WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

YARGITAY 10. CEZA DAIRESI

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2024/740 E.  ,  2025/8614 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 1. 2016/173 E., 2016/339 K.
2. 2017/273 E., 2018/19 K.
3. 2021/210 E., 2022/166 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Kamu davasının düşmesi
2. Mahkûmiyet
3. Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 06.09.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 09.02.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.03.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2023/2479 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/140207 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/140207 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya asıllarının, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 18/07/2023 tarihli yazısı ile, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle Adliye binasının ağır hasar aldığı ve söz konusu arşiv dosyalarının rastgele çuvallanarak Matim İş Merkezine götürüldüğü, bu nedenle dosya asıllarının bulunmasının zor olduğunun belirtilmesi karşısında onaylı dosya suretleri üzerinden yapılan incelemede,
1) Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/06/2016 tarihli ve 2016/173 esas, 2016/339 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesinde "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.", 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4-a maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,...hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenlemeler ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8 maddesindeki "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin kabulü nedeniyle, dava şartının gerçekleşmesinin beklenilmesi için kamu davasının durması yerine, yazılı şekilde düşmesine karar verilmesinde,
2) Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/01/2018 tarihli ve 2017/273 esas, 2018/19 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında evvelce 28/10/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 18/08/2015 tarihli ve 2014/20711 soruşturma, 2015/331 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmiş olduğundan bahisle yapılan bildirim üzerine hakkında kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/06/2016 tarihli ve 2016/173 esas, 2016/339 sayılı kararı ile açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmeksizin 06/09/2016 tarihinde kesinleştiği,
Adı geçen sanığın bu kez inceleme konusu 13/04/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2017 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/01/2018 tarihli ve 2017/273 esas, 2018/19 sayılı
kararıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin 09/02/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış ise de,
Somut olayda, önceki 28/10/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş olup sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmiş olduğundan bahisle yapılan bildirim üzerine hakkında kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/06/2016 tarihli kararı ile açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve yukarıda belirtildiği üzere anılan kararın kanun yararına bozulması halinde ise kamu davasının durmasına karar verileceğinin anlaşılması karşısında,
Önceden açılan kamu davası sonunda sanık hakkında durma kararına hükmedilmiş olması sebebiyle, sanığın incelemeye konu 13/04/2016 tarihindeki eyleminden ötürü 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı gibi söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmemesi nedeniyle ihlali mahiyetinde de olmadığı, bu halde sanığın gerçekleştirmiş olduğu eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
3) Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2022 tarihli ve 2021/210 esas, 2022/166 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın inceleme konusu 12/04/2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 13/07/2021 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin 18/03/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış ise de,
Somut olayda, önceki 13/04/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve yukarıda belirtildiği üzere anılan kararın kanun yararına bozulması halinde ise kamu davasının durmasına karar verileceğinin anlaşılması karşısında,
Önceden açılan kamu davası sonunda sanık hakkında durma kararına hükmedilmiş olması sebebiyle, sanığın incelemeye konu 12/04/2021 tarihindeki eyleminden ötürü 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı gibi söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmemesi nedeniyle ihlali mahiyetinde de olmadığı, bu halde sanığın gerçekleştirmiş olduğu eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Malatya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/173 Esas ve 2016/339 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 28.10.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 18.08.2015 tarihli ve 2014/20711 Soruşturma, 2015/331 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, mercii ve başvuru süresinin gösterildiği, ancak itiraz süresinin başlangıcının gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edildiğine dair dosya içinde bir bilgi ve belge bulunmadığı, tedbirin infazı için 18.08.2015 tarihinde Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle infaz dosyasının kapatıldığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2016 tarihli ve 2014/20711 Soruşturma, 2016/1611 Esas, 2016/1341 sayılı iddianamesi ile Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Yapılan yargılama sonucunda, Malatya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.06.2016 tarihli ve 2016/173 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararı tebliğ
edilmeden ve kesinleşmeden aynı gün müdürlüğe infaz için gönderildiği, müdürlük dosyasındaki tebligatların sanığa ulaşmadığının görüldüğü, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/273 Esas ve 2018/19 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında 13.04.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2017 tarihli ve 2016/17962 Soruşturma, 2017/2885 Esas, 2017/1824 sayılı iddianamesi ile Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6 maddesi gereğince doğrudan kamu davası açıldığı,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.01.2018 tarihli ve 2017/273 Esas, 2018/19 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
3. Malatya 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/210 Esas ve 2022/166 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında 12.04.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2021 tarihli ve 2021/10651 Soruşturma, 2021/4559 Esas, 2021/3256 sayılı iddianamesi ile Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesine 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince doğrudan kamu davası açıldığı,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Malatya 13.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.03.2022 tarihli ve 2021/210 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
4. Dosya asıllarının, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle Adliye binasının ağır hasar aldığı ve söz konusu arşiv dosyalarının rastgele çuvallanarak Matim İş Merkezine götürüldüğü, bu nedenle dosya asıllarının bulunmasının zor olduğunun belirtilmesi karşısında onaylı dosya suretleri üzerinden yapılan incelemede,
5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik: 28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Yukarıda yer verilen genel açıklamalar doğrultusunda;
1. Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/173 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, kararın kesinleşmeden infazına başlanması halinde denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı ancak; kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle "düşme" kararı verilemeyeceği, düşme kararı verilmesi halinde bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yer alan düzenlemeler ve 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin birinci fıkrasında, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Somut olayda; Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.08.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz süresinin başlangıcı gösterilmediği gibi kararın tebliğ edildiğine dair dosya arasında bir belge bulunmadığı, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenilmeden infaza başlandığı, Mahkemece, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi ve dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması ve davanın esasını çözen düşme kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine, "sanık hakkında denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin devamına" karar verilerek hükmün karıştırılması, Kanun'a aykırı fakat sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen "kamu davasının düşmesi" kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
2. Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2018 tarihli ve 2017/273 Esas, 2018/19 Karar sayılı kararı ve Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/210 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın inceleme konusu 13.04.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2017 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2018 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş,
Yine sanığın inceleme konusu 12.04.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2021 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Önceki 28.10.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş olup sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği iddiasıyla hakkında kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda Malatya 2. Asliye Ceza
Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararı ile açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve yukarıda belirtildiği üzere düşme kararının, yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozulması gerektiği, bu durumda önceki erteleme kararı hukuki geçerliliğini yitirdiğinden sanığın 13.04.2016 ve 12.04.2021 tarihli eylemleri nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı, Mahkemelerince, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için kamu davalarının "durmasına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararları verilmesi, Kanun'a aykırı olup,
Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada;
Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesince, davanın Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava ile birleştirilmesine karar verilmesi, davaların birleştirilmesinden sonra Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın 13.04.2016 ve 12.04.2021 tarihli eylemlerine ilişkin olarak ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek Cumhuriyet Savcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararları verilmesi, Kanun'a aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/173 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca, aleyhte sonuç doğurmayacak ve yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
3. Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2018 tarihli ve 2017/273 Esas, 2018/19 Karar sayılı kararı ile Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarihli ve 2021/210 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2025 tarihinde karar verildi.