WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

İZMIR BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/812 Esas
KARAR NO : 2024/490

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/12/2022
KARAR TARİHİ : 04/07/2024

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS

DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 07/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...- ... isimli İş yerinin sahibi olduğunu, söz konusu iş yerinde uzun yıllar antika işiyle uğraşmış, yıllar içerisinde kendisi gibi antika işiyle uğraşan kişilerle güvene dayalı ilişkiler kurmuş ve yürütmüş olduğunu, davalı şirket sahibi ... isimli kişi olup müvekkil ve ailesiyle yıllardır antika işi yürüttüğünü, çok dar bir piyasa olan antika satışı işiyle uğraşan kişiler genel olarak birbirlerini tanıdıklarından ve aralarında ürün alışverişleri sık yaşandığından ödeme hususlarında genellikle nakit alışveriş geçerli olduğunu, bu durum müvekkiline has bir durum olmayıp antika piyasası için geçerli bir yöntem olduğunu, davaya konu faturalar ise müvekkili tarafça davalı tarafa fatura tarihlerinde nakit olarak ödediğini, davalıya nakit olarak ödenirken şahit olan tanıklar bulunduğunu, Davalı icra takibine konu ettiği fatura tarihlerinden sonrasında da müvekkili ile ilişkilerine devam etmiş olup müvekkil taraf ile yapılan alışverişlere yapılan ödemelere dair yazışmalar dilekçemiz ekinde yer aldığını,

hal böyleyken 4 yıl sonra haksız ve kötü niyetli olan davalı nakit olarak ödenen bu faturalar için icra takibi başlattığını, kötüniyetle açılan takibin durdurulması akabinde iptaline,
müvekkilin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı taraf ile müvekkili şirket yetkilisi arasındaki ilişki tamamen ticari bir ilişki olup karşı tarafın içeriğini kabul ettiği faturalara istinaden ürünleri alan borçlu davacı bu ürünlerin parasını ödemediğini, müvekkili firmanın tüm iyi niyetli çabalarının sonuçsuz kalması ve davacı borçlunun borcunu ödememesi üzerine fatura alacakları için icra takibi başlatıldığını, karşı taraf borcunu ödememek için adeta bir senaryo yazmaya çalışmışsa da hukukumuzda davacı davasını hukuka uygun delillerle ispat etmek zorunda olduğunu ancak karşı tarafın ürettiği senaryo inandırıcı olmadığı gibi ortaya koydukları delillerde hukuka uygun olmadığını, Whatsapp yazışmalarından dava konusu ile ilgilendirilecek bir cümle dahi bulunmadığını, karşı tarafın ilgisiz bir takım banka dekontu sunup, yine ilgisiz bir takım Whatsapp dökümü sunmak suretiyle açtıkları dava açıkça kötü niyetli olduğunu, haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, antika eşya alım- satımı yaptığını, davalı tarafa da bu ticari faaliyeti kapsamında muhtelif tarihlerde antika eşyalar sattığını, satmış olduğu bu ürünleri faturalandırıldığını, müvekkili şirketin davalı tarafa; 01.01.2018 tarihli ve 378.780,00 TL bedelli, 12.01.2018 tarihli ve 306.800,00 TL bedelli, 03.02.2018 tarihli ve 621.800,00 TL bedelli, 10.02.2018 tarihli ve 170.000,00 TL bedelli, 16.02.2018 tarihli ve 220.070,00 TL bedelli, 01.04.2018 tarihli ve 472.000,00 TL bedelli, 04.04.2018 tarihli ve 368.160,00 TL bedelli, 23.04.2018 tarihli ve 152.220,00 TL bedelli, 10.05.2018 tarihli ve 611.240,00 TL bedelli, 05.08.2018 tarihli ve 141.600,00 TL bedelli, 02.09.2018 tarihli ve 286.150,00 TL bedelli, 08.09.2018 tarihli ve 112.100,00 TL bedelli faturalarla antika eşya sattığını, davalı tarafın antika eşyaları almış olmasına rağmen fatura bedellerini müvekkili şirkete ödemediğini, davalı tarafın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı dosya ile müvekkili şirkete karşı haksız ithamlarla açmış olduğu menfi tespit davasında fatura içeriklerinin doğruluğunu teyit ettiğini, davalı taraf her ne kadar yukarıda bahsi geçen dosyada müvekkili şirkete ödeme yaptığını iddia etmekte ise de; davalı tarafça yukarıda belirtilen fatura bedellerine ilişkin müvekkili şirkete yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davalı tarafın ödemelerin yapıldığına dair hukuken itibar edilebilir herhangi bir delili bulunmadığını, fatura bedelleri müvekkili şirkete ödenmediğini, davalı taraf müvekkili şirkete yukarıda yazılı fatura bedellerini ödemediği için müvekkili şirket tarafından davalı tarafa karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında faturalardan kaynaklanan toplam 3.840.920,00-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 15/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 16/11/2022 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali bilirkişinin 11.10.2023 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; incelenen davacı şirkete ait 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, Davacı yanm kendi ticari defter kayıtlarma nazaran 31.12.2018 tarihi itibarıyla davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalı yanın takibe konu ettiği tüm faturaların davacı kayıtlarında yer aldığı, incelenen davalı şirkete ait 2018-2019-2020-202 1-2022 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, Davalı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran 10.11.2022 takip ve 05.12.2022 dava tarihi itibarıyla davacı yandan 6.860.098,00 TL alacaklı olduğu ancak, davalı yanın icra takibini cari hesap alacak bakiyesi üzerinden değil, takipte yer verdiği faturalar ile sınırlı olarak 3.840.920,00-TL üzerinden başlattığı, ancak davalı yanın gerek dava dilekçesinde gerek ise takipte ödeme emrinde yer verdiği faturaların, ticari defter kayıtlarındaki toplam tutarının 3.827.920,00 TL olduğu tespit edilmiş olmakla, takip tutarının 3.827.920,00 TL ile sınırlı olması gerektiği, Taraflar arasındaki cari hesap farklılığının, davacı kayıtlarında yer alan nakit ödeme tutarlarının davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, muhasebede bütün kayıtların belgeye dayanması esas olmakla, davacı yanın ticari defterlerindeki ödeme kayıtlarının dayanağı niteliğindeki belgelerin ibrazı ve buna göre de ödeme yapıldığının ispat edilmesi gerektiği, Buna göre;
Asıl davada: Davacı yanın ödeme yaptığını belge ile ispat edemediği, bu nedenle takdiri Mahkemeye ait olmak üzere borçlu olmadığı yönündeki iddiasının, muhasebe uygulama ve standartları kapsamında karşılıksız kaldığı,
Birleşen davada: Davalı yanın takip tarihi itibarıyla davacı yandan, takibe konu faturalar toplamı 3.827.920,00 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekeceği, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Dava, asıl dava yönünden fatura alacağına karşı yapılan icra takibine karşı borç.lu olunmadığının tespiti, Birleşen dava yönünden fatura alacağına karşı yapılan icra takibine itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
Asıl dava yönünden;
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10133 Esas 2014/451 Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Birleşen dava yönünden;
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Uyuşmazlığın, Asıl dosyada; Antika eşya satışı nedeniyle düzenlenen ve asıl davada İstanbul ... İD'nin ... sayılı dosyasında icraya konan faturalar nedeniyle menfi tespit talep edilen fatura bedellerine ilişkin takibe itirazın iptali; Birleşen dosyada ise Antika eşya satışı nedeniyle düzenlenen ve asıl davada İstanbul ... İD'nin ... sayılı dosyasında icraya konan faturalar nedeniyle menfi tespit talep edilen fatura bedellerine ilişkin takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu üzere Davacı/Birleşen dosya davalısı ...'e Davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre 31.12.2018 tarihi itibarıyla davalı ...şirketine herhangi bir borcunun bulunmadığı kayıtlı isede, davalı yanın takibe konu ettiği tüm faturaların davacı kayıtlarında yer aldığı; Davalı/Birleşen dosya davacısı ...şirketinin ticari defter kayıtlarına göre ise 10.11.2022 takip ve 05.12.2022 dava tarihi itibarıyla davalı ...'den 6.860.098,00 TL alacaklı olduğu ancak, davalı yanın icra takibini cari hesap alacak bakiyesi üzerinden değil, takipte yer verdiği faturalar ile sınırlı olarak 3.840.920,00 TL üzerinden başlattığı, ancak davalı yanın gerek dava dilekçesinde gerek ise takipte ödeme emrinde yer verdiği faturaların, ticari defter kayıtlarındaki toplam tutarının 3.827.920,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki açık cari hesap uyuşmazılğı, Davacı/Birleşen dosya davalısı ... kayıtlarında yer alan nakit ödeme tutarlarının Davalı/Birleşen dosya davacısı ...şirketi kayıtlarında yer almamasındandır.
Davacı/Birleşen dosya davalısı ..., nakit ödemeleri elden yaptığını iddia etmekte, belge sunamamaktadır. Davacı whatapp misajlarını yazılı delil başlangıcı olarak sunmuş ise de; Whatsapp kayıtlarında görüntüler (fotograflar) çıktısı alınarak ibraz edilmemiş olduğu gibi metinlerden iddiasının aksine İBAN, (banka) hesabı, dekontlardan bahsedildiği, elden ödemeye ilişkin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığı, bu nedenle tanık da dinlenemeyceği anlaşılmıştır.
Davalı/Birleşen dosya davacısı ...şirketinin ticari defter kayıtlarında takipte yer verdiği faturalar ile sınırlı olarak 3.840.920,00 TL üzerinden başlatmış ise de Davalı/Birleşen dosya davacısı ...şirketinin gerek dava dilekçesinde gerek ise takipte ödeme emrinde yer verdiği faturaların, ticari defter kayıtlarındaki toplam tutarının 3.827.920,00 TL olduğu, bu miktarı aşan 13.000 TL fatura kısmı açısından borcun bulunmadığının Davacı/Birleşen dosya davalısı ... lehine delil oluşturduğu anlaşılmıştır.
İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın birleşen davalıdan alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki karar verilerek hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜYLE 13.000 TL açısından davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin... sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2- Birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında
-3.827.920 TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranına itirazların İPTALİNE,
-13.000 TL açısından davanın reddine,
-3.827.920 TL % 20 oranında olan 765.584 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Asıl dava yönünden;
a)Kabul edilen 13.000,00-TL üzerinden hesaplanan 888,03-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 65.593,32-TL peşin harçtan düşümü ile artan 64.705,29-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana geri verilmesine,
b)Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvuru harcı, 65.593,32-TL peşin harç olmak üzere toplam 65.674,02-TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 64.705,29-TL harcın düşümü ile kalan 968,73-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Davacının karşıladığı 2.850,00-TL yargılama giderinin, kabul ve red oranına göre hesaplanan 9,65-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 2.840,35-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
ç)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 uyarınca kabul edilen 13.000,00-TL üzerinden takdir edilen 13.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden takdir edilen 316.837,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Birleşen dava yönünden;
a)Kabul edilen 3.827.920,00-TL üzerinden hesaplanan 261.485,22-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 46.388,72-TL peşin harçtan düşümü ile eksik kalan 215.096,50-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvuru harcı, 46.388,72-TL peşin harç olmak üzere toplam 46.568,62-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 3.109,44-TL'nin davalıdan, 10,56-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
ç)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden takdir edilen 316.837,60-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden takdir edilen 13.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”