6. Hukuk Dairesi 2025/1664 E. , 2025/3801 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1303 E., 2025/220 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile 28.08.2019 tarihinde imzaladığı taşıma hizmet alım sözleşmesi kapsamında 2019-2020 eğitim öğretim yılında ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin taşınmasını üstlendiğini, ancak COVID-19 salgını nedeniyle eğitim öğretime ara verilmesi sonucunda taşıma hizmetinin kısmen gerçekleştirildiğini, kalan günler için hizmet verilemediğini, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 10. maddesi ve 2020/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi gereğince pandeminin mücbir sebep olarak kabul edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin süre uzatım hakkına sahip olduğunu, ancak davalı idarenin süre uzatım talebini reddettiğini, davalının ret kararının hukuka aykırı olduğunu, ihale sözleşmesinin mücbir sebep nedeniyle yerine getirilememesinin sözleşmenin feshi ya da süre uzatımı hakkı doğurduğunu, ancak idarenin keyfi bir şekilde süre uzatım talebini reddederek yükleniciye zarar verdiğini, bu nedenle ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile akdedilen hizmet alımı sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmemesinin mücbir sebepten kaynaklandığının kabulü ile süre uzatımı verilmemesi şeklindeki muarazanın giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının süre uzatımı talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün husumet ehliyeti bulunmadığını, uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, davanın süre yönünden de zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak 4735 sayılı Kanun’un 10. maddesinde sayılan hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen 20 gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi gerektiğini ancak davacının bu şartları sağlamadığını, 2020/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde mücbir sebebin idarece belirleneceği ve süre uzatımı ya da sözleşmenin feshinin idarenin takdirinde olduğunu, davacının süre uzatımı hakkının doğduğunu iddia etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli bir taşıma hizmet alım sözleşmesi olduğu, pandemi nedeniyle eğitime ara verilen 61 gün boyunca taşıma hizmetinin gerçekleşmediği, sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin esas olduğu, ancak mücbir sebep gibi olağanüstü durumlarda sözleşmenin değişen şartlara uyarlanabileceği, somut olayda ise taşıma hizmetinin yapılamayan günler için sözleşmenin hükümsüz hale geldiği, yani edimin ifasının imkânsız hale geldiği, bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 137. maddesi uyarınca davacının sözleşmeden kaynaklı edim yükümlülüğünün sona erdiği, dolayısıyla sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasına ilişkin talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki taşıma hizmeti alımına ait hizmet alım sözleşmesi bir yıldan daha az süreli olarak belli bir eğitim ve öğretim yılını kapsadığından sözleşmenin imzalandığı eğitim ve öğretim dönemi dışında ifası da mümkün olmadığı, davacının, davalı idare tarafından süre uzatımı yapılmaması nedeniyle uğranılan bir zarar olduğu iddia ediliyorsa bunun tahsili için eda davası açılması mümkün olduğundan, süre uzatım talebinin idarece kabul edilmemesi suretiyle yaratılan muarazanın giderilmesi talepli dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmediğinden reddine, 6100 sayılı HMK’nın 355/1-2. cümle maddesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle kararın kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Taraflar arasındaki sözleşmenin dayanağı eğitim öğretime ilişkin taşımacılık ihaleleri her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen ihale türlerinden olduğundan davacının dava açmakta hukuki yararının olduğunu, davalı tarafça süre uzatım kararı verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, gerek sözleşmenin 28. maddesinde gerekse 2020/5 nolu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca 07.04.2020 tarihli Genelgesi kapsamında süre uzatım kararı verilmesi gerektiğini, davalının takdir hakkının olmadığını,
b. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, davacının işi tamamladığı da dikkate alınarak, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan sözleşmenin mücbir sebep (Covid-19) nedeniyle gereklerinin yerine getirilmemesinin tespiti ile davalı idarece sözleşme süresinin uzatılmaması nedeniyle oluşan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, taşıma sözleşmesinin uyarlanmasına ilişkindir.
Mahkemece dava esastan edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bu karar kaldırılarak hukuki menfaat yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk tarafından bu karar onanmıştır.
Çoğunluk ile aramızda oluşan ihtilaf; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın usulden reddinin doğru olup olmadığı, bir başka ifadeyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
En basit tanımı ile hukuki menfaat mahkemeden hukuki korunma isteğidir. Davacı sözleşmenin uyarlanmasını istemektedir. Bilindiği üzere taraflar arasında yapılan sözleşmelerin uyarlanması mümkündür. Uyarlama şartlarının bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye aittir. Hukuki menfaat yokluğunda, davacı uyuşmazlığı mahkeme önüne getiremez. Örneğin idarece çözümlenmesi gereken bir hususta mahkemeye müracaat halinde hukuki yarar yokluğundan bahsedilebilir. Talebin yerinde veya doğru olmaması hukuki yarar yokluğu olarak değerlendirilemez. Aksi halde yerinde olmayan veya reddi gereken her dava için davacının, reddedilen her kararı kanun yoluna götüren davalının hukuki yararı olmadığı sonucuna varılır ki, Yasa Koyucu hukuki yarar kavramını dava şartı olarak düzenlerken böyle bir sonucu murad etmemiştir.
Somut olayda, süre uzatım şartlarının bulunmaması nedeniyle verilecek karar davanın esastan reddi kararı olmalıdır. Usulden ret kararı ile esastan ret kararı arasında hükmün sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle kararın gerekçesinin ve sonuç kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!