T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2020
ESAS-KARAR NUMARASI :....
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkilince işletilen ... ... Havalimanının ... hizmetlerinin muhtelif tarihlerde davalı şirketler tarafından yürütüldüğünü, dava dışı işçiler tarafından ücret kesintisi, fark ücret alacağı ve eksik ödenen ücret alacaklarının tahsili istemiyle açılan davalar sonucunda verilen kararların kesinleşmesi üzerine müvekkilince İcra Müdürlüklerine ödemeler yapıldığını, davalı ile imzalanan muhtelif tarihli sözleşme, ekleri teknik şartname ve ... şartnamelerde "Yüklenicinin istihdam ettiği personelin; İş Kanunu, SSK Mevzuau ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusu da yüklenicidir. Yüklenici tarafından istihdam edilen personele ilişkin herhangi bir sorumluluk DHMİ'ne yüklenemez." şeklinde düzenleme bulunduğunu, buna göre dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının tamamından yüklenici firmanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 125.148,21 TL.'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... vekili; 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi gereğince davada 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçmiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede asıl işverenin alt işverene rücu etmesine olanak sağlayan bir hüküm bulunmadığını, davacı kuruluş müvekkili şirkete, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb. işçilik alacakları bakımından herhangi bir ödeme yapmadığından bu kalemleri kendisinin ödemek durumunda olduğunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenmek durumunda olduğunu, kıdem tazminatı yönünden alt işverene rücu edemeyeceğini, davacı kuruluşun icra takiplerine ilişkin icra emirlerine karşı İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gitmesi gerektiğini, kendisinin de gerekli yasal kesintileri yapmadığını, asıl işverenin işçiye karşı, tüm alt işverenler nezdinde geçen çalışma sürelerinin tamamından sorumlu olduğunu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/314 E. sayılı dosyası nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin birlikte sorumlu olduklarını, davacının ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ... ilişkin hükümleri uyarınca davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacı nezdinde iki ay süre ile çalıştığını, yüklenici değişikliğinin işyeri devri niteliğinde olduğunu, iş sözleşmesinin feshi söz konusu olmadığından feshe bağlı ihbar, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarını talep hakkının doğmadığını, davacı asıl işveren olduğundan müvekkilinin her hangi bir sorumluluğu olmadığını, kaldı ki 10.09.2014 tarihinde kabul edilen 6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Karamamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanununun 8. maddesi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından ödeneceğini, yine dönemsel sorumluluk itibariyle de sözleşmede belirlenen bir sorumluluk miktarı bulunmadığı durumlarda alt işverenin dönemine isabet eden payın tamamından sorumluluğunun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinden, somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin 4857 sayılı kanunun 2. maddesi kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, asıl işverenin davacı, dava dışı işçilerle iş sözleşmeleri imzalayan ve çalıştıranın davalılar olduğu anlaşılmış, asıl işverenle diğer alt işverenler arasındaki ilişki müteselsil sorumluluktan kaynaklanmaktadır. ...... elemanlarına ödenecek aylık ücretin esas itibariyle asgari ücretin %50'sinden az olamayacak şekilde belirlediğği, dosyaya sunulan belgelerden, 2013 yılı öncesi dönemde 2010, 2011 ve 2012 yıllarında, davalı alt işverenler tarafından yerine getirilen ... ... hizmetlerinde ... ... elemanlarının aylık ücretlerinin asgari ücretin 2 katı olarak belirlendiği, dolayısıyla alt işverenlerin davacı ihale makamı asıl işverenin ihale sözleşmesi ve teknik şartnamelere göre belirlediği aylık ücreti dava dışı işçilere ödediği değerlendirilmiş, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nde istinaf kanun yolu incelemesinden geçerek 28/02/2018 tarihinde kesinleşen ve dava dışı işçiler tarafından açılan Ankara 24. İş Mahkemesi'nde görülen davalarda, mahkemece davalı genel müdürlük ile alt işverenler arasında imzalanan teknik şartnamelerde, davacıların ücretlerinin asgari ücretin iki katı(%100 fazlası) olarak belirlendiği, buna göre ödeme yapıldığı; ancak yanlış ödeme yapıldığı gerekçesiyle 2012 döneminde ücretinden kesinti yapıldığını, 2013 yılı itibariyle de ücretinin düşürüldüğünü bunun hukuka uygun olmadığını belirterek davanın kabulüne karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesi incelendiğinde, davacıların dava dışı çeşitli yüklenici firmaların işçisi olarak, davalı genel müdürlüğe bağlı havaalanında ... görevlisi olarak hizmet verdikleri, yapılan işin niteliği gereği davalı genel müdürlük ile dava dışı yüklenici firmalar arasındaki iş ilişkisinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, bu durumda davacıların çalışmalarına karşı, davalı genel müdürlüğün asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğu, davalı genel müdürlük asıl işveren olduğundan yüklenici firmalar ile imzalanan teknik şartnamelerdeki ücretten yüklenici firmalar yani alt işverenlerle birlikte müşterek müteselsil sorumlu olduğu ve bu nedenle verilen kararlarda bir isabetsizlik bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış, bu durumda davalılar yüklenici şirketler olup, ihale sözleşmesi ve şartnamelerdeki hükümlere göre hava meydanlarında; çalışan dava dışı işçilerin ücretlerinin hesaplanarak ödendiği, ... ... elemanı olarak istihdam edilecek personele ödenecek aylık ücretlerin bizzat davacı tarafından kontrol işleminden sonra ödemelerin yapıldığı, .... Genel Müdürlüğü'nün kesinleşen İş Mahkemeleri kararlarına istinaden dava dışı işçilere asgari ücretin 2 katı arasındaki senet farkına ait olarak, Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün belirtilen dosyalarına ödenmiş olan ücret farkına ilişkin ödediği bu tutarları rücu edemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketler bünyesinde ... ... personeli olarak çalışan personellerin aylık ücreti asgari ücretin %100'ü tutarında iken, 01.01.2013 tarihinde yapılan yeni ihale sözleşmesi ile işçilerin aylık ücretlerinin asgari ücretin %50'si tutarında olacağının kararlaştırıldığını, davalı yüklenici firmanın, dava dışı işçiler ile imzaladığı bireysel iş sözleşmelerinde ücret kısmını boş bıraktığını, bireysel iş sözleşmelerinin usulüne uygun düzenlenmemesi sebebiyle de dava dışı işçilerin müvekkili Kuruluş aleyhine açtığı işbu davanın konusunu oluşturan ücret farkı davalarında Yargıtay'ın imzalanan bireysel iş sözleşmelerinde ücret kısmının boş olması sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yüklenici şirketin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlâl etmek suretiyle kamu idaresinin zararına sebebiyet verdiğini, İlk derece Mahkemesince bu iddiaları ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, salt hak ediş evraklarında asgari ücretin 1,5 katı üzerinden ödeme yapılmasını gerekçe göstererek davanın reddine karar verildiğini, davalı/yüklenicinin sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnameye aykırı iş sözleşmesi yapması neticesinde Kuruluşlarının fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı ile imzalanan muhtelif tarihli sözleşme, ekleri teknik şartname ve ... şartnamelerde "Yüklenicinin istihdam ettiği personelin; İş Kanunu, SSK Mevzuau ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusu da yüklenicidir. Yüklenici tarafından istihdam edilen personele ilişkin herhangi bir sorumluluk DHMİ'ne yüklenemez." şeklinde düzenleme bulunduğunu, buna göre dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının tamamından yüklenici firmanın sorumlu olduğunu, davalının basiretli bir iş adamı olarak hareket etmesi gerektiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, iş mahkemesi kararlarına dayalı olarak dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Somut davada, dava dışı işçilerce davacı üst işveren aleyhine, ücretlerinin yanlış ödendiği gerekçesiyle kesinti yapıldığı ve daha sonraki dönemde de eksik ödendiği ileri sürülerek fark ücret alacağının tahsili için iş mahkemelerine davalar açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davalı genel müdürlük ile dava dışı yüklenici firmalar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının çalışmalarına karşı davalı genel müdürlüğün asıl işveren sıfatıyla alt işverenler ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davaların kabulüne karar verildiği, davacı tarafça iş mahkemesi kararları doğrultusunda icra müdürlüklerine iş bu davanın konusunu teşkil eden ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır.
"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir...."
(Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E., 2021/175 K.,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/697 E., 2021/355 K.,11.11.2021 tarih ve 2021/1623 E., 2021/1446 K., 20.12.2022 tarih ve 2021/5300 E., 2022/5935 K., 02.11.2023 tarih ve 2022/5380 E., 2023/3645 K. sayılı kararları. Dairemizin 12.04.2023 T., 2019/1686 E., 2023/696 K. sayılı kararı.)
İş bu uyuşmazlıkta da, iş mahkemesi kararlarına dayalı olarak işçilere yapılan ücret farkına ilişkin ödemelerin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, bu ilkeler doğrultusunda hesaplamayı da içeren 24.09.2019 tarihli bilirkişi raporunun 4. ve 5. sayfalarındaki hesap tablolarındaki miktarları davalılara rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne, ayrı dönemlerde hizmet gören davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığından, bilirkişi raporunda belirlenen tutarların davalılardan ayrı ayrı tahsiline, davacı tarafın dava tarihinden öncesine dayalı temerrüt ihtarı bulunmadığından kabul edilen tutarlara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.06.2020 tarih ve 2018/514 E., 2020/168 K. sayılı KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın KABULÜNE,
109.481,87 TL.'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ... ... ... ... .... Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine,
15.666,34 TL.'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ... ... ve ... ... .... Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.548,87 TL. karar ve ilam harcından peşin alınan 2.137,22 TL.'nin mahsubu ile kalan 6.411,65 TL.'nin 833,52 TL.'sinin davalı ... ... ve ... ... .... Şti.'nden, kalan 5.578,13 TL.'sinin davalı ... ... ... ... .... Şti.'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3) ve 13/(1). maddeleri uyarınca, 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davalı ... ... ... ... .... Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3) ve 13/(2). maddeleri uyarınca, 15.666,34 TL. vekalet ücretinin davalı ... ... ve ... ... .... Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 2.178.32 TL. ilk masraf, 189,50 TL tebligat gideri, 80,20 TL. posta gideri, 900,00 TL. bilirkişi ücreti, 148,60 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 3.496,62 TL. yargılama giderinin 3.042,06 TL.'sinin davalı ... ... ... ... .... Şti.'nden; 454,56 TL.'sinin davalı ... ... ve ... ... .... Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içinden alınarak yatırana iadesine,"
II-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
III-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
30.04.2025 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 544.000,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025
e-imza
e-imza
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!