WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

ISTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/789
KARAR NO : 2025/649

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/11/2024
KARAR TARİHİ : 01/08/2025

Tarafları yukarıda belirtilen davanın davacı vekili tarafından ibraz edilen 23/07/2025 tarihli dilekçesi ile davanın konusuz kaldığı belirtilerek buna göre karar verilmesi talep edildiğinden resen ele alınan dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU : ----- İcra Müdürlüğünün --- Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebimizdir.

DAVA DEĞERİ : 2.464.966,94 TL
AÇIKLAMALAR :
Davalı/borçlu şirket aleyhinde, fatura alacağına ve cari hesap alacağına dayanılarak,----- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak davalı/borçlu şirket haksız ve mesnetsiz olarak işbu takibe itiraz etmiş olup davalının itirazının iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;
1- MÜVEKKİL ŞİRKET İLE DAVALI ŞİRKET ARASINDAKİ SÖZLEŞME DOĞRULTUSUNDA MÜVEKKİL ŞİRKET ÜZERİNE DÜŞEN TÜM YÜKÜMLÜLÜKLERİ YERİNE GETİRMİŞTİR.
Müvekkil -----(Bundan sonra----- olarak anılacaktır.) ile davalı/borçlu ------(Bundan sonra "---- " olarak anılacaktır.) arasında, 01.12.2021 tarihli Mühendislik Sözleşmesi mevcuttur. (EK-1)
Müvekkil şirket işbu sözleşme ile, ---- Hat Kesiminde Elektrifikasyon ve Sinyalizasyon Tesisleri, Gar Tevsiatı, Yol Uzatmaları, Saydignler, Muhtelif Yerlerde Hemzemin Geçitler Yerine Alt-Üst Geçitler Yapılması ve Muhtelif Alt Yapı-Üst Yapı Yapım İşi (ALA) kapsamında ve sözleşmenin "EK-2 İş Kapsamı" bölümünde belirtilen mühendislik ve tasarım işlerini gerçekleştirme, tamamlama, ----- sunma yükümlülüklerini yerine getireceğini taahhüt etmiştir.
Sözleşmenin "6. Ödeme Şartları" başlığında ayrıntısıyla belirlendiği üzere; Müvekkil ----- Mühendislik, işlerin ilerlemesine göre hazırladığı ödeme talebini içeren hakediş dosyasını ---- Merkezi’ne sunacaktır. Hakediş dosyası, ------ Merkezi tarafından incelenecek ve 7 (yedi) gün içerisinde onaylanacak veya müvekkil ---- Mühendislik'e düzeltilmesi için iade edilecektir. Düzeltilen hakediş dosyası yeniden ----- Merkezi’ne sunulduktan sonra 7 (yedi) gün içerisinde incelenerek onaylanacaktır. Eğer hakediş dosyası her açıdan doğru ve eksiksiz ise ----- Merkezi bu hak edişi onaylayacak bunun üzerine ------ Mühendislik, ilgili hakedişe ait faturayı kesecektir. Ödeme, faturanın ---- Merkezi’ne teslimini takip eden 60 (altmış) gün içinde yapılacaktır.
Sözleşme bedelinin %95’ine (yüzde doksanbeş) eşit olan tutar, işlerin onaylanmış ilerleyişine orantılı olarak ve belirli bir oranda bölüştürülme esasına göre ----- Mühendislik’e aylık olarak ve hakediş ödemesi şeklinde ödenecektir.
Müvekkil şirket, sözleşmede belirlendiği üzere hakediş raporlarını hazırlayarak davalı ----- Merkezi'nin onayına sunmuş, HER BİR HAKEDİŞ İÇİN ------ MERKEZİ'NİN ONAYINI ALDIKTAN SONRA İSE FATURALARI KESEREK ------ MERKEZİ'NE GÖNDERMİŞTİR. (EK-2 Hakediş raporları ve faturalar) En son Mart 2024 hakediş dönemine ilişkin (7) numaralı hakediş raporuna onay alınmış ve buna dayanılarak 15.05.2024 tarihli fatura kesilmiştir.
2- DAVALI/BORÇLU ŞİRKET, ÜZERİNE DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜKLERİ YERİNE GETİRMEMİŞ VE MÜVEKKİL ŞİRKETE OLAN BORCUNU ÖDEMEMİŞTİR.
Yukarıda da açıklandığı üzere müvekkil şirket sözleşme kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmiş, hakediş raporlarını düzenlemiş, davalı/borçlu şirketin onayını almış ve buna ilişkin olarak aşağıdaki faturaları keserek davalı/borçlu şirkete göndermiştir;
------ TARAFINDAN KESİLEN FATURALAR :
26.04.2022 tarihli 1.145.963,22 TL tutarındaki ------ nolu hakediş bedeli faturası,
06.07.2022 tarihli 224.969,18 TL tutarındaki ---nolu hakediş bedeli faturası,
21.09.2022 tarihli 309.580,19 TL tutarındaki ----- nolu hakediş bedeli faturası,
05.12.2022 tarihli 428.507,36 TL tutarındaki ---nolu hakediş bedeli faturası,
06.03.2023 tarihli 689.757,28 TL tutarındaki----- nolu hakediş bedeli faturası,
31.07.2023 tarihli 959.667,84 TL tutarındaki ----- nolu hakediş bedeli faturası,
12.02.2024 tarihli, 387.467,26 TL tutarlı vade farkı faturası,
15.05.2024 tarihli 328.565,22 TL tutarındaki ----- nolu hakediş bedeli faturası olmak üzere toplam 4.474.477,51 TL tutarında fatura kesilmiştir.
Ancak, davalı/borçlu şirket tarafından eksik ve geç ödeme yapmak adeta bir alışkanlık halinde gelmiş, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle de yalnızca aşağıda sayılı ödemeler yapılmış, müvekkil şirketin alacağının büyük bir kısmı ödenmemiştir.
------ MERKEZİ TARAFINDAN YAPILAN ÖDEMELER :
29.04.2022 tarihinde 500.000,00 TL
03.06.2022 tarihinde 300.000,00 TL
17.06.2022 tarihinde 291.806,17 TL
07.07.2022 tarihinde 214.337,37 TL
12.12.2022 tarihinde 703.206,29 TL
13.10.2023 tarihinde 400.000,00 TL olmak üzere toplam 2.409.349,83 TL ödeme yapılmış olup müvekkil şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu sabittir.
Tüm bu hususlar ve davalı/borçlu şirketin, müvekkil şirkete olan alacaklarını ödememiş olduğu hususu yaptırılacak defter incelemeleri ve bilirkişi raporu ile de ortaya çıkacaktır.
3- DAVALI/ BORÇLU, MÜVEKKİL ŞİRKETE BORCU OLDUĞUNU VE BORCUNU GECİKTİRDİĞİNİ BİLMEKTE OLUP BİZZAT KENDİSİ MÜVEKKİL ŞİRKETTEN GECİKMEYE İLİŞKİN VADE FARKI FATURASI KESİLMESİNİ TALEP ETMİŞTİR.
Davalı/borçlu şirket geç ve eksik ödemelerinin olduğunu kabul etmiş ve bizzat kendisi Proje Müdür Yardımcısı olan ------ isimli çalışandan gelen 01.02.2024 tarihli mail ile vade farkı faturası kesilmesini talep etmiştir. BU NOKTADA DAVALI BORÇLUNUN VADE FARKI FATURASI KESİLMESİNİ TALEP ETMESİ BORCU İKRAR NİTELİĞİNDE OLUP, İCRA TAKİBİNE İTİRAZININ KÖTÜ NİYETLİ OLDUĞUNU AÇIK ŞEKİLDE ORTAYA KOYMAKTADIR.Davalı borçlunun vade farkı faturası kesilmesini talep etmesi üzerine tarafların anlaşması doğrultusunda ödemesi gecikmiş ------ nolu faturalara ilişkin 12.02.2024 tarihli, 387.467,26 TL tutarlı vade farkı faturası da kesilerek davalı/borçlu şirkete gönderilmiştir. (EK-3 Vade farkı faturası ve bu faturaya ilişkin taraflar arasındaki mailler)
4- YAPILAN TÜM UYARILARA VE GÖRÜŞMELERE RAĞMEN BORCUN ÖDENMEMESİ ÜZERİNE MÜVEKKİL TARAFINDAN DAVALI/BORÇLU ŞİRKET ALEYHİNE İCRA TAKİBİ BAŞLATILMIŞTIR. Müvekkil şirket, davalı/borçlu şirket yetkilileri ile defalarca kez iletişime geçmiş, fakat borçlu şirket yetkilileri, uzun bir süre boyunca müvekkil şirketi oyalayarak borcun kısa sürede ödeneceği taahhüdünde bulunmuşlardır. Müvekkil şirket de bu beyanlara itimat ederek alacaklarına kavuşmak amacıyla borçlu şirketin iyi niyetine güvenmiş ve hukuki süreç başlatmak yerine uzun bir süre beklemeyi tercih etmiştir. Ancak, tüm bu iyi niyetli yaklaşım ve sabırlı bekleyişe rağmen, borçlu şirket yetkililerinin söz konusu borcu ödeme niyetinde olmadığı ve bu taahhütlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkması üzerine ---- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası ile davalı/borçlu ------ Merkezi aleyhinde fatura alacaklarına ve cari hesap alacağına dayanılarak, genel haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.
Ancak davalı/borçlu şirket, hiçbir gerekçe göstermeksizin, yalnızca süreci uzatmak amacıyla, haksız ve mesnetsiz olarak takibe, borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurmuştur.
5- TARAFLAR ARASINDAKİ ARABULUCULUK GÖRÜŞMESİ ANLAŞAMAMA OLARAK SONLANMIŞTIR.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesine göre, alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalardan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu nedenle davalı/borçlu şirketin itiraz ederek takibi durdurması üzerine tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve ----- Arabuluculuk Bürosu'nun ------ sayılı dosyasından yapılan müzakere neticesinde anlaşma sağlanamamıştır. Arabuluculuk son tutanağı dava dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. (EK-4)
6- DAVALI/BORÇLU ŞİRKET ALEYHİNE İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNİ SAYGILARIMIZLA ARZ VE TALEP EDERİZ.
Davalının itirazları haksız ve dayanaksız olup, yalnızca müvekkil şirketin alacağını tahsil etme sürecini geciktirme amacını taşımaktadır. Alacak, likit ve kesin nitelikte olup, davalının kötü niyetle ileri sürdüğü bu itiraz neticesinde icra takibi duraksamış, müvekkil ciddi bir mağduriyete uğramıştır. Bu nedenlerle, alacağın tahsilinin gereksiz yere engellenmesi sebebiyle davalıdan, alacak miktarının en az %20’si oranında inkar tazminatına hükmedilmesini talep ediyoruz.

7- İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR.
Tarafımızdan internet üzerinden haricen yapılan araştırmalarda, davalı şirketin maddi buhran içerisinde olduğu, birçok çalışanına dahi maaşlarını aylarca ödemediği fark edilmiştir. Buna ilişkin birkaç güncel haber işbu dava dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize sunulmaktadır. (EK-5) Yargılama sonucunda müvekkilin haklı çıkması halinde müvekkilin alacaklarına kavuşup kavuşmayacağı belirsizdir. Davalının malvarlığının herhangi bir sebeple yok olabileceği veya değer kaybına uğrayabileceği hususu, müvekkil şirketin alacaklarının tahsil edilememesi riskini doğurmakta, bu da müvekkil şirketin mağduriyetine yol açmaktadır. Bu nedenle Sayın Mahkemenizden, müvekkil şirketin alacaklarının güvence altına alınması amacıyla, dava konusu alacağa ilişkin teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ediyoruz. Bununla birlikte, eğer mahkemeniz teminatsız ihtiyati haciz talebimizi uygun görmezse, asgari teminatla sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmekteyiz.Netice itibariyle, müvekkil şirketin fatura ve cari hesap alacağı mevcut ve likit olup, davalının itirazı haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Müvekkil şirketin alacaklarını gecikmeksizin tahsil etmesini engelleyen bu itirazın iptal edilmesi gerektiği izahtan varestedir. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ve alacağın tahsilini gereksiz yere engellemesi nedeniyle davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.
................
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve resen belirlenecek sebeplerle; öncelikle ihtiyati haciz talebimizin teminatsız olarak kabulüne; davalının -------İcra Müdürlüğünün -------Sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU Huzurdaki davaya ilişkin cevaplarımızın, itirazlarımızın ve delillerimizin ibrazı ile davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil ------ kurulduğu 1965 yılından bugüne büyük ölçekli genel müteahhitlik projeleri, metro ve raylı sistemleri, köprüler, viyadükler, kat otoparkları, turizm tesisleri, konutlar ve entegre endüstri tesisleri projelerinin yapımı yanında ülkemizde ve yurtdışında bayındırlık hizmetlerinde önemli görevler üstlenerek ve bu görevleri başarı ile tamamlayarak inşaat sektörüne evrensel boyutta katkı sağlamakta olup inşaat sektöründe ciddi bir saygınlığı olan ----- dergisi tarafından her yıl yayımlanan "Dünyanın En Büyük 250 Müteahhidi" listesinde 1998 yılından beri yer alarak gurur kaynağı olmaktadır. 
2. Davacı ------ ("Davacı") tarafından Müvekkil'e karşı ikame edilen huzurdaki davada;
• Davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşme doğrultusunda davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği,
• Davalının hakediş raporlarını onayladığı ve davacı tarafından 4.474.477,51 TL tutarında 8 adet fatura kesilerek davalıya gönderildiği,
• Davalının şirketin dava tarihi itibariyle toplam 2.409.349,83 TL ödeme yaptığı, ifade edilerek itirazın iptali ile takibin devamına, takip alacağına ilişkin davalının mallarının teminatsız veya asgari teminat üzerinden ihtiyaten haczine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
3. Öncelikle ve önemle belirtmek isteriz ki; Davacı, icra takibinin dayanağı faturaya itiraz edilmemesi üzerine icra takibi başlatmış ve ödeme emrine itiraz edilmesi akabinde huzurdaki davayı ikame etmiştir. Bu sebeple, haksız ve hukuki mesnetten yoksun iddialar ile ikame edilen huzurdaki davaya karşı cevaplarımız aşağıda Sayın Mahkemenizin bilgi ve dikkatine sunulmaktadır.
A. DAVA DİLEKÇESİNDE BELİRTİLEN HARCA ESAS DEĞER TUTARINA GÖRE YARGILAMA HARÇLARI EKSİK ÖDENMİŞTİR
4. Davacı taraf dava dilekçesinde harca esas değeri 2.464.966,94 TL olarak belirtmiş olmasına rağmen 29.770,65 TL eksik harç ikmal ederek huzurdaki davayı ikame etmiştir.
5. Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca "Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. " Bu halde uyuşmazlığa esas değer baz alındığında 42.095,48 TL peşin harç ikmal edilmelidir. Ancak, yatırılan peşin harcın karşılığı alacak bedeli dava değerine göre ikmal edilmesi gereken harcın altında kalmakta olup Davacı tarafından eksik harç yatırılmak suretiyle huzurdaki davanın ikame edildiği açıktır.
6. Bu bakımdan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesi uyarınca eksik harcın tamamlanması için Davacı'ya ihtarat yapılarak kesin süre verilmesine ve bu süre içerisinde Davacı tarafından harcın ikmal edilmemesi hâlinde, huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir.

B. DAVACI TARAF DAVASINI İSPAT EDEMEDİĞİNDEN HUZURDAKİ DAVANIN ESASTAN REDDİ GEREKMEKTEDİR
7. Bilindiği üzere, faturanın düzenlenip karşı tarafa gönderilmesi ve karşı tarafın bu faturanın içeriğine itiraz etmemiş olması alacak hakkı doğurmayıp karşı tarafı borç altına sokmak için yeterli olmayacaktır.
8. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının yalnızca fatura içeriğini kabul anlamına geleceği ve fakat fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunun mal veya hizmeti temin ettiğini iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiği yönündedir.
9. Bu doğrultuda, faturaya sekiz (8) gün içinde itiraz edilmemiş olması faturaya konu ma l veya hizmetin alındığını ortaya koymak adına tek başına yeterli değildir. Bu nedenle faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle faturaya alacak iddiasını ispat ettiği düşünülemez. Nitekim Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2017 tarih ve ------. sayılı ilamında bu husus,
"...faturanın içeriğinin 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesinin doğacağını, yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun, malın teslim edildiğinin kabulü anlamı taşımayacağını, işin yapılmış, malın teslim edilmiş olduğunun kanıtlanması gerektiğini, bu nedenle faturadaki hizmetlerin verildiğinin davacı tarafından kanıtlanmasının gerektiğini..." şeklinde belirtilmiştir.
10. Öte yandan, Davacı taraf dava dilekçesinde davaya konu faturalara ilişkin ürünlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğine dair herhangi bir açıklama yapmamış olup dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin fatura konusu mal veya hizmetin sağlandığının ispatına dair delil niteliğini haiz olmadığı açıktır. Bu doğrultuda, Davacı'nın icra takibinde dayanmadığı delilleri huzurdaki dava bakımından ispat aracı olarak ileri süremeyeceği de göz önünde bulundurularak yukarıdaki açıklamalarımız kapsamında ispat edilememiş olan huzurdaki davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir.
C. DAVACI TARAFINDAN USULE VE YASAYA AYKIRI OLACAK ŞEKİLDE VADE FARKI BEDELİ TALEP EDİLMEKTEDİR
11. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve hukuk daireleri arasındaki görüş birliği, vade farkının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasındaki bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiği yönündedir. Söz konusu iki durum dışında ise vade farkının talep edilebilmesi mümkün değ ildir
12. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ------ sayılı kararında;
"taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura kapsamının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının diğer tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği..."denilmek suretiyle; faturanın sözleşme olmadığını, faturaya itiraz edilmemesinin faturayı taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme haline getirmeyeceğini ortaya koymakta olup somut olayda taraflar arasında vade farkının talep edilebilmesine ilişkin bir sözleşmenin mevcut olmadığı veya vade farkı uygulamasının, taraflar arasında sürekli uygulama şeklini almadığı/benimsenmediği Sayın Mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde ortaya çıkacaktır.
13. Bu sebeple, huzurdaki dava sadece takip konusu yapılan faturalara süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine ikame edilmiştir ki beyanlarımızın aksini ispat edecek herhangi bir belge dosyada bulunmamaktadır. Bu kapsamda, Davacı'nın vade farkı talep etmesi taraflar arasındaki esas alacağın varlığı bir yana hukuka ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırıdır.
D. DAVACI TARAFINDAN TAKİP ÖNCESİ İŞLEMİŞ FAİZ TALEP EDİLMESİ HUKUKA AYKIRIDIR
14. Türk Borçlar Kanunu' nun ("TBK") 117. maddesi uyarınca,
"Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur."denilmekle belirli vadeli işlemlerde vadenin gelmesiyle, belirli vadenin bulunmaması halinde alacaklının ihtarı ile temerrüdün gerçekleşeceği ortaya konulmuş; bu durumun istisnası olarak taraflar arasında kesin vadenin kararlaştırılmış olması gerektiği belirtilmiştir.
15. Huzurdaki davada, dava konusu alacağa ilişkin kesin veya belirli vadenin bulunduğuna yönelik taraflar arasında herhangi bir belge bulunmamaktadır. Faturanın yalnızca tebliğ edilmiş olması borçlunun temerrüde düşürülmesi bakımın yeterli değildir.
16. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, faturanın tebliğ edilmiş olması, borçlunun temerrüde düşürülmesi açısından ihtar yerine geçmemekte olup Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 19.03.2014 tarih ve------. sayılı kararında; "Salt fatura düzenlenmesi temerrüde esas olarak kabul edilemez. Davacı bakiye alacağın ödenmesi için dava tarihinden önce miktar belirterek ihtar çekip davalıyı usulen temerrüde düşürmediğinden fatura tarihinden takip tarihine kadar geçen süre için hesaplanan işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır. "
denilmektedir. Davacının iddialarının aksine, Müvekkil'in temerrüde düşürülmediği dosya kapsamında sabit olup taraflar arasında belirlenen bir kesin vadenin varlığı da söz konusu değildir. Hal böyleyken Davacı tarafından takip öncesi döneme ilişkin faiz işletilmesi ve talep edilmesi açıkça hukuka aykırıdır.
17. Bu kapsamda, Davacı'nın dava konusu alacağını ispat edemediğini yinelemek kaydıyla, Davacı'nın hukuka aykırı şekilde takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep etmesi nedeniyle de Müvekkil tarafından icra takibine itiraz etmek gerekmiştir.
E. DAVA KONUSU ALACAĞIN İSPATI BAKIMINDAN İSPATA YARAR HİÇBİR BELGE DOSYA KAPSAMINDA SUNULAMAMIŞ OLUP BU KAPSAMDA DAVACI TARAFINDAN YAKLAŞIK İSPAT KOŞULU YERİNE GETİRİLEMEMİŞTİR. ŞARTLARI GERÇEKLEŞMEYEN İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR
18. Sayın Mahkemeniz huzurunda görülmekte olan davada; faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan bahisle, Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 21/2. maddesine atıfla faturaya ilişkin aksi ispat edilebilen bir karineye dayanılmaktadır. Ancak, faturaya ilişkin söz konusu kanuni karinenin uygulanabilmesi için tüm şartların gerçekleşmediği açıktır. Müvekkil Şirket tarafından faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş olması fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığını göstermeyecektir.
19. Davacı Şirket tarafından faturaya itiraz edilmemesi ve aksi ispat edilebilen bir faturaya dayanılarak huzurdaki davayı açtığı ortadadır. Bu kapsamda, Davacı Şirket tarafından yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmeden ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu ve bu sebeple bu talebin reddine karar verilmesi gerektiği açıktır.
20. Kaldı ki, Davacı taraf dava dilekçesinde Müvekkil'in maddi buhran içerisinde olduğunu iddia ederek ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu belirtmişse de, Davacı'nın işbu iddiası tamamen asılsız olup Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı'na ait Merkezi Sicil Kayıt Sistemi ("Mersis") üzerinden Müvekkil'in unvanı ile "Firma Sorgulama" alanından yapılan sorgulamada, Müvekkil'in faaliyet durumunun "Aktif' olduğu görülmektedir.
21. Yukarıdaki açıklamalarımız kapsamında; Davacı Şirket'in ihtiyati haciz talebinin maddi gerçeklikle bağdaşmayacak iddialarla talep edilmesi ve yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemesi nedeniyle yasa ve usule aykırı olduğu sabittir. Bu kapsamda Davacı'nın hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir.
F. HUZURDAKİ DAVADA İCRA İNKÂR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR OLUŞMAMIŞTIR
22. Davacı tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli açılan işbu dava ile Müvekkil aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesi;
"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. " hükmünü amirdir.
23. Yukarıdaki İİK maddesi ile sabit olduğu üzere icra inkâr tazminatı, alacağın likit olduğu ve itirazın kötü niyetli şekilde yapıldığının sabit olduğu hâllerde söz konusu olabilecektir. Fakat, takip konusu alacak ve bu alacağın muacceliyeti de huzurda yargılamayı gerektirmekte olup Müvekkil tarafından Davacı'ya ödemeler yapıldığı dava dilekçesiyle ortadadır. Somut durum itibariyle, Sayın Mahkemeniz tarafından gerçekleştirilecek tahkikat neticesinde maddi gerçeklik ortaya çıkabilecektir. Bu doğrultuda, alacağın likit olduğundan ve dava konusu icra takibi kapsamında tanzim edilen ödeme emrine ve ödeme emrindeki hukuka aykırı işleyen faize itiraz etmekte Müvekkil'in kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyecek olup Davacı'nın yasa ve usule aykırı icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir.
................
SONUÇ VE TALEP Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle, tüm
itirazlarımız baki kalmak kaydıyla;
1) Haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edilen huzurdaki davanın tüm talepler yönünden reddine,
2) Şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine,..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
DELİLLER:
---. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası, taraf şirketlere ait ticaret sicil kayıtları.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ----. İcra Müdürlüğünün------ Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından sunulan 22.07.2025 ve 24.07ç2025 tarihli beyan dilekçeleri ile alacak davasına konu borcun taraflarına ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, davalı taraftan vekalet ücreti, yargılama gideri, arabuluculuk ücreti taleplerinin bulunmadığı belirtilerek konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından sunulan 23.07.2025 tarihli beyan dilekçesi ile huzurdaki dava konusu uyuşmazlık hakkında davacı taraf ile sulh olunduğu, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı, teminatın iadesine muvafakatlerinin bulunduğu belirtilerek konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Dosya kapsamı itibariyle yapılan incelemede; davacı vekilinin vaki beyanlarına göre taleple bağlılık ilkesi de gözetildiğinde uyuşmazlığın taraflarca sulh ve ödeme yoluyla çözüldüğü anlaşılmış ve buna göre davanın konusuz kaldığı tespit edilerek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre; 323. maddesinde sayılan ve hazineyi ilgilendiren yargılama giderleri ile yargılama sırasında yapılan yargılama giderleri tarafların beyan dikkate alınarak taraflar üzerinde bırakılmasına, taraflar lehine/aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davanın sulhe bağlı olarak çözümlenmiş olması nedeniyle davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 29.770,65 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 29.155,25 TL karar ve ilam harcının kararın kesinleşmesi ile birlikte davacı tarafa iadesine,
3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Taraf vekilleri lehine talep olmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına )Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.