10. Ceza Dairesi 2024/3300 E. , 2025/9099 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/41 E., 2018/655 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 30.01.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 16.01.2024 tarihli ve 2023/22043 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9305 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9305 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında inceleme konusu 01/01/2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya kullanmak suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde 02/03/2017 tarihli iddianame ile İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2018 tarihli ve 2018/41 esasına kayden açılan kamu davası sonunda sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,
Adı geçen sanığın inceleme dışı 20/07/2014 tarihli eylemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2016 tarihli ve 2015/207 esas, 2016/609 sayılı kararı ile "...İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/114919 soruşturma no'lu, 15/04/2015 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ve dosyası Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilen sanıkla ilgili olarak 19/01/2015 tarihinde yapılan tebligat dışında ikinci bir tebligatın yapıldığı, buna rağmen tebligatların sanığın vermiş olduğu "Bayrampaşa Hali" adresi yerine doğrudan mernis adresine çıkarıldığı, durumun sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrarı olarak kabul edilemeyeceği ve bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar CMK'nın 223/8-2. maddesi uyarınca "durma" kararı verilip, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kararının kaldığı yerden infazının sağlanarak sonucunun beklenmesi gerektiği anlaşıldığından..." şeklindeki gerekçe ile de durma kararı verildiği nazara alındığında,
5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu
veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, şüpheli hakkında 20/07/2014 tarihli eylemden dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/04/2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesini müteakip, sanığın incelemeye konu dosyadaki 01/01/2017 tarihli eylemi gerçekleştirdiği ve bu eylemin bahse konu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğinde olmasından dolayı ayrı soruşturma veya kovuşturma konusu edilemeyeceği gözetilmeden, düşme kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/41 Esas, 2018/655 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 01.01.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2017 tarihli ve 2017/21961 Soruşturma, 2017/6152 Esas, 2017/4660 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, yükümlülüklerine uymaması nedeniyle kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.11.2018 tarihli ve 2018/41 Esas, 2018/655 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Doğrudan dava açılmasına dayanak alınan İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/207 Esas sayılı dosyasının kararının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden incelenmesinde:
1. Sanık hakkında, 20.07.2014 tarihli aynı nev'i suçtan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığının 29.08.2014 tarihli ve 2014/88 Karar sayılı kararı ile TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, yükümlülüklerine uygun davranmadığı gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2015 tarihli ve 2014/114919 Soruşturma, 2015/16179 Esas, 2015/12981 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.11.2016 tarihli ve 2015/207 Esas, 2016/609 Karar sayılı kararı ile, " Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilen sanıkla ilgili olarak 19/01/2015 tarihinde yapılan tebligat dışında ikinci bir tebligatın yapıldığı, buna rağmen tebligatların sanığın vermiş olduğu "Bayrampaşa Hali" adresi yerine doğrudan mernis adresine çıkarıldığı, durumun sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrarı olarak kabul edilemeyeceği, dolayısı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından CMK 223/8 maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın aynen infazının devamına ve karar verilmesine yer olmadığına" gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın 02.02.2017 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden beş yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı
suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada;
Dosyalar kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu 20.07.2014 tarihli aynı nev'iden suç nedeniyle İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 01.01.2017 tarihli suçlardan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; dayanak dosyada açılan kamu davasında ilk olarak İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.11.2016 tarihli ve 2015/207 Esas, 2016/609 Karar sayılı kararı ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilip denetimli serbestlik dosyasının infazının devamına karar verilmesi nedeniyle inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava var ise davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/41 Esas, 2018/655 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.09.2025 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!