T.C. Esas-Karar No:
T.C.
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davalı şirket tarafından 17.10.2025 tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı kararı kapsamında 30.09.2025 tanzim tarihli ... Nolu ... Bankası ... Şubesi'ne ait 1.000.00,00 TL tutarlı çek için ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararına ilişkin olarak ... Genel İcra Dairesi 2025/50732 E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirkete karşı takip yapıldığı ve müvekkili şirkete karşı haciz işlemi uygulandığını, verilen ihtiyati haciz kararına karşı itirazda bulunulduğunu ve mahkeme trafından ihtiyati haczin kaldırıldığını, müvekkilinin, davalı borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını, veyahut dava alacaklısının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve kanıt da sunamadığı gerekçeleri ile ihtiyati haciz talebi reddedilmesi gerekirken, kabul kararı verilmesi hatalı olduğunu, müvekkili şirketin borcu karşılayabilecek durumda olmasına rağmen dosya kapsamında uygulanan haciz nedeniyle müvekkilinin maddi manevi zararı oluştuğunu, tüm bu nedenlerle şimdilik 50.000,00TL maddi ve ayrıca uğranılan manevi zararların tazmini amacıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın haciz konulma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ihtiyati haciz talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi verilmediği görülmekle HMK 128.maddesi gereği bütün vakıaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi' nden verilen 08/12/2025 tarih ve 2025/469 Esas 2025/449 Karar sayılı Görevsizlik kararı ile mahkememize tevdi edilen dava dosyası, mahkememizin yukarıda esası yazılı sırasına kaydı yapılmış ve yargılama bu esas üzerinden devam olunmuştur.
Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir.
6100 sayılı HMK’nun 114/1. maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve yine HMK'nın 114/2. maddesi gereğince diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunmuştur.
7155 sayılı yasanın 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesindeki; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindeki düzenleme ile kanunun yürülüğe girdiği 01.01.2019 tarihinden sonra açılacak konusu alacak ve tazminat olan ticari davalarda arabuluculuk müessesesi getirilmiş ve arabuluculuk için başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir.
Öte yandan 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı "İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 31. Maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda dördüncü bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla beşinci bölüm eklenmiş ve eklenen 18/a maddesine göre;
(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın,dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..."
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/4534 E, 2023/3417 K sayılı ilamında “…Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari dava niteliğindeki alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm tesisi yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, TTK'ya eklenen 5/A maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddeleri kapsamında dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.” denildiği görülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin: 2023/1047 E, 2024/4340 K tarihli kararında “…..Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki tarafın tacir ve ticari işletmesiyle ilgili olan nispi ticari davada davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararından sonra davacı tarafından arabulucuya başvurulduğu, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu, davacı tarafından, 6325 sayılı Kanun'un 18/A, 2 fıkrasına göre dava açılmadan önce, arabulucuya başvurulmadığının sabit olduğu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ''gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararının onandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça davanın 05/12/2025 tarihinde ... 11.Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, mahkememize görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davanın Ticaret Mahkemesinin görevi kapsamına girmesi ve dava konusu itibari ile davanın arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmadığı, Mahkememiz 09/01/2026 tarihli tensip tutanağı ile arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verildiği,tensip zaptının davacı vekiline 14/01/2026 tarihinde tebliğ edildiği, verilen süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı anlaşılmış olup dava şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddine karar veriliştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, davacıdan dava başında peşin olarak alınan 853,88-TL harçtan mahsubu ile artan 121,88TL' nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.22/01/2026
Katip
¸E-imzalıdır
Hakim
¸E-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!