T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/369
KARAR NO: 2025/307
DAVA: Alacak (Kurum Zararından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/02/2024
KARAR TARİHİ: 05/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kurum Zararından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- ihtiyacı için yapılan ihale neticesinde yüklenici firma ------- edimini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle yüklenici firmaya karşı meydana gelen toplam 13.222.566,80 TL lik kamu zararının yasal faizi ile birlikte tahsili için iş bu davanın açıldığını, -----ihtiyacı için tedarik edilecek ---- ihalesinin 15 Nisan 2021 tarih ve (36) sayılı sözleşme sayılı Sözleşme ile------- firmanın uhdesinde taahhüde bağlandığını, ancak anılan firmanın taahhüdünü 15 Nisan 2021 tarih ve (36) sayılı sözleşme sayılı Sözleşme (EK 2) hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, bu nedenle kaçan fırsat ---- ilan bedeli ---- ve posta gideri 458,80 TL olmak üzere toplam ------ kamu zararı oluştuğunu, söz konusu kamu zararının ------ yasal faizi ile tahsilinin istendiğini, ------ ihtiyacı için yapılan ihale neticesinde yüklenici firma -------edimini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle yüklenici firmaya karşı meydana gelen toplam 13.222.566,80 TL olarak ortaya çıkan hazine zararının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı yüklenici firmadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taraf sıfatı bulunmadığını, ---------- teşkilatı içerisinde yer alması hasebiyle davanın reddedilmesi gerektiğini, taraf sıfatı yokluğu ve dava ehliyetine ilişkin itiraz baki kalmak kaydıyla huzurdaki uyuşmazlığın çözümünün Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde gerçekleştirilmesi gerektiğinden görevsiz mahkeme nezdinde ikame edildiğini, davanın reddi gerektiğini, ikinci ihale sonucunda toplanan birim fiyatların fahiş nitelikte bulunduğu ve işbu miktarın davacı idare tarafından kabul edilerek ihalenin sonuçlandırılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla uygun hesaplama yöntemleri ve maliyet tablosu dikkate alınmadan gerçekleştirilmiş 26.07.2022 tarihli ihale sonucunda ortaya çıkmış birim fiyatın ve işbu birim fiyat üzerinden hesaplanan zararın gerçeği yansıtmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalının edimlerini yerine getirmemesi ürünlerin ayıplı olması nedeniyle doğan kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.Dosya mahkememize -------- tarihinde kesinleşen görevsizlik kararı nedeniyle ve süresinde talep üzerine mahkememize gönderilmiş ve esasa kaydı yapılmıştır. Mahkemenin görevsizlik kararında"...Dava; Kurum zararı nedeniyle alacak talebine ilişkindir.Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta;Davacı ile davalı şirket arasında Davacı --------- asayiş kıyafeti için ihale ve sözleşme yapıldığı anlaşılmakla davalı şirket yönünden ticari iş niteliği arzetmektedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Yasası'nın 19/II. maddesi gereğince davalı yönünden ticari iş niteliğinde olan bu sözleşme davacı taraf açısından da ticari iş sayılır.-----ihtiyacını karşılamak amacıyla 156.000 Adet Gömlek ----- ihalesi kapsamında ------- sözleşme imzalandığı, sözleşmenin ifası aşamasında şirketin talebi üzerine, şirkete 15 takvim günü cezalı ek süre verildiği, şirketin söz konusu malzemelerin teslimini tamamladığı, ancak yapılan muayene sonucunda malzemelerin fiziksel özellikler yönünden uygun olmadığının şirkete bildirildiği, bunun üzerine şirkete 20 gün süreli ihtarname çekildiği, ihtarlı teslim süresi sonunun 28.02.2022 tarihi olduğu, fakat şirketin taahhüdünü sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, ihtiyacın devam etmesi nedeniyle yapılan ikinci ihalede, ekonomik açıdan en avantajlı teklifi veren ----- sözleşme imzalandığı ve ----- ihtiyaca yönelik tedariği tamamladığı, işin-------- birim fiyata gerçekleştirildiği ve toplamda ---- ödendiği, fakat ---- katılmış olduğu ilk ihalede en avantajlı fiyatı veren 2. Şirketin 3.411,072,00-TL fiyat teklifinde bulunduğu ve anılan iki tutar arasındaki farkın kaçan fırsat olarak nitelendirildiği, 13.222.566,80-TL zarar oluştuğunun tespit edildiği ortaya çıkmış bu zararın taraflar arasındaki sözleşme fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği iddiası ile iş bu davanın açıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK md 19/2 gereğince ticari ilişkiden kaynaklandığı, bu hususların TTK da düzenlendiği, uyuşmazlık konusunun Asliye Ticaret Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği, ayrıca görevin dava şartı olduğu, bu hususun kamu düzenini ilgilendirdiği ve esasa girmeye engel teşkil ettiği ve yargılamanın her aşamasında re'sen değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile mahkememizin görevsizliğine, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli bulunduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.---------şeklinde gerekçe açıklanmıştır.----- kararına gerekçe yapılan ------ Karar sayılı ilamı hakkında ilk derece mahkemesinin direnmesi üzerine ---- Sayılı kararı ile "... Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ------ Asliye Ticaret Mahkemesince göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddine dair verilen ----sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, -------- sayılı ilamı ile; (...Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmeye aykırı olarak ayıplı imâl edilen eserden dolayı oluşan hazine zararı alacak istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştiğinde ve süresinde talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Uyuşmazlık davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.6102 Sayılı Türk Ticaret Yasası'nın 3. maddesinde bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Türk Ticaret Yasası'nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Türk Ticaret Yasası'nın 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Yine aynı Yasa'nın 19/II. maddesinde taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır düzenlemesine yer verilmiştir.Dava konusu somut olayda davalı yüklenici şirket davacı iş sahibi ------ait 4 kalem zırhlı landrover camının imali ve teslimi işini üstlenmiş, yanlar arasında 23.08.2010 tarihli sözleşme düzenlenmiştir. Davalı yüklenici edimini ifa etmiştir. Ancak davacı idare teslim edilen zırhlı landrover camından 68 adedinin ayıplı olması nedeniyle doğan zarardan dolayı 16.320,00 TL alacak isteminde bulunmuştur. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı idarenin tacir olmadığı, davanın özelliği gereği ticari dava niteliği taşımadığı davaya Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bakılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Oysa davalı yüklenici ---------- olup sözleşme kapsamındaki zırhlı landrover camı imal işi şirketin ticari işletmesiyle ilgili bulunmaktadır ve davalı yönünden ticari iş niteliği arzetmektedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Yasası'nın 19/II. maddesi gereğince davalı yönünden ticari iş niteliğinde olan bu sözleşme davacı taraf açısından da ticari iş sayılır. Buna rağmen yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle görevli mahkeme -------- Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. İşin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme neticesi görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. ...)gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi uyarınca davacı iş sahibine davalı yüklenici şirket tarafından teslim edilen zırhlı landrover camlarının bir kısmının ayıplı olması nedeniyle doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 23.08.2010 tarihli sözleşme uyarınca davalı şirketin müvekkili şirkete zırhlı landrover camının imali ve teslimi işini üstlendiğini ancak müvekkili şirkete davalı şirketçe teslim edilen zırhlı landrover camından 68 adedinin ayıplı olduğunu, uğranılan zararın da davalı tarafça giderilmediğini ileri sürerek, 16.320.00 TL hazine zararının işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacı idarenin tacir olmadığı, davanın özelliği gereği ticari dava niteliği taşımadığı, davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerektiğinden bahisle, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda yazılı nedenlerle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda dayanılan gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiş, direnme kararını taraf vekilleri temyize getirmiştir.-------- önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu sözleşme ile imal edilmesi üstlenilen işin her iki taraf açısından ticari iş niteliğinde bulunup bulunmadığı ile varılacak sonuca göre uyuşmazlığın çözüm yerinin ticaret mahkemeleri olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
I-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Öncelikle ticari iş ve ticari dava kavramları üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar ----------Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Somut olayda uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.Uyuşmazlık konusu “zırhlı landrover camının imalatı ve teslimi” işinin, davalı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, davacı kurumca uyuşmazlık konusu işin ihalesi, ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Kaldı ki, TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından -------- tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, tacirin işlerinin ticari olması ilkesi de burada işlevsiz hale gelmiştir. Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi ve bu kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun olup; direnme kararının onanması gerekir.
II- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bozma nedenine göre avukatlık ücreti, yargılama giderleri yönünden temyiz itirazları Dairece incelenmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: 1- Yukarıda (I.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
2- (II.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın ---------- DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 16.09.2015 gününde oybirliği ile karar verildi. " şeklinde karar vermek suretiyle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu belirlemiştir. -------- kararında da belirtildiği üzere davaya bakmaya mahkememizin görevli olabilmesi için gereken şartların somut olayda gerçekleşmediği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak zararın tazmininin talep edildiği, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti itibariyle eser sözleşmesi olup bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığı, bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunlu olmakla birlikte davacının tacir sıfatının bulunmadığı, bu durumda davacı yönünden ticari işletmesini ilgilendiren bir işten de söz edilemeyeceği, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, MAHKEMEMİZİN KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE,
2- Dosyanın kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içinde başvuru halinde, görevli ------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın ------HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-HMK.'nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama harç vegiderleri ile vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine dair,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde oy birliğiyle karar verildi.05/05/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!