T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/853
KARAR NO : 2025/992
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (... )
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2023
NUMARASI : 2022/341 E. - 2023/36 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 tarih ve 2022/341 E. - 2023/36 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacıya ait WIPO nezdinde 1364450 başvuru numarası ile 41.sınıftaki hizmetler için gerçekleştirilen “...” ibareli başvurunun, davalı ... nezdinde 2021/153925 başvuru numarası ile Türkiye fazına girdiğini, ancak SMK m. 5/1(b)-(c) hükümleri mesnet gösterilerek bütünüyle reddedildiğini, davacının eski Macar futbolcu ... ile iş insanları ...’ın ortaklığıyla kurulduğunu, eski bir futbolcu olarak zaman zaman masa tenisi tahtası üzerinde futbol topuyla müsabakalar yapan ...’nin, masa tenisi tahtasının uçlarının farklı bir forma getirilmesi durumunda söz konusu oyunun daha zevkli olacağını fark etmesi ve bu fikrini 2012 yılında gelecekteki ortakları olacak ...’a açması üzerine 2014 yılında ilk “...” markalı ürünün meydana getirildiğini ve “...” markasının da kurumsal kimliğine kavuştuğunu, davacının en basit tabiriyle “ayak masa tenisi” olarak da bilinen bu oyunu, kendi perspektifiyle modifiye ettiğini, yarattığını ve bu markayı dünyanın pek çok ülkesinde spor organizasyonu, eğlence, tekstil, spor ekipmanları vb. birçok sektörde aktif olarak kullanmaya ve pazarlamaya başladığını, “...” gibi çeşitli markaların oluşturulması için de faaliyetler yürüttüğünü, davacının “...” markası altında tanıttığı fikrin, bugün ilgili tüketiciler nezdinde yüksek derececede tanınmışlığa ulaştığını, keza davacının sosyal medya hesaplarının yüzbinlerce insan tarafından takip edildiğini, davacının markası altında düzenlenen spor müsabakalarının Youtube üzerinden milyonlarca tıklanmaya konu olduğunu, birçok ünlü ismin davacının tanıtım faaliyetlerine katıldığını, “...”ın futbol veya basketbol gibi geleneksel bir spor olmadığını, geleneksel sporlara ait unsurlar taşıyor olsa da, kurucularının inovatif öngörüsü sayesinde yaratılmış, masa standardı, file standardı, kendine özel toplar gibi öğelerle oyun kalitesi oldukça zenginleştirilmiş ve günümüzde, kendine ait kurallara sahip ancak yalnızca davacı ile özdeşleşen bir oyun haline dönüşmüş olduğunu, davacının yarattığı bu özgün oyunun, yine davacının faaliyetleri neticesinde bugün dünyada 5000’den fazla sporcu, 122 ulusal federasyon, yaklaşık 2000 spor kulübü, 1800’den fazla hakemin paydaşlığına sahip olduğunu, davacı tarafından kurulan Uluslarası ... Federasyonu’nun 2020 yılında “Uluslararası Spor Federasyonları Birliği”(GAISF)’ne dahil edildiğini, davacının kendi uğraşları ve kaynakları sayesinde yaratmış olduğu “...” markası ile 3 kez Dünya Şampiyonası düzenlemiş olduğunu, bu markanın Asya Olimpiyat Komitesi (OCA), Afrika Ulusal Olimpiyat Komiteleri Birliği (ANOCA) ve Okyanusya Ulusal Olimpiyat Komiteleri Birliği (ONOC) tarafından da tanındığını, “...” ibaresinin bir bütün olarak ne İngilizce ne de Türkçe’de herhangi bir anlama geldiğini, dava konusu edilen YİDK kararında, bu ibarenin Türkçe’de “tekbol” anlamına geldiği yönünde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira “TEKBOL” veya “...” isminde geleneksel bir sporun bulunmadığını,“...” markasının bir spor dalını ifade ettiği düşünülse dahi, davacının bu markanın yaratıcısı olduğu ve davacı tarafından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 28/06/2022 tarih 2022/M-8002 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuru markasının, redde konu hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, aynı zamanda tasviri/tanımlayıcı bir ibare de olduğunu, davacının TÜRKPATENT nezdindeki işlem dosyasına markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığına dair yeterli delil sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının 2021/153925 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun marka olabilecek nitelikte soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, tanımlayıcı olmadığı, “Spor etkinlikleri ve spor etkinlikleriyle ilgili eğlence hizmetleri; sporla ilgili bahis ve oyun hizmetleri; spor müsabakalarının organizasyonu; etkinliklerin ve spor faaliyetlerinin organizasyonu” hizmetleri açısından, markasal anlamda kullanımı sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğuna dair dava dosyasına yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sunulmuş olduğu, ancak aynı delillerin TÜRKPATENT marka işlem dosyasına sunulmadığı ve bu nedenle aynı tespitin, dava konusu edilen YİDK kararının verildiği şartlarda yapılamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 2022/M-8002 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, dava konusu başvuruda münhasıran yer alan "..." ibaresinin "tekbol" anlamına geldiğini, ibarenin bu anlamıyla ret konusu hizmetlerin "masa tenisine çok benzeyen fakat bükülmüş bir platformun üzerinde birer kişi (2 kişilik) ya da ikişer kişi (4 kişilik) oynanan futbol tabanlı bir oyun" olduğu yönünde açık ve belirgin bir mesaj verdiğini, ortalama tüketicilerin başvuruya konu ibareyi marka olarak algılamayacağını dolayısıyla ibarenin ticari kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiremeyeceğini, başvuru hakkında 5/1 (b) ve 5/1 (c) bentleri kapsamında verilen YİDK kararının yerinde
olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, marka başvurusunun SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı tarafça 2021/153925 sayılı "..." ibareli markanın 41.sınıfta tescili için gerçekleştirdiği marka başvurusunun davalı Kurum tarafından dava konusu YİDK kararı ile "masa tenisine çok benzeyen fakat bükülmüş bir platformun üzerinde birer kişi (iki kişilik) ya da ikişer kişi ( dört kişilik) oynanan futbol tabanlı bir oyun olduğu yönünde açık ve belirgin bir mesaj verdiği, marka olarak algılanmayacağı, ticari kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmeyeceği, oyunun davacı tarafından bulunduğu iddiasını destekler mahiyette delil bulunmadığı, farklı firmalar tarafından bir spor türü olarak tanımlayıcı biçimde kullanıldığına dair bilgilere ulaşıldığı" belirtilerek SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca reddine karar verildiği, mahkemece başvurunun markasal ayırt edicilik taşıdığı, tanımlayıcı nitelikte olmadığı, “Spor etkinlikleri ve spor etkinlikleriyle ilgili eğlence hizmetleri; sporla ilgili bahis ve oyun hizmetleri; spor müsabakalarının organizasyonu; etkinliklerin ve spor faaliyetlerinin organizasyonu” hizmetleri açısından, markasal anlamda kullanımı sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğuna dair dava dosyasına yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sunulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa dava konusu YİDK kararında "..." ibaresinin masa tenisine çok benzeyen fakat bükülmüş bir platformun üzerinde birer kişi (2 kişilik) ya da ikişer kişi (4 kişilik) oynanan futbol tabanlı bir oyun türünü tanımladığı, markasal ayırt edicilikten yoksun olduğu ve davacı tarafından bulunduğu iddiasını destekler delile ulaşılamadığı belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda “...” ibaresi Google arama
motorunda aratıldığında çıkan Wikipedia sonucuna göre; “futbol ve masa
tenisinin unsurlarını birleştiren kavisli bir masa üzerinde oynanan bir top sporu”
olarak tanımlandığı, aynı arama sonuçları incelenmeye devam ettiğinde,
yani Wikipedia’nın ilgili sayfasının İngilizcesi ve www...com uzantılı web sitesi
incelendiğinde, “...”un davacı firmanın kurucu ortağı eski Macar futbolcu
... tarafından icat edilmiş bir spor oyunu olduğunun netlikle anlaşıldığı, davacının dava dosyasına sunduğu belgelerden markasına yapılan yatırımlar ve markasının yaygın/yoğun kullanımı ve
bilinirliği anlaşılabilmekte ise de, aynı hususun TÜRKPATENT nezdinde ileri sürdüğü
bilgi ve görsellerden anlaşılamadığı bildirilmiştir.
Emsal bir uyuşmazlık hakkında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.09.2022 tarih ve 2021/2224 E.- 2022/6492 K. sayılı ilamda da belirtildiği üzere, “...” ibaresinin belirli bir oyun türünü ifade edip etmediğinin, tüketici kitlesinin bu ibareyi marka başvurusu tarihinden önceki dönemde belli bir oyun türü yönünden tanımlayıcı olarak görüp görmediğinin ya da daha sonra türün adı haline gelip gelmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, 6769 sayılı SMK’nın 5/2. maddesine göre; bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. Buna göre, iki koşulun gerçekleşmiş bulunması gerekmektedir, birincisi tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanmasıdır. Ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanmasıdır. Başka bir anlatımla; anılan madde anlamında ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olmaktır. Gerçekten de; SMK’nın 5/2 maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescili mümkündür.
Bu durumda mahkemece, “...” ibaresinin belirli bir oyun türünü ifade edip etmediğinin, tüketici kitlesinin bu ibareyi marka başvurusu tarihinden önceki dönemde belli bir oyun türü yönünden tanımlayıcı olarak görüp görmediğinin ya da daha sonra türün adı haline gelip gelmediğinin ve davalının markaya kullanımla ayırt edicilik kazandırıp kazandırmadığının, başka bir ifade ile "..." ibaresinin kullanıcıları nezdinde refleks olarak davacıyı çağrıştırıp çağrıştırmadığının aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyet aracılığıyla incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 26/01/2023 gün ve 2022/341 E. - 2023/36 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!