WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

YARGITAY ANKARA BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 27. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/894 - Karar No:2025/500
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/894
KARAR NO : 2025/500
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/07/2024
NUMARASI : 2022/268 E-2024/488 K

ASIL DAVADA
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALARIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil / Sözleşmenin Feshi, Tapu İptali ve
Tescil (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali- tescil talepli asıl dava ile sözleşmenin geriye etkili feshi ve tapu iptali-tescil talepli birleşen davada mahkemece asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili özetle; taraflar arasında akdedilen 01.02.1995 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve iş yeri karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müvekkilinin inşaata başlayarak eksiksiz tamamladığını, 20.09.2001 tarihinde geçici kabulün yapıldığını, 24.09.2001 tarihli ek protokolde yapılmış olan imalat türü değişikliklerin tarafların onayı ile aynen kabul edildiğinin belirtildiğini, 20.12.2005 tarihinde iskan ruhsatı alındığını, 01.06.2009 tarihinde müvekkiline isabet eden bir kısım bağımsız bölümlerin şirket yetkilisinin oğluna devredildiğini, müvekkilinin 27.09.2002 tarihinde ve bilahare farklı zamanlarda birden çok kez bağımsız bölümlerin devrini talep ettiğini, davalının 19.12.2016 tarihli ihtarında belirttiği eksikliklerin giderilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 28.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiğini, bilahare 17.09.2014 tarihli kararla ihya edildiğini, davalının teslimde ihtirazi kayıtta bulunmadığını, teslimde ayıbı gören kişinin ihtirazi kayıt ileri sürmemekle yükleniciyi ibra etmiş sayılacağını öne sürerek sözleşme gereğince müvekkiline isabet eden ... ada ... parselde bulunan bağımsız bölüm numaraları yazılı 23 adet iş yerine ait tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle; iskan ruhsatının 20.12.2005 tarihinde alındığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, genel kurulda yükleniciye ait olan iş yerlerinin şartların yerine getirilmesi halinde devredilmesine karar verildiğini, 20.09.2001 tarihli geçici kabul tutanağında eksikliklerin belirlendiğini, 2001/2 D.iş sayılı dosyada inşaatın halen %80 oranında tamamlandığı ile sözleşme ve teknik şartnameye uygun olmadığının ve zemin etüdünün yapılıp yapılmadığının bilinmediğinin belirlendiğini, davacı şirketin 1990 yılından itibaren genel kurullarını yapamadığını, terkin edildiğini, bilahare 17.09.2014 tarihli kararla ihya edildiğini, yükleniciye ait olan iş yerlerinin kendi kullanımında olduğunu, bu yerlerden kira geliri elde ettiğini, davacının ağır kusurlu olduğunu, delil tespitinde inşaatın sözleşme ve teknik şartnameye uygun olmadığının belirlendiğini, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, tapuların devredilmemesinde müvekkilinin kusurlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili özetle; arsa sahibi .... Kooperatifi (Kooperatif) ile davalı .... Şirketi (...) arasında ... ada ... parsele konu 01.02.1995 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmenin 3.maddesinde kooperatifin m² üzerinden %45, davalı şirketin ise %55 oranında pay sahibi olacağının, her katın ön cephe ve arka cephe olarak bölüneceğinin, inşaatın süre uzatımı ile birlikte 24.07.1999 tarihine kadar bitirilmesinin kararlaştırıldığını, kat irtifakı üzerine yapılan protokolde ...'a 1- 2- 3- 11- 12- 13- 14- 15- 17- 18- 19- 20- 29- 30- 31- 33- 34- 35- 36- 37- 38- 44- 45- 46- 47- 50- 53- 54- 55- 68- 69- 70- 71- 73- 74- 76- 77- 79 numaralı bağımsız bölümlerin isabet ettiğini, davalının sözleşmede kararlaştırılan sürede inşaatı tamamlayamadığını, 20.09.2001 tarihinde eksikliklerin tespit edilerek tutanak altına alındığını, Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/2 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, delil tespiti ile inşaatın %80 oranında tamamlandığının, inşaatın sözleşmeye ve teknik şartnameye uygun olmadığının, zemin etüdünün yapılıp yapılmadığının bilinemediğinin, çoğu imalatta işçilik imalatı bulunduğunun tespit edildiğini, eksiklikler tamamlanmadan gizli ayıplı olarak 20.12.2005 tarihinde yapı kullanma izin belgesi alındığını, ...'ın yönetim kurulu kararı ile 1- 2- 3- 11- 12- 13- 14- 17- 29- 30- 31- 33- 34- 35- 36- 37- 38- 44- 45- 46- 47- 50- 53- 54- 55- 68- 69- 70- 71- 73- 74- 76- 77- 79 numaralı bağımsız bölümlerin ...'a devredilmesine muvafakat ettiklerini, karar üzerine Kooperatife müracaat edildiğini, ilerleyen süreçte Kooperatif ile müvekkili şirketin birleştiğini, müvekkilinin kooperatifin hak ve borçlarını devraldığını, karot numuneleri üzerinde yapılan incelemelerde, binanın beton kalitesinin standartların oldukça altında olduğunu, 18-19 yoğunluk olması gereken yerlerde 3-4 yoğunlukta çimento kullanıl bu durumun gizli ayıp olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirli olduğunu, bakanlık tarafından yapılan incelemeler sonucunda binanın riskli bina olarak tespit edildiğini, tapuya da şerh olarak düşüldüğünü, yapılan itirazların reddedildiğini, Yargıtay tarafından da aşamalı devir kabul edilmesi halinde imar mevzuatına riayet edilmediği durumda arsa payı devrine zorlanamayacağının içtihat edildiğini, yapının çökme riskinin bulunduğunu, yüklenici kusurundan kaynaklandığını, yükleniciye devredilen arsa paylarının iade edilmesi gerektiğini, inşaatın mevcut durumunun ileriye feshi haklı kılmadığını, geriye etkili olarak feshedilmesi gerektiğini, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan 3.kişilerin iktisaplarının korunmayacağını öne sürerek ... Ada... Parselde davalı ... adına kayıtlı bulunan 1- 2 -3- 11- 12- 13- 14 - 35- 36- 37- 38- 44- 45- 46- 47 numaralı bağımsız bölümlerin ve davalı ... adına kayıtlı bulunan 50 numaralı bağımsız bölümün müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre dökülen betonunun kontrolünün davacı tarafından yapılması gerektiğini, davacının itirazı olmaksızın binayı teslim aldığı, davacının bahsettiği gibi bir ayıbın bulunmadığını, ihbar sürelerine uyulmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, binanın 20.09.2001 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, 23.03.2005 tarihinde de iskan ruhsatının alındığını, binanın yaklaşık 21 yıl malikler ve kiracılar tarafından kullanıldığını, yüklenicinin muvafakati ile önce yüklenici şirket yetkilisine sonra da şirket yetkilisi tarafından kendi oğlu olan diğer davalı ...'a 1, 2, 3, 11, 12, 13, 14, 35, 36, 37, 38, 44, 45, 46, 47, 50 nolu bağımsız bölümlerin devredildiğini, 50 numaralı bağımsız bölümün de ...'ya devredildiğini, müvekkilinin iyi niyetli malik olduğunu, diğer bağımsız bölümlerin ise halen davacı uhdesinde bulunduğunu, binanın yapıldığı yıl itibariyle standartların altında olduğu iddiasının isabetsiz olduğunu, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmadığını, statik olarak risksiz olduğunu, binanın güçlendirilmesi gerektiğinin rapor ile belirli olduğunu, davacının yükleniciye devretmediği bağımsız bölümler bulunduğundan halen binanın 2/3'ten fazla payının tapuda halen davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının haksız kazanç sağlamak amacıyla eldeki davayı açtığını, pay çoğunluğuna sahip olan davacının inşaata araçlar ve forkliftler ile girdiğini, zeminde tahribatlara sebebiyet verdiğini, yine davacının üniversiteden alındığını iddia ettiği raporun ... adında bir şirketten alındığını, yapıda güçlendirme yapılması gerektiğinin ifade edildiğini, mevzuat gereğince de bina eğer riskli ise, güçlendirme yapılması halinde riskli yapı şerhinin kaldırılabileceğini, binayı yıktırmak için ekstra çaba harcadığını, binayı halen kullanmaya devam ettiğini, davacının gerek açtığı davalar, gerek ise idareye yaptığı başvurular neticesinde süreci uzatmayı amaçladığını, müvekkili ve diğer davalılar tarafından zemin güçlendirilmesi yapılmasına dair ihtarnameler gönderilmiş ise de, davacının hiçbir cevap vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili özetle; binanın uzun süredir malikler ve kiracılar tarafından kullanıldığını, binanın zemin +3 kat olduğunu, davacının yükleniciye devretmesi gereken bağımsız bölümleri devretmediğini, yüklenicinin 17.01.2000 tarihinde davacıya devir için ihtarda bulunduğunu ancak cevap verilmediğini, gerekçe olarak da az miktardaki eksik işi gösterdiğini, geçici kabul tutanağında binanın kullanımın etkileyecek bir eksiklik bulunmadığının belirtildiğini, yüklenici tarafından neredeyse tamamlama seviyesine getirilen inşaatta davacının edimlerini ifa etmediğini, aşamalı devirin amacının yükleniciye inşaat devam ederken finansman sağlamak olduğunu, ancak davacı tarafça bu devirlerin yapılmadığını, binanın eksiklikleri tamamlanarak 20.12.2005 tarihinden çok sonra 01.06.2009 tarihinde bağımsız bölümlerin davalı yükleniciye devredildiğini, bilahare 1, 2, 3, 11, 12, 13, 14, 35, 36, 37, 38, 44, 45, 46 ve 47 numaralı bağımsız bölümlerinin müvekkiline satıldığını, 50 numaralı bağımsız bölümün de davalı ... satılarak devredildiğini, binanın eksiğinin bulunmaması nedeniyle yüklenicinin davacıya müracaat ederek devredilmeyen bağımsız bölümlerin devredilmesini bir kez daha ihtar ettiğini, davacının en kısa sürede evrak eksiklikleri giderilerek devrin yapılacağının bildirildiğini, ancak halen devrin yapılmadığını, davacının sebep göstererek bağımsız bölümleri teslimden kaçındığı eksiklerin geçici kabul yapıldıktan ve iskan ruhsatı alındıktan sonra ortaya çıkan eksiklikler olduğu, sonrasında ise soyut bahaneler ürettiği, daha sonrasında binanın riskli yapı kapsamına alınmasına karşı Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2021/1201 esas sayılı davasında yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, taşınmazın riskli yapı olduğuna dair ... Şirketi tarafından rapor düzenlendiğini ve rapora istinaden riskli yapı şerhi konulduğunu, müvekkilince kararın nedeninin sorulduğunu, ancak şirket tarafından ise karot alınmadığının belirtildiğini, 24.09.2001 tarihli ek protokolde binanın bakım ve onarım işlerinin ve güzelleştirilmesine yönelik ek işlerin yüklenici ve arsa sahibi tarafından birlikte karşılanacağının, binanın mevcut hali ile aynen kabul edildiğinin, eksikliklerin bir bölümünün mutabakata varılması halinde yüklenici nam ve hesabına arsa sahibi tarafından yaptırılabileceğinin, yüklenici 1 yıllık süreçte yükümlülüklerini yerine getirmez ise arsa sahibi tarafından yüklenici nam ve hesabına yaptırılacağının kararlaştırıldığını, davacının binayı 20 yılı aşkın süredir kullandığını, geriye etkili fesih talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili yükleniciden bağımsız bölüm satın alan 3.kişi olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...asıl ve birleşen davada taraf iddia ve savunmaları ile bilirkişi heyeti asıl ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl davacının dava konusu isteminin taraflar arasındaki Taşınmaz Satış Vaadi ve İşyeri karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan" tapu iptali ve tescili istemi olduğu, asıl davacı yüklenici Şirketin yüklenicinin arsa payının devrini arsa sahibinden talep edebilmesi için öncelikle inşaatın teslimi edimini tam ve gereği gibi yerine getirmesinin zorunlu olduğu, karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, bir tarafın diğer taraftan edimini yerine getirmesini talep edebilmesi için dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 97.m. gereğince; öncelikle kendi edimini ifa etmiş olması gerektiğinden, asıl davacı yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince yüklenicinin bedele, başka bir anlatımla sözleşmede kararlaştırılan arsa payı veya bağımsız bölümlere hak kazanabilmesi için inşaatı sözleşme ve ekleri ile tasdikli proje ve inşaat ruhsatı ile kamu düzeninden olan imar mevzuatı ve bu doğrultuda çıkartılan deprem yönetmeliği hükümlerine uygun olarak binayı imal ve inşa ederek yapı kullanım izin belgesi (iskan ruhsatı) alınmış şekilde tamamlayıp arsa sahiplerine teslim etmesi gerektiği, bu bağlamda dosyamıza sunulan ve istinaf ilamı gereğince mahallinde inceleme sonrasında karot numunesi alınarak ve usulüne uygun olarak performans analizi yaptırılarak tanzim edilen teknik bilirkişi heyeti ek raporunda tespit edildiği üzere dava konusu binanın asıl davacı yüklenici tarafından binanın yapım tarihinde yürürlükteki 1975 tarihli Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak imal edildiği, binanın beton dayanımının sözkonusu yönetmelik hükümlerine uygun olup bina hakkında riskli yapı tespiti ve yıkım kararı verilmesini gerektiren olguların binanın uzun yıllar öncesinde imal edilmesinden kaynaklandığı, binanın yapımından riskli yapı tespitinin yapıldığı döneme kadar aradan geçen sürenin uzunluğu da dikkate alındığında; teknik bilirkişi heyeti 2. ek raporundaki bilimsel ve teknik tespitler çerçevesinde binanın riskli yapı tespitinin yapılmasında yükleniciden kaynaklanan ayıplı ve kusurlu imalat iddiasının dosya kapsamında sabit olmadığı, bu nedenle Mahkememiz'ce sözleşme konusu bina yönünden yapılan riskli yapı tespiti ile asıl ve birleşen davalıların asıl davacı arsa sahibinin davacı yüklenicinin kusurlu ve ayıplı imalat yaptığı yönündeki iddiaları yönünden teknik ve bilimsel inceleme çerçevesinde illiyet bağı kurulamadığı, öte yandan her ne kadar ek raporda binada güçlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş ve davalılar tarafından bu hususa değinilerek binanın ayıplı yapıldığı ileri sürülmüş ise de; binanın yapım tarihi ve riskli yapı tespiti arasındaki uzun süre ile binanın yapım tarihindeki teknik parametreler ile teknik beton dayanım kriterleri birlikte dikkate alındığında; yapının donatılarında ve donatı detayları ile bileşenlerinde aradan geçen yıllar nedeni ile teknik yönden güçlendirmeyi zorunlu kılan yıpranma ve korozyon oluşmasının kaçınılmaz olduğu, bu bağlamda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre asıl davacı yüklenici Şirketin binayı iskan ruhsatını alarak asıl davalı arsa sahibine ayıpsız şekilde teslim etmekle; edimini tam ve gereği gibi ifa ettiği sabit olmakla; asıl dava konusu ve sözleşmede kendisine aidiyeti kararlaştırılan dava konusu taşınmazların tapusunu talep etmeye hak kazandığı kanaatine varılmakla; haklılığı kanıtlanan asıl davanın kabulü ile; asıl dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapularının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden ise; taraflar arasındaki Taşınmaz Satış Vaadi ve İşyeri Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin edimini tam ve gereği gibi ifa ettiğinin istinaf ilamı sonrasında alınan ve Mahkememiz'ce de denetime elverişli görülmekle benimsenen bilirkişi heyeti 2. ek raporu ile sabit olduğu, binanın fiziken % 100 oranında tamamlanarak ve iskan ruhsatı ile birlikte asıl davalı-birleşen davacıya teslim edildiği olguları birlikte gözetildiğinde; davalı yüklenici aleyhine birleşen davacı arsa sahibi yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, bu nedenle de birleşen dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline yönelik birleşen davacının talebin haklılığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla; birleşen davanın ise; reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle; asıl davanın kabulü ile asıl dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı yüklenici şirket adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen davanın ise; reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek" gerektiği gerekçesiyle "A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN: 1- Davanın KABULÜ İLE; dava konusu ... nolu parsel üzerinde kâin 15, 17, 18, 19, 20, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 53, 54, 55, 68, 69, 70, 71, 73, 74, 76, 77, 79 no'lu bağımsız bölümlerin davalı Atisan İşletme Endüstriyel Yatırımlar ve İnşaat Anonim Şirketi adına olan tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile davacı Tasfiye Halinde ... Ticaret A.Ş.adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE, ...B-MAHKEMEMİZİN BİRLEŞEN 2022/270 Esas SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN:1-Davanın REDDİNE" karar vermiştir.
Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, binanın bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 30 yıldır kullanılmadığı, 2005 yılında teslim edilmekle dava tarihi itibariyle 15 yıl kullanıldığı, 15 yıl içerisinde göçme riski bulunduğunun tespit edildiği, ülkemizde kullanılan betonarme binaların 50-60 yıl ömrü bulunduğu, bakımlı olursa 80-100 yıl dahi olabileceği, mahkemenin binanın kullanım ve faydalanma durumunu da tespit ederek fen ve sanat kurallarına uygunluğunu da tespit etmesi gerektiği, deprem yönetmeliğine uygun olmasının fen ve sanat kurallarına uygun yapıldığı anlamını taşımayacağı, 15 yıl kullanılan binada zararın ortaya çıktığının kesin olduğu, binadan faydalanma oranı belirlenmeden tüm taşınmazlar hakkında tapu iptali ve tescil kararı verilmesinin doğru olmadığı, ayıp nedeniyle yapılacak indirim sonucu yükleniciye düşecek bağımsız bölüm sayısının azalacağı, bu durumun tespit edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bilirkişi raporunun bilimsel gerçeklikten uzak olmakla yanlış tespitler içerdiği, çok ağır hasar almamış her yapının teorik olarak güçlendirilebileceği, ancak genel prensibin güçlendirme maliyeti ile yeni yapım maliyeti arasındaki oran olduğu, yani güçlendirme maliyeti yüksek olan eski binayı güçlendirmek yerine yıkılarak yenisinin yapılmasının çok daha mantıklı olacağı, Bakanlık uygulamalarında da güçlendirme maliyetinin mevcut yapı değerinin %40'ını aşması halinde yıkılarak yeniden yapılmasının daha ekonomik görüldüğü, yapılması öngörülen güçlendirme maliyetinin mevcut yapı değerinin %40'ındana fazla olduğu, güçlendirmek yerine yıkılarak tekrar yapılmasının makul olacağı, binada beton basınç dayanım testlerinin yapıldığı, olması gereken 14 MPa değerinden düşük değerler ortaya çıktığı, ilgili yönetmeliğe aykırı olarak yapının güçlendirilmesi gerektiği yönündeki görüşün hatalı olduğu, yönetmeliğe göre güçlendirme projesinin hazırlatılması gerektiği, ancak proje bulunmadan güçlendirme yapılmasından söz edilemeyeceği, yapılan analiz ve değerlendirmelere göre TBDY-2018 Bölüm 15.8 koşulları uyarınca göçme durumunun tespit edildiği ve kullanım stabilitesi bulunmadığı, eldeki davada uzman görüşü ile bilirkişi raporlarının çeliştiği ve bu nedenle mahkemece yapılması gerekenin yeni bir bilirkişi heyetinden çelişkinin giderilmesi için denetime elverişli bir rapor almak olduğu nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve birleşen dava kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece verilen asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine dair karara karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine,
2-) Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 119.200,95 TL istinaf karar harcından asıl davada davalı tarafça yatırılan 29.800,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 89.400,71‬ TL'nin asıl davada davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-) Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından birleşen davada davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-) İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davalı - birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 30.04.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Katip ...
e-imzalıdır