T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/619
KARAR NO : 2025/932
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (... )
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2022
NUMARASI : 2022/267 E. - 2022/714 K.
DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Uyarlanması
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/11/2022 tarih ve 2022/267 E. - 2022/714 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin ... Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 2021/883454 numaralı “sigorta hizmet alımı” ihalesine katılarak 32.919.835,93-TL bedelle ihaleyi kazandığını, taraflar arasında 29.12.2021 tarihinde imzalanan sözleşme ile müvekkilinin davalının araçlarına ait zorunlu trafik, tam kasko, artan mali mesuliyet, ferdi kaza, üçüncü şahıs mali mesuliyet, akaryakıt ve CNG istasyonlarının yangın ve nakliyat sigortalarını yapmayı, buna karşılık İdarenin de sözleşme bedeli olan 32.919.835,93-TL'yi ödemeyi yüklendiğini, ihale bedeli 32.919.835,93-TL'nin 31.896.534,00-TL'lik kısmının 11.07.2017 tarih ve 30121 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılamasına Dair Yönetmelik gereği kurulan Riskli Sigortalılar Havuzuna tabi araçların poliçelerine ilişkin olduğunu, Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu (TMTB) tarafından yönetilen Riskli Sigortalılar Havuzuna konu olan poliçelere ait prim tutarlarının, “il, araç kullanım tarzı ve hasarsızlık” basamağına göre Sigortacılık Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından belirlendiğini ve ilgili branşta ruhsat sahibi olan tüm sigorta şirketlerine "aynı tutarlar" üzerinden poliçe düzenleme izninin verildiğini, bu alanda faaliyet gösteren bütün sigorta şirketlerince kurulan tüm sözleşme ilişkilerine ve işbu dava kapsamında sözleşme bedelinin belirlenmesinde sözü edilen Kurum (SEDDK) tarafından belirlenen prim tutarlarının esas alındığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme bedelinin SEDDK'nın yıllık bazda belirlediği primler dikkate alınarak belirlediğini, müvekkilinin 2022 yılına dair güncel prim artış oranını dikkate alarak hareket ettiğini, ancak 31.12.2021 tarih ve 31706 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile ilgili Yönetmeliğin geçici 11 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, “Bu fıkrada belirlenen azami prim tutarları, 2022 Şubat ayından itibaren aylık %1,5 (bir önceki ayın azami prim tutarları üzerinden) olarak arttırılacaktır.” cümlesi ile ayrıca Geçici 11. maddeye 10. Fıkranın eklendiğini, dava konusu taleplerinin dayandığı hükmün de esas itibariyle yeni yürürlüğe giren 10. fıkra olduğunu, anılan hükmün, "1/2/2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzeri uygulanacak azami primler, 2022 yılı Ocak ayında uygulanan azami primlere %20 eklenerek uygulanır" biçiminde düzenlendiğini, bu düzenleme ile şimdiye dek olmadığı şekilde prim tutarlarının arttırıldığını,bu nedenle müvekkilinden kaynaklanmayan SEDDK tarafından belirlenen prim tutarları üzerinden taraflar arasındaki sözleşme ile üstlenilen sigortalama ediminin, öngörülen bedel karşılığında müvekkili tarafından ifasının aşırı biçimde güçleştiğini, meydana gelen maliyet artışının sözleşme ile doğan borcun ifası için mücbir sebep niteliğinde olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin sözleşme bedelinin kendisi için aşırı ifa güçlüğüne neden olmaması açısından ve yine ilgili sözleşme ile uyumlu bir şekilde arttırılması için sözleşmenin tarafı ... Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına yasal süresi içinde, 06/01/2022 tarihinde başvuruda bulunduğunu, ve ... Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nın bu başvuruya olumsuz cevap verdiğini, müvekkilinin ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak borcunu ifa ettiğini, müvekkili tarafından davalıya 09.02.2022 tarihinde 2.02.09.GE.R.KP.018572 ilgi sayılı yazı ile, dava konusu sözleşme kapsamında yüklendikleri edimlerin yasal hakları saklı kalmak kaydı ile ifa edileceğinin bildirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, prim tutarlarındaki artış baz alınarak güncel sigortacılık piyasasındaki rayiç fiyatlamalar uyarınca bu alanda uzman bilirkişiler marifetiyle re'sen yapılacak değerlendirme sonucunda sözleşme bedelinin uyarlanmasına, uyarlamaya esas alacak kalemlerinin her biri açısından (her bir poliçe) uyarlama sebebiyle tahakkuk edecek alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalı tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uyarlanması talep edilen sözleşmenin 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa dayalı olarak imzalanmış olduğundan iş bu davaya bakmakla görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından dava konusu sözleşmenin uyarlanması talebiyle 06/01/2022, 27/01/2022 ve 31/01/2022 tarihlerinde müvekkili idareye başvuruda bulunduğunu, davacının talebinin sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemelere aykırı olması sebebiyle müvekkili kurum tarafından reddedildiğini, ihaleye katılan istekliler arasında en uygun teklif davacı şirket tarafından verildiğinden ihalenin davacı taraf üzerinde kaldığını, davacının tüm şartlarını bilerek katıldığı bir ihale neticesinde imzaladığı idari şartnamede ve sözleşmede açık olarak belirlenmiş hükümlerin aksine işlem yapılmasını talep etmesinin usul ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşme hükümleri gereğince davacının uyarlama talep edemeyeceğini, uyarlama için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde belirtilen tüm şartların sağlanmış olması gerektiğini, somut olayda bu şartların mevcut olmadığını, davacının ülke genelinde bu işi yapan büyük firmalardan biri olduğunu ve bu büyüklükte bir firmanın ekonomik koşulları öngörememesinin ve sigorta poliçelerine yapılacak zamdan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu sözleşmenin imzalandığı tarihten kısa bir süre önce dolar kurunun yükseldiğini dolar kurunun 20/12/2021 gecesi 17,47 Türk Lirasına çıkmasıyla beraber davacı yanın ekonomide yaşanacak sıkıntıları göz önüne alarak basiretli bir tacir gibi davranması ve 24/12/2022 tarihinde müvekkili tarafından gerçekleştirilen ihaleye buna göre teklif vermesi gerekmekteyken vermemiş olmasının kendi sorumluluğunda bulunduğunu, sigorta ihalesi kapsamında davacı taraf ile yapılan sözleşmenin Geçici Ek 5.maddesi kapsamına girmediğini, taraflarınca kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı şirketin taleplerinin 4735 Sayılı Kanun'un Geçici 5. maddesi kapsamına girmiş olsa dahi söz konusu yasal düzenlemede sigorta işlemlerinin bu değişikliğin dışında tutulduğunu, davacının taleplerinin kabul edilebilir herhangi bir yanının olmadığını, tüm bunların yanı sıra davacının müvekkili idareden uyarlama talep etmişse de sözleşmenin ifasına devam ettiğini, uyarlama talep eden tarafın ifaya devam etmesinin uyarlama hakkının kaybedilmesine yol açacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının sözleşme imzalandıktan sonra dava konusu prim tutarlarında SEDDK tarafından yapılan artış gerekçe gösterilerek sözleşme bedeline ilave olarak fiyat farkı verilmesine ilişkin talep açıkça sözleşme ve ihale dokümanında söz konusu ihale konusu işte fiyat farkı verilmeyeceğine ilişkin düzenleme, yine bu düzenlemenin istisnası olarak ön görülen ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun "Mücbir Sebep" başlıklı 10.maddesinde yer alan durumlarından hiçbirinin söz konusu olmadığı yine ihale tarihi 01/12/2021 tarihinden sonra olduğundan ek fiyat farkı verilmesine dair hükmün uygulanamayacağı anlaşılmakla davacının talebinin kamu ihale mevzuatı gereği yerinde olmadığı, dava konusu sigorta hizmet alımı sözleşmesinin uyarlanması talebine ilişkin olarak, ihaleye verilen teklif tarihi gözönüne alındığında Türkiye ekonomisinin alınan tedbirlere rağmen istikrarsız bir görüntü çizdiği, bu duruma ve sektöre ilişkin basında çıkan haberlerin varlığı, davacının dava konusu ihaleye teklif verirken bu istikrarsız durumları gözeterek teklif vermesi gerektiği, kaldı ki ihaleye teklif veren diğer ... ... Sigorta Şirketi'nin teklifinin 44.384.653,38-TL, davacının teklifinin ise 32.919.835,93-TL olduğu, arada 11.464.817,45-TL gibi fahiş bir farkın bulunduğu, teklif öncesi basında yer alan haberlerin varlığı dikkate alındığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinin uygulanabilmesi için zorunlu unsur olan sözleşmenin kurulması esnasındaki öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun söz konusu olmadığı, davacının basiretli bir tacir olarak Türkiye'nin genel ekonomik durumu ve sektörün durumunu gözetmeksizin teklif verdiği, sözleşmeye mahkemece müdahale edilerek uyarlanması talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davadaki talepleri teknik inceleme gerektirdiğinden mahkemece bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5546 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile fiyat farkı verilmesine dair düzenlemelerin yürürlük kazandığını, ihaleye verilen ikinci teklifle müvekkilinin teklif arasındaki farkın ve döviz kurundaki dalgalanmanın ret gerekçesi yapılamayacağını, TTK gereği davacı tacirin ek ücret talep edebileceğini, sigorta prim tutarları ile ilgili olarak, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalanmasından sonra gerçekleşen değişikliğin tarafların edimleri arasındaki dengeyi bozduğunu, söz konusu artışın sigorta tekniği ve mevzuatı açısından öngörülebilir olmadığını, 4735 sayılı Kanun'un geçici 5 ve 6.maddeleri ile buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin öngörülemez durumun varlığını ortaya koyarak ek ücret talep edilebileceğini düzenlediğini, dava dilekçesinde talep sonucunu sınırlamadıklarından dava konusu ile ilgili olup dava tarihinden sonra yürürlük kazanan mevzuatın da somut olayda uygulanmasının gerektiğini, müvekkilinin mevzuat değişikliklerinden önceden haberdar olmasının beklenemeyeceğini, müvekkilinin, vatandaşlara ulaşım hizmeti sunulabilmesi bakımından ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak sözleşmede yüklendiği edimi ifa ettiğini, TBK'nın 138.maddesi şartlarının oluştuğunu, 4734 sayılı Kanun'un 38.maddesi uyarınca davalının da aşırı düşük teklifler için fiyat sorgulama ve araştırma yükümlülüğünün bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, sigorta hizmeti alım sözleşmesinin uyarlanması istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında 29.12.2021 tarihli "Sigorta Hizmeti Alımı Sözleşmesi" imzalandığı ancak davacı tarafından prim tutarlarındaki öngörülemez artış nedeniyle sözleşmenin uyarlanması ile uyarlama sebebiyle tahakkuk edecek alacağın tahsili talebiyle işbu davanın açıldığı, davalı vekilinin öngörülemez bir durumun ortaya çıkmadığını, sözleşme ve eklerine istinaden fiyat farkı talep edilemeyeceğini, davacının ihaleye giren diğer firmadan çok daha düşük fiyat vererek ihaleyi aldığını, basiretli davranmadığını belirterek davanın reddini savunduğu, mahkemece sözleşme hükümlerine göre ek fiyat farkı talebinin yerinde olmadığı, mücbir sebep ya da öngörülmezlik şartlarının oluşmadığı, davacının tacir sıratıyla basiretli davranmakla yükümlü bulunduğu, ikinci teklif ile arada fahiş fark bulunduğu, talebin 4735 sayılı Kanun'un geçici 5.maddesi kapsamına girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin emsal bir uyuşmazlık hakkında verilen 21/11/2024 tarih, 2023/4048 Esas, 2024/4238 karar sayılı kararında, davacının tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalamasının gerektiği, bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesinin düşünülemeyeceği ancak fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğünün söz konusu olabileceği, bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa eklenen "Ek fiyat farkı ve/veya sözleşmelerin devri" başlıklı Geçici Madde 5 – (Ek:19/1/2022-7351/11 md.) "Ülkemizde ve dünyada hammadde temininde ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ile girdi fiyatlarındaki beklenmeyen artışlar nedeniyle 1/12/2021 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihalesi yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden veya bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce fesih veya tasfiye edilmeksizin kabulü/geçici kabulü yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan sözleşmelerde, 1/7/2021 ile 31/12/2021 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı verilmesine ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 1/7/2021 ile 30/11/2021 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 1/7/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebilir....
4734 sayılı Kanundan istisna edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinden Türk lirası üzerinden yapılan sözleşmeler için idareler tarafından bu maddeye uygun olarak ilgili mevzuatında düzenleme yapılabilir.
Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve üst birliklerinin taraf olduğu veya bu kuruluş veya birliklerin kaynaklarıyla karşılanan mal ve hizmet alımı ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan sözleşmelerde, bu maddeye göre fiyat farkı ödenebilmesine yönelik ilgili kuruluş veya üst birliğin mevzuatında düzenleme yapılabilir." hükmü, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na eklenen "Ek fiyat farkı veya sözleşmelerin feshi" başlıklı geçici 6. maddesinde de (Ek: 8/4/2022-7394/19 md.); "1/4/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden (kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde;
a) 1/1/2022 tarihinden sonra (bu tarih dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı oransal olarak artırılabilir, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de fiyat farkı verilebilir.
b) 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 1/7/2021 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 1/7/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebilir.
1/4/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihale edilen (3 üncü maddesindeki istisnalar dâhil) yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden imzalanan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden (geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde, 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) iş programına göre gerçekleştirilemeyen iş miktarı için süre uzatımı verilebilir.
1/1/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden sözleşmelerden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15’ine kadar olanlar (bu oran dâhil) yüklenicinin başvurusu üzerine feshedilip tasfiye edilir. Geçici 5 inci maddeye göre devredilen sözleşmeler için bu fıkra kapsamında fesih başvurusunda bulunulamaz. Feshedilen sözleşmelerde birinci fıkranın (a) ve (b) bendindeki hükümler uygulanmaz. Sözleşmenin feshi halinde yüklenici hakkında fesihten kaynaklanan kısıtlama ve yaptırımlar uygulanmaz ve yüklenicinin teminatı iade edilir. Bu durumda, fesih tarihine kadar gerçekleştirilen imalatlar dışında idareden herhangi bir mali hak talebinde bulunulamaz ve 4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (j) fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca tahsil edilen bedel iade edilmez. Yüklenici tarafından can ve mal güvenliği ile yapı güvenliğine yönelik idarece uygun görülecek tedbirlerin alınması şarttır. Bu kapsamda düzenlenecek fesihnamelerden damga vergisi alınmaz. Bu fıkra kapsamında feshedilen sözleşmelere konu edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yeniden ihale edilebilir.¸" hükmü düzenlenmiştir.
24/02/2022 tarihli RG'de yayımlanan 5203 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 5 inci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar yürürlüğe konulmuş ve anılan hüküm uyarınca ek fiyat farkı hesaplanması ve sözleşmelerin devri ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.
Görüldüğü üzere 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa tabi somut olay yönünden de her ne kadar davacı tacir olduğundan, fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiği söylenebilir ise de, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde belirtilen tarihler için fiyat farkı istenebileceği kanun koyucunun dahi kabulünde olup, dava konusu olayda 29/12/2021 tarihli sözleşmenin imzalanmasından sonra fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK 138. madde kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabileceğinden, mahkemeden uyarlama talebinde bulunulması tabiidir.
Aşırı ifa güçlüğü TBK'nın 138.maddesinde düzenlenmiş olup, bu hükme göre; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu, sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanabileceği (Bkz. Yargıtay 6.HD.'sinin 01.06.2023 tarih 2023/4039E.2024/2375K. sayılı kararı) anlaşılmaktadır.
Şu halde, mahkemece yapılması gereken, fiyat artışlarının öngörülemez sınırlarda gerçekleşip gerçekleşmediği, edim dengesinin aşırı ölçüde bozulup bozulmadığı, TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğünün söz konusu olup olmadığı, dava konusu sözleşmenin yukarıda anılan Cumhurbaşkanlığı Kararlarının geçici 5 ve 6. maddeleri kapsamında bulunup bulunmadığı, idarece bir fiyat farkı belirlenmiş olsa bile verilen fiyat farkının maliyetleri karşılayıp karşılamadığı ve bu fiyat farkının verilme tarihine göre davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, TBK'nın 138. maddesi uyarınca borçlunun borcunu henüz ifa edip etmediği veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olup olmadığı, sonuçta düzenlenen sözleşmenin uyarlanmasının mümkün bulunup bulunmadığı hususunda aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 03/11/2022 gün ve 2022/267 E. - 2022/714 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
8-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacıdan alınan 164.000,00-TL tutarındaki ... Şubesinin 16/11/2022 tarih ve 151-E3-2865 numaralı teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!