10. Ceza Dairesi 2024/718 E. , 2025/8603 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/572 E., 2022/222 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 07.06.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2023/22580 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/137445 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB - 2023/137445 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın 07/10/2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yapılan soruşturma neticesinde, sanık hakkında daha önce aynı suçtan İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 2019/166 esasına kayden dava açıldığı ve bu itibarla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması gerektiğinden bahisle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 18/11/2020 tarihli ve 2020/37217 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2022 tarihli ve 2020/572 esas, 2022/222 sayılı mahkûmiyet kararı verildiği ve anılan kararın 07/06/2022 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması için esas alınan İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 2019/166 esas, 2021/404 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03/04/2023 tarihli ve 2021/3347 esas, 2023/626 sayılı kararı ile, "08/07/2017 tarihli eyleminden ve sabit olmadığı kabul edilen 12/08/2018 tarihli eylemden sonra işlenen 07/10/2019 tarihli bir eylemi olduğu, bu eylemi sebebi ile verilmiş başka bir kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının daha bulunduğu, esasen inceleme konusu dosyada verilen KDAE kararı usulüne uygun olduğundan, yeniden karar verilmesinin CMK'nın 191/6. maddesi kapsamında mümkün bulunmadığı, yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2022 tarih ve 2020/572 esas, 2022/222 karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, 07/06/2022 tarihinde kesinleştiği, bununla birlikte esasen 07/10/2019 tarihli eylemin, inceleme konusu dosyada verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olabileceği anlaşılmakla, anılan dosya aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulması gerektiğinden" bahisle Mahkemesince kamu davasının durmasına karar verilmesi yerine davaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verildiğinden bahisle söz konusu kararın bozulduğu nazara alındığında;
5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme ile,
Aynı Kanun'un 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca inceleme konusu 07/10/2019 tarihli suçun, sanık hakkındaki 19/10/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra işlendiği anlaşılmakla, ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/572 Esas ve 2022/222 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 07.10.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2020 tarihli ve 2019/205656 Soruşturma, 2020/47959 Esas, 2020/37217 sayılı iddianamesi ile, İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
iddianamede; daha önce 2017/112367 sayılı soruşturmada 05.02.2019 tarihinde İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesine 2019/166 Esas sayılı kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda; İstanbul Anadolu 59.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.03.2022 tarihli ve 2020/572 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Dayanak İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2019/166 Esas, 2021/404 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Sanık hakkında, 08.07.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2017 tarihli ve 2017/112367 Soruşturma, 2017/4586 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının üç yıl süre ile ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2. Sanığın 12.08.2018 tarihinde yeniden aynı nev'i suçu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2019 tarihli ve 2017/112367 Soruşturma, 2019/9265 Esas, 2019/576 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2019/166 Esas, 2021/404 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 31/3. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, Cumhuriyet savcısının istinaf kanun yoluna başvurduğu,
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.04.2023 tarihli ve 2021/3347 Esas, 2023/626 Karar sayılı kararı ile, hükmün bozulmasına kesin olarak karar verildiği,
5. Bozmadan sonra, dosyanın İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 2023/267 Esasına kaydedildiği,anlaşılmıştır.
C. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 5271 sayılı CMK'nın 173/1. maddesinin karar tarihinde yürürlükte olan haline göre 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında;
Dosya kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 07.10.2019 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul Anadolu 59.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturma bilgisine rahatlıkla ulaşılabileceği, sanığın diğer eylemlerine konu davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği de dikkate alındığında, sanığın önceki 08.07.2017 tarihli eylemine konu İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2019/166 Esas, 2021/404 Karar sayılı Karar sayılı mahkûmiyet kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin 03.04.2023 tarihli ve 2021/3347 Esas, 2023/626 Karar sayılı kararı ile 12.08.2018 tarihli eylemin sabit olmaması nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşmadığı gözetilerek,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.04.2023 tarihli ve 2021/3347 Esas, 2023/626 Karar sayılı bozma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılması, gerektiğinde ve hukuken mümkün olduğunda her iki davanın birleştirilmesi, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, sanığın eyleminin, erteleme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden önce işlenip işlenmediği, erteleme kararının ihlâli olup olmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı veya eylemin bağımsız suç oluşturup oluşturmayacağı hususlarının irdelenmesi ve sanığın hukuki durumunun tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2020/572 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2025 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!