WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

YARGITAY 10. CEZA DAIRESI

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2024/746 E.  ,  2025/8616 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 1. 2023/436 E., 2023/656 K.
2. 2014/1917 E., 2015/433 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSUKARARLAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ile 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, 18.09.2023 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği,
Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ile 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz incelemesinden geçerek 10.12.2019 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.12.2023 tarihli ve 2023/26595 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/140205 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/140205 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosyalar kapsamına göre,
5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu,
Sanık hakkında inceleme dışı 15/11/2013 tarihli aynı nev'iden eylemi nedeniyle Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/01/2014 tarihli ve 2014/93 esas, 2014/29 sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve sanığın tedbirlere uymadığının tespit edilmesi üzerine hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu, daha önce sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca sanık lehine uygulama yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilerek yapılan incelemede,
1- Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2016 tarihli ve 2016/187 esas, 2016/248 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/05/2023 tarihli ve 2020/19929 esas, 2023/4414 karar sayılı ilâmı ile, " ... Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34. ve 230. maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yalnızca sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymamasına dair hususlar anlatılmak suretiyle hüküm kurulması, 1412 sayılı Kanun’un 308. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında Kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır ... " şeklindeki gerekçelerle bozulmasını takiben, Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2023 tarihli kararı ile bozma kararından önceki ilk hâli gibi " ... sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği ancak sanığın geçerli mazereti olmaksızın tedbire riayet etmediği anlaşıldığından subuta eren suçtan cezalandırılmasına ... " şeklinde herhangi bir gerekçeye yer verilmeden karar verilmiş ise de,
Mahkemesince anılan bozma kararının gereği yerine getirilmediği gibi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasanın ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde,
2- İncelemeye konu Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2023 tarihli ve 2023/436 sayılı dosyasındaki suç tarihinin 14/12/2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 14/03/2014 olduğu, Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/03/2015 tarihli ve 2014/1917 esas, 2015/433 karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 15/11/2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 08/01/2014 olduğu, her iki suçun da 08/01/2014 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için yazılı şekilde ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü verilerek fazla ceza tayininde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
B. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında,
Somut olayda; kanun yararına bozma istemine konu Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2023 tarihli ve 2023/436 Esas, 2023/656 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının başka suçtan Marmara 8 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan sanığa 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesine uygun şekilde 08.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak; hükümde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı,
Başka suçtan hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tebliğ edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usûlüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Henüz kesinleşmediği belirlenen Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının, 5271 sayılı CMK'nın 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
C. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğinden, Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.03.2015 tarihli ve 2014/1917 Esas, 2015/433 Karar sayılı mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 10.12.2019 tarihli ve 2019/3219 Esas, 2019/7912 Karar sayılı onama kararı ile kesinleştiği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/1917 Esas, 2015/433 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2025 tarihinde karar verildi.