmayan biçimde hareket ettiğini, ticari hayatta önemli bir fonksiyona sahip müvekkili şirketi güç bir durumla karşılaştırdığını, salt bu durumun bile lehlerine kötü niyet tazminatını gerektirdiğini, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/197 Esas E. 2022/714 K. sayılı dosyasının 14/10/2022 tarihli gerekçeli kararının hüküm kısmında "Davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2534 esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 34.715,76 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına.." kısmında icra dosya bilgilerinin yanlış yazıldığını, doğru icra dosyası bilgisinin "Ankara 27. İcra Dairesi 2021/2534" şeklinde olması gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini yine istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak belirttikleri gerekçelerle davacı yanın haksız istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki 16/10/2017 tarihli ve 27/12/2017 tarihli eser sözleşmelerinden kaynaklanan cari hesap ilişkisi nedeniyle 34.715,76 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Yargılama sırasında davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı ve yargılamaya katılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki 16/10/2017 ve 27/12/2017 tarihli eser sözleşmeleri kapsamında davacının, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/468 Esas sayılı dava dosyasına konu olan yargılama nedeniyle mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının, davalıdan 34.715,76 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmek suretiyle davanın 34.715,76 TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne ve davalının hakkında yapılan icra takibinin 34.715,76 TL'lik asıl alacak kısmına yaptığı itirazın iptaline ve takibin bu miktar asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6.943,15 TL icra inkar tazminatının da davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verilmiş, verilen bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yasa yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin, istinaf başvurusu kapsamında, dairemizce yapılan değerlendirme ile, yine dairemizce kamu düzenine ilişkin hususlara dair resen yapılan değerlendirme sonucunda; taraflar arasında 16/10/2017 tarihli ve 27/12/2017 tarihli eser sözleşmeleri kapsamında bakiye alacağın tahsili amacıyla aynı davacı tarafından, aynı davalı aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2018/10927 Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı ve bu takip ile davalı borçludan işlemiş faizi ile birlikte toplam 52.722,22 TL alacak talep edildiği, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/468 Esas sayılı dosyası üzerinden dava değeri 50.915,76 TL olarak gösterilmek suretiyle davalının takibe itirazının iptali konusunda dava açıldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin 29/12/2020 tarihli 2020/781 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki eser sözleşmelerinden kaynaklanan ticari ilişki kapsamında ve yapılan yargılamada alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarına göre davacının davalıdan 22.000,00 TL alacağının bulunduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne ve davalının Ankara 7. İcra Dairesinin 2018/10927 Esas sayılı icra takip dosyası ile hakkında yürütülen icra takibinin 22.000,00 TL'lik asıl alacak kısmına yaptığı itirazın iptaline ve icra takibinin bu miktar asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve alacak likit olmadığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, davalı yararına da kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 24/05/2022 tarihli 2021/107 Esas 2022/523 Karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemenin adı geçen kararının 24/05/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin ise; aynı sözleşmelerden kaynaklanan taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle ve yine 24/05/2022 tarihinde kesinleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/468 Esas 2020/781 Karar sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi kurulunun 24/08//2020 tarihli raporuna istinaden bu raporda belirlenen 34.715,76 TL'lik alacağın tahsili ile davalı hakkında Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/2534 sayılı icra dosyası üzerinden 17/02/2021 tarihinde icra takibi başlattığı ve davalının takibe itirazı üzerine bu itirazın iptali için 17/03/2022 tarihinde eldeki davayı açtığı ve eldeki dava ile harca esas değeri 48.535,01 TL olarak göstermek suretiyle davalının takibe yaptığı itirazın iptalini talep ettiği görülmüştür.
Bu dosyaların incelenmesinden, taraflar arasında 16/10/2017 tarihli ve 27/12/2017 tarihli eser sözleşmeleri dışında başkaca ticari ilişkinin bulunmadığı, davacı yüklenicinin, davalı iş sahibine karşı bu sözleşmelerden kaynaklı olarak ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağının tahsili için öncelikle Ankara 7. İcra Dairesinin 2018/10927 Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 50.915,76 TL asıl alacak ve 1.806,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.722,22 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği ve davalı borçlunun itirazı üzerine de bu itirazın hükümden düşürülmesi için Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/468 Esas sayılı dosyası üzerinden 50.915,76 TL'lik asıl alacağa karşı yapılan itirazın iptali ve takibin devamı için dava açtığı ve mahkemece de bu kapsamda yapılan yargılama sonucunda aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları ve toplanan tüm deliller değerlendirilerek davacının taraflar arasındaki eser sözleşmeleri kapsamında davalıdan talep edebileceği bakiye ödenmeyen iş bedeli alacağının 22.000,00 TL olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne ve 22.000,00 TL'lik asıl alacak bakımından davalının takibe yaptığı itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemi ile fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verildiği ve kararın istinaf yasa yolu incelemesinden de geçerek 24/05/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından davacının eldeki davaya konu ettiği alacağın da taraflar arasındaki aynı sözleşme ilişkilerinden kaynaklandığı ve yine taraflar arasında bu sözleşme ilişkileri kapsamında görülen dava dosyasında aldırılan bilirkişi raporları ile de tartışıldığı ve sonuçta davacının bu sözleşme ilişkileri kapsamında davalıdan sonuç olarak 22.000,00 TL'lik alacak talebine hakkı bulunduğu kabul edilerek davacı yararına 22.000,00 TL alacağa hükmedildiği, davacının başkaca alacağının bulunmadığı tespitine yer verildiği ve mahkemenin bu kabulüne karşı da davacının yasa yoluna başvurmadığı anlaşıldığından davacının eldeki davaya konu ettiği alacağın kesinleşen bir başka mahkeme hükmü ile bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sebeplere dayalı olarak açıldığı ve yargılama sırasında Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/468 Esas sayılı dava dosyasının kesinleştiği anlaşıldığından kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kesin hüküm dava şartı gözetilmeden yargılamaya devamla ve yargılamanın esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sebebi ile davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmesi gerekmiş, aynı sebeplerle de davacı vekilinin istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle usulden reddine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜ İLE,
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2022 tarih ve 2022/197 Esas 2022/714 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın, KESİN HÜKÜM DAVA ŞARTI NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gerekli 615,40 TL maktu karar ve ilam harç bedelinden peşin alınan 586,18 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 29,22 TL harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 586,18 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İlk derece mahkemesinin 14/10/2022 tarihli 2022/197 Esas, 2022/714 Karar sayılı kararında belirtilen ve davalıdan alınmasına karar verilen 1.785,26 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilmiş ise davalıya iadesi, tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iade edilmesi konusundaki prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve arabuluculuk ücret tarifesi gereği 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 ve 13/1 ile 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
12-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan, davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf maktu karar ve ilam harç bedelinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
13-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri ile yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
14-Davalının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan toplam 592,86 TL istinaf peşin karar harç bedelinin talep halinde davalıya iadesine,
15-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
16-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
17-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip