WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

YARGITAY 4. CEZA DAIRESI

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2025/5793 E.  ,  2025/14996 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/557 E., 2021/1288 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma

Dairemizin, 24.04.2025 tarihli ve 2022/13207 Esas, 2025/7652 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.06.2025 tarihli ve 3-2021/161505 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesi uyarınca bir aylık yasal süresi içerisinde sanık aleyhine itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusuna konu uyuşmazlığın, incelemeye konu olayda, sanığın sosyal medya paylaşımındaki "...Küçücük çocukların hayatı bir kalleşin başkanlık sevdasından daha önemsiz hale geldiği şu günler..." şeklindeki sözlerinin hakaret suçunu oluşturduğuna ilişkin olduğu belirlenmiştir.
İncelenen dosya kapsamından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında;"Türk Dil Kurumu sözlüğünde 'kalleş' kelimesi 'Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan, birine gizlice kötülük eden, kahpe' şeklinde tanımlanmıştır. Günlük konuşmalarda halk arasında bir kişinin diğerine 'kalleş' şeklinde bir söz sarf etmesi hiç duraksamaya yol açmayacak şekilde hakaret olarak kabul edilmektedir.
Sanığın, Türkiye Cumhuriyetinin Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak yukarıda belirtilen anlamlara gelen 'kalleş' sıfatını yakıştırması kaba söz ya da siyasi eleştiri olarak kabul edilemeyeceğinden sanığın hakaret suçunu oluşturan eyleminden dolayı mahkûmiyetine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yerine bozulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır." belirtilmek suretiyle,
Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen Dairemizin 24.04.2025 tarihli ve 2022/13207 Esas, 2025/7652 Karar sayılı "Bozma" kararının kaldırılması,
Digor Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 gün ve 2020/101 Esas, 2021/5 Karar sayılı mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.11.2021 gün ve 2021/557 Esas, 2021/1288 Karar sayılı kararının "Onanmasına" karar verilmesi talep edilmiştir.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.
Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.

Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa'nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın "...Küçücük çocukların hayatı bir kalleşin başkanlık sevdasından daha önemsiz hale geldiği şu günler..." şeklindeki paylaşımının, muhatabın, onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, suça konu paylaşımın tüm içeriği gözetildiğinde siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2.5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin, 24.04.2025 tarihli ve 2022/13207 Esas, 2025/7652 Karar sayılı "Bozma" kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.10.2025. tarihinde karar verildi.