T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/282
KARAR NO : 2024/494
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/07/2019
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğunu, cari hesap ekstresine dayalı olarak davacı şirket adına İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını. Ancak davalı tarafından herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz edildiğini. Yapılan itirazın haksız olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu. Şöyle ki; davacı tarafca yürütülen ilamsız icra takibinin konusunun ticari ilişki temelinde olup davacı şirketin iş bu dolayısıyla üzerine düşen edimlerini ifa ettiği halde davalının edimlerini yerine getirmemiş dolayısıyla bu takibin açılmasına sebebiyet vermediğini. Davacı şirketin muhasebe kayıtlarının incelenmesiyle de anlaşılacağı üzere davalı yanın davacı şirkete 23.793,86 TL borcu bulunduğunu. Mahkemenin oluşturacağı kanaati için gerekli görülmesi halinde Bilirkişi marifetiyle şirket defterlerinin incelenmesi ile borçlunun itirazının açıkça hukuka aykırı olarak yapıldığının anlaşılacağını. İtiraza konu takibin konusu bakımından davacı şirket defterlerinin incelenmesi haklı davanın salahiyeti açısından zaruri olduğunu. İş bu inceleme ile takibi uzatmak maksadıyla ve kötü niyetle hareket eden davalı borçlunun iddialarının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunun da anlaşılacağını. Zira usulüne uygun açılış ve kapanış yapılan davacı şirkete ait ticari defterlerin TTK uyarınca lehe delil olarak kullanılabilecek, alacak iddiası ve vasıta ile ispatlanabileceğini. Açıklamış olduğumuz bu hususlara rağmen ileri sürülen itiraz haksız bir saik içerisindedir. İş bu nedenlerle, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalının ticari ilişki neticesinde 23.793,86 TL borcu bulunduğu 23.793,86 TL borcu bulunduğunu üzerlerine düşen edimleri yerine getirmiş olmalarına rağmen iş bu borcun ödenmediğini iddia ettiğini. Öncelikle ticari ilişkinin varlığı veyahut neye ilişkin olduğuna ilişkin hiçbir somut delil bulunmamadığını. Davacının ekte ibra ettiği muavin defteri kendi beyanlarına dayalı olup bunun yanında ne altta yatan ticari ilişkiye ilişkin bir belge nede bir faturanın mevcut olmadığını. Davacı şirketin icra 05.03.2018 tarihli 23.793,86 TL tutarındaki cari hesap alacağına dayanmış fakat buna ilişkin hiçbir belgenin davalıya gönderilmediğini. Davacı şirketin ekte sunduğu muavin defterinde borç döneminin 2018 yılının kapsadığının görülmediğini. Fakat davalının bu tarihte davacı şirket ile hiçbir ticari münasebeti olmadığını. Davacı şirket ile ilk olarak davalının 85.921,00 TL borcu olduğu iddiasıyla 27.01.2016 tarihinde 02112 yevmiye numaralı ihtarnameyi çekmiş olup davalının ... yevmiye nolu ihtarında böyle bir borcun söz konusu olmadığını belirttiğini. Aradan 3 yıl geçtikten sonra ise bu sefer İzmir ... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını. Haklı olarak davalı tarafça bu borca da itiraz edildiğini. Bilindiği üzere ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtları birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu. Fakat davacı defterlerini uyuşmayacağı gibi iş bu kriterler de sağlamayacağı aşikar olduğunu. Aksi halde davalıya 85.921,00 TL borcu olmasına rağmen ihtarname gönderip sonrasında ise bu miktara ilişkin hiçbir icra takibi başlatılması hayatın olağan akşam aykırı olduğu gibi davacı şirketin kötü niyetli de ortaya çıkaran nitelikte olduğunu. Davalı iddia edildiği gibi davacı şirkete borçlu olmadığı gibi bütün firmalarını da eksiksiz yerine getirdiğini. EK’ te sunulan davacı şirkete ait tahsilat makbuzları ve davacı şirketin yetkilisi ...’ a ödenmiş bulunan miktara ilişkin banka dekontlarıyla da bu durumun sabit olduğunu. Davalının davacı şirkete borcuna mahsuben toplamda 12.000 TL ... keşideli, toplamda 12.000 TL... keşideli olmak üzere toplamda 10 adet senet vermiş olup davacı şirketten 2 adet tahsilat makbuzu almdığını. Keşideci ...'ın senet borçlarını davacı şirkete ödediğini. Keşideci...’ın senet borcunu ödememesi üzerine ise davalı ... tarafından şirket yetkilisi ...’ın hesabına yine bu borca mahsuben iki defa 3.000 TL, bir defa 2.500 TL ve bir defa da 500 TL olmak üzere toplam 9.000 TL işlem açıklamalı EFT yapıldığını. İş bu nedenlerle, fazlaya ilişkin taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla; iş bu davanın öncelikle usulden reddine, usulden reddedilmemesi halindeyse davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ilişkin davasının reddine, Alacaklının icra takibinin iptali ve kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağının yüzde 40’ dan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: -11/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1.Davalı tarafın 2016-2017-2018 yılı yasal defterinin 6762 sayılı (mülga) TTK’nın m. 66.,69.,70.,82. gereği ticarî defterlerin ispat kuvveti bakımından açılış tasdikine ve kapanış tasdikine sahip olduğu, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiğine dair nihaî takdir yetkisinin Sayın Mahkemenize ait olduğu,
2.Davacı şirketin davalı şirkete 13.02.2019 takip tarihinde, asıl alacak bakiyesi olan 23.793,86 TL asıl alacak için İzmir ...İcra Müdürlüğü... E sayı ile ödeme emri gönderdiği, 7 gün içinde ödeme talep ettiği, takip dayanağının 05.03.2018 tarihli 23.793,86 TL tutarında cari hesap gereği alacak olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalıya 09.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe 11.03.2019 tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu,
3.Takipten sonra herhangi bir ödemenin davalı tarafından yapılmadığı,
4.İki tarafında tacir sayıldığı ve aralarında fiili bir cari hesap ilişkisi bulunduğu;
5.Dava ve takip konusu cari hesap muavininin tarafıma sunulamadığı,
6.Davalı taraf ticari defterleri üzerinden bakıldığında, 2016 yılı kebir defterinde davacı cari hesap devir bakiyesinin 01.01.2016 tarihli açılış kaydı ile + 29.793,86 TL alacak ile başladığı, 01.07.2016 tarihinde “Hesaplar arası virman” açıklaması ile – 17.793,86 TL borç kaydı işlendiği, 25.09.2016 tarihinde – 12.000,00 TL toplamlı 6 adet senet verildi ile borç kaydı yapılarak cari hesabın kapatıldığı, borç alacak bakiyesinin kalmadığı, virman işlemine ilişkin dayanak belge olmadığı, senet işlemine ilişkin 0151 numaralı davacı ... antetli, teslim alan kısmında ... isim/şirket kaşeli ve imzalı tahsilat makbuzu aslının tarafıma sunulduğu ve tarafımdan fotokopisi alınarak dosyaya eklendiği,
7.Yine ... numaralı SRT antetli, teslim alan kısmında ... isim ve imzalı 12.000,00 TL toplamlı 4 adet senede ait tahsilat makbuzu aslının tarafıma sunulduğu ve tarafımdan fotokopisi alınarak dosyaya eklendiği ancak senetlere ilişkin ilgili kaydın 2016-2017 yasal defterlerinde bulunmadığı, yukarıda detayıyla açıklandığı üzere 2016 yılında davacıya ait cari hesap bakiyesinin sıfırlandığı, 2017-2018 yılı yasal defterlerinde davacıya ait herhangi bir hesap hareket kaydının olmadığı,
Davalı tarafından davacı ile 18.11.2015 tarihinde 29.793,86 TL’lik cari mutabakat mail kopyasının tarafıma iletildiği ve dosyaya eklendiği,
8.Dava ve takip konusu bakiyenin, yukarıda bahsedildiği üzere, 2016 yılı öncesi işlemlerden 2016 yılına gelen devir bakiye alacağı olması ve tarafıma başkaca yıla ait yasal defter ile cari hesap muavini sunulmaması, dava ve takip konusu dayanağın 2018 yılı cari hesap alacağı denilip, davacı tarafından da yalnızca dava dilekçesi ekine 2018 yılı devir bakiyesi gösteren cari hesap muavin defter hareketi sunulması sebebiyle ilgili faturaların hangi tarihte olduğu tespit edilemediğinde BA-BS incelmesinin yapılmadığı,
9.Davacı defterleri üzerinde İstanbul talimat mahkemesince yapılacak bilirkişi raporu geldiğinde davalı defterlerindeki işlemlerin birbirini teyit edip etmeyeceği ve dava konusu alacağın belirlenebileceği kanaati hasıl olmakla birlikte takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Netice ve kanaatine varılmıştır.
-21/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1.Davacı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarında e-defter mükellefi oldukları , açılış ve kapanış e-defter beratlarını 213 Sayılı V.U.K. hükümlerine istinaden kanuni süresinde onayladıkları, 2016, 2017 ve 2018 yılına ait fiziki olarak tutulması mecburi Envanter Defterinin açılış tasdikini kanuni süresinde yaptırdıkları, davacı şirkete ait 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı T.T.K. ve 231 sayılı V.U.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu H. M.K. md.222/2) , kanaatine varılmıştır.
2.Fiziki dosya içerisinde bahsedilen İzmir ... İcra Müdürlüğünün... sayıl takip dosyasının bulunmadığından , tarih itibariyle alacak tutarının tespit edilemediği,
3.Davacı şirketin ibraz ettikleri ticari defterlerin incelenmesinde davalı taraftan ticari defter kavıtlarına aöre 23.793 86 TL tutarında alacaklı göründükleri tacmit edilmiştir.
-15/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1.Sayın Mahkemenize gönderilen banka yazıları ekinde sunulan banka hesaplarının incelenmesinde ... tarafından ...'nin banka hesaplarına 4 adet muhtelif tarihlerde olmak üzere toplamda 7.229,00 TL tutarında ödeme yapıldığı,
2.... tarafından yapılan bu ödemelerin ödeme içeriğinin gönderilen ekstrede herhangi bir açıklama olmamasından kaynaklı olarak tespitinin yapılamadığı,
3.Kök rapor ve birinci ek raporda tespit edilen ve kanaate varılan hususlarda herhangi bir kanaat değişikliğinin olmadığı, kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Dosyaya sunulan tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığının tespit edildiği, davacı tarafın alacağının ticari defterlere kayıt edildiği ve davalı tarafından borcun ödendiğine ilişkin dosyada belge bulunmadığının tespit edildiği, davalı tarafın ödeme yapılmadığına ilişkin tespite yapılan itirazda davacı vekili olan ... hesabına ödeme yapıldığının iddia edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin itirazları doğrultusunda Banka kayıtları dosya arasına getirtilmiş olup bu konuda ek rapor aldırılmıştır. Aldırılan ek raporda da ... tarafından ...'nin banka hesaplarına 4 adet muhtelif tarihlerde olmak üzere toplamda 7.229,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, ... tarafından yapılan bu ödemelerin ödeme içeriğinin gönderilen ekstrede herhangi bir açıklama olmamasından kaynaklı olarak tespitinin yapılamadığı belirtilmiş olup davalı tarafından yapılan bu ödemenin başka bir hukuki ilişkiye veya alacağa ilişkin olduğuna ilişkin davacı vekili tarafından dosyaya herhangi bir belge sunulmadığından davalı vekilinin yaptığı bu ödemeler davacı tarafın alacağından düşülerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 11.793,86 TL borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 805,64 TL nispi harçtan, peşin alınan 406,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 399,3 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.297,32 TL'sinin davada haksız çıkan davalıdan, bakiyesinin davacından alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
6-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 406,34 TL peşin harç olmak üzere toplam 450,74 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 443,00 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından yapılan 1.838,55 TL tebligat ve posta gideri 1.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.538,55 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 3.477,76 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 11.793,86 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 12.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine.
10-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
25/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!