WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

İZMIR BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/316 Esas
KARAR NO : 2024/487

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/09/2021
KARAR TARİHİ : 04/07/2024

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN İSTANBUL ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ...ESAS

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2021

İstanbul Anadolu ... Asiye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden verilen yetkisizlik kararı uyarınca mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), ve birleşen İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.07.2019 tarihli satım sözleşmesi bulunduğunu, bu güne değin davalıya 11.956.219,27 TL tutarında mal teslim ettiklerini ancak davalının yalnızca 496.758,04 TL tutarında ödeme yaptığını, icra takip tarihi itibarı ile vadesi geçmiş 4.661.717,40 TL alacaklı olduklarını, başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, dosyada mübrez e-irsaliye ve teslim fişlerinden ve ekli CD içeriğinden davalı şirkete 11.956.219,27 TL ürün satışı yapılıp teslime dildiğinin sabit olduğunu, icra takibine konu edilen 10.07.2020 sözleşmesel vade tarihli 23.860,77 TL, 10.10.2020 sözleşmesel vade tarihli 76.640,83 TL,10.12.2020 sözleşmesel vade tarihli 34.104,46 TL ,10.12.2020 sözleşmesel vade tarihli 265.816,75 TL, 10.04.2021 sözleşmesel vade tarihli 344.484,96 TL ,10.06.2021 sözleşmesel vade tarihli 1.267.216,43 TL, 10.08.2020 sözleşmesel vade tarihli 617.631,85 TL,10.11.2020 sözleşmesel vade tarihli 186.114,66 TL, 10.01.2021 sözleşmesel vade tarihli 139.997,24 TL, 10.03.2021 sözleşmesel vade tarihli 262.651,54 TL,10.05.2021 sözleşmesel vade tarihli 519.158,57 TL, 10.07.2021 sözleşmesel vade tarihli 649.427,15 TL, olmak üzere takip tarihi itibari ile vadesi geçen toplam 4.387.105,21 TL nin ödenmesi gereken ve sözleşmede kararlaştırılan yukarıda belirtilen vade tarihlerinden itibaren işleyecek Avans (Ticari) faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesi gerektiğini, kötü niyetli şekilde borcun ödenmemesi ve mal kaçırma niyeti açıkça görüldüğünden ihtiyati haciz kararı verilmesini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibine vaki davalının haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline ve takibin devamına karar verilemisini, davalının icra takibine konu edilen alacağın % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 01/07/2019 tarihli sözleşme uyarınca yetki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın yetkili mahkemesi İstanbul Ticaret Mahkemelerinin olduğu, uslu ve yasa aykırı şekilde açılan davanın yetki açısında reddine karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirketin davacı şirkete davaya konu olduğu iddia edilen faturalardan ve cari hesap ilişkisinden kaynakla herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirket taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiz olarak yerine getirdiğini, davacı taraf, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayalı faturalar ile taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi uyarınca bizzat kendisi tarafından yazılı onay verilmesi sonucu müvekkili tarafından tanzim edilerek davacı tarafa tebliğ edilen faturaları kayıtlarına almayarak bunlara ilişkin bedelleri ödemekten imtina etmesi nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, işbu iddia ve davanın hukuken kabul edilebilir tarafı bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun mevcut olmadığı satım sözleşmesinin "genel hükümler" başlıklı 7. maddesi uyarınca yapılan delil sözleşmesi gereği sadece müvekkili şirketin ticari defter, belge ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile de ortaya çıkacağını, yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı ikame edilen davanın öncelikle yetki açısından reddine karar verilerek İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesi gerektiği, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın esastan reddine karar verilerek müvekkili şirketin tarafından kesilen faturalara dair vermiş olduğu yazılı onaylara rağmen iş bu davaya ikame etmekte kötü niyetli olması nedeniyle davacı aleyhine % 20'den aşağıya olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf yükletilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı ile iletişeme geçerek perakende ve online mağazalarında satılmak üzere sözleşme içeriği kapsamında başta çorap olmak üzere çeşitli tekstil ürünlerinin kendilerine imal edilmesini talep ettiğini, bu kapsamda davalı ile davacı arasında 01/07/2019 tarihinde satım sözleşmesi akdedildiğini, bugüne kadar davalı yana brüt 16.026.261,94TL satış faturası düzenlendiğini ve fatura içeriğindeki ürünlerin teslim edildiğini, davacının bu alacağı karşısında davalı şirketin yasal süreçlerden önce 11/08/2020 tarihinde 496.758,04TL ödediğini, daha sonra ise yaklaşık 18 ay ödemediğini, davalı şirket hakkında yasal süreçler işletildikten sora ise 2.048.265,79TL gibi alacağına oranla cuzi bir ödeme yapıldığını, davalı şirketin ödemelerini yapmadığı için alacağın 4.661.717,40TLlik kısmı için İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, devam eden süreçte yine bakiye borcu olan 9.907.953,48TL bedeli ödemediği için huzurdaki davayı açmak zorunda kaldıklarını, ürün teslimatlarının ... Kargo ve ...Taşımacılık firmaları ile barkodlu ve teslim irsaliyeli olarak davalı şirkete teslim edildiğini, fatura içeriğindeki ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğine dair irsaliye niteliğindeki teslim belgeleri ile yine irsaliye niteliğindeki barkod numaralı kargo şirketi tarafından tutulan exell listesi bulunmasına bu bağlamda malların davalı şirkete teslim edildiği halde davalı yanca bugüne kadar davacıya borcun ödenmemesi nedeni ile alacağın tahsilini talep ettiklerini beyanla, davalı şirkete davaya konu alacağa dayanak ürünlerin teslimine dair irsaliyeler ve sözleşme mevcut olduğu halde açık bariz kötü niyetli hareketleri ile mal kaçırma niyeti açıkça ortada olan elinden değerli olan tüm taşınmazlarını çıkartan davalı şirketin menkul, gayrimenkul ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına İİK 277 ve 284 mad uyarınca ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 600.000TL alacağın sözleşmede kararlaştırılan vadelerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin haksız olup davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin davacı şirkete davaya konu olduğu iddia edilen faturalardan ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, zira davalı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak ifa etmiş olup, bu hususun davalı şirkete ait ticari defter kayıtları ile de sabit olduğunu, davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayalı faturalar ile taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi uyarınca bizzat kendisi tarafından yazılı onay verilmesi sonucu davalı tarafından tanzim edilerek davacı tarafa tebliğ edilen faturaları kayıtlarına almayarak bunlara ilişkin bedelleri ödemekten imtina etmesi nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, işbu iddianın hukuken kabul edilemez olduğunu, davalı şirket tarafından davacı adına kesilen faturaların öncelikli kaynağının davacı ile davalı arasında akdedilen satım sözleşmesi olduğunu, söz konusu faturalar ile davalı şirketin yapmış olduğu aktivitelere ilişkin primin, davacının alacaklarından mahsup etme hakkına sahip olup, davalı şirketin yaptığı mahsuplarda sözleşmeye ve hukuka uygun davrandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği haksız bedeli dahi ifade etmek konusunda kendisi ile bir çelişki içinde olduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, mevcut olmayan bu borca ilişkin sanki temerrüt olgusunun gerçekleşmiş gibi bu sözde alacağın reeskont faizi ile birlikte talep edilmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mali(2), sektör ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 23/06/2023 tarihli 37 sayfadan ibaret raporunda özetle; İncelenen davacı şirkete ait 2019-2020-2021 yılı ticari defterlerinin açılış tasdik/beratları ile yılsonu kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış oldukları, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, Davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 2.963.832,35 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında toplam 8.992.386,92 TL tutarındaki davalı faturaları yönünden ihtilaf bulunduğu ve karşılıklı olarak e-fatura sistemi üzerinden iade faturalarının düzenlendiği, incelenen davalı şirkete ait 2019-2020-2021 yılı ticari defterlerinin açılış tasdik/beratları ile yılsonu kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış oldukları, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, Davalı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran, 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla davacı yana 2.963.832,35 TL borçlu olduğu, taraflar arasında toplam 8.992.386,92 TL tutarındaki davalı faturaları yönünden ihtilaf bulunduğu ve karşılıklı olarak e-fatura sistemi üzerinden iade faturalarının düzenlendiği, Davacı satıcının, Satım Sözleşmesi kapsamında mezkür malları davalı alıcıya teslim ettiğinin anlaşıldığı, bu itibarla davacının edimini ifa ettiği, Davacının, davalının iddia ettiği hizmeti yerine getirmediği iddiası karşısında, yalnızca davalı tarafından davacıya gönderilip itiraz edilmeyen faturaların, söz konusu hizmetin ifa edildiğini ispata elverişli olmadığı, dolayısıyla davalının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiği, taraflar arasındaki 8.992.386,92 TL tutarındaki ihtilaf konusu faturaların, heyetimizin sektör uzmanı tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda 7.192.800,96 TL'lik kısmının yerinde olduğunun belirlendiği, bununla birlikte sektörel değerlendirmeler bölümünde yer verilen çekincelerin saklı tutulduğu, çekincelere ilişkin taraf açıklamaları kapsamında tespit edilen yerindelik tutarlarında farklılık oluşabileceği saklı tutularak, bu aşamada sektörel açıdan yerindeliği tespit edilen tutar dikkate alınmak sureti ile 8.992.386,92 - 7.192.800,96 = 1.799.585,96 TL tutarındaki farkın, davacı yanın ticari defter kayıtlarında 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla tespit edilen 2.963.832,35 TL tutarındaki bakiye alacağına ilave edilmesi gerektiği, bu itibarla davacı yanın asıl davaya konu 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla takibe konu edebileceği alacağın 4.763.418,31 TL olabileceği, davacı yan takipte 4.387.105,21 TL asıl alacağın tahsilini talep ettiği görülmekle, talep ile bağlılık ilkesi gereği takip talebinin bu tutarla sınırlı olması gerekeceği, rapor içerisinde gerekçeleri açıklanan nedenlerle, davacı yanın 4.387.105,21 TL tutarındaki asıl alacak talebi için talep edebileceği işlemiş faiz tutarının 226.983,62 TL olacağı, davacı yanın takipte 274.612,18 TL işlemiş faiz talep ettiği anlaşıldığından, 47.628,56 TL tutarında aşkın işlemiş faiz talebinin söz konusu olduğu, bu durumda davacı yanın birleşen dava yönünden ilave bir alacağından bahsetmenin mümkün olmadığı, bununla birlikte davalı yanın yapmış olduğu ödemelerin icra takibinden ve dava tarihinden sonra oldukları dikkate alındığında, bahse konu davalı ödemelerinin asıl davaya konu alacak tutarının belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığını belirtmişlerdir.
Mali(2), sektör ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 23/01/2024 tarihli 14 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Taraflar arasındaki 8.992.386,92 TL tutarındaki ihtilaf konusu faturalardan, davalı yan tarafından düzenlenen hizmet faturalarının 7.026.711,84 TL lik kısmının, davacı yan tarafından düzenlenen fark faturalarının ise 4.624,61 TL lik kısmının yerinde olduğunun değerlendirildiği, bununla birlikte sektörel değerlendirmeler bölümünde yer verilen çekincelerin saklı tutulduğu, çekincelere ilişkin taraf açıklamaları kapsamında tespit edilen yerindelik tutarlarında farklılık oluşabileceği saklı tutularak, bu aşamada sektörel açıdan yerindeliği tespit edilen tutar dikkate alınmak sureti ile detaylarına rapor içerisinde yer verilen nedenlerle davacı yanın asıl davaya konu 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla takibe konu edebileceği alacağın 4.416.641,75 TL olabileceği, davacı yan takipte 4.387.105,21 TL asıl alacağın tahsilini talep görülmekle, talep ile bağlılık ilkesi gereği takip talebinin bu tutarla sınırlı olması gerekeceği, kök Rapor içerisinde gerekçeleri açıklanan nedenlerle, davacı yanın 4.387.105,21 TL tutarındaki asıl alacak talebi için talep edebileceği işlemiş faiz tutarının 226.983,62 TL olacağı, davacı yanın takipte 274.612,18 TL işlemiş faiz talep ettiği anlaşıldığından, 47.628,56 TL tutarında aşkın işlemiş faiz talebinin söz konusu olduğu, davacı yanın hesaplamamıza esas faiz oranına itiraz ettiği görülmekle, %25 lik faiz oranı uygulanması gerektiği yönündeki talebini gerekçelendirmediği anlaşıldığından, işlemiş faiz hesaplamasında bir değişikliğe gidilmediği, bu durumda davacı yanın birleşen dava yönünden ilave bir alacağından bahsetmenin mümkün olmadığı, bununla birlikte davalı yanın yapmış olduğu ödemelerin icra takibinden ve dava tarihinden sonra oldukları dikkate alındığında, bahse konu davalı ödemelerinin asıl davaya konu alacak tutarının belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı, bununla birlikte takdiri mahkemeye ait olmak üzere, sektörel tespit ve değerlendirmeler ışığında yazışmalarda onay veren olarak görünen ...'ın, davacı yanın iddia ettiği şekilde bu onayları verme yetkisi bulunmadığı, bu itibarla verilen onaya dayalı kesilen faturaların yersiz olduğu yönündeki itirazlarının kabul görmesi halinde, icmal tablosunda “haklı tanzim edildiği” belirtilen 7.026.711,84 TL lik tutar “haksız tanzim edilmiş” olacağından, davacı yanın birleşen davada 7.026.711,84 TL talep edebileceği, davacı ve davalı yanın, kök rapordaki sözleşme ilişkisinin değerlendirilmesine yönelik yapmış olduğu itirazlar hukuki tavsif gerektirdiğinden takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Mali(2), sektör ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 22/03/2024 tarihli 3 sayfadan ibaret 2.ek raporunda özetle; Gerek kök gerek ise ek raporda davalı yanca davacı yan unvanına keşide edildiği anlaşılan 43 adet ... faturasının 6.701.400,00 TL lik kısmının kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiş olup bu defa mahkeme görevlendirme kararı dikkate alınarak yapılan hesaplamalara aşağıda yer verildiği,
¸Taraflar arasındaki cari hesap farklılığının, davalı yanın keşide ettiği 8.484.145,85 TL lik faturalar ile davacı yanın keşide ettiği 508.241,01 TL lik faturalar olmak üzere toplamda 8.992.386,86 TL olduğu kök raporda belirlendiği, davacı yanın 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu tutar kendi ticari defter kayıtlarına göre 2.963.832,35 TL olup, davalının düzenlemiş olduğu 6.782.400 TL lik ... faturalarının, haklı tanzim edildiği belirlenen 6.701.400,00 TL lik kısmının, işbu raporun hazırlanması için mahkeme görevlendirmesi kapsamında hariç tutulması sonucunda 2.963.832,35 TL tutarındaki bakiye alacağına ilave edilmesi gerektiği, bu itibarla davacı yanın asıl davaya konu 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla takibe konu edebileceği alacağın 2.963.832,35 + 6.701.400,00 = 9.664.832,35 TL olabileceği hesaplandığı, davacı yan asıl davaya konu takipte 4.387.105,21 TL asıl alacağın tahsilini talep ettiği, davacı yanın asıl davaya konu 4.387.105,21 TL tutarındaki asıl alacak için takip tarihine kadar talep edebileceği işlemiş faiz tutarı 226.983,62 TL olarak hesaplanmıştır. Bu hesaplama kök raporda yer verilen tutar ile aynıdır. Tabloda vade oranları haricindeki tüm veriler, ek raporun hazırlanması aşamasında davacı yanca sunulduğu,
¸¸
Davacı yanın birleşen davasında, şimdilik 600.000,00 TL tutarındaki alacağın sözleşmede kararlaştırılan vadelerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiği görüldüğü, birleşen davanın tarihi 21.12.2021 olup, davalı yanın birleşen dava tarihinden önce 10.11.2021 tarihinde 539.014,69 TL ve 10.12.2021 tarihinde 1.509.251,10 TL olmak üzere toplam 2.048.355,79 TL ödeme yaptığı anlaşıldığını, Davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre birleşen dava tarihi 21.12.2021 itibarıyla davalı yandan yukarıda belirtilen davalı ödemeleri düştükten sonra 9.907.953,48 TL alacaklı olduğu, bu tutar içerisinde, davalı yanca keşide edilen faturalar hariç, davacının davalıya keşide ettiği faturalar dahildir. Bu durumda birleşen dava tarihi itibarıyla yine mahkeme görevlendirme kararı kapsamında ... faturaları hariç bırakılarak davacı alacağının, 9.907.953,48 - 503.616,40 (508.241,01 - 4.624,61 davacı faturalarının yersiz olan kısmı) 9.404.337,08 - 325.311,84 (davalı faturalarının ... olanlar dışında yerinde olan faturaları) 9.079.025,24 TL olacağı, bu tutarın 4.387.105,21 TL lik kısmı asıl dava konusu olduğuna göre, davacı yanın birleşen dava tarihi itibarıyla talep edebileceği tutarın 9.079.025,24 - 4.387.105,21 < 4.691.920,03 TL olacağı hesaplanmıştır. Davacı yan tarafından dosyaya birleşen dava yönünden talep edilen işlemiş faiz hesaplamasına yönelik hiçbir çalışma sunulmadığından, sözleşme maddesindeki hesaplama yöntemine göre esas alınması gereken, faturaların muhataba tebellüğü tarihleri de dosya içeriği ya da muavin hesap ekstrelerinden belirlenebilir nitelikte olmadığından, bu aşamada birleşen dava yönünden dava tarihine kadar geçen süre için işlemiş faiz hesabı yapılamadığını belirtmişlerdir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde; davacının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin... esas sayılı takip dosyasında cari hesap alacağından kaynaklanan toplam 4.661.717,39-TL için takip yapıldığı, ödeme emrinin 16/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 20/08/2021 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Sözleşmenin incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 01/07/2019 tarihinde satım sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 31.12.2019 tarihine kadar geçerli olduğu, sözleşmenin 7.maddesi uyarınca mahkememizin yetkili olduğu, davacının satıcı savalının alıcı olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Sözleşmenin 3. maddesinde; "Alıcı talep ettiği miktarda malı faks, elektronik posta ve/veya EDI üzerinden satıcıdan siparişe decektir. Satıcı siparişin kendisine ulaşmasından itibaren sevkiyat ve teslimat bilgileri tablosunda belirtilen sürelerde malı ilgili mağazaya ve/veya depoya talepe dilen tarihte teslim etmekle yükümlüdür.
Malın geç veya eksik teslime dilmesi ya da hiç teslime dilmemesi halinde eksik veya gecikmiş malın net alış fiyatının aktiviteler dönemindeki mallar için %20'si, diğer mallar içinse %10'u 3.kişilerden temin edilen mallar içinse fiyat farkı, sezon dönemindeki mallar için %40'ı, ... malları için %25 tutarındaki bedelleri cezai şart altında satıcıdan tahsil edilir. İşbu cezai şart satıcıya sevkiyatsızlık bedeli olarak fatura edilir. Alıcı kendisine teslim edilen malı açık derecede ayıplı olması halinde 10 gün içerisinde muayene edip iade edebilir..." denilmektedir.
Sözleşmenin 4.maddesinde; "Alıcı, sözleşmeye uygun biçimde teslim edilen ve ilgili faturanın Alıcı tarafından tebellüğ edilmesi şartına bağlı olarak, mal kabul tarihinden itibaren uygulanan 120 gün vadenin ayın 23.günü itibari ile dolması kaydı ile takip eden ayın 10.günü banka havalesi yoluyla satıcının ...-Çerkezköy şubesindeki hesap numaralı... iban nolu hesabına yatırılacaktır. Alıcı tarafından işbu sözleşme uyarınca tanıtım, aktivite, promosyon bedellleri ve sait tüm akdi alacaklar muaccel olup ilgili faturanın tebliğ edilmesine gerek olmaksızın alacak muaccel olduğunda gerek haricen gerekse satıcının alıcı nezdinde bulunan cari hesabından mahsup edilmek suretiyle tahsil edilir." denilmektedir.
4.2.2.1. Aktivite Bedeli: “Alıcı tarafından tüketicilere yönelik düzenlenen ve Satıcı'nın ürünlerinin marka bulunurluğunu artırmayı hedefleyen aktiviteler için Satıcı tarafından Alıcıya ödenecek olan hizmet bedelidir Alıcı, işbu aktiviteleri normal dönemlerin yanı sıra perakendenin izel dönemlerini dikkate alarak farklı tarihlerde ve farklı oranlarda da gerçekleştirebilecektir. (Back to school sevgililer günü, bayram dönemleri, yılbaşı vs.)
4.2.2.2. Mağaza Aktivite ve Tanıtım Bedeli: Alıcının açılacak olan mağazalarında açılış döneminde yapılacak özel aktiviteler ve tanıtım faaliyetleri ile ilgili ödenecek bedeldir. Ödenecek bedel mağaza tipi bazında aktivitenin ve tanıtımın büyüklüğüne göre belirlenmiştir.
Dava, asıl dava yönünden cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Birleşen dava yönünden; taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle oluşan kısmi alacağın tahsiline istemine ilişkindir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında mal satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, satım sözleşmesi uyarınca davacının alıcı olan davalıya malları teslim ettiği, davalının mal teslimine ilişkin itirazının bulunmadığı, sözleşme kapsamında mezkur malların davalı yana teslim edilmek sureti ile davacının sözleşme edimini ifa ettiği görülmüştür.
Temel uyuşmazlık, davalı alıcının, davacıya verdiğini iddia ettiği hizmet karşılığının, davacıdan olan alacağına mahsup edilip edilmeyeceği noktasındadır. Bu husustaki temel uyuşmazlık ise, davalı tarafından düzenlenen ihtilaflı faturaların, sözleşmede "firma yetkilisi" olarak tanımlanmış olan ...'a mail bildiri ile onay alınması edimin ifa edildiğinin kabulü anlamı taşıyıp taşımayacağı, bu anlamı taşıyıp taşımamasının takdirinde de fatura içeriklerindeki kalemlerden hangilerinin sözleşmede olduğu hususlarıdır.
Taraflar arasında açık cari hesap farklılığın nedeni olan faturalar şu şekildedir: ... fiyat farkı (43 adet) 6.782.400,00 TL , Aktivite bütçesi (18 adet) 1.626.998,16 , Aktivite bütçesi (4 adet) 74.747,69 TL, Lojistik bedeli (22 adet) 521.210,44 TL ,Lojistik bedeli (1 adet davacının düzenlediği) 85.094,45 TL, Reyon Bedeli (23 adet) 1.531.603,72 TL, Reyon bedeli (1 adet davacının düzenlediği) 293.195,66 TL, Reyon bedeli (12 adet) 1.299.509,43 TL, Reyon Hizmet Bedeli (1 adet davacının düzenlediği) 129.950,90 TL olup, sonuçta davacı tarafın keşide ettiği 508.241,01 TL ve davalı tarafın keşide ettiği 8.484.145,85 TL ve toplamda da 8.992.386,86 TL faturalar açısından uyuşmazlık bulunmaktadır.
Bu faturalardan davalı tarafça tanzim edilen ...ve aktivite bütçesi adı altındaki faturalar, davacı tarafça hiç kabul edilmemekte, Lojistik bedeli, reyon bedeli , reyon hizmet bedeli adı altında davalı tarafça tanzim edilen toplamdaki 57 adet fatura ise, davacı tarafça esasen kabul edilmekle birlikte tanzim tutarlarının davalı tarafça fazla tanzim edildiği iddiası ile, 3 ayrı fiyat farkı faturası ile fazla olan kısımlarının davalı tarafa yansıtılmaya çalışıldığı faturalar olduğu iddia edilmektedir.
Sözleşmede olan edim ve borçlar nedeniyle o sözleşmede "firma yetkilisi" olarak tanımlanmış olan Kübra Aşık'a mail bildiri ile onay alınması edimin ifa edildiğinin kabulü anlamı taşısa da, söz konusu Sözleşme kapsamında "...fiyat farkı"'na ilişkin bir hak tanınmamış bulunmakla, sözleşmede bulunmayan hak için sözleşmedeki firma yetkilisi olarak tanımlanan Kübra Aşık'ın mail onayı bu hakkın doğumunun ispatı için yeterli değildir. Kaldı ki buna ilişkin 42 faturanın tamamı geri iade tanzim edilerek davalıya iade edilmiş olmasına, davalının bunu bilmesine ve Kübra tarafındna onay verilmesine rağmen bu hususun aydınlatılması yerine yine düzenlediği faturanın da be şekilde iade edilmesine rağmen sürekli bu onayları Kübra'dan almasında, Kübra'nın verdiği onayın geçerli olduğu farklı gerekçeler ile iddia edebilmesi de mümkün değildir.
Belirli vade, borçlunun borcunu ne zaman ifa etmek zorunda olduğunu takvime göre hesaplayabileceği süreyi ifade etmektedir. Bu nedenle, borcun ileride gerçekleşecek olan bir olaydan belli bir süre sonra ifası gerektiğine ilişkin kayıtların belirli vade niteliği taşıyıp taşımadığı doktrinde tartışmalı ise deh âkim görüş, bu tarz kayıtları belirli vade olarak kabul etmeme görüşünde olup, bu görüşe göre borçlu, ödemenin kendisine bağlandığı olayın, gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ilgilenmek zorunda değildir. Mahkememizde bu kanaattedir.
Bu nedenlerle davalı tarafın sözleşme kapmasında kalan / sözleşmede düzenlenen hakları kapsamında Kübra Aşık'ın verdiği onaylar haricinde, takdiri mahkememize ait olmak üzere Kübra Aşık'ın onay verdiği gerekçesi ile davalı karşı alacağının sübut bulduğu daha önceki raporlarda bildirilen ancak sözleşmede düzenlenMEyen hak iddialarına dayalı davalı tarafça düzenlenen faturaların toplamı davacı alacağından düşülmeksizin asıl ve birleşen dava açısından var ise alacak miktarının her bir alacak kalemleri ve fer'ileri açısından hesaplaması yapılması için 2. Ek rapor aldırılmış ve buna göre davacı yanın 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu tutar kendi ticari defter kayıtlarına göre 2.963.832,35 TL olup, davalının düzenlemiş olduğu 6.782.400 TL lik ... faturalarının, haklı tanzim edildiği belirlenen 6.701.400,00 TL lik kısmının hariç tutulması sonucunda 2.963.832,35 TL tutarındaki bakiye alacağına ilave edilmesi gerektiği, sözleşme kapsamında kalan aktivite bedeli, mağaza aktivite ve tanıtım bedeli, CRM Aktivite, Lojistik bedeli, Reyon hizmet bedeli açısından ise kök ve güncelelenen 1. Ek rapordaki bilirkişi kurulunun teknik görüşlerine de katılarak davacı yanın asıl davaya konu 10.08.2021 takip tarihi itibarıyla takibe konu edebileceği alacağın 2.963.832,35 + 6.701.400,00 = 9.664.832,35 TL olduğu ancak davacı yan asıl davaya konu takipte 4.387.105,21 TL asıl alacağın tahsilini talep ettiği, davacı yanın asıl davaya konu 4.387.105,21 TL tutarındaki asıl alacak için takip tarihine kadar talep işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de; fatura tanzim tarihinden itibaren 120 günün takip eden ayın ilk 10. Günü belirli vade niteliğinde olmayıp almadığından işlemiş faiz kalemine itirazın iptali talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre birleşen dava tarihi 21.12.2021 itibarıyla 2. Ek raporun 2 ve 3. Sayfasında belirtilen davalı ödemeleri düştükten sonra 9.907.953,48 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Bu tutar içerisinde, davalı yanca keşide edilen faturalar hariç, davacının davalıya keşide ettiği faturalar dahildir. Bu durumda birleşen dava tarihi itibarıyla yine mahkememizin görevlendirme kararı kapsamında ... faturaları hariç bırakılarak davacı alacağının, 9.907.953,48 - 503.616,40 (508.241,01 — 4.624,61 davacı faturalarının yersiz olan kısmı) = 9.404.337,08 - 325.311,84 (davalı faturalarının ... olanlar dışında yerinde olan faturaları) =9.079.025,24 TL olacağı, bu tutarın 4.387.105,21 TL lik kısmı asıl dava konusu olduğuna göre, davacı yanın birleşen dava tarihi itibarıyla talep edebileceği tutarın 9.079.025,24 - 4387.105,21 = 4.691.920,03 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça tanzim edilen ...faturaların tanzim edilme nedeni 29.02.2024 tarihli dilekçe tarihine kadar dosyadan belli olmadığı, sadece fiyat farkı faturası olduğunu faturaların altındaki açıklamalardan anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede ... ibaresi ile fiyat farkı faturası tanziminin davalı tarafın sözleşmeden gelen bir hakkı olmadığı anlaşılmıştır. ... ibaresi ile fiyat farkı faturasın düzenlenmesinin dayanağı, ifası ve miktarı yargılama aşamasında ispatlanamamıştır. Yine fatura tanzim tarihinden itibaren 120 günün takip eden ayın ilk 10. Günü belirli vade niteliğinde olmadığından temerrüt faizi talebini dava tarihinden itibaren kabul edilmiştir.
Davalı defterlerin yerinde incelenmediğini , ...-fiyat farkı faturalarının içeriğine yönelik müvekkil şirketle görüşme yapılmamıştır ....detaylı bilgi sağlayıp, açıklama yapmamız mümkün olmamıştır" şeklinde itiraz da bullunarak yerinde inceleme talep etmiş ise de yerinde inceleme talebi defter inceleme yönelik değildir. Davalı defterleri incelenmiştir. Yerinde inceleme talebi bilgi verme, açıklama yapmaya yönelik usul dışı bir taleptir.
Kötü Niyet Tazminatı yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.
Kötü niyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmesi itibariyle, açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacı tarafından cari hesaba dayalı olarak açılan iş bu davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-a- ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜYLE davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin 2021/15609 sayılı dosyasındaki 4.387.105,21 TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranına itirazların iptaline
b-4.387.105,21 TL’nin %20’si olan 877.421,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c- Fazlaya ilişkin istemin reddine
d- Kısmı ret nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin, kötü niyet sabit olmadığından reddine
e-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 299.683,16-TL karar ve ilam harcından 56.301,89-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 243.381,27-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
f-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvuru harcı, 56.301,89-TL peşin harç olmak üzere toplam 56.361,19-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-Davacının karşıladığı 40.689,80-TL yargılama giderinin, kabul/ret oranına göre hesaplanan 38.292,85-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 2.396,95-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
ğ-Davalının karşıladığı 300,00-TL yargılama giderinin, kabul/ret oranına göre hesaplanan 17,67-TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 282,33-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
h-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden takdir edilen 333.613,16-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ı-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden takdir edilen 43.191,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
i-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 1.242,24-TL'nin davalıdan, 77,76-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
2-a-BİRLEŞEN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE 4.691.920,03 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
b-Dava tarihinden önce temerrüdü düşürüldüğü sabit olmadığından bu hususa ilişkin talebin reddine,
c-Kabul edilen miktar üzerinden 320.505,06-TL karar ve ilam harcından 10.246,50-TL peşin harç, 109.753,00-TL ıslah harcı toplamı 119.999,50-TL harcın düşümü ile eksik kalan 200.505,56-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
ç-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvuru harcı, 10.246,50-TL peşin harç, 109.753,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 120.058,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacının karşıladığı 36,00-TL yargılama giderinin, kabul / ret oranına göre hesaplanan 24,04-TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 11,96-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden takdir edilen 339.838,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 2.334.791,81-TL üzerinden takdir edilen 254.739,59-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 881,40-TL'nin davalıdan, 438,60-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/07/2024

Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”