WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

ISTANBUL ANADOLU 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(Kısmen Kabul)
ESAS NO: 2022/205 Esas
KARAR NO: 2026/69
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/03/2022
KARAR TARİHİ: 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili ---- tarihli dava dilekçesinde özetle; Arabuluculuk Süreci Tamamlanmıştır Öncelikle belirtmek gerekirse işbu ticari dava açılmadan önce Kanunun öngördüğü şekilde arabuluculuk aşaması için taraflarınca ----- tarihinde arabuluculuk başvurusu yapılmış olup ekte sunulu Arabuluculuk ------- tarihli Son Oturum Tutanaklarında da görüleceği üzere görüşmeler sonucu anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. Uyuşmazlığın İzahatı Müvekkili ile davalılardan -------arasında eskiye dayanan arkadaşlık söz konusudur. Bu arkadaşlık neticesinde taraflar arasında güven ilişkisi doğmuştur. Davalı ---- davalı -----kurucu ortağı ve imza yetkili müdürüdür. -------- temsilcisidir.------------ davalı ------ bayiler arasında gösterilmiştir. Hatta dava konusu olan sözleşmeye dikkat edildiğinde dahi sözleşme metninin tanzim ve imza edildiği kağıdın dahi davalı ---- firmasının bayiliğini yaptığı ---- antetli olduğu görülmektedir---- bu işin tam ortasında olduğunun bir başka kanıtıdır. ----- iştigal alanlarından bir kısmı ------vinç satış, temini ve kiralama faaliyetidir.-------------- Davacı müvekkili ile davalılar, finansmanı davacı müvekkili tarafından karşılanmak suretiyle davaya konu ------- davalı ------ tarafından----------- yoluyla temininin sağlanması, temin edildikten sonra ise finansal kiralamaya bağlı kiraların, ----- üzerinden, vincin üçüncü şahıslara kiralanmak suretiyle ödenmesinin sağlanması ve finansal kiralama süresi olan --------- ayın sonunda anılan ------------vincin, finansmanını sağlayan müvekkiline teslim edilmesi hususlarında anlaşmışlar ve bu iş için davalılar müvekkilinden 70.000-Euro avans alarak anılan --------------vinç için temin etme ve satın alma işlemine başlamışlardır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalılar davaya konu ----- şase numaralı -------------vincin diğer davalı ------üzerinden ------------ile ------------vinç satın alınması ve kiraya verilmesi, -----------borcu bittikten sonra ---------------vinçin davacıya devri konusunda ------ tarihinde anlaşmışlardır. Sözleşme gereğince ----------kredisi bitiminde, yani 60 ay sonunda vincin davacı ------ devredileceği ve her ayın 15’inde 6.500 TL ---------kredisine ödenen miktar kiralama bedelinden düşülerek kalan kısmı davacı ----ödeneceği kararlaştırılmıştır.----- mukabilinde Davalı ----- Bedelli, Alacaklısı Davacı----- Olduğu Bir Bono Düzenlenerek Davacı------ Teslim Edilmiştir. Bahse konu sözleşme kapsamında bahse konu vincin temini hususunda davalı----- yönetim kurulu başkan yardımcısı ve şirket temsilcisi olduğu davalı ----- tarafından ---------Teklif No’lu finansal kiralama sözleşmesi imzalanarak --------- numaralı -----------vinç finansal kiralama yoluyla temin edildiği müvekkiline bildirilmiş ve ödeme planının bir sureti müvekkiline verilmiştir. Finansal kiralama karşılığı olarak düzenlenen ödeme planına bakıldığında ise 60 ay vade belirlendiği, ilk taksitin ---- tarihi olduğu, ------ hariç ödeme tutarının ----- % 1 oranında 968,18 Euro olmak üzere ------ dahil tutarının 97.786,77 Euro olduğu görülmektedir. Davalı şirket tarafından anılan vinç temin edildikten sonra davalı şirket tarafından üçüncü kişilere kiralanmaya başlanmış ve bu üçüncü kişilerden elde edilen kira geliri üzerinden finansal kiralama aylık ödemeleri ------ ödenmiştir. Vincin 3. kişilere kiralandığı hususu yine şirket çalışanlarından ----------- tarafından müvekkiline whatsapp uygulaması üzerinden bildirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki sözleşme doğrultusunda kalan tutar davalı şirketin ortağı ve yetkili müdürü -------- tarafından müvekkilinin banka hesabına gönderilmeye başlanmıştır. Arada artan ödemelerin gönderilmediği hatta müvekkilinden fazladan ödeme istendiği de olmuştur. Son ---------taksit ödemesine kadar bu durum böyle devam edegelmiştir. Bu suretle müvekkili banka hesabına toplamda sadece ---------- gönderilmiş olup bazı aylarda ise döviz kurunun değişimine göre müvekkili borçlu dahi çıkartılmıştır. Anılan ----kiralamasına ilişkin olarak da anılan ------ firması nezdinde müvekkili -------- şase numaralı vinç adı altında cari hesap kayıtları tutulmuş olup birer örnekleri ekte sunulmuş olup mahkemece davalı --------firmasının yasal defter kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu---------- şase numaralı bir vinç kaydının olup olmadığı ve buna ilişkin ödemeler ve cari hesap kayıtlarının varlığı ortaya çıkacaktır. Ancak------ finansal kiralama şirketine olan 60 aylık taksitlerin son bulmasından sonra 25.04.2019 tarihinde teslim edilmesi gerekmekte iken anılan taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak davacı müvekkiline teslim edilmemiştir. Defaatle müvekkili tarafından anılan vincin teslimi istenilmesine rağmen teslimi gereken ----- tarihinden bu yana halen teslim edilmemiş ve gelinen yaklaşık 2,5 yıllık bu süreç zarfında da vinç halen anılan şirket tarafından üçüncü kişilere kiralanmaya ve gelir elde edilmeye devam edilmektedir. Bunun üzerine taraflarınca davalıya ve davalı şirkete ----------- yevmiye kaydı ile ihtarname keşide edilerek ----- teslim edilmesi istenilmiş ve anılan ihtarname davalı ------- Tebligat Kanunu 21/2. maddesi gereğince --- tarihinde, davalı --------- ---- tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak anılan ihtarnameye davalı ------- vermemiş ve gereğini de yerine getirmemiş, diğer davalı şirket ise ihtarnameye ------ tarihinde cevap vererek ihtarname kapsamı hususları inkar yolunu seçerek ihtarnamenin de gereğini yerine getirmediğinin görülmesi üzerine işbu davayı açma gereği hasıl olmuştur. Tüm bu anlatılanlar değerlendirildiğinde hem ------müvekkili ile akdedilen sözleşmenin tarafı olduğu açıktır. Zira -------- imzalamak suretiyle, ------ hem kurucu ortağı, hem imza yetkili müdürü, hem muhasebecisi, hem de şirket ortağı ile müvekkilinin muhatabı olarak olayın tarafı olmuştur. Davalı------ şahsi dostluğunu kullanarak kurucusu ve yönetici olduğu diğer davalı ---- firması üzerindeki idari-mali yönetim yetkisini kullanarak davacı üzerinde güven tesis etmiş, aralarındaki ticari ilişkinin bir basamağında da diğer davalı------- firmasının olduğunu açıkça belirtmiş ve dahi belirtmekle kalmayarak şirket adına yukarıda bahsi geçen bonoyu imzalayarak vermiştir. Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacı müvekkili yükümlülüğünü yerine getirmesine karşın davalılarca vinci teslim borcu yerine getirilmemiştir. Sözleşmede vincin teslim borcunun süresi 60.ay sonunda --------kredisinin bitiminde yani------- tarihinde yapılacağı belirlenmiştir. T.B.K m.117/2 uyarınca sözleşmede borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş ise herhangi bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşecek ve bu tarihten itibaren temerrüt faizi işleyecektir. Somut olayda davalı belirli vade olan 25.04.2019 Tarihinde vincin davacı müvekkiline teslimi borcunu yerine getirmemiş ve ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüştür. (Kaldı ki bahsedildiği üzere ihtarname de keşide edilmiştir.) Karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde T.B.K m.125 gereği temerrüt durumunda alacaklıya seçimlik haklar tanınmıştır. Bu temerrüt kapsamında işbu dava ikame edilmiştir. T.B.K'nın temerrütten doğan zararları düzenleyen hükümleri uyarınca temerrüde düşen borçlu, borçlu olmadığını ve kusursuzluğunu ispat etmedikçe alacaklının temerrütten doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür. Somut olayda mütemerrit borçlu olan davalılar açıkça kötü niyetli hareket ettiklerinden (kusurlu olduklarından) davacı müvekkili ...’ın temerrüt sonucu maruz kaldığı müspet zararı tazmin etmelidir. Belirtilen nedenlerle işbu davayı açma gereği hasıl olmuştur. Yukarıda da ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere olayda borçlunun temerrüddüne ilişkin ilkeler ile birlikte doktrin ve Yargıtay kararlarında da sıkça yer verilen tüzelkişilik perdesinin aralanması, güven ilkesi, hukuki görüş nazariyesi ve inanç sözleşmesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde burada hem davalı ---- hem de diğer davalı ----- firmasının birlikte ve müteselsilen sorumlu olduğu açık ve net bir husustur. İhtiyat-i Tedbir Talebi: Dava konusu --------- şase numaralı ------------vincin, hiçbir hakkı olmadığı halde tamamen usulsüz olarak kullanılmaya ve bu suretle de yıpranmaya devam ettiği, ayrıca da uyuşmazlık konusunun dava sırasında el değiştirmesi veya çekişmeli şeyin telef olması ya da hasara uğraması ihtimali de birlikte değerlendirildiğinde öncelikle anılan -----------vince ilişkin olarak, özellikle müvekkilinin ekonomik mağduriyeti de göz önüne alınarak mahkemece ilgili sanayi ve ticaret odasına müzekkere yazılarak dava konusu ----- numaralı ----------vincin tescil kaydına ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini arz ve talep ettiklerinden bahisle öncelikle mütemerrit davalıların temerrüt hükümleri gereğince, teslim edilmesi gerektiği halde teslim edilmeyen dava konusu-----numaralı -----------vince ilişkin olarak (peşinat olarak ödenen 70.000-Euro ve 60 ayda taksitler halinde vincin kiralanması karşılığında finansal kiralama bedelleri olarak ödenen tutar olan 97.786,77-Euro olmak üzere toplamda 167.786,77-Euro'ya dava açma tarihi itibariyle tekabül eden 2.605.828,53-TL’den, müvekkilinin banka hesabına gelen kira tutarı olan ---- mahsup edilmek suretiyle 2.492.619,24-TL’nin) Kısmi Dava Mahiyetinde Olmak Üzere Şimdilik 10.000-TL’ye Tekabül Eden Kısmının Müvekkiline Ticari Faiziyle Birlikte Ödenmesine Karar Verilmesini, ayrıca ------- firması adına kayıtlı------- şase numaralı vinç sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmediği için 25.04.2019 tarihinden itibaren getireceği kira gelirine mukabil olmak üzere Fazlaya Dair Hakları Saklı Kalmak Kaydıyla Şimdilik 10.000 TL’nin Ticari Faiziyle Birlikte Müvekkiline Ödenmesine Karar Verilmesi, dava konusu---- şase numaralı kulevinç hakkında müvekkilinin şahsi durumu da dikkate alınarak teminat aranılmaksızın ihtiyati-tedbir kararı verilerek ilgili sanayi ve ticaret odasınca tutulan sicil kaydına tedbir konulması, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesinin hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.Davalı -------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Firma Söz Konusu İşbu Davanın Tarafı Değildir. Davacı yan her ne kadar müvekkili firma ile aralarında bir sözleşme olduğunu iddia etmişse de, davacı yanın kendisinin söz konusu usule uygun düzenlenmesi Finansal Kiralama sözleşmesini sunmadığı gibi, basit, doğruluğu ve gerçekliği ispat edilemeyecek nitelikte yazılı bir kağıt parçasını sözleşme olarak nitelediği ortadadır. Bahsi geçen ve dava dilekçesinin eklerinde sunulu adi belgede müvekkili firma olan--------- ait hiç bir bilgi, belge, imza, kaşe bulunmadığı da açıkça ortadadır. Müvekkilinin taraf olmadığı, hiç bir alakasının dahi bulunmadığı --------sözleşmesinde, taraf yükümlülüğü yükleme çabası, davacı yanın kötü niyetinden ibarettir. Davalılardan ...'nin müvekkili şirkette günümüzde yetkili olması, dava konusu işlemi şirket adına yaptığı anlamına gelmemektedir. Ayrıca kaldı ki, iddia edilen -------sözleşmesinin kurulduğu anda ------------ Veya Yönetim Yetkisi Yoktur. Söz konusu yetki hususunu ispatlar belge ayrıca mahkemeye sunulacaktır. Mahkemenin de takdir edeceği üzere, bir kişinin şirket kurması kendi kişilik hak ve tasarruf haklarından feragat ettiği, bundan sonra tüm işlemlerini şirket adına yaptığı anlamına gelmemektedir. Müvekkilinin taraf dahi olmadığı bir sözleşmeden sırf günümüzdeki yöneticisinin ancak işlemin yapıldığı tarihte yönetici olmayan bir kişinin şahsi bir işlem yaptığı iddia edildiği için sorumlu tutulması açıkça hukuka aykırıdır. Zira davacı yan tarafından sözleşme olarak nitelendirilen adi belgede sadece ----ait olduğu iddia edilen imza ve davacının imzası mevcuttur. Söz konusu kağıdın ------- firmasının antetini içerir durumda olması, ne ------ firmasını ne de müvekkili --------- firmasını varlığı iddia edilen sözleşmeye taraf yapmamaktadır. Söz konusu kağıt başka bir markaya da ait olabilirdi. Bu durumda, hukuki temel ve mantıktan yoksun zihniyetle, başka bir firmayı da kötü niyetle davaya taraf etme hakkı doğacaktır. Bu nedenle davacının müvekkilinin varlığı dahi ispat edilemeyen finansal kiralama sözleşmesine taraf olduğu hususundaki iddialarını ispatlayamadığı açıktır. Tüm bu açıklamalar ışığında davacının beyanlarının, temeli olmayan iddialardan ibaret olduğu, kötü niyetle müvekkili şirketi sorumlu tutmaya çalıştığı açıktır. Bu nedenlerle müvekkili yönünden davalı sıfatı bulunmadığından, husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmektedir. Kabul Anlamına Gelmemekle Beraber, Taraflar Arasında Akdedildiği İddia Edilen -------- Geçersizdir, Yok Hükmündedir. Öncelikle Finansal Kiralama sözleşmeleri ilgili kanun uyarınca yazılı olarak yapılmalı ardından ise bağlı bulundukları sicile veya özel sicile kaydolunması gerekmektedir. Davacı yanın sunmuş olduğu deliller incelendiğinde ne resmi nitelikte bir belge, ne usulüne uygun bir sözleşme, ne geçerli bir bono, ne de usulüne uygun sicile tescil işlemi mevcuttur. Dava konusu dahi ispat edilemeyen talepler iddialardan ibaret olduğu gibi, müvekkili ile olduğu iddia edilen sorumluluk ilişkisi de havada kalmaktadır. Aşağıda açık hükümleri verilen kanun maddeleri ve Finansal Kurumlar Birliği'nin gerekçeleri uyarınca varlığı iddia edilen sözleşme kurulmamıştır. Bu nedenle de davanın reddi gerekmektedir. ----------- sözleşmeleri; Finansal kiralama sözleşmesi MADDE 18 – (1) Finansal kiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir. Sözleşmenin şekli ve tescili MADDE 22 –" (1) Finansal kiralama sözleşmesi, yazılı veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak şekilde düzenlenir ve buna ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir. Taşınmaz mallara ilişkin sözleşmeler taşınmazın bulunduğu tapu kütüğünün şerhler hanesine, kendilerine mahsus özel sicili bulunan taşınır mallara dair sözleşmeler bu malların kayıtlı oldukları sicile tescil ve şerh olunur ve kiralayan tarafından ayrıca Birliğe bildirilir. 2) Özel bir sicile kayıtlı olmayan taşınır mallara ilişkin sözleşmeler Birlik tarafından tutulacak özel sicile tescil edilir" 6361 Sayılı Kanun, İlgili Yönetmelikler ve Birlik Düzenlemeleri, 22. Madde GEREKÇE: "Madde ile; finansal kiralama sözleşmesinin şekli ve özel bir sicile tescili düzenlenmektedir. --------kendilerine mahsus özel sicili bulunan taşınır malların ise, bu malların kayıtlı oldukları sicile tescil veya şerh olunacağı ve özel sicili bulunmayan taşınır malların ise uygulamada ihtiyacı karşılamayan noterde tescil sisteminden vazgeçilerek, Finansal Kiralama Şirketleri Birliği’nce tutulacak özel sicile tescil edileceği hüküm altına alınmıştır. Finansal Kiralama Şirketleri Birliği’nce tutulacak özel sicilin herkese açık olduğu ve hiç kimsenin sicildeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceği hüküm altına alınarak iyi niyetli üçüncü kişilerin malik olmayan kişiden mülkiyet veya diğer sınırlı ayni hakları kazanmalarının engellenmesi hedeflenmiştir" Davacının, Müvekkili Firmanın Sorumlu Olduğunu İspat Etmek İçin Sunmuş Olduğu Bono Geçersizdir. Şöyle ki; TTK M. 776 uyarınca, bononun Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerekmektedir. Aksi halde, TTK m. 777 uyarınca İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. Ayrıca kurulduğu iddia edilen sözleşme ile hiç bir bağı bulunmayan müvekkilin, geçerliliği dahi bulunmayan bir bono ile sorumlu tutulmaya çalışılması açıkça hukuki temellerden yoksun, kötü niyetli davranışlardan ibarettir. Hiç bir koşulda kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının havada kalan tüm kötü niyetli iddiaları, sunmuş olduğu hukuki değeri bulunmayan deliller, müvekkilinin hiç bir şekilde varlığı iddia edilen sözleşmeye taraf olmaması, geçerli bir sözleşme bulunmaması ve en önemlisi müvekkilinin taraf sıfatının bulunmaması nedenleriyle haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli işbu davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğinden bahisle tümüyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı ikame edilen huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkemenin aksi görüşte olması halinde, tümüyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı ikame edilen huzurdaki davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının Huzurda İkame Ettiği Davası Mesmu Değildir. Davanın Reddi Gerekmektedir. Zira; A- Davacının iddia ettiği gibi müvekkili davalı ------------davacı aralarında yapılmış, akdedilmiş bir --------sözleşmesi yoktur, bulunmamaktadır. Zaten, ------------ sözleşmesinin şartlarının düzenlendiği olay tarihi itibariyle (mülga) 3226 sayılı kanunun 8. Maddesi ile davanın ikame edildiği tarihteki 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri kanun incelendiğinde --------sözleşmesinin şekil şartının olay tarihinde noterde, dava tarihinde ise finansal kiralama şirketi tarafından düzenlenen sicile tescilin düzenlenme şartı olduğu her türlü izahtan varestedir. Müvekkilinin davalı ile davacı arasındaki ilişkinin --------sözleşmesi niteliğinde olmadığı (gerek olay tarihi gerekse dava tarihi itibariyle) bu nedenle davacının dayanaktan yoksun olan bu beyan ve iddialarının reddinin gerektiği aşikardır. Nitekim --------Sayılı kararında '---------aynı kanunun 8/1 maddesi gereğince finansal kiralama sözleşmesi düzenleme şeklinde noterlikçe yapılır. Taşınır mala dair sözleşme kiracının ikametgahı noterliğinde özel sicile tescil edilir. Bu husus sözleşmenin kurucu unsurlarından olup...''' açıklanan gerekçeyle şekil şartına tabi bir sözleşmenin bu şartlara aykırılığı bulunması durumunda, keenlemyekün hükmünde olduğu aşikardır. Öte yandan davacı dava dilekçesinde iddia ettiği ---------sözleşmesine ilişkin fatura, irsaliye gibi belgeler ibraz etmemiştir. Bu nedenle davacının iddia ettiği -----------sözleşmesine dayalı alacağını, hem şekil şartından hemde ispat yönü ile ispatlayamamıştır. Bu durumda ispatlanamayan iddianın reddi gerekmektedir. B- Müvekkili davalı ile davacı arasındaki ilişkiye gelindiğinde ise, davacının dava dilekçesinde ifade ettiği gibi bir arkadaşlık ilişkisinden ziyade taraflar arası bir tanışıklığın bulunduğudur. Davacı tarafça dava dilekçesinde izah edilmeye çalışılan olaylar ve beyanlar tamamen ütopyadır, doğru değildir. Filvakıa, müvekkili ---- beri tanıdığı ve tefecilik işini huy ve meslek edinmiş tefecilik işi ile iştigal eden davacı ------------- yılında ihtiyacı olması hasebiyle faiz karşılığı borç para almıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin temeli faiz karşılığı borç para alma iş ve işlemidir. Bunun dışında herhangi bir sosyal vb. ilişki söz konusu değildir. Sonuç itibariyle hukukun, kanunun himaye etmediği kaynağı suç teşkil eden paranın alınması ve faizin ödenmesi için taraflar arasında böyle bir mizansen teati edilerek bulunmuş, suni edimler içeren yazılı belge tanzim edilmiş, imza altına alınmıştır. İşte davacının beyan ve iddiaları tefecilik ilişkisinin perdelenmesinin sağlanması, işe yasal bir kılıf hazırlanması adına (o dönem ödünç para verme işleri hakkındaki kanuna muhalefet suç sayıldığından) davacının ikame ettiği davasına dayanak ettiği, tarafların muvazaalı biçimde düzenledikleri yazılar yazılmış ve zaten hukuken hükmü olmayan senet tanzim edilerek davacıya verilmiştir. Dikkat edilinecek olursa davacıya dava dışı 3. Şahıs tarafından muntazam ödemeler yapılmıştır. Bu ödemeler müvekkili ...'nin davacıdan aldığı borç paranın (tefecilikten kaynaklı) faiz ödemeleridir. -------- sayılı kararında; “Muvazaanın çeşidi ne olursa olsun olayda üç unsurun nisbi muvazaada ise bunlara ek olarak dördüncü bir unsurun gerçekleşmesi gerekir.1- Muvazaa Anlaşması: Tarafların muvazaalı işlemi sırf üçüncü şahısları aldatma için yaptıklarına ve kendi aralarında hüküm ifade etmeyeceğine dair anlaşma yapmaları gerekir. Muvazaa anlaşması netice itibariyle bir sözleşmedir; görünüşteki muvazaalı muameleden ayrı olup onunla birlikte veya daha önce yapılabilir. Muvazaa işleminin bir sözleşmeye dayanması nedeniyle tek taraflı işlemler ile irade sakatlığı oluşturan durumlardan ( hata-hile gabin ) farklı niteliktedir. 2- Görünüşteki İşlem: Tarafların kişisel aldatmak için yapmış oldukları işleme görünüşteki işlem denir. Taraflar burada hukuki işlemi sırf görünüşte yapmakta, bu sebeple kendileri hakkında hiç bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı hususunda anlaşmış bulunmalıdırlar. Burada devir sağlayan görünüşteki işlem, hukuki niteliği itibariyle muvazaalı işlemin kendisidir.3- Gizli işlem: Nisbi muvazaada söz konusu olan bir unsurdur. Tarafların görünüşteki işlemin altında gerçek iradelerine uygun ve gerçekten arzu ettikleri bir işlem yapıldığı zaman söz konusu olur.4- Aldatma kastı: Borçlar Kanunu'nun 18/1'de tarafların sözleşmenin gerçek niteliğini gizledikleri niyetinden söz edilmektedir. Gizleme niyeti, anacak üçüncü kişilerin aldatılması yoluyla gerçekleşebileceğinden aldatma kastı muvazaanın içeriğine dahil zorunlu şarttır. aldatma kastındaki amaç, tarafların harice karşı aldatıcı durum yaratmak hususundaki niyetidir. Yine ---------- sayılı kararında; “Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki ( zahiri ) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır.------------ sayılı kararında; “Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Hal böyle olunca, temlik tarihinde miras bırakanın ekonomik durumunun iyi olması, taşınmaz mal satma ihtiyacının bulunmaması, taşınmazın temlik tarihindeki gerçek değeri ile akitte gösterilen değeri arasında fahiş fark bulunması, davalının torunu olup, temlikin yapıldığı tarihte 16 yaşında olması ve alım gücünün bulunmaması; öte yandan miras bırakanın sağlığında hak dengesini gözeten paylaştırma savunmasının, ancak mirasçılar arasında söz konusu olabileceği ve davalının da mirasçı olmadığı dikkate alındığında bu savunmaya değer verilemeyeceği; miras bırakan tarafından yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı anlaşıldığından, davanın kabulü gerektiğine değinen bozma ilamına uyulması gerekirken, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” Tüm bu anlatımlar ışığında tarafların muvazzalı- tefecilik suçuna giren eylemi gizlemek, perdelemek için- yaptıkları görünüşteki işlemin hüküm ve sonuç doğuramayacağı her türlü izahtan varestedir. Kaldı ki, kimse kendi muvazzasına dayanamayacağından davacının beyan ve iddialarına dayanak olan tüm belgelerin mahkemece reddi gerekmektedir. Yine, 6098 sayılı Borçlar Kanun'un da yer alan açık düzenlemeye göre ahlaka aykırı edimler (26. ve 27. maddeler gereği) içeren sözleşmeler (kumar, tefecilik vb.) kanun tarafından himaye edilmez. Nitekim ------- sayılı kararında; ''...Tefecilik suçunu oluşturacak şekilde bağıtlanan tüketim ödüncü sözleşmesinin Türk Borçlar Kanununun 26 ve 27/I inci maddeleri kapsamında yasaya ve bu arada ahlaka aykırı olduğu konusunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır. Kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için, kural olarak, yasal deliller (ikrar, yazılı delil) bulunmalı veya --------- şartlar dairesinde, diğer bir ifade ile açık muvafakatle dinlenebilen tanık beyanları veya eldeki davada olduğu gibi tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıanın varlığı veya yokluğu netleşeceğinden, taraflar arasındaki borç ilişkisinin de kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşılaşıp karşılaşmadığı belirginleşecektir. Bu durumda mahkemece, belirtilen ceza dosyasının bekletici sorun yapılması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165 inci maddesi gereğidir..'' açıklandığı üzere davacının talep ettiği alacağın meşru olmadığı, talebinin reddinin gerekliliği maddi bir vakıadır. '' ...kelepçeleme sözleşmeleri “ Bahsi geçen ahlaka aykırı sözleşmelere, ekonomik olarak zayıf ve diğerine muhtaç durumda olan sözleşme tarafının, kendisinden daha güçlü diğer tarafın isteklerini kabul ederek imzalamak zorunda kaldığı sözleşmeler örnek verilebilir..------kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür..-------Dikkatle incelendiğinde şu hususta görülecektir ki, müvekkili tarafından davacıya verilen yazılı belgedeki ödeme tarihinin ---- olarak kararlaştırıldığı görülmektedir. Davanın ise ---- tarihinde açıldığı gözetildiğinde hayatın olağan akışına göre oldukça yüklü bir alacak için 3 yıl süre ile beklemesi de davadaki haklılıklarının bir başka işareti olarak değerlendirilmesi gerekir. Bugüne kadar, yapılan ödemeler neticesinde esasen müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığı, bundan böyle herhangi bir tefecilik alacağı, faiz alacağı talep edilmeyeceği konusundaki sözlü vaad, beyanlara rağmen, davacı aradan uzunca bir süre geçmesine takiben bugün haksız yere yeddinde tuttuğu müvekkiline iadesi gereken belgeleri dayanak yaparak bir yandan -----------sayılı ilamsız icra takibine girişmesi ve takiben huzurda alacak davası ikame etmesi karşısında davacı hakkında işbu davayla birlikte tefecilik suçuna ilişkin suç duyurusunda da bulunulmuştur. Filvakıa, davacı -------Esas sayılı dosyasıyla huzurdaki davaya konu belgeleri dayanak yapmak suretiyle münhasıran müvekkilim ... aleyhine icra takibine girişmiş, o takibinde alacaklı huzurdaki davanın diğer davalısı olarak husumet tevcih ettiği ---- şirketini icra takibinde borçlu olarak göstermemiş, davanın diğer davalısı ---- olarak göstererek İİK 89/1 ihtarnamesi tebliğ etmiştir. Davacı ------ hukuki hiç bir sorumluluğu olmadığını, iddia olunan borcun muhatabı olmadığını girişmiş olduğu icra takibiyle ortaya koymakta, müvekkili ile kendisi arasında yaptığı işlemin muvazaalı olduğunu böylece ortaya koymaktadır. '' Davacı ------ başvurmuş, müvekkilim aleyhine bu davasına konu ettiği belgeleri dayanak göstermek suretiyle huzurdaki davamızın davalısı ----borçlu olarak göstermemiş, o takibinde---- Şahıs olarak işaret ederek müvekkilin------lan varsa alacağına haciz talep etmiştir. Ne var ki, müvekkil aleyhine yapılan bu takipte vaki tebligatın usulsüzlüğü münasebetiyle süresinde yapmış olduğumuz borca itiraz dilekçemiz -------sayılı kararıyla kabul görmüş, icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş, hacizler fekk olunmuştur. Alacaklı tarafın bu giriştiği icra takibi neticesiz kalması üzerine, itirazın iptali takibin devamı yerine müvekkil aleyhine ve işin içine hukuken hiç bir hukuki sorumluluğu bulunmayan ------- sokarak tamamen tutarsız, çelişkili davranış içerisine giren suiyiniyetli davacının bu hareketi hukuken himaye olunmayacak bir alacağın peşinde koştuğunun alameti olmuştur.'' Davacının yukarıdaki anlatımları dava dilekçesinde hiç dile getirmemesi davacının suiyiniyetli olduğunu gösteren bir başka kanıttır. Şu hususun altını çizmekte yarar var ki, ödünç para kanuna muhalefet etmek suretiyle tefeci olan davacıdan para alan müvekkili davalı ... dışında, davanın diğer davalısı -------- sorumluluğu bulunmadığı, davanında tarafı olmadığı açıktır. Kaldı ki, davacı tarafça müvekkiline yapıldığı iddia olunan ödemenin diğer davalı tarafından tahsil olunduğuna ilişkin hiç bir yasal kanıtta yoktur. Diğer davanın hasım gösterilmesi kanaatlerince davacının bir şaşkınlık içerisinde haksız alacağını tahsil edebileceği ihtimaline dayalı olarak müvekkilini taciz etmektir. Bütün bu anlatımların dışında, mahkemece aksi bir düşünce ile davacının hukuki himaye görecek bir alacağının varlığına kanaat getirdiği takdirde davacının ödediğini beyan ve iddia ettiği #70.00.-(yetmişbin) euro'nun 20.02.2014 tarihli yazılı belgeye istinaden o tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek suretiyle hesaplama yapılarak, müvekkili tarafından davacıya yapılan ödemelerin takas-mahsubu gerektiğinden bahisle davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davacıya tahmili yönünde karar ittihazını talep etmiştir.
Mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi S.M. Mali Müşavir ---- tarafından sunulan ---- tarihli raporda özetle; "VI-S O N U Ç: Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan nedenlerle, Sayın Mahkemenin kabulü halinde, 1. Davalı şirketin ibraz ettiği ------ ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Davalı şirketin ibraz ettiği-------yılları ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64, 66, V.U.K. m.220-226 ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini --------onaylı beratlarını süresinde almış olduğu, görülmüştür.------- davalı şirket arasında, 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde -------- sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi akdedildiği ve sözleşme konusu 80.165,00-EURO bedelli,---- marka, ---- olduğu ve finansal kiralama yöntemi ile davalı şirkette kiralandığı. Davalı ---- finansal kiralama sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu. Dava dışı ------adına düzenlenen ----arihli proforma faturada, faturaya konu edilen vincin şase numarasının ---- olup, --------- Euro olup, finansal kira sözleşmesi geri ödeme planına göre------- dahil tutarının 97.786,77 Euro olduğu görülmüştür. 3. Davalı ------ ticari defter kayıtlarına göre davaya konu edilen--- şase numaralı ----- açıklamasıyla ---- hesaba borç kayıt edildiği, eş değişle davaya konu edilen--------- şase no.lu vincin davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüştür. 4. Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan deliler arasında, davalı ----- tarihli belge bulunmaktadır. Söz konusu belgede ------ elden aldım. ---------vinç avansı olarak kredi bitiminden 60 ay sonra vinç devri yapılacak. Her ay 15 Nisandan itibaren her ayın ---- --- krediye ödenenden düşülecek,----- kalandan ödenecek” şeklinde olduğu görülmüştür. Davacının ----no.lu hesabına dava dışı -------------------- tutarında ödeme yapıldığı, ödemelerin neye istinaden yapıldığına dair herhangi bir açıklama bulunmadığı. Davalı ------ arasında imzalanmış, ---- tarihli sözleşmede, davalı ---- davalı şirket yetkilisi olmadığı, ilgili dönemde şirket yetkililerin ---- olduğu. Buna göre dava dışı------ davacının hesabına ödeme yapılan tarihlerde davalı şirket yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ve davalının talepleri hakkında hukuksal değerlendirmenin sayın mahkemeye ait olduğu, Görüş ve kanaati ile tarafımdan düzenlenen işbu raporu Sayın Mahkemenin takdirlerine saygılarımla arz ederim." şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacının talebi doğrultusunda dosyanın 1 makine 1 inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler İnşaat Mühendisi ------- ve Makine Mühendisi ---- tarafından sunulan ----tarihli raporda özetle; "SONUÇ VE KANAAT Sayın Mahkemece verilen görev çerçevesinde, dosya içeriğinin, dosya incelemesi kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, 1. Davaya konu --------vincin; -------kapasiteli, ----kaldırma kapasitesi ------ Kabin özelliklerinde ve 47 metre yüksekliğinde olduğu; 2. İşbu rapor tarihi itibariyle emsal özelliklerdeki bir -------vincin, aynı yaş ve özelliklerinde olanın Serbest Piyasa değerinin ortalama ------olduğu; 3. İşbu rapor itibariyle aynı özelliklerdeki ve aynı marka ---------vincin aylık kiralama bedelinin de ortalama -----olduğu; 4. Finansal Kiralama Sözleşmesine göre son taksit ödemesi olan 25/04/2019 itibariyle, geçmiş döneme ait kayıt alınabilecek herhangi bir veri kaynağı olmadığından, -----hesabı ile dava konusu------ kullanılmış Serbest Piyasa değerinin ortalama 612.850,00TL ve/veya 93.000,00 EUR olacağı; 5. Finansal Kiralama Sözleşmesine göre son taksit ödemesi olan ---- itibariyle, geçmiş döneme ait kayıt alınabilecek herhangi bir veri kaynağı olmadığından, --- dava konusu----kullanılmış olanın aylık kiralama bedelinin ortalama ------ olacağı; 6. Davacının talep etmiş olduğu ödenmesi gereken tazminat tutarı hususu Nitelikli Hesaplama Uzmanı Bilirkişi konusu olduğundan, heyetimizce bu hususta değerlendirme yapılamayacağı; kanaatlerine varılmış olup, hukuki takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, iş bu Bilirkişi Heyet Raporu tarafımızdan tanzim ve imza edilmiştir. Arz Olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Dosyanın bir nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi Nitelikli Hesaplamalar ------- tarafından sunulan 17.10.2024 tarihli raporda özetle; "7) SONUÇ Yukarıda arz ve izah olunan sebeplere binaen, 1- Sözleşme Bakımından, 20.02.2014 tarihli davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmenin sonuca katılmalı karz akdi niteliğinde olduğu, davacının verdiği bedele karşılık aylık belli bir gelire hak kazandığı, buna karşılık davacının adi ortaklıktaki gibi zarara katlanma yükümlülüğünün bulunmadığı, Sözleşmede kullanılan kredinin bitiminde vincin davacıya devredilmesine dair hükmün ise üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğu, vincin devir yükümlülüğü bakımından davacının alacaklı, davalı ---------- taahhüt borçlusu, davalı---------- ise üçüncü kişi sıfatına haiz olduğu, 2- Alacak Miktarı ------numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında niza konusu vincin davalı -----devir hakkı doğması durumunda, davacının üçüncü kişiden aynen ifa ile ilgili talep hakkının doğacağı, Fakat niza konusu sözleşmede davalı üçüncü kişinin imzası olmadığından devre zorlanamayacağı ve davalı üçüncü kişi 30.07.2021 tarihi itibarıyla ilgili sözleşmedeki edim borcunu kabul etmediğini de beyan ettiğinden, davacının ancak 3. Kişinin ifaya ilişkin beyanına kadar ifaya olan çıkarı devam edeceği, bu bakımdan davacının bu tarihe kadar olan kira kaybını ve bu tarihten sonra vincin nakdi bedelini müspet zarar kapsamında, davalı taahhüt borçlusu ------ talep edebileceği, a- Vincin Bedeli Bakımından, aynen ifa talebinin üçüncü kişi tarafından kabul edilmediği ---tarihi itibarıyla vincin bedeline dair dosya içerisinde bir veriye rastlanılmadığı, fakat ----- tarihli Bilirkişi Raporunda vincin bedelinin, ------ tarihi itibarıyla, --- olarak hesaplandığı, Davacı ilgili bedelden kendisine yapılan ---- ödemenin mahsubunu talep ettiği, ----tarihli Bilirkişi Raporunda da davacıya yapılan ödemelerin, davacının kabulünde olandan daha az olarak ---- olarak tespit edildiğinden, davacının beyan ile bağlı olarak, tespit edilen vinç bedelinden davacının kabulündeki tutarın mahsup edileceği, Bu durumda Vincin Bedelinin ---- tarihi itibarıyla da ------ olması durumunda, davacının davalı taahhüt borçlusu ---- alacaklı olacağı,
b- Kira Kaybı Bakımından, ---- numaralı finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında niza konusu vincin davalı------ devir hakkı doğması durumunda, davacının bu tarihten aynen ifa talebinin üçüncü kişi tarafından kabul edilmediği ---- tarihine kadar ifaya olan çıkarı devam edeceğinden, ilgili süreler arasında kira kaybı talebinde bulunabileceği, ----- tarihli Bilirkişi Raporunda tespit edilen aylık kira bedeli nazara alındığında, davacının davalı taahhüt borçlusu ---- alacaklı olacağı,Sonuç ve kanaatine varılmış olup nihai takdir Mahkemenindir" şeklinde görüş bildirilmiştir.Dava konusu vincin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ve tüm bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor sunulması için dosyanın makine, inşaat ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar ---------, İnşaat Mühendisi ---- ve Makine Mühendisi ---- tarafından sunulan --------- tarihli ek raporda özetle; "11) SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, I- Sözleşme Bakımından, kök rapordaki görüşlerle bağlı kalındığı, II- Kambiyo Evrakı Bakımından, Kambiyo evrakı alt ilişki bakımından takdiri bir delil olduğundan, imzasının borçluya ait olması durumunda, dosyada yer alan kambiyo senedi metnindeki kayıt kapsamında davalı ---------de devir taahhüdünde bulunduğu ya da borçtan tüzel kişilik perdesinin aralanması hükümlerine binaen sorumlu olduğuna ilişkin takdirin Mahkemenin olduğu, III- Vincin Değer Bakımından, niza konusu vincin ------ değerinde olduğu, Mahkemece dava tarihindeki değer esas alınması halinde; ------ dava tarihinde ----- değerinde olduğu, IV- Kira Kaybı Bakımından, tespit edilen kira bedellerine göre, Aynen ifa talebinin üç kişi tarafından kabul edilmediği ---- tarihine kadar kira kaybının ---- olduğu, Mahkemece dava tarihine kadar kira kaybının talep edilebileceğine kanaat edilmesi halinde, -----dava tarihine kadar kira kaybının ---- olduğu, V- Alacak Miktarı Bakımından, a- Mahkemece borçtan sadece davalı --- sorumlu olduğuna kanaat edilmesi halinde, davacının ifaya olan çıkarı 30.07.2021 tarihine kadar devam edeceğinden, yapılan ödemeler de mahsup edildiğinde davacının davalıdan ----alacaklı olacağı,
B- Mahkemece borçtan her iki davalının da sorumlu olduğunun kabulü halinde, davacının ifaya olan çıkarı dava tarihine kadar devam edeceğinden, yapılan ödemeler de mahsup edildiğinde davacının davalılardan------ TL alacaklı olacağı,Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Davalı -----tanığı---------Ben davalı ----- yılı ekim ayında işe başladım, şirketin muhasebe işini yapıyorum, ben işe girdiğimde yöneticiler yasemin ----------- hanımdır, ------- şirkette ara sıra görürüm, eski eşi olan ---- hanımı ziyarete geldiği için ara ara şirkete uğrardı, şirketin yönetimine dair bir görevi yoktur, ben belirttiğim gibi ----- başladım daha öncesinde görevi olup olmadığını, şirket yönetiminde bulunup bulunmadığını bilmiyorum, davanın tarafları arasında ilişkiye ilişkin bir bilgim yoktur, yalnızca mahkemece yapılan bilirkişi incelemesine esas olmak üzere defterleri hazırladım, firma tarafından davacıya vince ilişkin kira ödemesi şu an yapılmamaktadır, benim işe girdiğim -----Ekimden itibarende böyle bir ödeme yapılmadı, öncesini bilmiyorum, defterler dijital tutulduğu için ben davacının adını herhangi bir kayıtta görmedim, davacının adına bir cari hesap ya da muhasebe hesabı yoktur, tarafların arasındaki sözleşmeye ilişkin hiçbir bilgim yoktur, mahkemece bana gösterilen ------ vade tarihli senet hakkında hiçbir bilgim yoktur, bu senedi daha önce hiç görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekili ------ tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava konusunun bir cüzünü teşkil eden vincin rayiç değeri olarak ıslah edilecek tutarın 5.881.044,00-TL ve -------------vincin müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle kira kaybı tutarına ilişkin ıslaha konu tutarın ise 11.332.771,78-TL olmak üzere toplam (5.881.044,00-TL + 11.332.771,78-TL) olmak üzere 17.213.815,78-TL olarak belirlenmiş olup; dava konusu harca esas tutarın ve dava konusu müddeabihin ıslah ve talep artırım sonucu tutarının 17.213.815,78-TL olduğunu, mahkemece bu tutarın dava konusu talep miktarı olarak dikkate alınarak davanın kabulü ile anılan tutarın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, harca konu dava değeri olarak ıslah edilen 17.213.815,78-TL üzerinden binde 68,31 oranı üzerinden 1.175.875,75-TL harcin 1/4 üne tekabül eden 293.968,93-TL peşin harç işbu dilekçe ekinde mahkeme veznesine yatırılmış olup ekte sunulduğundan bahisle dava konusu müddeabihinin ıslah ve talep artırım sonucu tutarının 17.213.815,78-TL olduğu, ıslah edilen tutar üzerinden gerekli harcın yatırıldığı dikkate alınarak davanın kabulü ile anılan tutarın ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı zenginleşmenin iadesi istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri A. Koşulları I. Genel olarak başlıklı 77 nci maddesi "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." ve Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.Somut olayda; davacı taraf dava konusu vincin rayiç değeri ile kira kaybı talep etmekte ise de, dava konusu vincin davalı ...'ne ait olduğu, davacı ile davalı ----- bir sözleşme veyahut para alışverişi bulunmadığı, işbu davada davalı ---- yöneltilemeyeceği anlaşılmakla davalı-----ile davalı ---- tarihli bir sözleşme yapıldığı, sözleşme tarihinde dava konusu vincin bulunmadığı gibi sonrasında ise dava konusu vincin davalı ----- adına kayıtlı olduğu, davalı ---- sözleşme tarihinde davalı ----yetkilisi olmadığı, bu suretle davacı ile davalı ----- arasında yapılan sözleşmenin başlangıçtaki ifa imkansızlığına bağlı olarak geçersiz olduğu, davacı tarafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiğini geri isteyebileceği, davacı tarafın davalı ----- verdiği ve ---- geri aldığı tartışmasız olup, dava tarihi Kanuni tatile rastladığından ---- olduğu, ---- dava tarihinde ----- karşılık geldiği, bu bedelden davacı tarafa ödenen ---- düşüldüğünde ------- bakiye alacak kaldığından, ---- üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davalı ----- yönünden DAVANIN HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-Davalı ----- yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile,
- 1.036.983,71 TL'nin dava tarihi olan 13/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ---- alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
- Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 70.836,36 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 341,55 TL harç ile ıslah harcı 293.968,94 TL'nin toplamı olan 294.310,49 TL'den mahsubu ile fazla alınan 223.474,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 80,70 TL başvurma harcı ile 27.217,87 TL bilirkişi ve posta masrafı olmak üzere toplam 27.298,57 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 1.644,50 TL'sinin davalı ----- alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 (1) maddesi uyarınca 161.547,56 TL vekalet ücretinin davalı ----- alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı----- kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 (2) maddesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,
7-Davalı ---- kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 (2) maddesi uyarınca 1.036.983,71 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı-------- verilmesine,
8-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---- bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre 96,39 TL'sinin davalı -----, 1.503,61 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı, davacı vekili, davalı ------- vekili ve davalı -------vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
21/01/2026