WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

YARGITAY 10. CEZA DAIRESI

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2024/721 E.  ,  2025/8604 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1346 E., 2015/591 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul (Kapatılan) 66. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 03.04.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2023/15058 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/137498 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/137498 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın 21/10/2010 tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak eylemine ilişkin olarak, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/12/2010 tarihli ve 2010/34840 soruşturma, 2010/23096 esas, 2010/16720 sayılı iddianame ile açılan dava üzerine, sanık hakkında Beyoğlu (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/01/2011 tarihli ve 2011/311 esas, 2011/292 sayılı kararıyla tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından tebligatların usulüne uygun yapılmaması sebebiyle sanık hakkında yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İstanbul (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/02/2014 tarihli ve 2013/293 esas, 2014/354 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda İstanbul (Kapatılan) 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/03/2015 tarihli ve 2014/1346 esas, 2015/591 sayılı kararı ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, sanığın yargılamaya konu eylemi hakkında daha önceden Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/12/2010 tarihli ve 2010/34866 soruşturma, 2010/22886 esas, 2010/16546 sayılı iddianame ile açılan dava üzerine, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İstanbul (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/07/2011 tarihli ve 2010/4162 esas, 2011/1602 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda İstanbul (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/09/2013 tarihli ve 2013/299 esas, 2013/1109 sayılı kararı ile erteli mahkumiyet kararı
verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince mükerrer açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İstanbul 66.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve 2014/1346 Esas, 2015/591Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 21.10.2010 tarihinde saat 04.00 sıralarında uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2010 tarihli ve 2010/34840 Soruşturma, 2010/23096 Esas, 2010/16720 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
2. Beyoğlu 3.Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.2011 tarihli ve 2011/311 Esas, 2011/292 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 23.03.2011 tarihinde kesinleştiği,
3. Sanığın, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.02.2014 tarihli ve 2013/293 Esas, 2014/354 Karar sayılı kararı ile, sanığın samimi beyanı, tedavi olma isteği, tebligatın bizzat yapılmamış olması, düzenlemenin amacı dikkate alınarak yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 21.05.2014 tarihinde kesinleştiği,
4. Müdürlüğe başvurmayarak tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine İstanbul 66. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.03.2015 tarihli ve 2014/1346 Esas, 2015/591 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 2013/299 Esas, 2013/1109 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 21.10.2010 tarihinde saat 00.10 sıralarında uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2010 tarihli ve 2010/734866 Soruşturma, 2010/22886 Esas, 2010/16546 sayılı iddianamesi ile Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2. Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.07.2011 tarihli ve 2010/4162 Esas, 2011/1602 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2.maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 02.12.2011 tarihinde kesinleştiği,
3. Yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 2013/299 Esas, 2013/1109 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 04.11.2013 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosyalar kapsamına göre;
Sanığın 21.10.2010 tarihinde saat 00.10 sıralarında ve aynı gün saat 04.00 sıralarında iki kez uyuşturucu madde ile yakalandığı ve hakkında her iki eylem nedeniyle ayrı soruşturmalar yapılarak kamu davaları açıldığı, somut olayda mükerrer davanın sözkonusu olmadığı anlaşıldığından, Tebliğnamedeki mükerrer dava nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki görüş yerinde olmamakla birlikte;
Sanığın her iki eylemini aynı gün farklı saatlerde gerçekleştirdiği, her iki eylemin ilk iddianame tarihinden önce işlenmesi nedeniyle aynı nev'iden eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve zincirleme suç teşkil edip etmediğinin tartışılarak belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun tespiti halinde 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi hükmünün uygulanarak, İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 2013/299 Esas, 2013/1109 Karar sayılı kararı ile verilen 10 ay hapis cezasının mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, zincirleme suç ve mahsup hükümleri uygulanmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul (Kapatılan) 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve 2014/1346 Esas, 2015/591 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2025 tarihinde karar verildi.