T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/867
KARAR NO : 2026/70
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2024
KARAR TARİHİ : 21/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 22.11.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; I. MADDİ VAKIALAR Müvekkili şirket ile davalı -----arasında imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi (“Sözleşme”) ile müvekkili şirket Sözleşme konusu kullanım yerlerinde kullanılmak üzere davalıya elektrik enerjisi tedarik etmektedir. Sözleşme m. 12.6.1’de taraflardan birinin haklı nedenin varlığına bakılmaksızın Sözleşme’yi tek taraflı olarak feshetmesi halinde 12.6.2. maddede düzenlenen cezai şart bedelini ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Davalının 2023 yılı içerisinde Sözleşme’yi tek taraflı feshetmesi üzerine Sözleşme’nin 12.6.2. maddesinde düzenlenen cezai şart için gerekli koşullar oluşmuş ve müvekkili şirket tarafından Taahhüt Çıkış Bedeli (“TÇB”) adı altında 20.10.2023 tarihli ve 30.115.948,57-TL bedelli tahakkuk faturası düzenlenmiştir. Cezai şart hesaplamasına ilişkin detaylara aşağıda yer verilecektir. Bununla birlikte, aşağıda detaylarına yer verileceği üzere, elektrik piyasası mevzuatı kapsamında elektrik tedarikçileri tarafından düzenlenen faturalarla nihai tüketicilere yansıtılan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (“YEKDEM”) Bedeli de 24.10.2023 tarihli ve 1.550.937,66-TL bedelli ek tahakkuk faturası ile davalıya yansıtılmıştır. Zira davalı Sözleşme süresi boyunca bu bedelleri ödememiştir. YEKDEM bedeline ilişkin detaylı açıklamalara da aşağıda yer verilecektir. 30.115.948,57-TL TÇB ve 1.550.937,66-TL YEKDEM bedeline ilişkin düzenlenen faturaları zamanında ödemeyen davalı yan temerrüde düşmüş; öte yandan TÇB faturasının 34,13 TL’lik ve YEKDEM bedeli faturasının 369.126,92-TL’lik kısmı davalının Doğrudan Borçlanma Sistemi’nden tahsil edildiğinden toplam asıl alacak miktarı 31.297.725,18-TL olarak vuku bulmuştur (30.115.948,57-TL TÇB + 1.550.937,66-TL YEKDEM - 369.126,92-TL – 34,13 TL’lik ödeme formülüyle hesaplanmaktadır). Dolayısıyla asıl alacak miktarı ve ferileriyle ilgili olarak zorunlu ticari arabuluculuk başvurusu yapılmış ve süreç anlaşmama ile sona erdirilmiştir. Neticeten, huzurdaki haklı alacak davasının açılması zorunluluğu doğmuştur. II. HUKUKİ AÇIKLAMALAR USULE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR MAHKEME UYUŞMAZLIĞI GÖRMEK VE SONUÇLANDIRMAK BAKIMINDAN GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEMEDİR. Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m.4 uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava niteliğinde olup m.5’te düzenlendiği üzere ticari davalara bakmakla sorumlu mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Somut olayda, taraflar arasındaki Sözleşme konusunun davalının ticarethanesine elektrik enerjisi tedariği olduğu, her iki tarafın da tacir olduğu ve Sözleşme’nin ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında akdedildiği nazara alındığında davalının tüketici tanımına uymadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Öte yandan Mahkeme uyuşmazlığı görmek bakımından aynı zamanda yetkili mahkemedir. Taraflar arasında akdedilen Sözleşme’nin 14.4. maddesi yetki şartını düzenlemektedir. Bu hükme göre, davacı müvekkili şirket ile karşı taraf arasında Sözleşme’nin uygulanmasından doğan ihtilafların çözümünde, ----(--) Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkilidir. Bu noktada davalı şirketin olası savunması gözetilerek peşinen açıklamada bulunulmasında fayda görülmektedir. Yetki konusunda düzenleme içeren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m.58 şöyledir: “İkili anlaşmayla veya müstakil bir yetki sözleşmesiyle, mahkemelerin ve icra dairelerinin yetkisi tüketicinin hak arama özgürlüğünü ve savunma hakkını kullanmasını güçleştirecek şekilde belirlenemez ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerince yetkili sayılan mahkemelerin ve icra dairelerinin yetkisi kaldırılamaz. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.”. Yukarıda anılan mevzuat maddesi, taraflar arasındaki Sözleşme’de yer alan yetki şartının geçerliliğine halel getirmemektedir. Zira basiretli bir tacir olan davalı şirket, tedarik şirketini özgürce seçmiş ve Sözleşme koşullarını özgür iradesiyle kabul etmiştir. Dolayısıyla Sözleşme m.14.4’te yer alan yetki şartı geçerlidir ve davalı şirketin savunma hakkını kullanmasını da güçleştirmemektedir. Sözleşme’deki yetki şartı ve anılan mevzuat maddesi birlikte değerlendirildiğinde, ---- Ticaret Mahkemeleri ile ----- Ticaret Mahkemelerinin birlikte yetkili olduğu hususunda herhangi bir şüphe yoktur. Yetkili mahkemeler arasında seçimlik hak, talepte bulunan alacaklı olarak ---- Ticaret Mahkemelerinden yana kullanılmıştır. ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR DAVALI ŞİRKET, HAKLI NEDEN OLMAKSIZIN SÖZLEŞME’Yİ FESHETMESİ ÜZERİNE TAHAKKUK ETTİRİLEN CEZAİ ŞARTA VE ÖDENMEMİŞ YEKDEM BEDELLERİNE İLİŞKİN FATURALARI SÜRESİNDE ÖDEMEYEREK TEMERRÜDE DÜŞMÜŞTÜR. BU TUTARLARIN DAVALI ŞİRKETTEN TAHSİLİNE KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR. İcra Takibine ve EK-2’de sunulan Faturaya Konu Edilen Cezai Şart Bedeline İlişkin Açıklamalar Taraflar arasında akdedilen Sözleşme’nin 6. maddesi tedarik edilen enerjinin bedelini konu almaktadır. Bu maddede, müvekkili şirketin davalıya tedarik edeceği elektrik enerjisi için uygulanacak tarife esaslarının ve aktif enerji birim fiyatının Sözleşme’nin EK-2 numaralı eki olan "Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar" başlıklı ekte belirlendiği ifade edilmiştir. Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar'ın 1.1. maddesinde perakende satış tarifesi birim fiyatının hangi formül ile hesaplanacağı ortaya koyulmuştur. Buna göre birim fiyat olarak 5.55000000 TL/kWh + YEKDEM Birim fiyatı TL/kWh uygulanacaktır. Bu halde, taraflar arasında sabit fiyat uygulamalı anlaşma olduğu görülebilecektir. Sözleşme’nin eki niteliğindeki Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar’ın 2. maddesinde, enerji tedarikinin 01.03.2023 tarihinde başlayacağı ve Sözleşme süresinin tedarik başlangıcından itibaren 22 ay olduğu düzenlenmiştir. İlgili hükme göre, Sözleşme’nin sona erme tarihi 01.01.2025’tir. Buna karşın, davalı şirket, Sözleşme ilişkisinin devam ettiği dönemde Sözleşme ile kararlaştırılan sabit fiyatı ticari takdiri doğrultusunda yüksek bulmuş ve daha düşük fiyat ile enerji tedariki sağlayabileceğini düşünen bir başka elektrik tedarikçisi şirket ile anlaşarak süresinden önce ve haklı bir sebep bulunmaksızın 2023 yılı içerisinde Sözleşme’yi feshetmiştir. Davalı şirketin TTK m.18/3’e aykırı şekilde yazılı bir fesih bildiriminde bulunmaması ve yalnızca farklı bir tedarikçi şirket ile anlaştıklarını müvekkili şirkete şifahi olarak aktarması sebebiyle, fesih bildirimi sunulamamaktadır. Ancak davalı şirketin Eylül 2023 içerisinde “tedarikçi değişim nihai bildiriminde” bulunmuş olması gözetildiğinde 05.09.2023 tarihinde farklı bir tedarikçiyle anlaştığı anlaşılmaktadır. Sözleşme’nin feshinin aşağıda açıklanacağı üzere haksız olduğu gibi, usulsüz bir şekilde de gerçekleştirildiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sözleşme m.12.6.1’de taraflardan birinin haklı nedenin varlığına bakılmaksızın Sözleşme’yi tek taraflı feshetmesi halinde 12.6.2. maddede düzenlenen cezai şart bedelini ödeyeceği düzenlenmiştir. İlgili madde şöyledir: “Elektrik tedariki başlamamış dahi olsa; i) Taraflardan birinin haklı nedenle Sözleşme’yi feshetmesi ya da Sözleşme’den dönmesi halinde veya, ii) Taraflardan birinin haklı bir sebep olmaksızın Sözleşme’yi feshetmesi ya da Sözleşme’den dönmesi halinde Sözleşme’nin feshine ya da Sözleşme’den dönmeye sebep olan veya haklı bir sebep olmaksızın Sözleşme’yi fesheden veya Sözleşme’den dönen taraf 12.6.2. maddeye göre hesaplanacak cezai şartı diğer tarafa ödemekle yükümlüdür.”. Bu halde, Sözleşme’yi haklı neden olmaksızın süresinden önce fesheden davalı şirketin cezai şart ödemekle yükümlü olduğu açıktır. Cezai şartın düzenlendiği ve atıf yapılan m. 12.6.2 ise şöyledir: “Ceza şart, mevcut Kullanım Yerleri’nde son bir yıl içinde en yüksek kullanımın yapıldığı aya ait tüketim miktarına işbu Sözleşme’de yer alan birim fiyatın uygulanması sonucu bulunan fatura bedelinin iki katıdır. Cezanın hesaplanmasında kullanılacak aktif enerji birim fiyatı, YEKDEM vb. unsurlara bağlı hesaplanacak bedeller de ilave edilerek belirlenir. Ceza bedeli hesabına esas olacak fatura bedeli, aktif enerji bedeline dağıtım bedeli, vergi fon vb. diğer fatura kalemleri de eklenerek bulunur. Müşterinin, son bir yıl içinde başka tedarikçilerden elektrik enerjisi temin ettiği aylar var ise ilişkili tüketim verisi Müşteri’den veya ilgili dağıtım şirketinden temin edilir.”. İlgili hükme göre, cezai şart tutarı son bir yıl içinde en yüksek kullanımın yapıldığı aya ait düzenlenen faturanın iki katıdır. Davalı şirketin son bir yıl içinde Eylül 2022-Eylül 2023 arası dönemdeki elektrik enerjisi tüketimlerini gösterir tablo işbu dilekçe ekinde sunulmaktadır. Tablodan da görülebileceği gibi, davalı şirket son bir yıl içinde en yüksek elektrik tüketimini 2023 Eylül ayında yapmıştır. Davalının bu aydaki toplam elektrik tüketimi 2034958,275 kWh’dır ve bu aya ilişkin düzenlenen toplam fatura bedeli 14.575.554,69-TL’dir. Buna göre, işbu faturanın 2 katına denk gelecek tutara m.12.6.2’de düzenlendiği üzere aktif enerji birim fiyatının uygulanması ve dağıtım bedeli, vergi fon vb. diğer fatura kalemlerinin de eklenmesi suretiyle toplam cezai şart miktarı tespit edilmiştir. Cezai şart hesaplama kırılımı, EK-4 olarak sunulan tabloda da yer almaktadır. Bu hesaplama uyarınca belirlenen 30.115.948,57-TL tutarındaki cezai şarta istinaden 20.10.2023 tarihli fatura düzenlenmiştir. Bu faturanın son ödeme tarihi 06.11.2023 olup davalı tarafça süresi içerisinde faturaya konu cezai şart ödenmemiş (34,13 TL tutarlı kısmı DBS üzerinden tahsil edilmiştir) ve davalı temerrüde düşmüştür. Bu noktada, davalı şirketin, müvekkili şirketin haklı cezai şart talebiyle ilgili olarak dile getirmesi olası savunması da gözetilerek, Sözleşme’deki cezai şart hükmünün “genel işlem şartı” niteliğinde olmadığına ve bu sebeple geçersiz kabul edilemeyeceğine peşinen değinilmesinde fayda görülmüştür. Davalı şirket bir sermaye şirketi olarak basiretli bir tacirdir ve özgürce seçebildiği elektrik tedarik şirketleri arasında müvekkili şirket ile elektrik tedarik sözleşmesi akdetmiştir. Basiretli bir tacir olan davalı şirketin, elektrik piyasasındaki fiyat değişimlerinden ve sektör dinamiklerinden haberdar olmadığını ileri sürmesi mümkün değildir. Sözleşme’nin diğer tüm hükümlerini kabul eden, sözleşme serbestisi çerçevesinde hareket eden, basiretli bir tacir olarak Sözleşme şartlarının müzakeresine katılan ve bu şartları kabul eden davalı şirketin, Sözleşme’yi keyfi bir şekilde sona erdirdikten sonra yalnızca cezai şart düzenlemesinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu ve geçersizliğini ileri sürmesi kötü niyetlidir ve çelişkili davranış yasağına aykırıdır. Nitekim Yargıtay’ın pek çok emsal kararında da, basiretli tacir konumunda olan şirketlerin bu tür sözleşmelerde cezai şartın genel işlem şartı niteliğinde olduğu yönündeki iddialarına itibar edilemeyeceği hususu, basiretli tacir olma niteliklerine uygun şekilde ve aşağıda alıntılandığı üzere izah edilmiştir: Yargıtay ----. HD.,------. sayılı dosyada davacı vekili; davalı ile imzalanan elektrik satış sözleşmesinin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; alıcının mücbir sebepler dışında sözleşmeye aykırı davranması halinde satıcının sözleşmeyi feshedebileceğinin ve son iki aylık elektrik fatura bedeli toplamının cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tacir olan davacının sözleşme hükmüne dayalı olarak tahakkuk edilen cezai şart bedelini ödemediğini ileri sürerek, haksız itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. … Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) "sözleşme serbestisi" ana kural olmakla birlikte, hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetiminin sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan tarafı dürüstlük kuralları kapsamında koruduğunu, … dava konusu sözleşmenin taraflarca müzakere edilerek varılan mutabakat ve "sözleşme serbestisi" dahilinde imzalandığı, sözleşmenin 24 ay süreli olup uyuşmazlık konusu döneme kadar iptal veya feshedilmeyerek yenilendiği, … "sözleşmede yer alan hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olduğu" savunmasına itibar edilmeyeceği, birleşen ----- sayılı davanın konusu olan cezai şart alacağı yönünden; davalı tarafın "davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği veya ihlalin kendilerince yapılan yazılı bildirime rağmen sözleşmede belirtilen süre içinde giderilmediği"ne dair delil sunmadığı, ayrıca sözleşmede belirtilen süre içinde fatura ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmedeki hükmün genel işlem şartı olarak nitelendirilebilecek bir düzenleme olmadığı, davacının son iki faturası 90.186,36 TL bedelli ve 82.125,05 TL bedelli faturalar talep edilebilecek cezai şart bedelinin bu iki fatura toplamı olan 172.311,30 TL asıl alacak + 459,50 TL gecikme zammı dahil 172.770,80 TL' olduğu, davacının takipteki talebinin 172.811,15 TL olduğu gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında … karar vermiştir. … Temyizen incelenen karar belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı tacir şirketin sözleşmede öngörülen cezai şart hükmü ile bağlı olup sözleşme hükmü uyarınca ödenmeyen son iki fatura bedeli toplamının cezai şart bedeli olarak hüküm altına alınmasının … anlaşılmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.” ----Asliye Ticaret Mahkemesi, -----“her ne kadar sözleşmenin tek taraflı hazırlandığı, genel işlem şartına uygun olmadığı yönünde itiraz ve savunmada bulunulmuş ise de somut uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanmakta olduğu, tarafların her ikisinin de tacir olduğu bu nedenle cezai şarta ilişkin hükümlerin tacirin basiretli davranma yükümlülüğü ve sözleşme hürriyeti kapsamında ele alındığında; TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davalının sözleşmenin cezai şarta ilişkin maddesinin geçersizliği yönündeki itirazlarının dinlenemeyeceği, zira serbest tüketici olan davalının sözleşme serbestisi ilkesi gereğince genel/ulusal tedarik şirketinden elektrik tedarik edebileceği gibi sektörde faaliyet gösteren birden fazla özel şirketten de ------- elektriğini tedarik edebileceği, kaldı ki davacının tekel niteliğinde bir hizmet de vermediği, bu durumda basiretli tacir olarak akdettiği sözleşmenin maddesi olan cezai şarta dair maddesinin de her iki tarafı bağlayacağı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin yukarıda anılan maddesi gereğince davalı şirketin yükümlüklerine uygun davranmaması neticesinde ----- tarihinde sözleşmenin bildirimsiz olarak davalı tarafında feshedildiği, bu nedenle sözleşme ile kararlaştırılan cayma bedelinin talep edilmesi şartlarının davacı lehine oluştuğu…”-----. Asliye Ticaret Mahkemesi, -----Taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde sözleşmenin bir elektrik satış sözleşmesi olduğu, davalının sözleşmeyi alıp incelediği bu konuda bilgilendirme ve teslim formu düzenlendiği, sonrasında taraflarca sözleşmenin imzalandığı, sözleşme hükümleri davacı tarafından hazırlanmış olmakla birlikte davacının tekel niteliği taşıyan bir hizmet vermediği, davalının farklı tedarikçilerden de ürünü temin etme imkanının bulunduğu, davalının davacı ile sözleşme yapmayı tercih ettiği, ve sözleşme uyarınca bir süre davacıdan ürün aldığı anlaşılmış, davalının sözleşmenin genel işlem koşulu taşıdığı yönündeki itirazı mahkememizce yerinde görülmemiştir.” Her ne kadar bir ilk derece mahkemesi Mahkeme açısından bağlayıcı değilse de, karara konu olayın somut uyuşmazlığa benzerliği sebebiyle alıntılanmasında zaruret görülmüştür. Nitekim EK-1 olarak ibraz edilen Sözleşme incelendiğinde de, “Sözleşme Teslim Formu”nun 27.01.2023’te imzalandığı, Sözleşme’nin ise 01.03.2023 tarihinde başlamak üzere akdedildiği, yani davalı şirketin Sözleşme ve şartlarını serbestçe değerlendirdiği, pek çok elektrik tedarik şirketi arasından cezai şart düzenlemesini de içeren Sözleşme’yi tercih ederek müvekkili şirket ile ticari ilişki kurduğu kolaylıkla tespit edilebilmektedir. ----- Asliye Ticaret Mahkemesi, ----- 30.4.2019: “Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; açılan dava itirazın iptali davası olup taraflar arasında 01/08/2015 tarihli 24 ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin süresinden önce davalı tüketici tarafından feshedilmiş olması nedeniyle cezai şart alacağının düzenlenen faturalarla tahsilinin talep edildiği, davalının serbest tüketici olup istediği tedarikçiyi seçme hakkının bulunduğu, sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin maddenin ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, faturalara dercedilmiş olduğu, icra takibine konu faturalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda cezai şart bedeline ilaveten YEK, SHOT ve ek ücretlerin ilave edilmesiyle davacı tarafın takip tarihi itibariyle 3.145,71-TL alacağının mevcut olduğu fatura tarihinden 10 gün sonrası olarak belirlenen ödeme sürelerinden itibaren hesaplanan faiz miktarının ise 127,56-TL olduğu anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalı da haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” ---- BAM, ----. HD.------“Dava, taraflar arasında yapılan Elektrik Enerjisi Serbest Tüketici Sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeni ile cezai şart alacağına ilişkin tahakkuk ettirilen faturanın ödenmesi nedeniyle istirdat talebine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 30.01.2014 tarihli Elektrik Enerjisi satış Sözleşmesi imzalanmış olduğu, sözleşmenin 9. Maddesinde "sözleşmenin bitiş tarihinden itibaren en az 90 gün öncesinde yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshedebilir", 10. Maddesinde ise haklı bir sebep olmaksızın sözleşmenin feshedilmesi halinde ...en yüksek fatura bedelinin iki katı tutarında ceza bedelinin ödeneceği" düzenlemelerinin bulunduğu … anlaşılmaktadır. Buna göre yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı tarafça fesih ihbarının 90 günlük süre içinde yapılması gerektiğinin düzenlenmiş olduğu, davacı tarafça bu sürede fesih ihbarının yapılmadığı, bu nedenle de mahkemece sözleşmenin bu maddesinin uygulanması yoluyla karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Cezai şarta ilişkin istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise: Cezai şartı düzenleyen BK.nun 158/1 (TBK.nun 179/1) maddesi; "Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tediye edilmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise, hilafına mukavele olmadıkça, alacaklı ancak ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir." hükmünü içermektedir. Esasen TTK’nun 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir. Somut olayda belirtilen koşulların oluşmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.” ---- BAM, ----. HD.----- “Dava, sözleşmenin süresinden sonra haksız fesih iddiasına dayalı ceza-i şart bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine yöneliktir.Taraflar tacir olduğundan mahkeme görevlidir. Sözleşme serbestisi ve her iki tarafın tacir olması ve tarafların basiretli tacir gibi davranmaları gerektiği düşünüldüğünde davada davalının genel işlem şartlarının ihlali iddiası yerinde görülmemiştir." ---- BAM,---- HD.------ “… 2. paragrafta "şayet iş bu sözleşme hitam tarihinden önce üst paragrafta ve/veya iş bu sözleşme mad- de 5.4 de belirtilen şartlar dışında bir sebep gösterilerek alıcı tarafından tek taraflı olarak feshedilirse alıcı satıcıya son iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını ceza bedeli olarak ödeyeceğini ... " kabul, beyan ve taahhüt eder denilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere; davalı taraf "davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği veya ihlalin kendilerince yapılan yazılı bildirime rağmen sözleşmede belirtilen süre içinde giderilmediği"ne dair delil sunmamış ,ayrıca sözleşmede belirtilen süre içinde fatura ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Somut olayda, cezai şarta ilişkin sözleşmedeki hükmün, genel işlem şartı olarak nitelendirilebilecek bir düzenleme olmadığı da açıktır.” İcra Takibine ve EK-6’da Sunulan Faturaya Konu Edilen YEKDEM Bedeline İlişkin Açıklamalar Cezai şart niteliğindeki ve EK-2’de sunulan faturaya konu bedelin davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiği hususunda, yukarıda da alıntılanan kararlar doğrultusunda bir tereddüt olmadığı Mahkemece de takdir edilecektir. Öte yandan, davalı şirket tarafından ödenmeyen ve haksız fesih sebebiyle alacak taleplerine dahil edilmek zorunda kalınan bir diğer kalemin de izahında zorunluluk görülmektedir. Sözleşme’nin eki olan Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar m. 1.4’te tanımlandığı üzere YEKDEM, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim faaliyeti gösteren üretim lisansı sahibi tüzel kişilerin bizzat ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim yapan kişilerin bölgelerinde bulundukları görevli tedarik şirketleri aracılığıyla faydalanabileceği fiyatlar, süreler ve bunlara yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları içeren destekleme mekanizmasıdır. Devamında m.1.5 ile müşterinin tüketimin gerçekleştiği ay için EPDK tarafından öngörülmüş ve müvekkili şirket tarafından faturaya yansıtılmış YEKDEM bedelini o ay ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme bedelinin belirlendiği Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar'ın 1.1. maddesinde de ödenecek ücrete YEKDEM bedelinin de dahil olduğu açıkça düzenlenmektedir. Buna karşın, müvekkili şirket davalı şirket ile sözleşme ilişkisinin uzun yıllar sağlıklı şekilde süreceği inancıyla düzenlediği faturalarda YEKDEM bedellerini yansıtmamıştır. Fakat gelinen aşamada davalının Sözleşme’yi süresinin bitiminden önce haklı neden olmaksızın tek taraflı feshetmesi üzerine müvekkili şirketin davalıya duyduğu güven derinden sarsılmış ve ticari olarak müşterisi lehine aldığı karar karşılıksız kalmıştır. Zira müvekkilinin Sözleşme’de açıkça fatura bedeline dahil olduğu kararlaştırılan YEKDEM bedelinden davalı şirketi muaf tutmasının sebebi, aralarındaki ticari ilişkinin bozulmayacağına ve özellikle de herhangi bir haklı neden olmaksızın ve usulüne de aykırı bir şekilde Sözleşme’nin feshiyle karşılaşmayacağına olan güvenidir. Davalının 2023 yılında Sözleşme’yi haklı neden olmaksızın ve TTK m.18/3’e de aykırı şekilde feshetmesi ve Sözleşme’nin devam edeceğine duyulan güveni ortadan kaldırması üzerine müvekkili şirket de davalının Sözleşme ilişkisi boyunca her ay ödemesi gereken YEKDEM bedellerinin toplam tutarına denk gelecek ek tahakkuk faturası düzenlemiştir. 24.10.2023 tarihli ve 1.550.937,66-TL bedelli işbu faturanın son ödeme tarihi 03.11.2023’tür. Davalı şirketçe süresinde ödeme yapılmamış ve davalı bu tutar yönünden de temerrüde düşmüştür. Öte yandan, bu tutarın 369.126,92-TL’lik kısmı davalının Doğrudan Borçlanma Sistemi’nden tahsil edildiğinden YEKDEM faturası yönünden ödenmemiş alacak miktarı 1.181.810,74-TL’ye düşmüştür. Yukarıda izah edilen tüm hususlar doğrultusunda; davalı/borçlu şirketin söz konusu bu faturalara ve bu faturalardan kaynaklı faiz bedellerine dair borcunu ödememesi sebebiyle ilgili borca ilişkin 31.297.725,18-TL tutarlı asıl alacağın faizi ile birlikte tahsili için davalı şirket aleyhine huzurdaki davanın açılması zorunlu hale gelmiştir. Gecikme Faizine İlişkin Açıklamalar Taraflar arasındaki Sözleşme m.7.6. düzenlemesi, her türlü fatura ile ilgili gecikme faizine dair şu düzenlemeyi haizdir: “Müşteri, faturanın tamamını belirtilen ödeme gününde ödememesi durumunda aylık %3,5 oranında hesaplanacak gecikme faizini de Enerjisa’ya ödeyecektir. ---- tarafından başlangıçta belirlenen bu faiz oranına, ----- tarafından her ayın birinci gününde açıklanan bir aylık TL REF faizinde meydana gelecek yüzdesel değişiklik oranı, artış veya azalış olarak yansıtılacaktır.” Davalı şirket, TÇB faturası yönünden son ödeme gününden bir sonraki gün olan 07.11.2023 tarihi ve YEKDEM faturası yönünden de son ödeme gününden bir sonraki gün olan 04.11.2023 tarihi itibariyle temerrüde düşmüştür. Dolayısıyla, TÇB faturasından doğan 30.115.948,57-TL tutarlı alacağın 07.11.2023 tarihinden itibaren ve YEKDEM faturasından kalan 1.181.776,60-TL tutarlı alacağın 04.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Sözleşme m.7.6. hükmü uyarınca her ayın birinci gününde açıklanan bir aylık Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı -TLREF- artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi uygulanmak suretiyle davalı şirketten tahsiline karar verilmesi gerektiğinden bahisle davanın tüm talepler yönünden kabulüne, toplam 31.297.725,18-TL tutarlı alacak talepleri kapsamında TÇB faturasından doğan 30.115.914,44-TL tutarlı alacağın 07.11.2023 tarihinden itibaren ve YEKDEM faturasından kalan 1.181.810,74-TL tutarlı alacağın 04.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Sözleşme m.7.6. hükmü uyarınca her ayın birinci gününde açıklanan bir aylık Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı -TLREF- artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 18.12.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; I. DAVA KONUSU MADDİ VAKIALAR 1. Müvekkili ---- kayıtlı ancak ----- ilinde faaliyet göstermekte olup; ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimi bulunduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahip serbest tüketicidir. Müvekkili madencilik faaliyetleri ile yer altından çıkardığı maden cevherini işleyerek bakır konsantre üretmekte ve üretiminin tamamını yurtdışına ihraç etmektedir. Müvekkili bu hakkı kapsamında-----. (“davacı”) ile 25.01.2023 tarihinde elektrik tedariki için Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi (“Sözleşme”) imzalamıştır. 2. Sözleşme imzalandıktan sonra asrın felaketi olarak adlandırılan ve 6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü -----illerini derinden etkileyen iki büyük deprem yaşanmıştır. Söz konusu depremler ülkede meydana gelen en büyük depremlerdir. Şirket merkezi -----, elektriği tükettiği ve bakır konsantre üretimi yaptığı yer ----- olan ve tüm birimleriyle deprem bölgesinde yer alan müvekkili, deprem sonrasında işlerin önemli ölçüde bozulması sebebiyle elektrik tüketiminde düşüş yaşamıştır. Ayrıca bu süreçte elektrik serbest tüketici fiyatları, müvekkilinin davacı ile uzlaştığı bedelden çok daha aşağıya gelmiştir. Bunun üzerine davacı ile sözleşmenin uyarlanması için görüşme gerçekleştiren müvekkili, davacı ile bu hususta uzlaşamamıştır. Bunun üzerine davacı ile olan sözleşme haklı olarak feshedilerek elektrik tedariki konusunda, dava dışı başka bir şirket ile yeni bir anlaşma akdedilmiştir. 3. Müvekkilinin Sözleşme’yi feshi haklı olmasına rağmen karşı taraf, müvekkilinden sözleşme kapsamında koşulları oluştuğu iddiasıyla Taahhüt Çıkış Bedeli (“TÇB”) adı altında haksız olarak ceza koşulu talep etmiştir. Yine davacı taraf, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (“YEKDEM”) Bedeli adı altında haksız olarak ayrı bir alacak talebinde de bulunmuş ve işbu davayı açmıştır. 4. Ayrıca davacı, müvekkili tarafından feshedilen sözleşmeye ilişkin olarak teminat gösterilen İş Bankası nezdindeki DBS’ye (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) başvurmuş ve haksız olarak … tahsilatta bulunmuştur. Bu alacağa dair haklarım saklı tuttuklarını da peşinen belirtmektedir. 5. Bütün süreç böyle gelişmiş olmakla beraber; davacının iddia ettiği gibi bir alacak doğmamıştır. Detayları aşağıda açıklanacağı üzere; her şeyden önce taraflar arasında akdedilen ve genel işlem koşulu niteliği taşıyan sözleşmenin ceza koşuluna ilişkin hükmü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) düzenlemesi çerçevesinde geçersizdir. Aksi bir kanaat oluşsa dahi Sözleşme m. 12.6.1. kapsamında ceza koşulu alacağı haksız bir feshin sonucu olarak düzenlenmiş olup; müvekkilinin davacı ile olan Sözleşme’yi sona erdirmesi haklı bir sebebe dayanmaktadır. II. USULE İLİŞKİN İTİRAZLAR 1. Davacı her ne kada--- Mahkemelerinde davayı açmışsa da söz konusu mahkeme yetkili olmayıp, genel yetki kurallarına göre davanın ---- mahkemelerinde açılması gerekmektedir. 2.Şöyle ki davacı, müvekkili ile imzalanan Sözleşme’nin 14.4. maddesi uyarınca --- Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle davasını burada açmıştır. Oysa söz konusu Sözleşme aşağıda açıklanacağı üzere genel işlem koşulu niteliğinde olup, bu sebeple Sözleşme’nin yetki şartına ilişkin hükmü yazılmamış sayılma yaptırımına tabidir. Bu sebeple yetki şartı da yazılmamış sayılmalıdır. III. ESASA İLİŞKİN İTİRAZ VE CEVAPLAR Davacı, işbu davaya ilişkin dava dilekçesinin “Sonuç ve İstem” başlıklı kısmında; “1. Davamızın tüm talepler yönünden kabulüne, 2. Toplam 31.297.725,18-TL tutarlı alacak talebimiz kapsamında TÇB faturasından doğan 30.115.914,44-TL tutarlı alacağın 07.11.2023 tarihinden itibaren ve YEKDEM faturasından kalan 1.181.810,74-TL tutarlı alacağın 04.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Sözleşme m.7.6. hükmü uyarınca her ayın birinci gününde açıklanan bir aylık Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı -TLREF- artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkil şirkete ödenmesine, 3. Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına” karar verilmesini talep etmiştir. Haksız ve hukuka aykırı olarak düzenlenen faturalara ve başlatılan takibe haklı olarak taraflarınca süresi içinde itiraz edilmiştir. Davacının yukarıda yer verilen hiçbir talebinin kabulü mümkün değildir. Şöyle ki; A. SÖZLEŞME HÜKÜMLERİ GENEL İŞLEM KOŞULU NİTELİĞİ TAŞIMAKTADIR Müvekkili ile davacı arasında akdedilen Sözleşme müvekkili aleyhine açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2 kapsamında kabul edilemeyecek nitelikte genel işlem koşulları içeren bir sözleşme olup, ceza koşuluna dair sözleşme hükümleri bu sebeple geçersizdir: 1. Davacı ile müvekkili arasında akdedilen Sözleşme, sözleşmeyi düzenleyen taraf olan davacının, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak müvekkiline sunduğu bir sözleşmedir. 27.01.2023 tarihli “Sözleşme Teslim Formu”nda da Sözleşme’nin Standart bir sözleşme olduğu açıkça belirtilmiştir. Sözleşme’de elektrik tüketim oranları ile bedele dair hususlar dışındaki hiçbir mesele taraflarca müzakere edilmemiştir. Sözleşme ve ekleri PDF formatında müvekkili ile paylaşılmış ve müvekkilinin sözleşme metni üzerinde müzakere etmesine izin dahi verilmemiştir. Bu açıdan ilgili bütün hükümler TBK m. 20 kapsamında genel işlem koşulu niteliğindedir. 2. TBK m. 20 uyarınca; “Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.” 3. Müvekkilinin tacir olması TBK m. 20-25’de düzenlenen genel işlem koşulları ve bunların denetimine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel değildir. Nitekim Yargıtay ----- HD, 2022 tarihli bir kararında bu hususu açıkça ifade etmiştir: “… Ancak, bir sözleşmenin 6098 Sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 Sayılı BK’da olduğu gibi 6098 Sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 Sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır…”----4. Müvekkili aleyhine birçok yükümlülük içeren buna karşın, davacı tedarikçinin ise sorumluluğunu kısıtlamayı amaçlayan bu Sözleşme hükümlerinin müvekkili aleyhine olanlarının TBK m. 21 uyarınca geçersiz addedilerek yazılmamış sayılması gerekmektedir. Gerçekten de Sözleşme’de örneğin, davacının mücbir sebep hallerinde elektrik tedarikinde sorun yaşaması ihtimali düzenlenirken; benzer bir ihtimal davacı müvekkili açısından ise ele alınmamıştır. Bu durum dahi hükümlerin tek yanlı ve karşı taraf aleyhine kaleme alındığını ispata yeterlidir. 5. TBK m. 21/I uyarınca; “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” Taraflar arasındaki Sözleşme ile “Müşteri Bilgilendirme Formu” aynı tarihlidir (25.01.2023). Genel işlem koşulu niteliğindeki aleyhe hükümlerde Bilgilendirme Formu’nun ve Sözleşmenin aynı tarihte/aynı anda, ikisinin birlikte imzalanmış olması bu hükümlerin tartışılmadan diğer bir ifadeyle müzakere edilmeden, adeta bir dayatma sonucu önceden tek taraflı olarak Sözleşme’ye konulduğunu açıkça göstermektedir. Tarafların sıfatı da bu noktada önem arz etmez. Nitekim Yargıtay’a göre de; “… Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz…------ Bu bağlamda TBK’nın ilgili hükümleri gereği genel işlem koşulu niteliğinde olan ceza koşulunun yazılmamış sayılması gerekmektedir. 6. Ayrıca, sözleşmedeki ceza koşuluna dair hüküm de tek yanlı olarak davacıyı kayırmaktadır. Zira elektrik tedarikinde kusuru ile hatalı hizmet sunma ihtimalinde dahi davacı ceza koşulu açısından hiçbir sorumluluk altına girmemektedir. Buna karşın müvekkili, Sözleşme’nin haksız feshi ihtimalinde o zamana kadar ödediği en yüksek fatura bedelinin iki katı kadar sorumlu tutulmuştur. Makul bir ticari hayat tecrübesi bu tür hükümlerin tek yanlı olarak dayatıldığını kabule tek başına yeterlidir. Çünkü hiçbir kimsenin kendisinin en ufak eylemini dahi cezalandıran, buna karşı ise sözleşmenin diğer tarafına haklar sağlayan bir sözleşmeyi serbest iradesi ile akdetmesi beklenemez. Yargıtay’a göre de; “… Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır.Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir. İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir…”, ----- Öte yandan davacının talep ettiği en yüksek fatura bedelinin iki katı şeklindeki ceza koşulu da özgün ve tarafların serbest iradesinin neticesi olan bir hüküm değildir. Elektrik tedarik şirketleri serbest tüketicilere bu hükmü dayatmaktadırlar. Gerçekten de yargı kararlarında da benzer sözleşme hükümlerine rastlanmaktadır. Örneğin, “… tüketicinin 5.madde kapsamında tanımlanan tedarik aylarında tedarikçiden elektrik satın almadığında sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek elektrik faturasının (2) iki katı tutarında fesih tazminatı ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder…----- şeklindeki hükümde de açıkça görüleceği üzere, elektrik tedarik şirketleri bu hükmü standart bir sözleşme hükmü altına getirmişlerdir. Benzer hükümlerin var olduğunu gösteren ------ kararları da mevcuttur. Davacının, dava dilekçesinde dayandığı yargı kararları da ceza koşulunun genel işlem koşulu şeklinde düzenlendiğini açıkça ortaya koymaktadır. 8. Netice olarak müvekkili aleyhine ceza koşuluna gerekçe olarak gösterilen Sözleşme hükmü müvekkilini bağlamadığından; bu husus açısından ceza koşulu alacağının doğmadığının tespiti gerekmektedir. Bu halde davacının iddiasının temelini oluşturan alacak kalemi geçersiz olacak ve davanın da bu sebeple reddi gerekecektir. B. UYARLAMA TALEBİNİN REDDİ HAKLI FESİH SEBEBİDİR Davacının hiçbir iddiasını kabul manasına gelmemekle birlikte, ceza koşuluna dair anlaşmanın müvekkili açısından bağlayıcı olduğuna kanaat getirilse bile; somut olayda Sözleşme’nin feshi geçerli olup, bu sebeple ceza koşulu alacağını doğuran hukuka aykırı bir işlem söz konusu değildir. Şöyle ki; 1. Sözleşmenin kurulduğu anda taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum gerçekleşmiş (I), bu durum borçludan kaynaklanmıyor (II) ve sözleşmenin yapıldığı andaki edim dengesini dürüstlük kuralına aykırı derecede borçlu aleyhine değiştiriyorsa (III) borçlu açısından sözleşmenin uyarlanmasını talep hakkı doğmaktadır. 2. Bilindiği üzere 6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Kahramanmaraş olan depremler gerçekleşmiş ve bu depremlerde----- illeridepremden etkilenmiştir. Yaşanan depremlerden kaynaklı olarak 08.02.2023 tarih ve ----- sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 08.02.2023 tarihinden itibaren 3 ay süre ile OHAL kararı verilmiştir. Görüldüğü üzere Sözleşme imzalandıktan sonra müvekkiline yüklenemeyecek asrın felaketi olarak adlandırılan bir mücbir sebep yaşanmıştır. Kaldı ki Sözleşme madde 8'de mücbir sebepler içerisinde deprem de sayılmıştır; Taraflar aşağıda belirtilen kusursuz imkansızlık hallerinde, halin başlangıcından sonra mümkün olan ilk fırsatta ve derhal diğer tarafa söz konusu kusursuz imkansızlık halinin başlangıç tarihi, mahiyeti ve tahmini süresini ihbar edecektir: Patlama, yangın, nükleer radyasyon veya sızıntı, fırtına, deprem, sel, sair doğal afetler, salgın hastalıklar, ilan edilmiş harp, ihtilal, halk hareketleri, ayaklanma, isyan, sabotaj, terör hareketleri, ekonomik kriz grev ve diğer çalışan veya işçi hareketleri ve benzer sair haller dahil, fakat buniara münhasır olmaksızın, Elektrik Piyasasi Kanunu ve bu Kanunun ikincil mevzuati kapsaminda kabul edilecek herhangi bir mucbir sebep hali Kusursuz imkansılık hali durumunda Taraflar’ın yükümlülkleri, bu durumun devamı süresince askıya alışmış sayılır ve Taraflar işbu kusursuz imkansızlık sebebiyle karşı tarafa verdikleri zarardan sorumlu tutulamazlar. Kusursuz imkansızlık halinin 30 günden fazla sürmesi veya süreceğinin kesin olarak anlaşılması halinde ihbar eden Taraf, Sözleşme’yi tazminatsız ve cezasız derhal feshetme hakkına haizdir. Bilindiği üzere depremin etkileri üzerinden neredeyse 2 yıl geçmesine rağmen hala deprem bölgesinde hissedilmektedir. Kaldı ki OHAL ilanı dahi 3 aylık süreyi kapsamaktadır. Mücbir sebebin 30 günden fazla sürdüğü de açıktır. Bu anlamda müvekkili şirket iyi niyetli olarak davacı ile anlaşma yoluna gitmeye çalışmış ancak davacı anlaşmayı reddetmiştir. Müvekkili de Sözleşme'yi feshederek başka bir tedarikçi ile anlaşmıştır. Yeni sözleşmenin imzalanması EPDK nezdinden eski Sözleşmenin son bulduğu anlamına geldiğinden davacı ile olan Sözleşme haklı nedenle feshedilmiştir. 3. Ülkeyi ve ticari hayatı derinden etkileyen bu olağanüstü duruma bağlı olarak taraflar arasındaki Sözleşme’de edim dengesi de dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde bozulmuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere müvekkilinin serbest tüketici olması sebebiyle anlaşma imzalaması ile murat ettiği, serbest tüketici tarifesi üzerinden daha uygun bir surette elektrik tedariki sağlamaktır. Ancak süreç içerisinde serbest tüketici tarifesi birim fiyatı 2,60 TL KW/sa’e kadar gelmiştir. Buna karşın müvekkili ile davacı arasındaki anlaşmada ise tüketim birim fiyatı 5,55 TL KW/sa olarak kararlaştırılmış durumdadır. 4. Müvekkili, Sözleşme’ye imza atmadan önce elektrik piyasasında fiyat 2022 Aralık ayı için 4,76 TL KW/sa’tir. Ancak bu bedel 2022 Ocak ayı için ise yalnızca 1,50 TL KW/sa’tir. Görüldüğü üzere elektrik piyasasında fiyatlar 2022 yılında ciddi miktarda artmıştır. Müvekkili de bu sebeple 2023 yılı için davacı ile sözleşme akdetmiş ise de enerji fiyatları depremin akabinde düşüşe geçmiştir. Gerçekten de 2023 Ocak ayında 4,40 TL KW/sa olan fiyat, aynı yılın Mart ayında 2,88 TL KW/sa’e akabinde takip eden ayda ise 2,70 TL KW/sa gelmiştir. Netice olarak elektrik piyasasında fiyatlar Sözleşme’nin imzalandığı tarihte var olmayan olağanüstü koşulların etkisiyle oldukça düşmüş, sözleşme adaleti bu yönden zedelenmiştir. 5. Daha uygun bir bedel ile elektrik tedarik etmek üzere verilen bir hakkın, hakkın sahibini mağdur edecek bir hal almaması gerektiği izahtan varestedir. Müvekkili hiçbir anlaşma imzalamamış olsaydı ortalama 2,60 TL KW/sa bedel ile elektrik kullanabilecekken; anlaşma sebebiyle 5,55 TL KW/sa ödemek zorunda kalmıştır. Gerçekten de müvekkilinin 2023 Mart ayı fatura bedeli 12.150.451,90 TL iken, tedarikçinin değişmesinden sonraki fatura bedeli 2023 Kasım ayı için 6.828.159,07 TL olmuştur. Bu duruma deprem sonrası oluşan özel piyasa koşulları sebep vermiştir. Burada TBK m. 138 kapsamında kalan bir halin var olduğu açıktır. 6. Aşırı ifa güçlüğü oluşturan söz konusu depremler, elektrik piyasası ile müvekkilinin faaliyet alanını etkileyen bir mücbir sebep halidir. Bu sebep hem müvekkilinin tüketimini hem de piyasa fiyatlarını ciddi surette etkilemiştir. Müvekkili iki kat daha fazla elektrik bedeli ödememek için, davacı ile uyarlama hususunda görüşmeler yapmış ise de davacı yan müvekkilini ceza koşulu ile tehdit etmiş; diğer yandan da hiçbir surette makul olmayan tekliflerde bulunmuştur. 7. Sözleşmedeki edim dengesinin bozulması durumunda aşırı ifa güçlüğü sebebiyle; sözleşme taraflarının makul bir denge sağlamak üzere pazarlık etme yükümlülüğü doğar. Bu yükümlülük TMK m. 2’nin bir yansımasından ibarettir. Ne var ki davacı yan bu yükümlülüğüne aykırı olarak hiçbir makul teklifi pazarlık konusu yapmamıştır. Serbest tüketici, tarifeden daha uygun bir bedel ile tüketim sağlamayı amaçlar. Bu durum müvekkili için de geçerlidir. O halde yapılan teklifin en azından tarife miktarında olması beklenirken; davacı bu rakama yaklaşmayan bir teklifte bulunmuştur. Bozulan sözleşme dengesinin yeniden sağlanması için pazarlıkta bulunmaktan kaçınan davacı bu tutumuyla, müvekkilini sözleşmeyi sona erdirmeye mecbur bırakmıştır. Hal böyle olunca, müvekkilinin tedarik konusunda başka bir sözleşme akdetmesi suretiyle; önceki sözleşmenin sona ermesi TMK m. 2 kapsamında kabul edilebilir haklı bir fesihtir. 8. Davacının talep ettiği alacak kalemi, temel olarak ceza koşulundan ibarettir. Bu ceza koşulu sözleşmenin haksız feshine karşı bir güvence olarak öngörülmüştür. Oysa müvekkili tarafından yapılan fesih ifade edildiği üzere haklı bir sebebe dayanmaktadır. Bu sebeple somut olayda herhangi bir ceza koşulu alacağı doğmamıştır. Tüm bu gerekçelerle ceza koşuluna dair sözleşme hükmünün tarafları bağladığına karar verilse dahi, feshin haklı olduğuna kanaat getirilerek davanın reddi gerekmektedir. C. DAVACININ KUSURU SEBEBİYLE CEZA KOŞULUNUN İNDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR 1. Davacının hiçbir iddiasını kabul manasına gelmemekle birlikte, mahkemece ceza koşulu alacağının koşullarının gerçekleştiğine kanaat getirilse dahi, davacının kusuru sebebiyle ceza koşulu alacağının indirilmesi gerekmektedir. 2. Yukarıda detaylı olarak ifade edildiği üzere Kahramanmaraş merkezli depremler sebebiyle somut olayda TBK m. 138 çerçevesinde aşırı ifa güçlüğü sebebiyle uyarlama şartları gerçekleşmiştir. Müvekkili bu kapsamda, davacı tarafa başvuruda bulunmuştur. Doktrinde de belirtildiği üzere aşırı ifa güçlüğünün koşullarının gerçekleşmesi durumunda taraflar arasında, uyarlama görüşmelerinin gerçekleşmesine dair bir yükümlülük/külfet ortaya çıkar -----Oysa davacı bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve hiçbir şekilde pazarlıkta bulunmadan, müvekkilinin uyarlama teklifini reddetmiştir. Bu sebeple müvekkilinin sözleşmeyi haksız feshettiğine kanaat getirilse dahi; fesih, dürüstlük kuralına aykırı olarak müzakereye yanaşmayan davacının kusuru ile gerçekleşmiştir. TBK m. 114/II uyarınca; “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” Bu sebeple müzakere külfetini yerine getirmeyen davacının ortak kusuru TBK m. 51 ile 52 uyarınca hesaba katılmalı ve iddia edilen alacakta indirime gidilmelidir. D. CEZA KOŞULU ALACAĞI FAHİŞTİR Davacının hiçbir iddiasını kabul etmemekle birlikte, ceza koşuluna dair sözleşme hükmünün geçerli olduğu ve müvekkilinin de ceza koşulundan sorumlu olduğuna kanaat getirilse bile, ilgili miktarın tenkis edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; 1. Davacı müvekkilinden toplamda 31.297.725,18-TL talep etmektedir. Bunun bir kısmı DBS’den karşılanmış olmakla beraber bakiye miktar da fahiş bir miktardır. Zira müvekkili serbest tüketici tarifesi birim fiyatı 2,60 TL KW/sa iken, anlaşmada bulunan birim fiyatı olan tüketim birim fiyatı 5,55 TL KW/sa üzerinden hesap edilen bir faturalandırma yapılmıştır. Ceza koşuluna dair talep de bu kapsamda hesap edilen faturanın iki katıdır. Haliyle esasen ödenmesi gereken fatura bedelinden en az 2.13 kat daha fazla kesilmiş olan bir faturanın iki katı yani asıl bedelin 4.26 katı bir bedel ceza koşulu olarak talep edilmektedir. Böyle bir rakamın hakkaniyetten uzak olduğu, somut olay adaletine ters düştüğü belirgindir. 2. Fahiş olduğu belli olan ceza koşulunun “Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.” şeklindeki TBK m. 182/3 kapsamında re’sen azaltılması gerekmektedir. Müvekkilinin ticaret şirketi olması da buna engel değildir. Gerçekten de müvekkili her ne kadar ticaret şirketi olsa da kararlaştırılan ceza koşulu miktarının tek seferde ödenmesi müvekkili şirketin bilançolarını ağır bir surette etkileyecektir. Sermaye yapısını olumsuz derecede etkileyecek ceza koşulu, müvekkilinin ticari istikbalini mahvedecek niteliktedir. Yargı içtihatlarında da açıkça ifade edildiği üzere bu tür ceza koşulu miktarlarının makul bir surette azaltılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay da; “… TBK. 182/son maddesi hâkime fahiş gördüğü cezai şartı indirme yükümlülüğünü vermiştir. Bunun sonucu olarak aşırı görülen cezai şartın indirilmesinde tazmin ve ceza dengeli olarak korunmalıdır. Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hâkim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptamalıdır. Öte yandan TTK.nun 22 (eski 24.) maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir…” (Yargıtay ------) demek suretiyle bu durumu açıkça ortaya koymuştur. 3. Tüm bu sebeplerle ceza koşulu alacağından müvekkilinin sorumlu olduğuna kanaat getirilse dahi, fahiş olduğu açık olan ceza koşulunun makul bir miktara indirilmesi gerekmektedir. Yukarıda izah edilen itiraz ve cevaplar ışığında haksız olarak açılan davanın reddini talep ettiklerinden bahisle açılan davanın yetkisizlik sebebiyle reddine, mahkemenin yetkili olduğuna kanaat getirilirse; a. Sözleşme’nin feshinin haklı olduğunun ve bu sebeple ceza koşulu alacağının doğmadığının tespitine, b. Açılan davanın esastan reddine, ceza koşulu alacağının doğduğuna kanaat getirilirse, a. Sözleşmenin feshinde davacının kusuru olduğu için ceza koşulunda indirime gidilmesine, b. Ceza koşulunun fahiş olması sebebiyle de indirilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak üzere ---- Bölge Bilirkişilik kurulundan ----- merkez ya da ilçelerinde yer alan bir mali müşavir görevlendirilmek suretiyle dava konusu olaya ilişkin ayrıca davalı şirketin genel ekonomik durumunun tespiti yönünden rapor hazırlamasının istenilmesine karar verilmiştir.
Ticari İşletme Ve şirketler Muhasebesi Bilirkişisi ----- tarafından sunulan 14.04.2025 tarihli raporda özetle; "SONUÇ VE GÖRÜŞ: Davacı, davalı ------ İle Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, Davalının 2023 yılı içerisinde Sözleşme'yi tek taraflı feshetmesi üzerine Sözleşme'nin 12.6.2. maddesinde düzenlenen cezai şart için gerekli koşullar oluşmuş ve müvekkil şirket tarafından Taahhüt Çıkış Bedeli ("TÇB") adı altında 20.10.2023 tarihli ve 30.115.948,57-TL bedelli tahakkuk faturası ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (“YEKDEM”) Bedeli de 24.10.2023 tarihli ve 1.550.937,66-TL bedelli ek tahakkuk faturası bedellerini talep etmiştir. 1-Davalı Şirketin 2022 ve 2023 yılı hesap dönemlerinde elektronik defter (e-defter) kullandığı, Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile kapanışında noter onayı aranmadığı, İncelenen davalı şirket ticari defterlerinde Dava konusu 20.10.2023 tarihli ve 30.115.948,57-TL bedelli fatura ile 24.10.2023 tarihli ve 1.550.937,66-TL bedelli faturanın davalı ticari defter kayıtlarına alınmadığı, kendi ticari defter kayıtlarında dava konusu bu iki faturadan dolayı davacı şirkete borçlu olmadığı tespit edilmiştir, Bunun haricinde taraflar arasında dava konusu faturalar haricinde de ticari ilişki bulunduğu, Bu ticari ilişkiden kaynaklı davalı şirketin davacı şirkete----- Hesap Kodunda ... 101.846.869,62 TL BORÇ KAYDI BULUNDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİR. 2-Davalı şirketin ekonomik durumuna ilişkin olarak ise, davalı şirketin 2023 yılı, nominal büyümeye rağmen reel karın eridiği bir yıl olmuştur. Net satışlar TL bazında yaklaşık %89 oranında artmasına rağmen, aynı yıl içerisinde faaliyet giderleri %190 artmış ve net dönem kârı yalnızca %7,6 artabilmiştir. Ayrıca net dönem kârının USD bazında karşılığı 2022 yılına göre yaklaşık %31,9 azalmıştır. Bu durum, hem kur farkının hem de artan enflasyonun etkisiyle şirketin gerçek gelir seviyesinin düştüğünü ve büyümenin sadece rakamsal bir yansıma olduğunu tespitleri yapılmıştır. Takdirlerinize Saygıyla arz olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda bilirkişi --- ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Ticari İşletme Ve şirketler Muhasebesi Bilirkişisi ---- tarafından sunulan 19.07.2025 tarihli raporda özetle; "Netice olarak: 14/04/2025 Tarihli asıl raporumda yapılan tespit ve hesaplamayı değiştirecek yeni bir belge ibraz edilmemiştir. Tespitlerim değişmemiştir. Takdirlerinize Saygıyla arz olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Davalı tanığı ------, "Ben davalı şirketin muhasebe bölümünde çalışıyorum. Davacı şirketin elektrik fiyatlarında artış olacağı ön görüsüne dayalı olarak sabit fiyat uygulaması yönünden davalı şirkete bir teklifi oldu. Bunun üzerine taraflar arasında sabit fiyatlı enerji tedariğine yönelik sözleşme kuruldu. Sözleşmeden sonra 6 Şubat 2023 tarihinde deprem meydana geldi. Davalı şirket depremden çok fazla etkilendiği için faturaları ödemeyemez duruma geldi. Ayrıca 2023 yılı içerisinde elektrik fiyatları düşme eğilimine girdi. Hal böyle olunca davalı şirket elektrik enerjisini pahalı fiyattan almak zorunda kaldı. Bu nedenle davalı tarafından davacı şirkete fiyatların düşürülmesi yönünde deprem mücbir sebebine de dayanılarak uyarlama teklifi götürüldü. O süreçte davacı şirket sürekli olarak oyalama faaliyetlerini sürdürdü. Daha sonra uyarlama teklifi karşılıksız kalınca davalı tarafından sözleşme feshedildi. Fesihten önce aylık 14-14.500.000,00-TL civarında gelen elektrik tüketim bedeli sözleşmenin feshi ve yeni tedarikçi ile yapılan anlaşma sonrasında aylık 4-4.500.000,00-TL civarına düştü, benim bilgim ve görgüm bu kadardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ..., "Ben davalı şirkette enerji koordinatörü olarak görev yapıyorum. Davaya konu sözleşmenin akdedilmesine ilişkin olarak davacı enerji fiyatlarında meydana gelecek yükselmeleri öne sürerek davalıyı ikna etti. Zaten o dönemde enerji fiyatlarında çok fazla dalgalanmalar vardı. Sözleşme 2022 yılında kuruldu. Daha sonra 2023 yılı içerisinde bölgede deprem meydana geldi. Davalının faaliyet alanı ve çalışanları deprem bölgesinde bulunduğundan bir süre işler durma noktasına geldi. Bu süreçte davalı tarafından davacıya mücbir sebebe dayalı olarak uyarlama talebi iletildi. Davacı 4-5 ay kadar davalı şirketi oyaladı. Bundan sonra davalı herhangi bir sonuç alamayacağını anlayınca mücbir sebebe dayalı olarak davacı ile olan sözleşmeyi feshetti ve yeni bir tedarik firması ile anlaşma sağladı. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: Sözleşmenin kurulduğu esnada davalı şirket tarafından enerji fiyatlarına ilişkin olarak farklı tedarikçi firmalardan herhangi bir fiyat teklifi alınmadı. Sözleşme kurulurken sabit fiyata ilişkin olarak taraflar arasında pazarlıklar gerçekleşti. Fiyat üzerinde anlaşma sağlanarak sözleşme kuruldu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve elektrik mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile davacı şirketin kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ----- tarafından sunulan 27.07.2025 tarihli raporda özetle; "7-SONUÇ Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; * Davacının İncelenen ticari defter kayıtlarına göre 20.10.2023 tarihli ----- seri numaralı 30.115.914,44 TL cezai şart bedeli faturası ile YEKDEM bedeli için düzenlenmiş olan 24.10.2023 tarih ------ seri numaralı KDV dahil 1.550.937,66 TL tutarlı faturadan 1.181.810,74 TL alacaklı gözüktüğü, * Taraflar arasında 25.01.2023 tarihinde imzalanan ve 01.03.2023 tarihinde yürürlüğe giren Enerji Satış Sözleşmesi, 22 (yirmi iki) ay süreli olup, herhangi bir yenileme şartı içermeden 31.12.2024 tarihinde sona erecek şekilde düzenlendiği, * Davalı şirketin Eylül 2023 içerisinde başka bir tedarikçi firmaya geçiş yaptığı ve bu durumu yazılı olarak bildirmediği, bu nedenle sözleşmenin 12.3. maddesi uyarınca 05.09.2023 tarihi itibarıyla davalı tarafından haklı sebep olmaksızın feshedildiği kabul edildiği, * Sözleşmenin 12.3. maddesi uyarınca yapılan geçiş bildirimi yapılmadığından, fesih haklı neden olmaksızın gerçekleşmiş kabul edilebileceği, bu durumun sözleşmenin cezai şart uygulanmasına ilişkin hükümlerini devreye sokabileceği, * Sözleşmenin 7.6. maddesi uyarınca; ödenmeyen fatura bedelleri için, vade tarihlerinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere, ----- Bankası tarafından belirlenen TLREF oranına +3,5 eklenmek suretiyle akdi faiz uygulanacağının öngörüldüğü, Tüm kalemler birlikte değerlendirildiğinde, vade tarihinden dava tarihi olan 22.11.2024 tarihine kadar olan gecikme faizi toplamının 13.971.304,52 TL olduğu, ana para ile birlikte genel toplamın 45.269.029,70 TL olarak hesaplandığı, * Elektrik piyasası mevzuatı açısından incelendiğinde, -----"yüksek tüketimli serbest tüketici" statüsünde olması nedeniyle,-----. ile imzaladığı Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin genel olarak piyasa serbestisi ilkeleri ve ilgili yönetmeliklere uygun olduğunun tespit edildiği, Sözleşmede belirlenen sabit birim fiyat (5,55 TL/kWh) ve cezai şart hükümlerinin, tarafların serbest iradesiyle akdedilmiş ticari koşullar olup, mevzuata aykırılık teşkil etmediği, * Faturalandırma yöntemleri, aktif enerji bedeli, dağıtım bedeli ve vergi/fon kalemleri açısından genel piyasa uygulamalarına ve sözleşme hükümlerine uyumludur. YEKDEM bedellerinin uzun süre ayrı olarak faturalandırılmayıp, sözleşme feshi sonrası toplu olarak yansıtılması ------ ticari inisiyatifi olarak değerlendirilse de, sözleşmede bu maliyetlerin yansıtılabileceğine dair hükümler bulunmakta olup, bu durumun mevzuata aykırı kabul edilmediği, Ancak, cezai şart hesabına esas alınan Eylül 2023 faturasında YEKDEM'in ayrı bir kalem olarak yer almamasına rağmen, cezai şart hesabında YEKDEM gibi unsurların ilave edilmesi, davalı tarafın "haksız fatura" itirazını destekleyen bir çelişki olarak öne çıktığı, * Davalı tarafın deprem kaynaklı mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü iddiaları, sözleşmenin 8. maddesinde depremin mücbir sebep olarak tanımlanması ve 30 günden fazla sürmesi halinde tazminatsız fesih hakkı tanıması açısından önem arz ettiği, * Davalının bu yöndeki uyarlama taleplerinin Enerjisa tarafından reddedilmesi üzerine sözleşmeyi feshetmesinin feshin haklılığına dair hukuki bir ihtilaf yarattığı, * Fatura mutabakatı konusunda, temel tüketim ve olağan fatura kalemleri arasında teknik bir uyumsuzluk bulunmamakla birlikte, cezai şart ve toplu YEKDEM fark faturalarının davalı ticari defterlerine kaydedilmemesinin, bu kalemlere dair anlaşmazlığın bir yansıması olduğu, Taraflar arasındaki iletişimin ----- müşteriyi elde tutma çabasını ve aynı zamanda sözleşme hükümlerinin uygulanmasındaki kararlılığını gösterdiği, ----- yüksek tüketimli bir tacir olması nedeniyle, genel tüketici koruma hükümlerinin değil, ticari sözleşme serbestisinin esas alındığının değerlendirildiği, Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, raporumuzu arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve cezai şart miktarının davalının ekonomik olarak mahfına sebep olup olmayacağının değerlendirilmesi için heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir------tarafından sunulan 10.12.2025 tarihli ek raporda özetle; "6-SONUÇ Dava dosyasında bulunan ve ek rapor öncesi sunulan tüm bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; Mali ve Nitelikli Hesaplamalar Yönüyle değerlendirildiğinde; 1. Mali inceleme sonucu; talep edilen cezai şart bedelinin davalı şirket tarafından kısa vadede ve tek seferde ödenmesi halinde, şirketin mevcut likidite kırılganlığı ve negatif net çalışma sermayesi dikkate alındığında, bu ödemenin şirket üzerinde ciddi finansal baskı oluşturacağı, faaliyetlerinin zayıflamasına yol açabileceği, 2. Sayın Mahkemenin ek görevlendirmesi doğrultusunda, şirketin ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı noktasında değerlendirme talep edilmesi kapsamında; ilk bakışta ve genel ve teknik değerlendirmeler ile analiz edildiğinde, kök raporda da belirtildiği üzere teknik yönden Cezai şart faturasının hesaplanma biçiminin doğru olduğu bu yönüyle kök raporda belirtilen hususlar ile çelişkili olmadığı ve bu yönüyle; VE/FAKAT, değerlendirmelerin sözleşmenin kusursuz ifa imkansızlığı ve sözleşme feshi ve davalı şirketin mahvına sebep olup olmadığı noktasında değerlendirildiğinde; Davalı şirketin ekonomik göstergeleri detaylı olarak incelendiğinde, şirketin sürdürülebilir likidite yaratma kapasitesinin azaldığını, mali yükümlülüklerin karşılanmasında kırılganlık oluştuğunu ve sözleşme konusu edimin ifasının mevcut ekonomik koşullar altında şirket açısından aşırı derecede güçleştiğini gösterdiği, dolayısıyla, sözleşmenin mevcut haliyle devamının davalı şirket bakımından katlanılamayacak ölçüde ağır bir mali yük doğuracağı, şirketin ekonomik bütünlüğünü tehlikeye atacağı ve ifa imkansızlığı/ifa güçlüğü kapsamında sözleşmenin mahvına sebep olabileceği, öte yandan sözleşmenin feshinin temelinde depreme dayalı mücbir sebep olduğu, buna ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerin yukarıda ayrıntılı biçimde izah edildiği, cezai şart faturasının kesilebilmesinin temel şartının borçlunun kusurlu olmasına dayandığı, bu noktada deprem nedeniyle oluşan bu tahmin edilemeyecek doğa olayından dolayı borçluya kusur atfedilmesinin mümkün olamayacağı, 3. Daha açık bir ifadeyle; tekraren belirtmek gerekirse; teknik olarak kök raporda yapılan cezai şart bedeline ilişkin hesaplama yönteminin sözleşmeye uygunluğu kabul edilmekle birlikte, cezai şartın uygulanabilirliğinin hukuken borçlunun kusuruna bağlı olduğu, deprem nedeniyle meydana gelen sözleşme minvalinde kusursuz ifa imkânsızlığı kapsamında borçluya kusur isnat edilemeyeceği, sözleşmede kusursuz ifa imkansızlığı kapsamında yapılacak olan bildirimin şekline dair bir kısıt olmadığı, bildirimlerin karşılıklı mailler yoluyla yapıldığının görüldüğü; ayrıca cezai şartın uygulanmasının davalı şirketin ekonomik varlığını tehlikeye sokacak derecede ağır sonuçlar doğurabileceği, bu yönüyle şirket açısından katlanılamayacak nitelikte bir mali yük teşkil ettiği ve ekonomik mahvına yol açma potansiyeli taşıdığı, 4. Hukuki nitelendirme ve Nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Sözleşmenin YEKDEM faturası ile ilgili olan kısmı olan 7.1. Maddesinde, YEKDEM faturasının aylık olarak her ayın son günü tarihli olarak düzenleneceği yer almasına rağmen, YEKDEM faturasının 05.09.2023 teki davacının cevabi maili sonrası toplu olarak tahakkuk ettirilmesi ve düzenlenmesinin de sözleşmeye uygun olmadığı, 5. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Türk Medeni Kanunu'nun genel ilkeleri ile Türk Borçlar Kanunu'nun özellikle kusursuz sorumluluk, mücbir sebep, ifa imkânsızlığı ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin hükümleri çerçevesinde yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanan gerekçeler ve Sayın Mahkemenizce resen gözetilebilecek hakkaniyet ilkeleri birlikte dikkate alındığında, somut olayda cezai şartın uygulanmasının ticaret hukuku bakımından da hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği; bu olağanüstü koşullar altında cezai şartın uygulanmasının, deprem nedeniyle faaliyetlerini sürdürebilmek için son derece sınırlı bir likidite ile ayakta durmaya çalışan davalı şirketin ekonomik devamlılığını fiilen imkânsız hâle getirebileceği; şirketin mevcut likidite kırılganlığı ve negatif net çalışma sermayesi dikkate alındığında, bu ödemenin şirket üzerinde ciddi finansal baskı oluşturacağı, faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin zayıflamasına yol açabileceği, Elektrik Mühendisi açısından Sektörel Yönden Değerlendirildiğinde; Raporun Mali Yönden Değerlendirme ve Genel Değerlendirme kısımlarındaki hususlar ile sektör yönünden ele alındığında farklı tespit ve sonuçlar elde edildiğinden bu kısım aşağıda sektör incelemesi olarak ayrıca ele alınmış olup, ilgili kısımdaki değerlendirmeler ışığında; 1. Kök raporda tespit edilen kanaatlerin aksini ortaya koyacak bir sonuç bulunmadığı, 2. Davalı şirketin sözleşme süresince elektrik enerjisi tüketiminde herhangi bir teknik engel veya süreklilik kesintisi bulunmadığı, özellikle sözleşmenin feshedildiği Eylül 2023 döneminde tüketim değerlerinin zirve seviyede gerçekleştiği bu nedenle feshin elektrik arzına yönelik teknik bir imkânsızlıktan kaynaklanmadığı, 3. Deprem nedeniyle mücbir sebep iddiası ileri sürülmüşse de, tüketim verileri deprem sonrasında tesis faaliyetlerinin tam kapasiteye yakın şekilde devam ettiğini göstermekte olup, ifanın teknik olarak imkânsız hale geldiğini gösteren somut veri bulunmadığı, 4. Sözleşmede tanımlanan fiyat yapısı gereği YEKDEM maliyetlerinin tüketimle orantılı olarak yansıtılması piyasa işleyişi ve teknik mevzuat açısından uygun olup, söz konusu maliyetlerin gerçekleştiği ve uzlaştırma kayıtlarıyla doğrulandığı, Aylık tahakkuk ettirilmemiş olması, teknik açıdan alacağın varlığını ortadan kaldırmadığı, davacı tarafından piyasaya ödendiği, 5. Davalı tarafından yazılı fesih bildirimi yapılmaksızın tedarikçi değişikliği gerçekleştirilmesi, elektrik piyasasındaki dengesizlik ve portföy yönetimi açısından teknik yükümlülüklerle uyumlu olmadığı, davalıya belli bir dönem için dengesizlik maliyeti oluşturduğu, 6. Cezai şart hesaplamasının, sözleşmede düzenlenen “son bir yıllık dönemde en yüksek tüketim yapılan ayın iki katı” esasına uygun şekilde yapıldığı, hesaplama yönteminin ve kullanılan değerlerin sözleşme ile uyumlu olduğu, cezai şart tutarında hata bulunmadığı, 7. Davalının itirazlarında ileri sürdüğü hususların elektrik mühendisliği ve piyasa işleyişi bakımından haklı feshe veya teknik aykırılığa dayanak teşkil etmediği, uyuşmazlığın esas itibarıyla ticari ve hukuki nitelikte olduğu; sözleşmenin uygulanması sırasında ölçüm, tahakkuk ve sistem işletimi açısından teknik bir kusur veya mevzuata aykırılık tespit edilmediği, 8. Cezai şartın davalı şirket bakımından ekonomik mahva yol açıp açmayacağı ve feshin kusursuz ifa güçlüğü kapsamında uygun olup olmadığı hususları mali ve hukuki disiplin gerektirdiğinden elektrik mühendi inceleme alanı dışında kaldığı, yönlerden değerlendirme yapılmamıştır. EK Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, raporumuzu arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin haksız feshi iddiasıyla tanzim edilen cezai şart (Taahhüt Çıkış Bedeli - Ceza) ve YEKDEM faturalarının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 25.01.2023 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme süresince birim fiyatın sabit kalacak şekilde 5.55000000 TL/kwh + YEKDEM Birim fiyatı TL/kwh olarak uygulanması konusunda uzlaşıldığı, 06.02.2023 tarihinde bölgede deprem meydana geldiği, depremden sonra elektrik birim fiyatının bölgede düştüğü, davalı tarafça, davacı tarafın uyarlamaya rıza göstermemesi ve sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliği taşıdığından bahisle başka bir tedarikçiyle sözleşme yapmak suretiyle dava konusu sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği, davalı tarafça davaya cevap olarak ayrıca cezai şart miktarının fahiş olduğu ve indirilmesi gerektiğinin savunulduğu, davacı tarafça dava konusu cezai şart faturası ve her ay düzenlenmesi gerekirken inisiyatif kullanılarak düzenlenmeyen YEKDEM faturalarının toplu olarak düzenlendiği, faturalardan davalı tarafın Doğrudan Borçlandırma Sisteminden yapılan tahsilatlar sonucu bakiye kısım için işbu davanın açıldığı görülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun C. Ceza koşulu I. Alacaklının hakları 1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi başlıklı 179 uncu maddesi "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.", 2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki başlıklı 180 inci maddesi "Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.", 3. Kısmi ifanın yanması başlıklı 181 inci maddesi "Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır. Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır." ve II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi başlıklı 182 nci maddesi "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmünü düzenlemiştir.
Somut olayda, taraflar arasında sabit fiyatlı elektrik satış sözleşmesi imzalandığı, bölgede yaşanan depremin davacı tarafın arzını veyahut davalı tarafın talebini etkilemediği, tarafların piyasa dalgalanmalarından korunmak için sabit fiyat politikasını tercih ettikleri, bilirkişi heyetince tahsilatlar düşüldükten sonra cezai şart tutarının 30.115.948,57 TL ve YEKDEM alacağı tutarının 1.181.810,74 TL olarak hesaplandığı, tacir olan tarafların ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunmasına, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ceza koşulunu da içeren abone sözleşmesini imzalayan tarafların karşılıklı borç ilişkisi kurarak edimlerini ifa ile yükümlü hâle gelmeleri göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafın sözleşmenin uyarlanması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliği taşıdığı ile cezai şart miktarının fahiş olduğu ve indirilmesi gerektiğine yönelik tüm savunmalarına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
a) Taahhüt Çıkış Bedeli - Ceza faturasından kaynaklanan 30.115.914,44 TL'nin 07.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte DAVALI ŞİRKETTEN ALINARAK DAVACI ŞİRKETE VERİLMESİNE,
b) YEKDEM faturasından kaynaklanan 1.181.810,74 TL'nin 04.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte DAVALI ŞİRKETTEN ALINARAK DAVACI ŞİRKETE VERİLMESİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 2.137.947,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 534.486,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.603.460,69 TL harcın davalı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından sarf edilen 427,60 TL başvurma harcı, 534.486,91 TL peşin harç ile 39.575,00 TL bilirkişi ücreti ve posta masrafı olmak üzere toplam 574.489,51 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.368.977,25 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde --- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!