WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

YARGITAY 10. CEZA DAIRESI

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2024/782 E.  ,  2025/8257 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/370 E., 2020/590 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Batı 12. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 06.01.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2022/26478 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB-2023/138610 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB-2023/138610 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 28/08/2017 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2019 tarihli ve 2018/726 esas, 2019/363 sayılı kararıyla mahkumiyetine ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 15/05/2019 tarihinde kesinleştiği, ancak denetim süresi içerisinde adı geçen sanığın incelemeye konu 13/02/2020 tarihli aynı neviden suçu işlediğinden bahisle Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/07/2021 tarihli ve 2021/168 esas, 2021/550 sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 06/07/2022 tarihli ve 2021/901 esas, 2022/1009 sayılı kararı ile sanık hakkında 30/03/2017 tarihli anı neviden işlediği suç nedeniyle hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetime uymaması nedeniyle açılan dava üzerine mahkumiyetine karar verilmesine karşın, şartları bulunmamasına rağmen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-8. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip, sanık yararına kazanılmış hak yaratıldıktan sonra, sanığın 13/02/2020 tarihli ihlal niteliğindeki eylemi nedeniyle yapılan ihbar üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı açıklanarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından, ihbar yapılan incelemeye konu Ankara Batı 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2020 tarihli ve 2020/370 esas, 2020/590 sayılı kararda ihlal nedeniyle düşme kararı verilerek, incelenen 28/08/2017 tarihli eylem için ihbarda bulunulması yerine, sanık hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmesi sebebiyle birden fazla cezalandırmayı önlemek için anılan kararın bozulmasına karar verildiği,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/03/2022 tarihli ve 2021/18620 esas, 2022/3391 karar sayılı ilâmında "Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2012 tarihli ve 2011/1477 esas, 2012/2521 sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş olması nedeniyle,
5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre değil 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde CMK hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden geçici 7/2. maddeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; sanığın, hukuki yaptırımlar ve sonuçlar konusunda yanıltılmış olduğu, ceza hukuku prensiplerinden olan “yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı” gereğince, mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki değerden yoksun sayılamayacağı, bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında bozma nedeni yapılamayacağı, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı neviden olması gerekeceği..." şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş ise de, kanun yararına bozmanın sanık aleyhine tesir etmeyeceği ve bu durumun sanık lehine kazanılmış hak niteliğinde olduğu gözetilerek yapılan incelemede,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ile,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Sanığın inceleme konusu olan 13/02/2020 tarihli ikinci eyleminin, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2019 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlâli olarak değerlendirileceği ve 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle ihlâl olarak nitelilendirilen ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 13.02.2020 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2020 tarihli ve 2020/9259 Soruşturma, 2020/6913 Esas, 2020/5080 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
B. Yapılan yargılama sonucunda; Ankara Batı 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.12.2020 tarihli ve 2020/370 Esas, 2020/590 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
C. Dosya arasında bulunan Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2018/726 Esas, 2019/363 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 28.08.2017 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2018 tarihli ve 2018/80695 Soruşturma, 2018/18989 Esas, 2018/12123 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2.Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2018/726 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, uygulanma koşulu bulunmadığı halde, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, söz konusu kararın 15.05.2019 tarihinde kesinleştiği,

3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde sanığın incelemeye konu 13.02.2020 tarihli aynı neviden suçu işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/168 Esas, 2021/550 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,
4. Kararın istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 06.07.2022 tarihli ve 2021/901 Esas, 2022/1009 Karar sayılı kararı ile Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine dosyanın Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/750 Esas sayılı dosyası üzerinden derdest olduğu,
Anlaşılmıştır.
D. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi hükmü gereği zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; geçiş hükmü olup, suç tarihi 28.06.2014 tarihi öncesi olup anılan Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği bu tarih itibariyle kamu davası zaten açılmış olan derdest dosya kapsamında, bu derdest dosyayı inceleyen Mahkemece değerlendirilmesi gereken hükümdür. Bu şekildeki derdest olan dosya kapsamında sanık hakkında bu Mahkeme, incelediği ve sabit kabul ettiği eylem yönünden, 28.06.2014 tarihinden önce doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı vermemişse, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı başka mahkemelerce verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate almaksızın, artık 28.06.2014 tarihinden sonra kurulacak olan hükümde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesini uygulama imkanı kalmadığından, zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermesi gerekmektedir.
Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve benzer hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.
Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir.
Dosyalar kapsamına göre;
İncelemeye konu somut olayda, sanık hakkında 13.02.2020 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlâl üzerine kamu davası açıldığından bahisle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanığın inceleme dışı 28.08.2017 tarihli eylemi nedeniyle de kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yine daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlâl üzerine kamu davası açıldığından bahisle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılmış, ancak yapılan yargılama sonucunda uygulanma koşulu bulunmadığı halde hatalı değerlendirme yapılarak sanık hakkında Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli kararı ile hükmedilen mahkûmiyet kararının 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya
denetimli serbestlik tedbirine ise hükmedilmemiştir. 15.05.2019 tarihinde kesinleştirilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, incelemeye konu 13.02.2020 tarihli eylem nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiği ihbarı üzerine Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararı ile açıklanmış, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 06.07.2022 tarihli ve 2021/901 Esas, 2022/1009 Karar sayılı kararı ile Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararı bozulmuş olup inceleme tarihi itibariyle dosyanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli kararı ile hükmedilen mahkûmiyet kararının 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; sanık, hukuki yaptırımlar ve sonuçlar konusunda yanıltılmış olduğundan, ceza hukuku prensiplerinden olan “yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı” gereğince, mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da hukuki değerden yoksun sayılamayacaktır. Dolayısıyla, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı neviden olması gerekmektedir. Nitekim, incelemeye konu 13.02.2020 tarihli eylem nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiği ihbarı üzerine Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararı ile hükmün açıklanması hukuka uygundur. Fakat, ihbar olunan suça ilişkin verilen mahkûmiyet kararına konu eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında soruşturma ve kovuşturma konusu yapılıp yapılamayacağı yönündeki değerlendirmenin yukarıda yer verilen Dairemiz içtihatları doğrultusunda ayrıca yapılması gerekmektedir. Buna göre, yukarıda da belirtildiği üzere usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyecektir. İncelemeye konu 13.02.2020 tarihli eylem yönünden, daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ve ihlâli üzerine kamu davası açılmış olduğu gözetildiğinde, 13.02.2020 tarihli eylem yönünden 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açma koşulunun oluştuğu anlaşılmaktadır.
Dosya arasında bulunmadığından denetim dışı bırakılmış ise de, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, sanığın daha önce işlediği 30.03.2017 tarihli aynı neviden suç nedeniyle hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetime uymaması nedeniyle açılan kamu davası üzerine Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2021/27 Esas, 2021/257 Karar sayılı kararı verilen mahkûmiyet kararının istinaf kararı ile kesinleştiği, dolayısıyla ihlâlin zaten bu dosya kapsamında gerçekleştiği, incelemeye konu 13.02.2020 tarihli eylemin Kanun'a aykırı olarak verilen hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli olduğundan söz edilemeyeceği, aksi halde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gereken eylemin cezasız kalması sonucunu doğuracağı anlaşıldığından,
Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede yer alan bozma gerekçesi yerinde görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.09.2025 tarihinde karar verildi.