11. Ceza Dairesi 2024/5325 E. , 2025/4734 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21.02.2024 tarihli ve 2022/58070 Soruşturma, 2024/14937 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli ve 2024/303 iddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair merci İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli ve 2024/687 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 22.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/18278 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95074 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95074 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde,
Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere;
Dosya kapsamına göre şüpheliler hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen vergi tekniği raporunun vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu,
Mahkemesince her ne kadar suça konu faturalardan kimlik bilgilerinin tespitinin yapılarak şirket yetkilileri belirlendikten sonra bilgi sahibi olarak dinlenilmesi gerektiği, şüphelilerden sahte fatura aldığı iddia edilen şahıslar ile ilgili dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğinden bahisle iddianame iade edilmiş ise de, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
...“
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli ve 2024/303 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...şüphelilerin üzerine atılı bulunan suç bakımından sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı; suça konu sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan şirket yetkilileri hakkında sahte fatura kullanmaktan açılan dava yahut devam eden soruşturma olup olmadığının araştırılmadığı, faturaların gerçek mal alım satımına dayanan faturalar olup olmadığının araştırılmadığı, karşıt incelemelere ilişkin belgeler ilgili vergi dairelerinden celp edildikten sonra ilgili şirketler hakkında sahte fatura kullanmaktan dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, dosyadaki faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden; mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları düzenleyen mükellefin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı da araştırılıp, karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, şüphelilerin sahte olarak düzenlediği iddiası bulunan faturaların süphelilerin şirketine ait kapasitesi itibariyle mümkün olup olmadığına ilişkin bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmadığı, suça konu olduğu belirtilen faturaların dosya arasına celbi sağlanmadığı gibi şüphelilerin savunmasında suça konu faturaları kimin düzenlediğine ilişkin ayrıntılı savunmalarının alınmadığı gibi suçlamayı kabul etmeyen şüpheliler hakkında suça konu faturalardaki imzaların şüphelilerin eli ürünü olup olmadığı hususunda grafoloji bilirkişisinden rapor aldırılmadığı, şüphelilerin üzerine atılı defter ve belge ibraz etmeme suçu bakımından suça konu tebligat tarihinin iddianamede açıkça belirtilmediği gibi defter belge ibraz etmeme suçu bakımından suç tarihi itibari ile yerinde incelemeye ilişkin kanuni istisna bulunup bulunmadığının ilgili vergi dairesinden sorulmak sureti ile araştırılmadığı..." denilmek suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 170/4 ve 174/1-b maddesi uyarınca iddianamenin iadesine karar verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 01.02.2022 tarihli ve 2022-A-6718/1 sayılı vergi tekniği raporunda, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi 3 ... İnşaat Otomotiv San. ve Ltd.Şti.'nin yetkilileri olan şüphelilerden ...'ın 2017 ve 2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme, şüphelilerden ...'ın ise 2018 takvim yılında sahte fatura düzenleme ve defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarını işledikleri belirtilerek, alınan komisyon mütalaası sonrası suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüpheliler hakkında atılı suçlardan iddianame tanzim olunduğu, şüphelilerin ifadeleri, vergi tekniği raporu ve eklerinin incelenmesinde, şüpheliler hakkında sahte fatura düzenleme suçundan kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, bu suça yönelik iddianamenin iadesi kararında belirtilen iade gerekçelerinin yerinde olmadığı, bununla birlikte; 12.04.2019 tarihli ve E. 13069 sayılı defter belge isteme yazısının 17.04.2019 tarihinde iş yeri adresinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Kanun'un 139/2. maddesine göre, incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenlerden birinin varlığı önceden belirlenmeden, faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuken geçerli olmayacağı dikkate alınarak, incelemenin dairede yapılmasına imkan veren 213 sayılı Kanun'un 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin incelemeyi yapan vergi müfettişinden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılması gerektiğine ilişkin bir tespiti varsa, buna ilişkin belgenin dosyaya ibrazının istenmesi, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinden, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçuna yönelik iade gerekçesi yerinde olup kanun yararına bozma isteminin belirtilen gerekçe ile reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2025 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!