12. Hukuk Dairesi 2025/6194 E. , 2025/6110 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 09.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı;
İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı).
İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır:
1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.
2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir.
Dava, kira ilişkisinden kaynaklı itirazın kaldırılması ve tahliye istemidir.
Somut olayda; davacı/alacaklılar tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2022/16401 Esas sayılı dosyasında davalı/borçlular aleyhine kira alacağı, kira farkı ve işlemiş faiz alacağına ilişkin toplam 89.578,49 TL tutarlı adi kiraya ve hasılat kiralarına ait "Haciz ve Tahliye" talepli örnek 13 nolu ödeme emri ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 15.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçluların 15.06.2022 tarihinde borca ve fer’ilerine itirazda bulunduğu, itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı/alacaklılar tarafından 29.08.2022 tarihinde eldeki itirazın kaldırılması ve tahliye davasının açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 89.552,49 TL üzerinden itirazın kısmen kaldırılmasına, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacılara verilmesine ve sözleşmeye konu taşınmazdan davalıların tahliyesine karar verildiği, bu kararın borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “…Somut olayda takibe dayanak olan kira sözleşmesinin aylık kira bedelinin "döviz" olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında kurulan kira sözleşmesinin yabancı para cinsinden kira bedeli olarak kurulduğu belirlenmiştir.
6098 Sayılı TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle, aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin, kesin olarak hükümsüz olacağı düzenlenmiştir.
İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini ESAS NO : 2025/6194
Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerin 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğin 27. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8'inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 28. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir." hükmü düzenlenmiştir.
Anılan maddeler uyarınca işbu kararın yürürlük tarihinden önce taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan kira bedelinin belirtilen istisnalar dışında taraflarca yeniden belirleneceği, yeniden belirleme konusunda taraflar arasında mutabakata varılmazsa yukarıda yer alan düzenlemeye göre kira bedelinin tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Söz konusu kararnamelerle, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özürlüğüne sınırlama getirilmekte olup, ekonomik kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Anılan hükümler, borçlunun kira borcuna itiraz etmesi halinde mahkemece kendiliğinden uygulanacağından ayrıca borçlunun bu tebliğ hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi de gerekmez. Bu hükümler kamu yararı düşüncesi ile çıkartılmış emredici nitelikte hükümler olduğundan aksine yapılan düzenlemeler ya da uygulamalar geçersizdir.
Somut olayda, takibe konu kira sözleşmesinin döviz olarak belirlendiği, tebliğin yürürlüğe girdiği 13.09.2018 tarihinden itibaren 30 gün içinde de Türk parası olarak kira bedelinin belirlenmesi konusunda tarafların mutabakata vardığına dair de dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, bu haliyle kira sözleşmesinde belirlenen aylık kira bedellerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının aylık kira alacağını belirsiz hale getirdiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine..." karar verildiği, bu kararın da alacaklılar tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
İİK’nın 63. maddesi; “İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.”
HMK’nın 355. maddesinde; “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı ESAS NO : 2025/6194
olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” şeklindedir.
Davalı/borçluların “…Borcun tamamına, faize, faiz oranına, her türlü ferilerine, ve dayanak belgelere açıkça itiraz ediyoruz...” şeklinde itirazda bulundukları, kira sözleşmesinin altındaki imzaya itiraz etmedikleri gibi aylık kira miktarına da açıkça itirazda bulunmadıkları anlaşıldığından, İİK’nın 269/2. maddesi gereğince kira akdini kabul etmiş sayılacağı, ayrıca takibin “TL” üzerinden başlatıldığı dikkate alınarak İİK’nın 269/c maddesinde sayılı belgelerle kira borcunun ödendiğini ispatlayamadıklarından İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
HMK’nın 355 ve 357/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinde ve itiraz dilekçesinde ileri sürülmeyen hususlar ile istinaf dilekçesinde belirtilmeyen sebepler istinaf aşamasında kamu düzeni dışında re’sen dikkate alınamaz.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde; “…İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat birlikte değerlendirilmelidir…” şeklindeki gerekçe kamu düzeni nedeniyle re’sen dikkate alınmışsa da bu hususun davalı/borçlular tarafından süresiz şikayet yoluyla ya da itiraz dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir ve beklenir. Somut olayda borçluların böyle bir şikayeti ve itirazı yoktur. Bu yön süresiz şikayete tabi ise de mahkemece kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınamaz(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarih, 2024/3543 Esas-2024/8975 Karar, 23.10.2024 tarih, 2024/3544 Esas-2024/8974 Karar, 25.06.2025 tarih, 2025/3586 Esas-2025/4882 Karar, 25.09.2025 tarih, 2025/3664 Esas-2025/5651 Karar sayılı kararları benzer niteliktedir.).
Belirtilen nedenlerle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeni nedeniyle re’sen yapılan incelemeye göre yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerektiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. 09.10.2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!