T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/10 Esas
KARAR NO : 2024/595
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 04/01/2024
KARAR TARİHİ : 10/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 04/01/2024 tarihli dava dilekçesinde; Müvekkili ...'in ... tarihinde ... 14. Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı Hisse Devir Sözleşmesi ile ...'den 75.000-TL değerinde hisse, 04.11.2013 tarihinde ise ... 14. Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı Hisse Devir Sözleşmesi ile ...'dan 75.000-TL değerinde hisse olmak üzere toplamda 150.000/300.000 hisse sahibi olduğunu, 2013 tarihinden bu yana ...Şti. nin zorunlu organları hiç oluşturulmadığını, şirketin genel kurulsuz bir şekilde, hileli olarak diğer ortak ... tarafından müvekkilinin imza ve onayı alınmaksızın tek başına yürütüldüğünü, müvekkilinin ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortağından bilgi alamadığını, kâr dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini, ayrıca şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adreslerde faaliyette olmadığını tespit ettiğini, davalı şirketin, farazi şekilde faal gösterilmiş ise de 2 eşit hissedarlı şirket olması nedeniyle diğer ortak tarafından suç işlemek kastı ile yetkisi olmaksızın resmi mercilerde bugüne kadar işlem yapıldığını, ilgili ortak tarafından müvekkilinin imzası gereken yerlerde imzalarının taklit edildiğinin öğrenilmiş olduğunu, yetkisi olmadığı halde diğer ortak ... tarafından hileli SGK ve Vergi Dairesi bildirimlerinin de yapıldığının öğrenildiğini, Türk Ticaret Kanununun 530. Maddesi uyarınca ilgili evrakların celbi ile 2013 yılından beri zorunlu organlara sahip olmayan şirketin tasfiyesine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesinin ve tensip zaptının usulüne göre tebliğ edilmiş olduğu davalı tarafından cevap verilmemiş olduğu görüldü.
Dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından ibraz edilen 16/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı şirketin özvarlığındaki payının (111.522,81x0,50)= 55.761,40 TL 'sine isabet ettiği buna karşılık vergi borçlarından kaynaklanan davalı şirket borçlarının (495.708,11 TL) tamamından şahsen sorumlu olduğu için davacının TTK.m.641/1 hükmüne göre davalı şirketten herhangi bir ayrılma akçesi ödenmesi talebinde bulunamayacağı, 31.12.2015 bilançosunda geçmiş yıllar karı (170.324,68 TL) bulunmasına karşılık bu karın kanunen geçmiş yıl zararlarına (168.022,39 TL) mahsup edildiği vergi dairesine verilen bilançolarla sabit olmakla davacının, davalı şirketten geçmiş yıllar karlarından (dağıtılmamış karlardan) mütevellit herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı, dava dışı şirket müdürü tarafından davalı şirket ortaklar kurulunun 05.12.2011 tarihinden buyana toplanamadığı için davalı şirketin müdür ve ortaklar kurulu organları toplanamadığı için müdür ve ortaklar kurulu organları yönünden organsız kaldığı, davalı şirketin 31.12.2019 tarihli bilançosuna göre TTK.m.376 hükmü ye durumda olmasının yanısıra tespit edilen sair kanuni sebeplerle davacının TTK.m.634/5 hükmü gereği davalı şirketin feshini talep edebileceği yönünde görüş bildirmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. Maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Hakim şirketi feshetmek yerine fesih talebinde buluna pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkarılmalarına karar verilebilir. Bunun yerine duruma uygun düşen ve sadece davacının değil, diğer pay sahiplerinin ve hatta işçiler gibi bu karardan etkilenebilecek üçüncü kişilerin de kabul edebileceği başka bir çözüme de karar verebilir. Şirketin sona ermesi dışında duruma uygun düşen alternatif bir çözümün bulunması gereklidir. Bu alternatif çözüm, pay sahiplerinin menfaatlerini yeterli bir şekilde koruyacak bir çözüm olmalıdır. Duruma uygun olma şartı yanısıra bu çözümün ilgili tüm taraflarca kabul edilebilir bir çözüm olması gerekir. Burada temel esas, ölçülülük (orantılılık) ilkesidir. Bu alternatif çözüm, feshi talep eden azlık pay sahiplerinin menfaatleri ile şirket tüzel kişiliği ve diğer pay sahiplerinin çıkarlarının korunması arasında bir denge kurmalıdır. Duruma uygun düşen alternatif bir çözüme karar verme konusunda takdir hakkı hakimde olduğundan bu çözüm resen uygulanır. Alternatif çözümlere; kâr dağıtma zorunluluğu, davacı azlık pay sahipleri arasından birinin yönetim kuruluna alınması, sermaye azaltma yolu ile kısmi tasfiye, şirketin işlev görmesini tekrar tesis edecekse, fesih yerine esas sözleşmede daha hafif değişiklikler yapılabilmesi ve hatta dava esnasında tespit edilen ve geçersiz kabul edilen esas sözleşmedeki bir hükmün esas sözleşmeden çıkarılması, şirketin işletmesinin ayrılarak bir yavru şirket kurulması ve bu şirketin paylarının satılmasına karar verilmesi, şirketin bölünmesi vb. Örnekler verilebilir (Prof.Dr Sami Karahan- Şirketler Hukuku, 2.Baskı, Aralık 2013, sf.759 vd).
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirketin 2019 yılından buyana gayri faal olduğu, şirket amaçlarını gerçekleştirmesinin mümkün bulunmadığı en son genel kurulunun 05/12/2011 tarihinde yapıldığı, bu tarihten itibaren şirket ortaklarının bir araya gelmediği, mal ve hizmet satışı bulunmayan şirketin ortaklara ve piyasa olan borcunu ödemesinin mümkün olmadığı, şirketin fesih ve tasfiyesinin sağlanmaması durumunda faaliyet giderlerinin artacağı, fesih ve tasfiye dışında duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm yolunun bulunmadığı hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından; Davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Ltd şirketinin Fesih ve Tasfiyesine, Tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, Tasfiye memurunun görevinin kararın Kesinleşmesine müteakip başlamasına, Kararın Ticaret Sicil Memuruluğunda Tescil ve ilanına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ...Ltd şirketinin Fesih ve Tasfiyesine,
2-Tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına,
3-Tasfiye memurunun görevinin kararın Kesinleşmesine müteakip başlamasına,
4-Kararın Ticaret Sicil Memuruluğunda Tescil ve ilanına,
5-Harçlar yasasına göre alınması gereken harç başlangıçta yatırıldığından yeniden tahsiline yer olmadığına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde, davacıya iadesine,
Dair davacı vekili yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/10/2024
Başkan ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Katip ...
E-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!