WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

YARGITAY 10. CEZA DAIRESI

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2024/725 E.  ,  2025/8607 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/1386 E., 2013/87 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kartal 4. (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 12.02.2013 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2023/22784 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/138576 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/138576 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Kartal 4. (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 24/01/2013 tarihli kararının 12/02/2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 12/11/2013 tarihinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, sanık hakkında verilen ve ertelenen hapis cezasının aynen infazına ilişkin İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli ve 2018/949 esas, 2019/759 sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı gözetilerek yapılan incelemede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde, "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesindeki, "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesindeki, "21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklindeki düzenlemelere nazaran,
Dosya kapsamına göre, Kartal Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 13/07/2012 tarihli uyarı yazısının anılan yasal düzenlemeler gereği belirtilen şartlara uygun olmaksızın, sanığın adreste bulunup bulunmadığı ve bulunmadığı takdirde hangi sebeple adresten geçici ayrıldığı belirtilmeksizin doğrudan sanığın adresinde birlikte oturan üvey annesine 24/07/2012 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakla, belirtilen usule uyulmaksızın sanığa yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu nazara alındığında sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik
kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 22.09.2011 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2011 tarihli ve 2011/35407 Soruşturma, 2011/16421 Esas, 2011/7920 sayılı iddianamesi ile Kartal 4. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Kartal 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.12.2011 tarihli ve 2011/745 Esas, 2011/1820 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 20.01.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve infazı için Kartal Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Kartal Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 02.05.2012 tarihli ve 2012/1895 DS sayılı çağrı yazısının tebliği üzerine sanığın 11.05.2012 tarihinde Müdürlüğe başvurduğu, aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, Hastanenin raporunda tedavisine gerek olmadığının bildirildiği, 09.07.2012 ve 11.07.2012 tarihleri arasındaki rehberlik görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 13.07.2012 tarihli uyarı yazısının bilinen adresinde "adresinde birlikte oturan üvey annesi ...' e tebliğ edildi" ibaresiyle 24.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, uyarılmasından sonraki 02.08.2012 tarihli rehberlik görüşmesine katıldığı, 08.10.2012 ve 10.10.2012 tarihleri arasında rehberlik görüşmesinin olduğunun sanığa 02.08.2012 tarihinde müdürlükte elden tutanakla tebliğ edildiği, sanığın 08.10.2012 ve 10.10.2012 tarihlerindeki rehberlik görüşmesine katılmadığı, herhangi bir mazeret de bildirmediği, uyarılmasına rağmen 08.10.2012-10.10.2012 tarihlerindeki görüşmesine gelmeyerek ikinci kez denetim planını ihlal ettiğinden dosyanın kapatılmasına karar verilerek 11.10.2012 tarihinde Kartal Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
D. Yükümlülüklerine uymaması nedeniyle dosyanın ele alınarak Kartal 4. Sulh Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.01.2013 tarihli ve 2012/1386 Esas, 2013/87 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, bir yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, hükmün 12.02.2013 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği,

E. Sanığın denetim süresi içerisinde 12.11.2013 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2015/538 Esas, 2017/187 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2018/949 Esas, 2019/759 Karar sayılı kararı ile, erteli 10 ay hapis cezasının aynen ve tamamen infazına karar verildiği, sanığın karara itiraz ettiği, itirazı inceleyen mercii İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 2020/1150 Değişik iş sayılı kararı ile, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
G. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde, "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesindeki, "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesindeki, "21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında,
Dosya kapsamına göre, Kartal Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 13.07.2012 tarihli uyarı yazısının, sanığın adreste bulunup bulunmadığı ve bulunmadığı takdirde hangi sebeple adresten geçici ayrıldığı belirtilmeksizin sanığın adresinde birlikte oturan üvey annesine 24.07.2012 tarihinde tebliğ edilmesi usulsüz ise de; sanığın bu usulsüz tebligattan sonra Müdürlüğe başvurarak 02.08.2012 tarihli rehberlik görüşmesine katıldığı, 13.07.2012 tarihli uyarı yazısının Müdürlükte 02.08.2012 tarihinde elden verilerek "okudum, tebellüğ ettim" şeklinde imzalı beyanının alındığı, 08.10.2012 ve 10.10.2012 tarihleri arasında rehberlik görüşmesinin olduğunun sanığa 02.08.2012 tarihinde Müdürlükte elden tutanakla tebliğ edildiği, bu tutanakta, "kendisine tebliğ olunan denetim planı çerçevesinde uyması gereken yükümlülükler bir defa daha hatırlatılmış olmakla, denetim süresi tamamlanıncaya kadar kendisine yüklenen yükümlülüklere riayet etmesi, tebliğ olunan görüşme günlerini aksatmadan ve gecikmeksizin takip etmesi, denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzce her türlü yolla yapılacak her türlü çağrılara ve uyarılara uyması, aksine davranışlarının Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu'nun 5560 sayılı yasa ile değişik 5/2 maddesi uyarınca yükümlülük ihlâli sayılacağı ve işbu tutanağın aynı madde gereğince uyarı yerine geçeceği bilgisi verilmiştir. Şahsa bir sonraki görüşme tarihi 08.10.2012 ve
10.10.2012 tarihleri arasında bir gün olarak belirlenerek, iş bu tutanak bir sureti adı geçene verilmek, bir sureti dosyasında muhafaza edilmek üzere iki suret düzenlenmiş, kendisine okunarak tebliğ edilmiş olmakla, tarafımızdan imza altına alınmıştır. NOT: Rehberinizce belirlenen rehberlik görüşme gününe haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazeretinizden dolayı katılamayacağınız durumda, müdürlüğümüze telefonla ulaşarak görevli rehberinize mazeretinizi bildirdiğinizde, mazeretinizin değerlendirilerek uygun görülen en yakın süre içerisinde yeni bir gün tayin edilebileceği tebliğ olunur" şeklindeki bilgilendirmenin yer aldığı, sanığın 08.10.2012 ve 10.10.2012 tarihlerindeki rehberlik görüşmesine katılmadığı, herhangi bir mazeret de bildirmediği, uyarılmasına rağmen 08.10.2012-10.10.2012 tarihlerindeki görüşmesine gelmeyerek ikinci kez denetim planını ihlal ettiği, bu durumda yargılamaya devam edilmesi koşullarının oluştuğu, dolayısıyla Mahkemenin mahkûmiyet ve aynen infaz kararları ile merciin aynen infaz kararına yönelik itirazın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2025 tarihinde karar verildi.