WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

İZMIR BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI 4. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/408 Esas
KARAR NO : 2024/538

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2023
KARAR TARİHİ : 19/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 12/06/2023 tarihli dava dilekçesinden özetle; Müvekkili firmanın davalı Firmadan ayakkabı tabanı yapımında kullanılmak üzere ..., ..., ... hammadde nitelikli mallar alındığını, bu ürünlerden en son parti ürünler ... No’lu 60.589,13 EURO bedelli 22.12.2022 tarihli fatura (EK-1) ve aynı şekilde ... Fatura No’lu 57.445,02 EURO bedelli 16.12.2022 tarihli fatura ile müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili tarafından söz konusu mala ilişkin olarak davalı tarafa ...bank 30/10/2023 Tarihli ... Seri Numaralı 789.251,11 TL Bedelli , ...bank ... Seri No’lu 05/08/2023 Tarihli 1.347.630,00 TL bedelli, ...bank ... Seri No’lu 05/07/2023 Tarihli 3.257.000,00 TL bedelli çeklerin verildiğini, müvekkili şirkete teslim edilen dava konusu ürünlerin önceki ürünlerde olduğu gibi ilk incelemenin ardından bir farklılık veya ayıp gözlemlenmediğinden deneme üretimine alındığını, ilk üretime alınan ürünlerde bir kısım bozulmalar görüldüğünden durumun davalı tarafa derhal (aynı gün) bildirildiğini, davalı tarafın analiz ekibince müvekkili firmaya gelindiğini ve üretilen tabanlardan numune alındığını, 12.02.2023 tarihinde söz konusu ürünlerle üretilen tabanların testlerinin yapıldığını ancak 15.02.2023 tarihli raporun taraflarına gönderilerek ürünlerin kusursuz olduğunun ve üretim yapılabileceğinin davalı tarafça müvekkiline bildirildiğini, yapılan bu raporlama ve değerlendirme üzerine ve davalı firmaya olan güven ile ürünün hammadde olarak kullanımına başlandığını ve üretilen ürünlerin piyasaya satıldığını, bir süre sonra 3. Kişilere ve onlardan da son tüketiciye satılan ürünlerde kullanımdan sonra bir takım deformasyonlar gözlemlenerek müvekkili firmaya iadeler gelmeye başladığını, bunun üzerine üretimin tekrar durdurulduğu ve derhal davalı ile iletişime geçildiğini, ... 14. Noterliği ... yevmiye numara ... tarihli ihbarnamesi ile sonradan ortaya çıkan gizli ayıbın davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafın ... 34. Noterliğinin ... tarih ve ... nolu cevabi ihtarnamesini keşide ederek tabanlardaki deformasyonun kabul edildiğini, ancak hatanın ürünün ayıplı olmasından değil de üretim yapılan kalıplardan kaynaklandığını bildirildiğini, bunun üzerine davalıya ... 21. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek cayma hakkının kullanıldığını, bu nedenle ellerinde olan ve açılmamış vaziyette bulunan ürünlerin iade alınmasını ve ödeme amacı ile davalı tarafa verilen çeklerin iadesi ile zararlarının karşılanması hususunun ihtar ve talep edildiğini, ancak davalı tarafın açılmamış ve ambalajlı olarak duran malları iade almaya yanaşmadığını, ihtarnamede belirtilen çekleri de iade etmediğini ve zararlarını da karşılamadığını, son olarak Arabulucuya başvurulduğunu, burada yapılan görüşmelerin de sonuçsuz kaldığını, anlaşamama şeklinde tutanak tutularak görüşmelerin sonlandırıldığını, davalı tarafın bu haksız ve kötüniyetli davranışının müvekkili açısından telafisi imkansız zararlar doğurduğunu, bu zararın giderilmesi adına iş bu davanın açıldığını, müvekkilinin ... No’lu 60.589,13 EURO bedelli 22.12.2022 tarihli fatura ve aynı şekilde ... Fatura No’lu 57.445,02 EURO bedelli 16.12.2022 tarihli faturalar ile bu faturalara karşılık davalıya verilen ...bank 30/10/2023 Tarihli ... Seri Numaralı 789.251,11 TL Bedelli , ...bank ... Seri No’lu 05/08/2023 Tarihli 1.347.630,00 TL bedelli, Halkbank ... Seri No’lu 05/07/2023 Tarihli 3.257.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Çeklerin vade tarihleri gözetildiğinde iş bu dava sonuna kadar ...bank 30/10/2023 Tarihli ... Seri Numaralı 789.251,11-TL Bedelli , ...bank ... Seri No’lu 05/08/2023 Tarihli 1.347.630,00 TL bedelli,...bank ... Seri No’lu 05/07/2023 Tarihli 3.257.000,00 TL bedelli çeklerin ödemesinin tedbiren durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şayet tedbir talebi reddedilir veya çeklerin 3. Şahıslarda olması nedeni ile müvekkil fatura karşılığı verilen çekleri ödenmek zorunda kalır ise 2 adet fatura nedeni ile ödenmek zorunda kalınan toplam fatura bedellerinin (118.034,15 EURO )3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde belirtilen şekli ile en yüksek banka avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini, müvekkiliin iş bu ayıplı mal nedeni ile uğradığı maddi zarara karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile bilirkişi incelemesi neticesi zarara ilişkin hesaplanacak rakam üzerinden harcın yatırılabileceğini belirterek şimdilik 10.000 EURO maddi tazminatın 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde belirtilen şekli ile en yüksek banka avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve 2.000.000,00 TL manevi zararın en yüksek banka avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, kötü niyetli tavrı ile müvekkilinin menfi tespit davası açmak zorunda bırakan davalının alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından ibraz edilen 01/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, ticari faaliyette bulunduğu kimya alanında Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, Türkiye'nin ilk 500 sanayi firması içerisinde yer aldığını, bu kapsamda birçok yerli ve yabancı firmaya hammadde tedarik etmekte olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı şirket 2015 yılından beri ticari ilişki içerisinde olduğunu, bu tarih itibariyle davalı müvekkili şirket tarafından davacı şirkete birçok kez farklı türlerde hammadde temin edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete, davalı şirketin ayıplı olduğunu iddia ettiği ..., ... ve ... ürünlerini ilk kez 27.07.2022 tarihli ve ... numaralı fatura ile satışını gerçekleştildiğini ve sonrasında 18.10.2022 tarihli ve ... numaralı,19.10.2022 tarihli ve ... numaralı, 18.11.2022 tarihli ve ... numaralı,16.12.2022 tarihli ve ... numaralı 22.12.2022 tarihli ve ... numaralı faturalar ile aynı hammaddelere yönelik ticari alış-satış işlemi devam ettiğini, ticari ilişki devam ederken davacı şirketin, 16.12.2022 tarihli ve ... numaralı, 22.12.2022 tarihli ve ... numaralı faturalar ile satın almış olduğu ham maddeler ile üretimini yaptığı ayakkabı tabanlarında bozulmalar görüldüğü iddiası ile durumu müvekkili şirkete bildirdiğini, müvekkili şirketin de müşteri memnuniyetini önemsemesi nedeniyle yükümlülüğü olmamasına rağmen uzman bir ekibi davacı şirkete yerinde inceleme yapmak üzere gönderdiğini, davacı şirkete yapılan ziyaret kapsamında yapılan incelemede reaksiyon profilinde ve üründe herhangi problemle karşılaşılmamış ve kırıldığı iddia edilen taban modelinden numune alınarak dansite kontrolü yapıldıktan sonra fleks analizlerinin müvekkili şirketçe yapıldığını, analizler sonucu ... ürünü ile sporluk kalıp modeliyle çalışmada sorun görülmezken bot modelinde beklenenden erken kırılmanın gerçekleştiğinin tespit edildiğini, ... makinasına bağlanan tabanlar ile davacı şirket tarafından kırılma şikayetiyle gönderilen tabanların aynı bölgeden kırılmış olması sebebiyle bu kalıp modellerinin ... ürünü ile üretilmesinin uygun olmadığı sonucuna varıldığını, davacı tarafından yapılması gereken incelemelerin müvekkili tarafından yapıldığını ve üründe değil seçimde hata olduğunun kanıtlandığını, ... ürünü ... aralığında çalışırken, kırılma yaşanan bot modelinde ... ile basım yapıldığı ve kalıp modeline göre kalıp yoğunlukları değişse de ürünün çalışabileceği aralığın üstünde bir yoğunlukta basım yapıldığından sertlik değerinin de artacağı ve sertlik artışı nedeniyle ürünün fleks değerlerinin de düşmesine sebep olacağı ayrıca tespit altına alındığını, bu sonuçlar bağlamında yeni bir model kalıp ile çalışmaya başlamadan önce kalıbın fleks açısından uygunluğunun test edilip ondan sonra üretime geçilmesi ve bunun için bir fleks test makinası alınması gerekliliğinin ve önerisinin bildirildiğini, yetki itirazının kabulü ile, 16.12.2022 tarihli, ... numaralı fatura ile satılan ve ... numaralı irsaliye ile teslim edilen ve yine 22.12.2022 tarihli, ... numaralı fatura ile satılan ve ... numaralı irsaliye teslim edilen ürünlerde herhangi bir ayıp olmadığından davacı şirketin ... numaralı fatura ve ... numaralı fatura ile bu faturalara istinaden müvekkili şirkete verdiği ...bank ... Tarihli ... Seri Numaralı 789.251,11-TL Bedelli, ...bank ... Seri No’lu 05/08/2023 Tarihli 1.347.630,00 TL bedelli, ...bank ... Seri No’lu 05/07/2023 Tarihli 3.257.000,00 TL bedelli çeklerden borçlu olmadığının tespiti talebinin reddini, fatura bedellerinin müvekkili şirketten alınarak davacı şirkete verilmesi talebi ile davacının davasının reddini, müvekkili şirket tarafından satılan ürünlerin ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek şartıyla,davanın reddi talebinin bu aşamada kabul görmemesi halinde dahi davacı şirket tarafından süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı yapılmadığından davacının davasının reddine, davacı tarafın maddi ve manevi zararlarını somut delil ve olgularla kanıtlayamadığından davacı tarafın maddi ve manevi zarar taleplerinin reddine, dava kapsamında alacak tutarları belirlebilir olduğundan ve belirsiz alacak davası açılması mümkün olmadığından hukuki menfaaat yokluğundan davanın reddine, bu aşamada davanın reddi talebi kabul görmemekte ise davanın kısmi dava olarak kabulüne, müvekkili şirket tarafından davacı şirket aleyhine açılmış icra takibi mevcut olmadığından davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebi ile davacının davasının reddine, müvekkili şirket tarafından satılan ürünlerin ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek şartıyla, davacı şirket tarafından ürünlerin çoğu kısmının üretim aşamasında kullanılmış olması nedeniyle davacı şirketin sözleşmeden dönme beyanı haksız ve hakkaniyete aykırı olduğundan, dönme beyanının kabul edilmemesine, ... numaralı fatura ve ... numaralı faturaların karşılığını TL bedelli çekler ile ödendiğinden davacının maddi tazminat ve fatura bedellerine ilişkin hukuka aykırı faiz taleplerinin reddine, Manevi tazminat talebinin reddine, ayrıca davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat talebine 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde belirtilen şekli ile en yüksek banka avans faizi işletilmesi talebi hukuka aykırı olduğundan manevi tazminat yönünden hukuka aykırı faiz taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından delil olarak sunulan Teklif Formu başlıklı belgenin 13. Maddesinde her türlü uyuşmazlık da İstanbul Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun yazılı olduğu, davalı vekilinin de yasal süresi içinde 14/12/2022 tarihli Teklif Formu sözleşmesinde yetkili mahkemenin İstanbul Bakırköy Mahkemeleri olarak kararlaştırılması sebebi ile yetki itirazında bulunduğu görülmüştür.
Davacı tarafından 14/12/2022 tarihli Teklif Formu başlıklı belge altındaki imzaya itiraz edilmiş olduğundan yetki sözleşmesinin de geçerliliği yazılı şekle tabi bulunduğundan belge altındaki imzanın davacı tarafa ait olup olmadığı konusunda imza incelemesi yaptırılmış, mahkememize ibraz edilen 15/02/2024 tarihli raporda; inceleme konusu Teklif Formundaki davacıya atfen atılmış bulunan imzanın şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.
14/12/2022 tarihli Teklif Formu başlıklı belgede; davacıya ait imza bulunmadığından yetki sözleşmesi de geçersiz hale geldiğinden Genel Hükümlere göre yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. Menfi tespit davaları, davalının ikametgah adresinde açılabileceğinden davalının ikametgah adresinin de mahkememiz yargı alanı içerisinde kaldığından davalının yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda ise TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK m.223'e göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları, "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.
Mahkememizce satılan emtianın gizli ayıplı olup olmadığının tespiti açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmış ibraz edilen 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "... Uyuşmazlığa konu 3 (üç) kimyasal madde de ticari ürünler olup, kontrollerinin son kullanım sürelerinin dolmadan yapılması zorunludur. Öte taraftan anılan maddelerin teknik evsafi, tam anlamıyla üretici/ tedarikçi firma tarafından bilinir. Ancak bu aşamada ne ortada kullanım süresi devam eden şüpheli ürün/ ürünler, ne de kıyas yapabilmek için sağlam ürün/ürünler bulunmamaktadır. Dolayısı ile kimyasal maddeler üzerinden bir teşhis ve tespit yapılabilmesi mümkün görülmemektedir. Sağlıklı ve bilimsel bir sonuç için; ..., ....ve ... kimyasal maddelerinin kullanılarak, tarafların gözetiminde üretilecek numune tabanların, ...A. Ş.'de teste tabi tutulması makul bir yöntemdir. Bu süreçte, katalizör madde ve taban kalıpları değiştirilerek, her iki parametrenin fleks testi üzerinde etkisi kolayca görülebilir. Ancak bu üretim ve testler, anılan kimyasal maddelerin son kullanım sürelerinin dolmadan yapılması zorunlu işlemlerdir. Son kullanma süresi dolan kimyasal madde üzerinde yapılacak testlerin hiçbir teknik/ bilimsel tarafı yoktur. Dolayısı ile uyuşmazlığa mutlak çözüm olabilecek bu aşamanın geçildiği değerlendirilmektedir. Davacı tarafın davalı taraftan satın aldığı kimyasal maddelerle seri üretim öncesi, test maksatlı bir çalışma yapıp yapmadığı dosya muhteviyatından net olarak anlaşılamadığından, konuya dair bir değerlendirme yapılamamıştır. Şayet parti bazında da olsa, böyle bir deneme üretimi söz konusu olması halinde, uyuşmazlık konusu husus ortaya çıkmamış olacaktı. Yine dosya içeriğinde, hangi tür taban için hangi katalizör malzemesinin tercih edilmesi gerektiğine dair taraflar arasında bir mutabakata/ bilgi aktarımına dair somut bir veriye rastlanılmamıştır. Poliüretan malzemeden ayakkabı tabanı üretim prosesinde, taban kalitesi/ özellikleri üzerine etki eden çok sayıda parametreden bahsedebilmek mümkündür: Tepkime stokiyometrisi, girdi ürünlerin (izoziyanat, poliol, katalizör) evsafı, çalışma fiziksel koşulları, makine/ aksam bakımları, muhtemel makine arızaları vb. bunlardan sayılabilir. Ancak uyuşmazlık konusu tabanların üretim tarihi üzerinden çok uzun bir süre geçmiş olduğundan bu konuda bir sağlıklı tespit yapılabilmesi mümkün değildir. Mahkeme heyetince kusur bulunduğuna yönelik bir kanâat oluşması halinde, olağan bir gözden geçirme ile anlaşılamayan, zamanla ortaya çıkabilen veya kullanıma bağlı olarak anlaşılabilen ayıplar gizli ayıp olarak kabul edildiğinden, ayakkabı tabanlarındaki kırılmalar da ilk bakışta gözle tespiti mümkün olmayan, ancak belli kullanım sonrası veya test yapılarak görülebilecek kusurlar olduğundan, bu kategoride sayılabilir..." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Davacı, davalıdan ayakkabı tabanında kullanılmak üzere ham madde aldığını, almış olduğu ham maddelerden üretilen ayakkabıların tabanlarında kırılma olduğunu, bu durumun gizli ayıp olduğunu iddia etmiş, davalıda, satılan ham maddelerde herhangi bir ayıp olmadığını, davacı tarafın deneme üretiminden sonra bir kısım ürünlerde bozulma olduğu ihbarı üzerine üretilen tabanların kendileri tarafından teste tabi tutulduğu, ayakkabılardaki kırılmanın ... adlı ürünün yanlış kullanımından kaynaklandığının tespit edildiğini savunmuştur.
Davacı tarafından satın aldığı kimyasal madde ile deneme üretimi yapılmış, deneme üretiminde tabanda kırılma tespit edilince davalıya bildirimde bulunulmuş, davalı tarafından 15/02/2023 - 28/02/2023 tarihlerinde üretilen tabanlar üzerinde test yapılmış, buna ilişkin raporlar hazırlanmış ve 31/03/2023 tarihinde davacının üretim yeri davalı tarafından ziyaret edilerek, fleks testine ilişkin bilgilendirme yapılmıştır. 31/03/2023 tarihli ziyaret raporunda "...müşterimizden gelen bildirim doğrultusunda basım yapmış olduğu kışlık modeldeki modelin keskin bölgeye bağlı olarak flekste erken kırılma şikayeti olduğu, müşteriye 30/03/2023 tarihinde yapılan ziyarette sorun yaşadığı 4 kalıp modelinde keskin yerlerde kırılma olabileceği bilgisinin verildiği, müşterinin kalıp modellerinde iyileştirme yapılması halinde fleks değerlerin yüksek çıkmasına yardımcı olabileceği, müşterinin talebi doğrultusunda kırılma modele bağlı olduğundan fleks değerlerinde olabildiğince yüksek sonuç almak istendiğinin belirtildiği, müşterinin mevcutta kullandığı ürün sertliği 50-55 shore olması düşük dansite basım yapılması ve modeldeki yapıya bağlı olarak kırılganlığın yaşanmasının mümkün olabileceğinin tespit edildiği, kalıp model yapısının ürüne uygun olmadığı bilgisinin verildiği, müşteriye kalıp modellerine uygun olabileceği fleks değerlerinin yüksek çıkabilmesi adına ... ürünün önerildiği, ancak müşterinin maliyet ile düşük gramaj sağlamak istediğinden gramajların aynı olabilecek ... ürününü denemesinin karalaştırıldığı, ...ürün denemesinin başarılı sonuçlandırıldığı, ... ürününü cilt ve sertliğinin ustabaşı firma sahibi tarafından beğenildiği, 38 adet ... katalizörün iade edilip yerine ... ürünün istenileceğinin belirtildiği..." şeklinde açıklamaların yer aldığı, aynı zamanda satıma konu kimyasal ürünlerin ...A.Ş tarafından teste tabi tutulduğu, ürünlerde herhangi bir bozukluk olmadığının bu laboratuvar da tespit edildiği, davacı tarafından üretime devam edildiği, üretilen ayakkabı modellerinin müşteriye tesliminden sonra bir kısmında kırılma gerçekleştiği, teste tabi tutularak bot modellerinde kullanılmaması gerektiği bildirilen ... isimli ürünün davalı tarafından bilgilendirme kapsamında iade edilip, kırılmamaya sebebiyet verecek yeni katalizörün kullanımı yapılarak üretim yapıldığına ilişkin herhangi bir ispat vasıtasının dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından alınan ürünler üzerinde ... A.Ş tarafından yapılan laboratuvar testlerinde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmediği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; ibraz edilen raporda da satın alınan ürünlerin son kullanma tarihinin geçmesi sebebi ile bozuk olup olmadığının tespitinin yapılamayacağının bildirildiği, davacının üretim aşamasına geçmeden katalizör madde ve taban kalıplarını değiştirerek her iki parametrenin testini yaptırarak üretime geçmesi gerekirken bunu gerçekleştirmediği, satıma konu kimyasal maddeler üzerinde son kullanma tarihi geçmeden önce yapılan testte ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı anlaşıldığından; İspat edilemeyen davacının menfi tespit talebinin, maddi manevi tazminat talebinin ve %20 tazminat talebinin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının menfi tespit talebinin, maddi manevi tazminat talebinin ve %20 tazminat talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasasınca alınması gerekli olan açısından 427,60-TL ve Manevi Tazminat açısından 427,60 TL olmak üzere toplam 855,2‬0-TL harcın başlangıçta mahkeme veznesine yatırılan 89.211,14-TL peşin harçtan mahsup edilerek fazla harç olan 88.355,94-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 350.477,98- TL nispi vekalet ücreti ile Manevi Tazminat açısından 17.900,00-TL olmak üzere toplam 368.377,98-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan 44-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacılar ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/09/2024

Başkan
E-imzalıdır.
Üye
E-imzalıdır.
Üye
E-imzalıdır.
Katip
E-imzalıdır.