T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/685 - 2025/933
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/685
KARAR NO : 2025/933
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/09/2022
NUMARASI : 2020/204 E. - 2022/232 K.
DAVANIN KONUSU : FSEK'e dayalı maddi-manevi tazminat,
tecavüzün önlenmesi, ürünlerin toplatılması, hükmün ilanı
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/09/2022 tarih ve 2020/204 E. - 2022/232 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin ... Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptığını, davalı ... tarafından ... yılında "..." isimli, toplam 359 sayfalık İngilizce bir kitap yayımlandığını, kitabın iç sayfasında 1.000 adet basıldığının not edildiğini, kitabın incelenmesi sonucu toplamda 30 sayfa civarında "..." isimli kitabının (İngilizceye çevrilerek) atıf yapmadan intihali suretiyle oluşturulduğunun tespit edildiğini, davalının müvekkilinin 8 bölümden oluşan “...” kitabının 7 bölüm başlığını aynen kopyaladığını, bu bölümlerin içerisinde konuların anlatıldığı 157 başlıktan 58 başlığın aynen - kopyalandığını, davalının anılan kitabının içindekiler kısmının ilk üç sayfası ve 3-140 sayfaları arasında intihal gerçekleştirildiğini, davalı ...'ın "...”" isimli, 400 sayfalık, İngilizce yazılmış ikinci kitabının ... Yayıncılık tarafından 2011 yılında basıldığını, bu kitabın www..... üzerinde 30 TL fiyata satıldığını, kitabın üzerinde kaç adet basıldığına dair bilgi bulunmadığını, davalının bu kitabının da içindekiler kısmının ilk üç sayfası, 3-140 sayfaları arasında müvekkilinin “...” isimli kitabından intihal yapılarak oluşturulduğunu, davalı ...'ın “...” isimli 393 sayfalık İngilizce yazılmış üçüncü kitabının ... Yayıncılık tarafından 2020 yılında basıldığını, kitabın www ... - sitesi üzerinden 55 TL fiyata satıldığını, kitabın içindekiler kısmının ilk üç sayfası, 3-140 sayfaları arasında müvekkilinin “...” isimli kitabından intihal yapılarak oluşturulduğunu, davalı ..., ... Yayıncılık ve ...'ın FSEK'in 34. ve 35. maddesini ihlal ederek müvekkilinin eserini izinsiz bir şekilde kullandığını, FSEK'in 21, 22, 23 maddelerinde sayılan işleme, çoğaltma ve yayma haklarının da ihlal edildiğini, aynı şekilde müvekkilinin eserinden izinsiz olarak aldığı bölümleri yine izinsiz olarak kamuya sunarak FSEK'in 14. maddesini, müvekkilinin adını belirtmeyerek 15. maddedeki ismin belirtilmesi hakkını ve 16. maddedeki eserin bütünlüğünü koruma hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek, FSEK'in 68/1. madesi uyarınca davalının fiilinden dolayı, müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 70/1 maddesi uyarınca da 6.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.000 TL tazminatın tahsiline, davalı tecavüzünün önlenmesine, ürünlerin toplatılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı ...'ın müvekkilinin kitabından intihal suretiyle "..., ..." kitabını oluşturduğunu, ardından aynı kitabın "..." ve "..., 2020" baskılarını yaptığını ileri sürerek, 5864 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan kaynaklanan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL maddi ve 6.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.000 TL telif tazminatının davalılardan .../2011/2020 tarihlerinden itibaren kademeli şekilde işletilecek reeskont faizi ile beraber müteselsilen tahsiline karar verilmesini, müdahalenin meni yönünden Ankara 4. FSHHM'nin 2020/204E. sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiğini, Ankara 4. FSHHM'nin 2020/204E. sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, davacı tarafından arabulucuya başvurulmaksızın müvekkile karşı huzurdaki dava ikame edildiğinden, öncelikle davacının tazminat taleplerinin dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkilinin Türk ... alanında yeni bir eser ortaya koyma iddiası ve bu eserden maddi bir çıkar sağlama amacının bulunmadığını, amacının Türk ... alanında ortaya konulmuş türkçe çalışmaların derlenerek İngilizceye kazandırılması ve bu şekilde kamunun istifadesine sunulması olduğunu, bu kapsamda dava konusu kitapların ¼'lük kısmını atıf yapmak ve kaynakçasında yer vermek suretiyle mevcut Türkçe akademik çalışmalara, kalan ¾'lük kısmını ise doğrudan yürürlükteki mevzuata dayandırdığını, kaldı ki bugün itibariyle Türkiye’de, Türk vergi sistemini İngilizce olarak anlatan başka bir eserin bulunmadığını, bunun dahi benzerliği büyük oranda ortadan kaldırdığını, kitapların ilk baskısının kamu kurumlarına ve üniversite kütüphanelerine ücretsiz olarak dağıtıldığını, müvekkilinin dava konusu kitapların satışından herhangi bir maddi yarar sağlamadığını, dava konusu eseri meydana getirirken davacı tarafın herhangi bir eserinden doğrudan yararlanmadığını, doğrudan yararlandığı eserlerin davacı tarafa ait eserlere yapmış olduğu atıfları kendi eserine aynen aktardığını ve eserlerinin gerek metin kısımlarında gerekse kaynakçalarında bu atıflara yer verdiğini, dava konusu eserlerin İngilizce olması nedeniyle aynen kopyalanmak suretiyle intihal oluşturulmasının mümkün bulunmadığını, zira yabancı dilden çevirinin, çeviri yapanın akademik dil bilgisine göre değişkenlik gösterdiğini savunarak, davanın ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı ... vekili, zamanaşımı, hak düşürücü süre, yetki, görev ve husumet itirazlarının bulunduğunu, ... ve ... Bakanlığının hasım olarak görülmesine ilişkin dava dilekçesinde hiçbir açıklayıcı ibare-ifadenin yer almadığını, dava konusu olayda herhangi bir dahli ve müdahalesi bulunmayan ... yönünden pasif husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin dava konusu kitaplarda intihal var olup olmadığı hususunu – kitapların içeriğine girmesinin mümkün olamayacağı düşünüldüğünde – bilmesinin, araştırmasının, böyle bir sorumluluğun İdareye yüklenmesinin beklenemeyeceğini, ayrıca, basım-yayım tarihleri ... ile 2011 yılına ilişkin dava konusu kitaplarla ilgili talebin zamanaşımına uğradığını, işbu davada ve bu davanın hiçbir aşamasında ... ve ... Bakanlığının bir dahlinin-etkisinin ve müdahalesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." isimli kitabın FSEK md.2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı, "... " isimli eser üzerinde ...'nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, intihal söz konusu olmadığından davacı tarafın manevi ve mali haklarının ihlal edilmediği, tecavüzün ref i ve men'i koşullarının gerçekleşmediği, telif tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunulamayacağı, mahkemece atanan üç kişilik heyetin sunduğu kök rapora nispeten 4.ncü kişi olarak ... alanında bilirkişinin de eklendiği heyetten alınan ek 1 ve ek 2 sayılı raporlara daha çok itibar edildiği, davalı eyleminin intihal olmadığına kanaat getirildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı takdir edilen 15.000.00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davanın temelini oluşturan maddi vakıa (intihal) hakkında çelişkili ve yanlış tespitlerde bulunulduğunu, kök heyetin "intihal vardır" tespitinde bulunduktan, intihal oranını (%10) bulduktan, tazminat tutarlarını hesapladıktan ve bu hesaplara sayfa sayfa gerekçe gösterdikten sonra ek raporlarda hukuka aykırı gerekçelerle "intihal yoktur" tespitine vardığını, çelişkili raporlara rağmen mahkemece dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesi taleplerinin kabul edilmediğini, çelişkili raporların hükme esas alındığını, heyette görevli ilk üç bilirkişinin tamamı telif hakları uzman, yayıncı, mütercim olduğunu, dolayısıyla intihal vakıasını değerlendirebilecek yetkinliğe sahip bulunduğunu, öte yandan davalının dava konusu intihal eylemi nedeniyle görülen ceza davasında talepleri üzerine yeni bir heyetten rapor alınarak intihalin varlığına kanaat getirildiğini, bu raporun intihal vakasının ispatında geçerli bir delil olarak kabul edilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava ve birleşen dava, FSEK'e dayalı maddi ve manevi tazminat, tecavüzün önlenmesi, ürünlerin toplatılması ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı, davalı ...'ın ... yılında yayımladığı "...", 2011 yılında yayımladığı "..." ve 2020 yılında yayımladığı “...” isimli kitapların bazı kısımlarının, "..." isimli kitabının (İngilizceye çevrilerek) atıf yapılmadan intihali suretiyle oluşturulduğunu iddia etmiş, davalı taraf dava konusu kitapların konu başlıkları, sistematik, sıra ve işleniş biçimlerinin yürürlükteki vergi mevzuatını esas aldığını, intihalin söz konusu olmadığını savunmuş, sonuçta mahkemece benzerliğin vergi mevzuatının sistematiğinden kaynaklandığı, intihalin bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki dosya kapsamında telif hakları uzmanı ve mütercim bilirkişiler tarafından düzenlenen 20/09/2021 tarihli ilk bilirkişi heyet raporunda intihal suretiyle davacı tarafın FSEK 14, 15 ve 16. maddelerinden kaynaklanan manevi
haklarından “umuma arz salahiyeti”, “adın belirtilmesi salahiyeti” ve “eserde değişiklik yapılmasını
men salahiyeti” ile FSEK 22 ve 23. maddelerinde tanımlanan “çoğaltma” ve “yayma” mali haklarının
ihlal edildiğinin bildirildiği, aynı heyete Anadolu Üniversitesi İktiset Fakültesi ... Bölümünden Doç.Dr. ... da dahil edildikten sonra alınan 16/03/2022 tarihli raporda, karşılaştırılan eserlerdeki benzerliklerin mevzuatın aktarılmasından kaynaklandığının, benzer ifadelere davacının ve davalının eserlerinden daha önce yayınlanmış birçok eserde de rastlandığının, vergi hukukunda benzer ifadelerin anonim hale geldiğinin, davalının dava konusu kitaplarında intihal bulunmadığının rapor edildiği, yine aynı heyet tarafından düzenlenen 2.ek raporda da görüşün değişmediği anlaşılmaktadır. Şu halde, dosya kapsamında, bir ... uzmanı bilirkişi eklenmesi dışında aynı heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Kaldı ki davacı vekili aynı olay nedeniyle davalı ... hakkında Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde görülen 2022/133 Esas, 2023/186 Karar sayılı ceza davasında alınan son bilirkişi raporunda intihalin gerçekleştiği yönünde görüş açıklandığını bildirmiş, nitekim sanık ... hakkında FSEK'in 71/1.maddesi uyarınca eserden kaynaklanan mali ve manevi haklara tecavüz suçunun oluştuğu kabul edilerek 04/07/2023 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve karar 06/09/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu durumda, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı değilse de, HAGB kararına esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemece işbu dosya kapsamında alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu ve anılan çelişki yöntemince giderilmeden karar verilemeyeceği gözetilerek, yeni bir bilirkişi heyetinden çelişkinin kaynağını ve benzerliğin mevzuatın sistematiğinden ve bunun aktarılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, benzer ifadelerin davacının eserinden önce vergi hukukunda kullanılıp kullanılmadığını, dava konusu kitapların davacının eserinden intihal suretiyle oluşturulup oluşturulmadığını, intihal bulunması halinde talep edilebilecek maddi tazminat miktarını delilleri ile açıklayan, denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınıp, varsa tarafların rapora itirazları da değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, FSEK.'nın 48. maddesine göre, eser sahibi mali haklarını süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devir edebileceği gibi (devir), bu hakların sadece kullanma yetkisini de diğer bir kimseye bırakabilir (ruhsat). Aynı Yasanın 50. maddesi uyarınca 48 ve 49. maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi geçerlidir. Yine FSEK.'nın 52. maddesi uyarınca, mali hakları dahil sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Somut olayda, davacı ...'nin dava konusu eser üzerindeki mali haklarını FSEK.'nın 48 vd. maddelerine uygun şekilde diğer davacı ... Danışmanlık ve Ticaret Ltd. Şti.'ye devir edip etmediğinin, bunun sonucu olarak da ihlal edilen mali haklar ve buna bağlı maddi tazminat talebi yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, birleşen davada davacıların taraf sıfatı yönünden hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülebilmesi, dosyanın birleşen davada davacıların aktif husumet ehliyetlerinin değerlendirilmesi ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gideren yeni bir bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 14/09/2022 gün ve 2020/204 E. - 2022/232 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacılar vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 500,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacılara iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!