WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

ISTANBUL ANADOLU 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(Kısmen Kabul)
ESAS NO: 2024/496 Esas
KARAR NO: 2026/68
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/07/2024
KARAR TARİHİ: 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 12.07.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketten faturadan kaynaklı muavin defter kayıtları kapsamında toplamda takip çıkışı -----tutarında alacağına dayalı olarak fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi istemi ile icra takibi başlatılmıştır. Şirket aleyhine faturadan kaynaklanan hesap alacağı hakkında----Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı şirket tarafından --- tarihinde borca itiraz edilmiştir. Davalının itirazı üzerine icra takibi----- tarihli kararı ile durmuştur. Davalının itirazı haksız ve kötüniyetli olup tarafımızca takibin devamını sağlamak amacıyla işbu davanın açılması gereği hasıl olmuştur. Söz konusu takibe davalı şirket tarafından yapılmış olan itiraz sonrasında davalı; müvekkili şirketin hesabına ---------- olacak şekilde toplam 30.000-USD ödeme yapmış olup bu ödemeler müvekkilinin hesabına habersiz şekilde yapılmıştır. Davalı işbu ödemeleri icra dosyası yahut taraflarına değil doğrudan müvekkiline yaparak kötü niyetli olduğunu göstermiştir. Dava açılış tarihi itibariyle Takipte Kesinlesen Miktar -----, toplam faiz miktarı ---, Vekalet Ücreti 328.526,99-TL, Masraf Miktarı 569,20-TL, Tahsil Harcı 191.899,26-TL olmak üzere toplam alacak miktarı 4.784.615,21-TL'dir. Müvekkiline ödenmiş olan miktarlar hesaplanarak ----tarihli harici ödeme için 10.000 USDx32,37=323.700,00 TL, 05/04/2024 tarihli harici ödeme için 10.000x31,94=319.400,00 TL 07/06/2024 tarihli harici ödeme için 10.000x32,28=322.800,00 TL olmak üzere toplamda 965.900.00-TL ödeme yapılmıştır. Yapılan harici ödeme öncelikli olarak asıl alacağın fer'ilerinden çıkartılarak toplam alacak ----- dava tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı harca esas değer belirlenmiştir. Yapılmış olan itiraz ile dava açılışı arasındaki sürede yapılan ödemeler bakımından icra inkar tazminatı istemimiz devam etmektedir. İcra takibine yapılmış olan itiraz cebri icradan kurtulmak maksadıyla yapılmış olup haksız ve kötü niyetlidir.------- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 116.070,371-USD asıl alacak(dava tarihi karşılığı 3.818.715,21-TL) ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz yönünden devamına, sözleşmeye dayalı alacak likit ve itiraz haksız olup, ayrıca kamu düzenine ilişkin olduğundan yabancı para cinsinden kabul edilen asıl alacağın icra takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ediyoruz. İcra takibine yapılan haksız itiraz sonucunda taraflarınca itirazın iptali davası açmak maksadıyla dava şartı arabuluculuğa başvuru yapılmış olup ----------- tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. Müvekkili Şirket hammadde ithalatını yapan bir şirkettir. Müvekkili şirket davalı şirkete 2021 yılından bu yana mal satımı yapmaktadır. Müvekkili ile davalı şirket arasındaki satış ilişkisi cari hesap ekstresi, davalı şirkete kesilen faturalar ve davalı şirket ile yapılan mail yazışmaları ile sabittir. Davalı satın aldığı malların ve hizmetin karşılığında tanzim edilen faturadan ve cari hesaptan kaynaklanan borcuna mahsuben kısmi ödemeler yapmış ise de bakiye bedeli bugüne kadar ödenmemiştir. Davalının almış olduğu ürünlere ilişkin müvekkili fatura kesmiş ve bu fatura davalı borçluya ürünler ile birlikte teslim edilmiştir. Davalı teslim almış olduğu faturaya 8 günlük itiraz süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Davalı tacir olup basiretli bir tacir gibi davranmak zorundadır. Davalı tebliğ edilen faturalara süresi içinde itiraz edilmemesinin sonuçlarına katlanmak zorundadır. Müvekkili Şirket Davalının almış olduğu hizmet ve ürünlere ilişkin kesilen cari hesap ekstresinde bulunan -------- tarihleri arasındaki tüm faturaları kanuna uygun şekilde düzenlemiş ve karşı tarafa göndermiştir. Davalı faturalara 8 günlük itiraz süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmamış olup cari hesap kapsamında müvekkile ödemeler yapılmıştır. Yaptığı ödemeler dahi cari hesap alacağının zımnen kabul edildiğini ve kötüniyetli olarak borca itiraz edildiğini göstermektedir. Davalının borcu cari hesaba işlenmiş olan faturalara dayanmakta olup bu belgeler ile de muavin defter hesap alacağımızın haklılığını göstermektedir. Müvekkili şirket davalıya karşı, fatura konusu ürünleri teslim etme yükümlülüğünü uygun şekilde yerine getirdiği halde davalı şirketin bu hizmetin karşılığı olan bedelleri müvekkile ödemekten imtina etmiştir. Dilekçe ekinde sunmuş oldukları faturalar aynı zamanda irsaliye faturası niteliğinde söz konusu ürünler teslim edilmiştir. Müvekkili Şirket faturasını düzenlediği malların tamamını karşı tarafa teslim etmiştir. Davalı borçlunun malları teslim aldığı mail yazışmaları ile sabit olup ticari hayatın olağan akışı gereği 1 yıldan fazla sürede mal alımına devam edilip malların teslim edilmediği düşünülemez. Taraflar arasındaki mailler ekte sunulmaktadır. Davalı --------- Esas sayılı dosyasına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiştir. Davalı borca itiraz dilekçesinde böyle bir borcu olmadığını savunmuştur. Bu iddiasının hiçbir şekilde doğruluk payı yoktur. Davalı şirket itiraz dilekçesinde iddialarını kanıtlar mahiyette bilgi ya da belge sunmamıştır. Borçlu icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde “Ayrıca müvekkil firmanın alacaklıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bu sebeple alacaklı tarafça başlatılan icra takibine, takip konusu alacağa, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz ediyoruz. Söz konusu takibin durdurulmasını ve gerekli diğer işlemlerin yapılmasını arz ve talep ederiz.” ifadesini kullanmakla yetinmiştir. Her ne kadar borçlunun vaki itirazı icra takibini durdurmaya kabil olsa da huzurdaki davada bu iddiaların yazılı ve sağlam delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Davalı-borçlu fatura bedellerini ödediğini ve borcunun bulunmadığını ispat etme yükümlülüğü altındadır. Fakat belirtmek isteriz ki icra takibine Haksız olarak itiraz edildikten sonra davalı cari hesap ödemesi şeklinde müvekkile 3 sefer 10.000-USD ödeme yapmış olup yapılan bu ödemeler itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ispatlar niteliktedir. Davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından tutulan ticari defter ve kayıtlar alacağımızın haklılığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın taraflarınca kabulü mümkün değildir. Bu nedenle müvekkilinin ticari defter ve belgeleri ile alacaklı olduğu ortadadır. Bilirkişilerin müvekkilinin ticari defterleri incelemesi halinde haklılığımız ortaya çıkacaktır. Davalı şirket borçlu olduğunu bildiği ve ticari defterlerde sabit olduğu halde haksız bir şekilde itiraz etmiştir. İİK 67. Maddenin 2. Fıkrası; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” şeklindedir. İcra inkâr tazminatı borçlunun hakkında yapılan icra takibine karşı haksız yere itiraz etmesi durumunda alacaklıya yasa gereği ödemesi gereken bir tazminattır. Takibe itirazın haksız sayılabilmesi için takibe konu alacağın likit (muayyen-belirlenebilir) nitelikte olması gerekir. Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere, alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı bir alacaktır. Bu haliyle dava konusu alacak likittir. Ayrıca davalı şirket ile müvekkil alacak konusunda mutabık kalmış olup buna ilişkin olarak mailler mahkemeye sunulacaktır. Ayrıca davalının icra takibine itiraz ettikten sonrasında yapmış olduğu ödemeler de cebri icradan kurtulmaya yönelik olarak borca haksız olarak itiraz ettiğini ispatlar niteliktedir. -------Sayılı İlamında; “……. Dava konusu alacak İİK 67/2 nci maddesi kapsamında likit alacak (borçlusu tarafından bilinebilir) niteliğinde olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru görülmemiştir.”--------- Sayılı İlamında; “İcra İflas Kanunu 67/2’nci maddesi uyarınca icra-inkâr tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını doğrudan mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Ayrıca alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Borçlunun kötü niyetli olması şart değildir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir.” Davalı tarafın haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiği ve müvekkili şirketin alacağına kavuşmasına engel olduğu açıkça ortadadır. Bu nedenle haksız ve kötü niyetli olarak cebri icradan kurtulmak ve zaman kazanmak için takibe itiraz ettiği sabittir. Borçlu-davalı kanunun amir hükmü ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadı gereğince %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle yukarıda izah edilen nedenlerle ve resen göz önüne alınacak hususlarla fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere; öncelikle davalarının kabulü ile, borçlunun ------- Esas sayılı dosyası üzerinden borca ilişkin itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalı temerrüde düştüğünden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yasal en yüksek ticari temerrüt avans faizinin davalıdan tahsiline, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa duruşma gününü bildirir dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı taraf cevap dilekçesi vermemiş ancak daha sonra davalı vekili vekaletname sunmuş ve davalı şirketin ticari defterlerini bilirkişiye vermiştir. İcra Dosyası: ---- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ------ Anonim Şirketi, borçlusunun ------ dönemleri muavin defterler kapsamında yer alan faturalardan kaynaklanan bakiye alacak tutarı 127.976,06 USD kaynaklı alacağa istinaden 113.039,95 USD Fiili Ödeme Tarihi 2023 yılı muavin defterler kapsamında yer alan faturalardan kaynaklanan bakiye alacak tutarı, 14.796,42 USD Fiili Ödeme Tarihi 2024 yılı muavin defterler kapsamında yer alan faturalardan kaynaklanan bakiye alacak tutarı, 46,45 USD Fiili Ödeme Tarihi takip tarihine kadar işlemiş faiz ve 93,24 USD Fiili Ödeme Tarihi takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 127.976,06 USD Fiili Ödeme Tarihi Toplam Alacak üzerinden 21/03/2024 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 26/03/2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde ---- tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın mali müşavir ve kimya mühendisi bilirkişilere tevdi ile iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor hazırlamalarının istenmesine, bilirkişilerinin şirket kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmalarına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir --------- tarafından sunulan 21.03.2025 tarihli raporda özetle; "SONUÇ Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmem neticesinde; A- Ticari defter(lerjin Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Huzurda görülen davada, davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; -------- dönemi Envanter defterinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının ---- döneminde e-defter mükellefi olduğu, ------ dönemi Gib onaylı Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süre: içerisinde alındığı, davacının incelenen ------- dönemi ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davalı Yönünden; Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi ekli davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermediği, duruşmalara katılmadığı ve kendisi vekil ile temsil ettirmediği görülmüş olup açıklanan sebeplerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. B- İddia olunan alacağın/faturanın kayıtlı olup olmadığı, iade/fiyat fark/indirim faturası bulunup bulunmadığı, ticari defter(ler)deki kaydın belgesinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle ---- davalıdan ------ alacaklı gözüktüğü, yine davacın ticari defter kayıtlarına göre davalının takip tarihinden sonra ----tarihinde --------- ödeme yaptığı, Sayın Mahkemenin talebiyle dosya kapsamınca celp edilen ve raporun 4.c.l bölümünde incelenen tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlükleri tarafından gönderilen ------ formlarında taraflara ait herhangi bir bilginin yer almadığı, Huzurdaki davanın konusu bakımından davacının takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan fatura içeriği mal teslimini ispat etmesi gerektiği, bu bağlamda dosya kapsamında bulunan belge ve bilgiler ile birlikte incelenen davacının ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacının davalı adına düzenlediği takibe dayanak açık hesap bakiyesini oluşturan faturaların temel fatura senaryosu ile düzenlenmiş e- faturalar olduğu, ilgili fatura içeriği ürünlerin teslimine yönelik sevk irsaliyeleri düzenlendiği, sevk irsaliyeleri üzerinde taşıyıcı araç plaka, şoför adı soyadı ve ------- numarasına yer verildiği, hususları topluca ele alındığında usulüne uygun tutulmuş davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan faturaların davalıya teslimine yönelik karinelerin oluştuğunun söylenebileceği, nihai takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkemede olduğu değerlendirilmiştir. Tüm bu inceleme ve tespitler çerçevesinde; davacının -----takip tarihi itibariyle kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan alacak olarak gözüken ---- talep edebileceği, Davalının takip tarihinden sonra -----olacak şekilde toplamda -------- ödeme yaptığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerektiği, nihai takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkeme'de olduğu kanaatine varılmıştır. Faiz Yönünden: Somut olayda, Davacının takip öncesinde faiz talebinde bulunduğu, tacir olan düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi ihtarname ya da eş değer belge bulunmaması nedeniyle takip öncesi faize ilişkin hesaplama yapılamadığı, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında davacı alacağı için 3095 s.k 4/a m. kapsamında faiz talep edebileceği değerlendirilmiştir. Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Davalı tarafa ticari defterlerini sunması için ihtaratlı süre verilmediği anlaşıldığından, davalı vekili tarafından, "1- Davalı ------ ticari defter kayıtlarında davacı ----- dönemi cari hesap muavin ekstresi (Yevmiye madde numarası yazılı, Excel ortamında yabancı para tutarları gözükecek şekilde), 2-------Dönemi Yevmiye Defteri Açılış-Kapanış Kayıtları (Yazılı Yevmiye Defterinden resim yada pdf olarak), 3- Davalı ----- dönemine ilişkin Yevmiye-Defteri Kebir ve Envanter defterlerinin noter tasdik kapak sayfaları ile Yevmiye defteri kapanış tasdik sayfasının ---- da resim olarak, davalının e-defter kullanıcısı mükellef olması halinde ------ Dönemi E-defter Ve Beratları (Tüm Klasör) ve 4---------dönemi Envanter Defterinin noter tasdik kapak sayfasının" mahkememize sunulması veyahut mali müşavir bilirkişi ---------- göndermesi için iki (2) haftalık kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde ticari defterlerin mahkememize sunulmaması veyahut bilirkişiye gönderilmemesi halinde davalı şirketin HMK 222 (3) maddesi uyarınca ticari defterlerini ibraz etmemiş sayılacağı ve davacı taraf ticari defterleri göz önünde bulundurularak karar verileceği hususunun ihtarına karar verilmiştir. Davalı ticari defterleri sunulduğundan HMK 222 (1) maddesi uyarınca bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir -----------tarafından sunulan 01.07.2025 tarihli ek raporda özetle;"3- SONUÇ: Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen ek rapor görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; Davacı tarafından davalı adına vade farkı içeren bir fatura düzenlendiği, bu faturanın davalı tarafından 01.02.2024 tarihinde muhasebe kayıtlarına alındığı, sonrasında 13.03.2024 tarihinde iade faturası düzenlenerek ilgili faturanın iade edildiği, bu durumun davalının vade farkı uygulamasını kabul etmediğini gösterdiği, taraflar arasında ticari ilişkinin yabancı para cinsinden (USD) olarak kurulduğu, vade farkı uygulanacağına dair dosya içeriğinde açık bir sözleşme, mutabakat veya yazılı onay vb. Belge ve bilgi bulunmadığı tüm bu hususlar topluca değerlendirildiğinde taraflar arasında ihtilaflı hale gelen vade farkı faturasından kaynaklı-------- tutarlı davacı alacağının hukuki değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Yine yukarıda incelenen davalı kayıtlarına göre taraflar arasında takip tarihi itibariyle ihtilafsız olan davacı alacağının 101.280,08 USD olduğu, Her iki taraf kayıtlarında yer aldığı üzere davalının takip tarihinden sonra -------- ------------ olacak şekilde toplamda 41.280,08-USD ödeme yaptığı, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, raporumuzu arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Takip sonrası ve dava öncesi haricen yapılan ödemelerin (dava dosyasında -------- tarihinde yapılan ödemeler) alacaktan mahsubu; takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferîleri toplamından mahsubu öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. (Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır.) Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferîleri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağının tespit edilmesi gerektiğinden dosyanın icra dosya kapak hesabı yapabilecek vasıfta nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdi ile hesaplama yapmasının istenilmesine, bilirkişinin davacı tarafın takip öncesi işlemiş faiz talep hakkı olması/olmaması ile vade farkı isteme hakkı olması/olmaması ihtimallerine binaen dört farklı alternatif hazırlamasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi ---- tarafından sunulan ----- tarihli raporda özetle; "V-SONUÇ VE KANAAT: Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde verilen görev ile sınırlı olmak üzere yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme ile hak kazanma koşulları tamamen yüce mahkemeye ait olmak üzere;--------- Esas sayılı dosyasının; A- Takip öncesi işlemiş faiz talep hakkı olması durumunda dava tarihi itibariyle borç miktarı 3.834.425,24 TL, B- Takip öncesi işlemiş faiz talep hakkı olmaması durumunda dava tarihi itibariyle borç miktarı------, C- Vade farkı isteme hakkı olması durumunda (takip öncesi faizsiz) dava tarihi itibariyle borç miktarı 3.832.248,79 TL, D- Vade farkı isteme hakkı olmaması durumunda dava tarihi itibariyle borç miktarı 2.924.449,80 TL bakiye borç olduğu, Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimi arz ederim." şeklinde görüş bildirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf sattığı ürünleri teslim ettiğini ancak bakiye ücretin ödenmediğini iddia etmekte, süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı taraf ise, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Davalı taraf icra takibine itiraz etmiş ise de, takibe itirazdan sonra hatta dava açıldıktan sonra da davacı tarafa ödemeler yapmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafın satılanı teslim edip etmediği, etmiş ise davalı tarafın satış bedelini ödeyip ödemediği ile işlemiş faiz ve vade farkı faturası alacağı talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir.
Somut olayda; taraflar tacir olup ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve defter kayıtlarının 101.280,08 USD yönünden birbirini doğruladığı, tarafların ticari defter kayıtlarındaki farkın davacı tarafından düzenlenmiş olan----------tutarlı vade farkı faturasından kaynaklandığı, vade farkının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasındaki bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiği ancak her iki şartında gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı tarafın vade farkı faturası alacağı talep edemeyeceği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve faturalarda vade bulunmadığı yine davalı tarafın temerrüte düşürülmediği anlaşılmakla davacı tarafça takip öncesi için işlemiş faiz talep edilemeyeceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, taraf ticari defterlerinin ---- yönünden belirtilen şartlara uygun olarak tutuldukları anlaşılmakla ------ takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan alacağının ----- olduğunun kabulü gerekeceği, davalı tarafça takipten sonra ----- tarihinde ------ ve----- tarihinde ---- ödeme yaptığı, ------- tarihli ödeme ---- dava tarihinden sonra olduğundan icra dairesince dikkate alınmasına, davalı tarafça takipten sonra yapılan ---- tarihli ------ ödemeler bulunduğu, ----- tarihli hesap bilirkişisi raporunda -------- tarihli ödemenin 10.000 USD olarak hesaplandığı ancak bu ödemenin 11.280,08 USD olduğu, aradaki fark basit hata olduğu için mahkememizce hesaplanabilir olduğu, yapılan hesaplama sonucu (1.280,08 USD * 32.3921 = 41.464,48 TL) 41.464,47 TL olarak hesaplandığı, bu suretle davalı tarafça takip öncesi yapılan toplam ödemenin (967.171,00 TL + 41.464,47 TL = 1.008.635,47 TL) 1.008.635,47 TL olduğu, yukarıdaki kabuller göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi itibariyle bakiye borç miktarının (3.891.620,80 - 1.008.635,47 TL = 2.882.985,33 TL) 2.882.985,33 TL olduğu, dava tarihi itibariyle USD cinsinden asıl alacak miktarının (2.882.985,33 TL / 32,9 = 87.628,73 USD) 87.628,73 USD olduğu, davalı tarafça başkaca ödeme yapıldığının senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olduğu anlaşıldığından 87.628,73 USD asıl alacak üzerinden davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden kabul edilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
-------Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu -----------yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 87.628,73 USD asıl alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA, dava tarihinden sonra 09/08/2024 tarihinde yapılan 10.000,00 USD ödemenin infazda icra dairesince dikkate ALINMASINA,
- Asıl alacak 2.882.985,33 TL'nin %20'si olan 576.597,066 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ----- alınarak davacı/alacaklı --------- verilmesine,
- Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 196.936,72 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 20.722,97 TL peşin harç ve mahkememize yatırılan 44.491,14 TL peşin harç olmak üzere toplam 65.214,11 TL'den mahsubu ile bakiye 131.722,61 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 44.491,14 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.203,00 TL olmak üzere toplam 30.630,60 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 23.124,94 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 416.788,09 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 146.359,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca-------bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 2.717,86 TL'sinin davalıdan, 882,14 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde -------Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2026