T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/137 - 2025/471
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2022/137
KARAR NO : 2025/471
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 24/03/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/553 E., 2021/189 K.
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı vekili müvekkilinin davalıdan iki kalem alacağı olduğunu,
Bunlardan cari hesaba dayalı alacağın icra takibine konu edildiği ve buna ilişkin olarak iflas idaresine yapılan başvurunun kabul edildiğini,
Ancak bonoya dayalı 59.258,13 TL’lik alacağın reddedildiğini, bononun taraflar arasında süregelen satım ilişkisi nedeniyle düzenlendiğini ileri sürerek alacağın iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince “Kayıt kabul talebi bonodan kaynaklanmakta olup, kayıt kabul davalarında kambiyo senedi tek başına alacağın varlığını ispat edecek bir belge değildir. Alacağın kambiyo senedini destekleyen delillerle ispatlanması gerekir.
Her ne kadar davacının 2017 yılı ticari defterlerinin açılış kaydında davalıdan 44.117,26 TL alacağın bulunduğuna ilişkin kayıt bulunmakta ise de, senedin 2009 yılında keşide edildiği, söz konusu alacak kaydının dava konusu senede ilişkin olup olmadığının tespit edilemediği, davacı tarafından 2009 yılına ilişkin defterlerin sunulmamış olduğu, diğer taraftan davalı defterlerinde de senedin kayıtlı olduğunun belli olmadığı, senedin kaydedilmesi gereken 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin defterlerin sunulmadığı, davalı taraf 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin defterlerin ibrazından kaçınmış ve bu nedenle HMK 222 maddesi gereğince davacı defter kayıtlarına göre karar verilebilecek ise de yukarıda belirtildiği üzere dava konusu senedin davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun da tespit edilemediği, bu şekilde davacının davaya konu senetten dolayı müflis şirketten alacaklı olduğunun ispat edilemediği…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinin:
1 numaralı bendinde iflas idaresine başvuru ve ret sürecini anlatmış, alacağın süregelen satım ilişkisinden kaynaklandığını belirtmiş, her iki yanın ticari kayıtlarından alacağın sabit olduğunu ifade etmiş,
2 numaralı bendinde ilk derece mahkemesinin davayı usulden reddettiğini ve Dairemizce kararın kaldırıldığını belirtmiş,
3 numaralı bendinde ilk derece mahkemesinin dosyayı bilirkişiye tevdi ettiğini hatırlatmış,
4 numaralı bendinde bilirkişi raporu özetlenmiş,
5 numaralı bendinde ilk derece mahkemesinin iflas idaresine 2009 ve 2010 yılı kayıtlarını sunmak için süre verdiğini,
6 numaralı bendinde ilk derece mahkemesinin 23.12.2020 günlü 4’üncü oturumda usulüne uygun biçimde yapılan tebligata rağmen iflas idaresinin ticari defter ve kayıtlara ilişkin açıklama yapmadığı hususunu tutanağa geçirerek defterlerin sunulması, aksi takdirde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222’nci maddesi hükümlerinin uygulanacağı hususunda ihtarlı tebligat yapılmasına ve söz konusu kayıtlar sunulduğunda bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verildiğini ve bu tebligatın da yapıldığını belirtmiş,
7 numaralı bendinde anılan belgelerin kesin mehile rağmen sunulmadığı hususunun tutanağa geçirildiği ve davanın reddine karar verildiğini yazmış,
8 numaralı bendinde ilk derece mahkemesi kararında kayıt dayanağı olarak sunulan bononun davacı defterlerinde de bulunmadığının belirtildiğini nakletmiş,
9 numaralı bendinde 08.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda “Davacının incelemeye konu olan ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı ve davacının davalıdan olan alacağının 44.117,26. TL olarak davacının 2017-2018-2019 yılı ticari defterlerinde yer aldığı ve her yılsonunda devrederek bugüne kadar devretmiş olduğu” hususunun yazılı bulunduğunu aktarmış, müvekkili şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222’nci maddesi uyarınca sahibi lehine delil oluşturduğunu,
10 numaralı bendinde 1 numaralı bentte yazdıklarını tekrarladıktan sonra cari hesaba ilişkin alacağın kaydının bononun da aynı hukuki sebepten kaynaklanması nedeniyle kaydı gerektirdiğini belirtmiş ve Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin taraf defterlerine bakılması ve alt ilişkinin bulunması halinde alacağın masaya kaydının gerektiğine ilişkin bir kararını aktarmış,
11 numaralı bendinde mahkemenin kesin mehil vermesi ile lehlerine usuli kazanılmış hak doğduğunu ve davalının defterleri sunmaması ile davanın kabulünün gerektiğini belirtmiş,
12 numaralı bendinde Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin bir kararına yer verilmiş,
13 numaralı bendinde kararın kurul halinde verilmesine rağmen oybirliği ya da oyçokluğu hususunun karardan anlaşılamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE :
Dava, davacı alacağının iflas masasına kaydı istemine ilişkindir.
İflas sıra cetveline itiraz ve alacağın masaya kaydı istemi ile açılan davalarda ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Somut olayda davacı satım ilişkisine dayanmış fakat davalıya sattığı mallara ilişkin sözleşme, yazışma, fatura, sevk irsaliyesi gibi bir belge sunmamıştır.
Bu açıklamaya ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olayın saptanmasında ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 düzenlemesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
1-HMK m. 353/1-b,1 gereğince Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/553 E., 2021/189 K sayılı dava dosyasında verdiği 24/03/2021 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL'den peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin düşümü ile kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına
4-Kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine
5-HMK m.359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m.302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına
14/05/2025 günü dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m.362/1-a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 14/05/2025)
Başkan Üye Üye Katip
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!