T.C.
İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/192 Esas
KARAR NO:2024/528
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/03/2023
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı------müvekkili şirket ---- tarihinde gerçekleştirilen -----söz alarak tamamen gerçeğe aykırı bir şekilde müvekkili şirket ----- yönetim kurulunu dolandırıcılıkla itham ederek suç istinadında bulunduğunu, müvekkili şirketin malları, iş ürünleri, faaliyetleri ve ticari işleri gerçeğe aykırı, yanıltıcı, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülediğini belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla müvekkil şirketin uğradığı 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabet teşkil eden fiillerin işlendiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin ifa etmekte olduğu yeminli mali müşavirlik mesleğinden sadır bulunan bilgi birikimi ve tecrübeleri doğrultusunda, davalı şirketin bilanço ve mali tablolarını incelediğini, yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde fevkalade ciddi usulsüzlükler tespit ettiğini, müvekkilinin herhangi bir hukuka aykırı beyanda bulunmadığını beyan ederek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE
:Dava; hukuki niteliği itibariyle haksız rekabetten kaynaklanan manevi tazminat isteminden ibarettir.
Uyuşmazlık, davacının ---- tarihinde yapılan ----- davalı tarafından ".. bu şirket aile şirketi olarak mı yönetilmektedir? Bu şirket------ mı dönecektir?" şeklindeki beyanlarının TTK'da kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmış, bilirkişi heyetinden rapor aldırılmak suretiyle sonuca gidilmiştir
.Davacı şirketin ---- ilişkin görüntü kayıtları davacı şirketten temin edilmiş ve bilişim uzmanına çözümlettirilmiştir.Uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak bilişim uzmanı ve sözleşme hesap uzmanı bilirkişisinden alınan 05.05.2024 tarihli raporda özetle; Davalının genel kurul toplantısında ses dökümlerine göre “Yine şirketin kurulduğu günden bu yana her faaliyet raporunda belirtildiği üzere 10 Milyon TL'ye varan bağış ve yardım nereye ve kime açıklanmıştır? Söz konusu hususlar ve bundan sonraki tüm hususlar bende eski bir vergi müfettişiyim ..anlaşılamamaktadır... işi yaptım, üst almadan ..anlaşılamamaktadır... buradan -------.anlaşılamamaktadır... özellikle .anlaşılamamaktadır.. sorumlu olmakla beraber hem denetim kurulu üyesi hemde riskin erken saptanması çok önemli üyeleri var.-------.anlaşılamamaktadır... Bunları neden denetlememiştir? Neden riski erken saptanmamıştır? Bu şirket aile şirketi olarak yönetilmektedir? Acaba ikinci ---------- burada yaşanacak mıdır? Ben bunun cevaplanmasını istiyorum. İfadesini kullandığı, bu ifadede geçen “Acaba ikinci çiftlik bank vakası burada yaşanacak midir?” beyanının eleştiri hakkı sınırında kalıp haksız rekabet oluşturması için ----------- kararlarında ortaya konan teamülün kabul ettiği tölerans sınırını aşılması gerektiği, davalının şirket ortağı yatırımcı olması sebebiyle bu sınırın davalı lehine belirlenmesi gerektiği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere kullanılan ifadelerle teamülün kabul ettiği tölerans sınırının aşılmadığının benimsemesi halinde haksız rekabet şartlarının oluşmayacağı, teamülün kabul ettiği tölerans sınırının aşıldığının kabul edilmesi halinde ise haksız rekabet şartlarının oluşacağı ve manevi tazminat şartlarının oluşacağı tespit ve rapor edilmiştir.Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir.Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır---------- Hem 6762 sayılı TTK’de hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 54. maddesinde haksız rekabete ilişkin amaç ve genel hükme yer verildikten sonra, aynı Kanun’un 6102 sayılı TTK’nin 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır ----6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a) maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek” haksız rekabettir. Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir beyanın (açıklamanın) olması; bu beyanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekir. Yanlış beyan, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Lüzumsuz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır ---------- Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Buna karşılık açıklamanın “yanıltıcı” olup olmadığı veya “lüzumsuz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı anlama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir ------Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Haksız rekabetten kaynaklanan manevi tazminat davalarında tacirlerin başta ticari kişiliklerinde meydana gelen eksilmeler ile bu sebeple uğranılan zararlarının giderilmesi amaç olup, davalının ------ toplantısında davacı şirketin manevi şahsiyetini incitecek ağırlıkta bir dil kullanmadığı, kullanılan cümlelerde hakaret teşkil eden ifadelerin bulunmadığı; davalının kullandığı ifadelerin davacı şirket yönünden haksız rekabet sayılacak ve ona zarar verecek seviyede bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75- TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.280,15-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 17.900,00- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile ------------ Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!