12. Hukuk Dairesi 2025/3818 E. , 2025/5310 K.
"İçtihat Metni"
İTİRAZ EDİLEN KARAR : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 tarihli ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı kararı.
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
HUKUKİ SÜREÇ : Sanık ... hakkında Sütçüler Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan şikayet üzerine, anılan Başsavcılığın 03.07.2015 tarihli ve 2014/468 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan TCK’nın 154/1. ve 53/1. maddelerinden cezalandırılması talebiyle Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının yargılaması sonunda adı geçen mahkemenin 17.05.2016 tarihli ve 2015/121 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararı ile sanığın resmen teslim alınan taşınmaza el koyma suçundan TCK’nın 290/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 29.06.2022 gün ve 2020/33010 Esas, 2022/13601 Karar sayılı ilamıyla, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 342. maddesi yollamasıyla TCK'nın 290. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan davada yargılama yapma görevinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 346. maddesinin üçüncü fıkrasına göre icra mahkemesine ait olduğuna dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.07.2018 tarihli, 2015/9-185 Esas ve 2018/332 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, sanığın üzerine atılı suçta yargılama görevinin İcra Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2022/108 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek dosya görevli ve yetkili Sütçüler İcra Ceza Mahkemesince gönderilmiş, bu mahkemece yapılan yargılama sonunda 07.03.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/1 Karar sayılı karar ile sanığın resmen teslim alınan taşınmaza el koyma suçundan eylemine uyan TCK’nın 290/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından temyiz edilmiş, hükmolunan adli para cezası nedeniyle TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi istemiyle düzenlenen 2024/122370 sayılı tebliğnameye istinaden dosyanın daireye tevdii üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 gün ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı ilamıyla, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin 23.09.2014 tarihi olduğu, zamanaşımının kesildiği tarih olan suçla ilgili olarak iddianamenin düzenlendiği 03.07.2015 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin 03.07.2023 tarihinde yargılama aşamasında dolmuş olduğu gerekçesiyle CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmiştir.
Tebliğnamede yer alan görüşe aykırı karar verilmesi nedeniyle aşağıda yer verilen nedenlerle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca sanık ... aleyhine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ : İtiraza konu uyuşmazlık görevsiz mahkemece verilen mahkumiyet kararının dava zamanaşımı süresini kesip kesmeyeceğine ve sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.
TCK’nın "Dava zamanaşımı" başlıklı 66. maddesi;
"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır…" şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan madde ile; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler ise TCK'nın 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Hâllerinde, dava zamanaşımı kesilecektir.
TCK'nın 67. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kesen bir nedenin bulunması hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması ihtimalinde son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, dördüncü fıkra uyarınca ise kesilme durumunda, zamanaşımı süresi, ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Sanığa atılı icra dairesince teslim edilen taşınmaza tekrar girme (resmen teslim olunan taşınmaza el koyma) suçunun yaptırımı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu’nun 342. maddesi yollaması ile TCK’nun 290/1. maddesinde üç aydan bir yıla Esas No : 2025/3818 kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi 8 yıl; aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise 12 yıldır.
23.09.2014 tarihinde gerçekleştirildiği kabul edilen eylemle ilgili olarak sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlemin TCK’nın 67/2-d maddesi kapsamındaki Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2015/121 Esas, 2016/45 Karar sayılı mahkumiyet kararı olduğu gözetildiğinde, bu tarihten Sütçüler İcra Ceza Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/1 Karar sayılı kararına kadar zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığının kabulü gerektiği cihetle, dosyanın esası incelenerek bir karar verilmesi yerine 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın düşmesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM :
Açıklanan Nedenlerle; itirazın KABULÜ ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 tarihli ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı düşme kararının KALDIRILMASI, Sütçüler İcra Ceza Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/1 Karar sayılı sanık hakkında resmen teslim olunana taşınmaza el koyma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün tebliğnamedeki görüş doğrultusunda DÜZELTİLEREK ONANMASI, itiraz yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.2010 tarihli ve 2010/2-136 Esas, 2010/229 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 01 Haziran 2005 tarihinden önceki Ceza Genel Kurulu kararlarında duraksamasız olarak kabul edildiği üzere; zamanaşımını kesen sorgu, görevsiz mahkemece usulüne uygun olarak yapılmış olan savunma alma işlemidir, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemece yapılan savunma alma işlemi ise bu anlamda sorgu değildir ve zamanaşımını kesmez(Ceza Genel Kurulunun 25.06.1996/108-158, 02.02.1999/334-5 ve 25.09.2001/168-171 gün ve sayılı kararları) Bu konuda öğretide de aynı görüş hakimdir. (Dönmezer-Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C.3, s.266 vd.).
Buna karşılık; 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY'nın 7. maddesinde, “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür" şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Buna göre; önceki durumun aksine, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra yapılan işlemler açısından, zamanaşımını kesen sorgu veya mahkumiyet kararının, görevsiz mahkemece yapılan yargılamada alınan savunma ya da yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararı olduğunu söylemek mümkün olmayıp, görevsiz mahkemece verilen mahkumiyet kararının zamanaşımını keseceğinden bahsedilemez.
İncelenen dosyada;
Suç tarihinin 23.09.2014, iddianame tarihinin 03.07.2015, sanığın üzerine atılı eylemin suç niteliğinin değişmesi gerekçesiyle 07.03.2023 tarihinde görevsizlik kararı veren Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinde savunma yaptığı tarihin 06.10.2015 ve görevsiz mahkemece mahkumiyet kararı verildiği tarihin 17.05.2016 olduğu görülmektedir. Zamanaşımının kesildiği tarih olan suçla ilgili olarak iddianamenin düzenlendiği 03.07.2015 Esas N: 2025/3818 tarihi ile görevli mahkeme olan Sütçüler İcra Ceza Mahkemesinin karar tarihi arasında görevli mahkemece yapılmış ve zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin 03.07.2023 tarihinde yargılama aşamasında dolmuş olduğunun anlaşılması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine ilişkin karar verilmesinin isabetli olduğunun anlaşılması karşısında,
Dairemizin 18.03.2025 tarihli ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİ için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!